Güm güm kalbim

Dağlar, tepeler, zorlu geçitler

Durduramazdı sevdiceğim

Bir senin iç çekişin!

 

Kıskançlıklar, nefret saçan sözler

Kuş tüyü gibi değer geçerdi

Bir senin kedi sevişin!

 

Gümbür gümbür çınlayan küfürler

Kırkayak tıkırtısı

Bir senin sessiz tiradın!

 

Ezcümle varlığın sevdiceğim.

Baktırırdı aynaya

Bir benim güm güm kalbim!

 

SA

 

02.11.03

 

**

 

Dünya denen

Derme çatma kulübe

Ne hoş gelir aşık olana.

Kötüsü uyanmaktır rüyadan

Üstüne üstüne gelir

Ne ahlaksızlığı kalır

Ne bencilliği

Sevdiğin olur ucube!

 

Sa

22.11.03

 

 

 

***

 Sanki ağır ağır zehirleniyorum

Boş evimde gizli bir katil

Arsenik katıyor damarlarıma

Ya da bir virüs bulaştı kanıma

Ne zaman bulurlar

Ölürsem uykumda

Hiç dert değil gerçi

Ben hafif bir alanda olacağım

Ayağımdaki prangalardan azade

Uçuyor, uçuyor olacağım.

 Sa

12.12.03

 

Nereye gidiyoruz zaman erirken?

Karışık şeyler, zihni bulandıran

çekiştirdikçe elinde uzar

dilinde ekşimsi bir tat

Nedir bütün bu olanlar?

 

Nereye gidiyoruz, zaman erirken

çikolatalı dondurma tadıyla

Geniş, çok geniş delikler

dün gece düştüm içeri birinden!

 

Pek manalıydı, yavaşlatılmış

uzun bir öpüşme duygusu

karışırken geniş zamana

topladı birden kendini

 

Liflerinin arasında kalakaldım

hızlandırılmış güne merhaba!

yine çırpılacağım yine

muzlu süt kıvamında!

 

SA

 

22.10.03

**

Kaybederken kazandıran

müsabakalar, bayramlar

seçmediğimi öldüren bir düzen bu

Dünyasal olanın türküsü

 

Seçim yapamazken, pausta bekleten

Ne yok eden, ne var eden

Sonunda verince kararı

bir ölü, bir yeni doğan

 

Üflerim canı, kuvvetli bir

üflemedir beklediği

Hücrelerine yaradılışın özü dolar

hem de dikelir ayağa kalkar.

 

Sonra veririm geriye

Kara toprağın bağrına eskiyi

Artık tercih etmediğimi

Her atığın bir sahibi vardır diye.

 

Her gün, her an yaparım ben bunu

Her seçim tanrılık bir iş

Asla yanlış yapamayacağın

İnatla doğruya doğru!

 

SA

 

29.10.03

 

**

 

Simetriktir insanoğlu

İki ucundan katlasan

bazı minik çıkıntılar kalır

Gerisi havayla cıva!

 

SA

31.10.03

<

p style=”margin: 0cm 0cm 0pt;”>

 

 

 

<

p style=”margin: 0cm 0cm 0pt;”>

 

 

<

p style=”margin: 0cm 0cm 0pt;”> 

<

p style=”margin: 0cm 0cm 0pt;”> 

 

 

Öyle Bir Yer olsun ki…

Öyle bir yer olsun ki yaşadığım yer;

Göz alabildiğine yeşil ve mavi

Kelebekler de tabii, gökkuşağı renginde

Vücudum bana ağır gelmesin,

Sürüklemeyeyim onu ardımdan.

Her neyi beğenirsem ona

Konukluk edeyim bir süre

Bazen bir ağaca, bir tavşana

Ya da bir adamın içine

Taşınayım.

Oh ne güzel dünya

Kira yok, kontrat yok.

 

Aşk olsun yine yapıştırıcımız

Dirimin sevinci, annemin şefkati

Çocuklar hepimizin olsun

Binalarımız büyülü taştan

Kendiliğinden ışıyan.

Vivaldi çalsın, ya da Shopen

Yumuşak bulutlardan dökülsün mısralar

Yağmur gibi ıslatsın ruhumuzu

İçimizden çiçekler fışkırsın

Dokunarak, koklaşarak ve öpüşerek

İletişim kuralım, bizden önce

Renklerimiz erişsin gideceğimiz yere.

