Çıkış noktası

Bir savaşçı ya da gezgin shaman olmanın yolu bu dört maddede birleşmiştir, daha doğrusu bu ortak noktadan yola çıkarlar:
1.Anlaşma: Sözlerinizi özenle seçin kullandığınız sözcükler de kusursuz olun, ağzınızdan çıkan en küçük bir kelimeye dahi dikkat edin.
2.Anlaşma: Hiçbir şeyi kişisel algılamayın; bize söylene sözleri, yapılan edimleri kişisel almayın.
3.Anlaşma: Varsayımda bulunmayın. Olmuş ve olacaklar hakkında varsayımda bulunmak, yaşamayı engeller ve enerjiyi tüketir.
4.Anlaşma: Elinizden gelenin en iyisini yapın…
Don Miquel Ruiz


* Eğer bazı kişiler benim bu anlaşmadan haberim yok ama şifacıyım diyorlar ise ve gerçekten şifaya aracılık edebiliyorlarsa bu dört maddeyi zihnen bilmeseler de doğrudan bütünlükleri ile biliyor ve uyguluyorlardır, kendiliğinden biliş. Onların yaşamlarına bakın ve bu dört anlaşmayı nasıl uyguladıklarını görün.

Laniakea-Üst Dünya

Üst Dünya, ilham veren ve AKUA tarafından ilahi şekilde desteklenen bir yerdir (ya da konumdur). Akua ise “bütünüyle biçimlendirilmiş eylem halindeki düşünce, zeki bir enerji özü” anlamında kullanılmaktadır.
Shaman kaynaklarda bahsi geçen güç hayvanları burada bulunur, hepsi birçok rol ve form altında değişimin kişiselleşmiş güçleridir.

Bir güç hayvanı, Akua’nın hayvan formu olup, ruhsal bir oluştur ve size birçok rüya yolculuğunda rehberlik edebilir. Onları bulmak için çeşitli yollar önerilmiştir. Onlarla iyi arkadaş olun ve bahçenizi her ziyaret edişinizde Laniakea‘ya geçip güç hayvanınızla buluşun. Böylece KU’nuz bunu hoş bir alışkanlık olarak kaydedecektir.

*

Dün yani 19 ekim imiş (ben 17 sanıyordum) gün boyunca zaman çizgisinde bazı sallantılar oldu. Tıpkı Castaneda’nın aynı yaprağın düşüşünü üst üste bi kaç kez izlemesi gibi, bazı anlar tekrar etti! Özellikle internet kullanımı veya TV, tlf gibi araçlarda bariz oldu. Acaba böyle şeylere şahit olan var mı?
Günaydın sevgili frekanslar
Şimdi fark ettim ki,dünkü tarih zaten her şekilde özel bir numeroloji sunuyormuş: 19.10.2015 =19
matrixin kedisi durumu yaşandı mevcut gerçeklikte. Bunu onurlandırıp bildiğimiz her şeyi ve özellikle duygularla saklananları nötürleyelim bugün, bakalım revize edilmiş gerçeklik bize neler sunuyor?

Şifa işlemi

“Şifacılar gerçekte şifa vermezler.”
Onların yaptığı şey, ‘bedene geçici olarak dengelenmiş niteliklere sahip olma izni’ vermektir. Enerji çalışması yapanlarınız neden söz ettiğimi bilirler. Şifacılar şifalandırmazlar, denge bulmayı kolaylaştırırlar…
İŞİ YAPAN HASTANIN KENDİSİDİR…
Der Kryon. Benzer söylemleri artık bir çok yerde görebiliyoruz, aşinayız değil mi?
Şimdi bu katmanın bir altına bakalım pireshamanlar 🙂
Hastalık denilen şeyin kişinin kendini ifade yollarından biri hem de en acili olduğunu biliyoruz. O halde ister modern tıp ile