 

Dallarda rengarenk kokulu meyveler

Yalnızca istediğimiz işleri yapalım

Yakınlaşan yıldızları seyredelim

Jüpitere gidelim, yıllık iznimizde

Zaman öyle yavaşlamış olsun ki

Biz hiç fark etmeyelim eskiyeni

Geceleri bahçede ateş yakıp sevişelim

Midelerimiz küçülsün, yemek için

Meyveler yetsin, tükenmeyen

Dallarında.

Bir daha ASLA biriktirmek

Zorunda kalmayalım.

 

Can kulağı ile dinleyelim

Bilgelerimizi, söyleşelim nazikçe

dokunalım ruhlarımıza

En nadide mücevhermiş gibi.

Birleşik olmanın hazzına varalım

Amacımız vermek olsun

Daha çok verebilmek için seyyah olalım

Evrende, ihtiyacı olan yerler bulalım.

Kahkahalar ve cıvıltılar içinde

Yaşam sonsuzca uzatılmış

Kendini verme duygusu

Coşkulu ve dingin bir orgazm olsun.

 

 Sa

 

02.03.04

 

 ***

 

Uçacağız kuş sürüleri gibi

Rüzgar yanağımızda olacak

Konacağız denizin üzerine

Islağı ayağımızda

 

Gökkubbe yaklaşmış, rengarenk

Hafif jöle kıvamında

İstersek dokunacak, istersek

Yıkanacağız içinde.

Kiminin şiirleri, kiminin şarkıları

Duyulacak yağmur çiselerken

Vecd içinde dinleyeceğiz kendimiz olanı

Eksik bir parçamız olmayacak artık

Tam ve bütün olacağız

Her şeyimizle.

 

Bulutlardan resimler, heykeller

Yapma sırası bekleyeceğiz

Her gün başka bir gök yüzü

Seyredeceğiz.

Midyeler, şeytan minareleri toplayıp

Okyanusların müziğini dinleyeceğiz.

İstersek onlara taşınıp, bestenin

Kendi olacağız.

Öğretmenlerimizin izinde, yeni

Dünyalar yaratacağız sırf oyun olsun diye

Çalışıp çabalayacağız.

Eserlerimizi yarıştıracağız

Ve her zaman başkasının eserine

Aşık olacağız.

 

En güzeli de yunuslarla sohbet olacak

Bitmez tükenmez hikayeler anlatacaklar

İnsana ve aşka dair

Çok şey öğreneceğiz onlardan.

Dalgalardan heykeller oyacağız

Bu sebeple deniz de her yeni gün

Başka bir deniz olacak.

Kendimizi bir adak gibi sunacağız.

Kelimelerin keskinliğine kulak asmayacağız

Gönülden gönüle rengarenk bir

Musikiyle konuşacağız.

İçimizden geçen dışımızda

Ve anında vücud bulacağından

Ağaçları kesmeyeceğiz artık

Kağıtla işimiz kalmayacak.

İçimiz ve dışımız karışıp gidecek

Derin ummana.

 

 Sa

 

02.03.04

Perdesiz hayat

 

Göz yanılır, akıl şaşar

Benim anlamadığım

Nasıl kovulduk biz

Cennetten?

Hangi akla hizmet

Devirlerdir

Dön baba dönelim

Çığırmaktayız.

Perdesiz bir hayat

Genişte yat, darda yat

Kuytularda devran

Kanımda deveran.

Yüzerek geldim

Uçarak giderim.

Gerisin geri yaratana

Dönerim.

 

 

***

Hiç kar eder mi

zorlukta zorbalık?

Bırak aksın gitsin

dereler gibi

ananın ak sütü gibi

 

Hiç zor gelir mi

karanlıkta, kör olana?

Bırak olsun gitsin

yuvarlanıp giden

dere taşı gibi

 

Hiç azalır mı

paylaşmakla servetin?

Bırak saçılsın gitsin

Bereketli yağmurlar,

Derin nefesler gibi.

 

Bumerang misali

Aslına rücu etsin

Bırak bitsin gitsin.

 

SA

11.10.03

Göze aldım

Göze aldım

başı dumanlı dağlar gibi

tehlikeli, bir o kadar da cazibeli

yolundan

ileri daha daha ileri

yürümeyi!

 

Belki bir kasap gibi doğrarım

günleri

Ya da yün çileleri gibi

seçip seçip

sararım yumaklara

bulutları!

 

Gecenin ıssız derinliklerinden

altın tozları araklarım

dişleri azgın

sesi azap yeli

şeytanın

elinden!

 

Her adımda

biraz çarparak kalbim

çağırırım büyücü benliğimi

Yok faydası ecele

korkunun

Göze aldım zira

ileri daha daha ileri

yürümeyi

 

SA

07.10.03

 ***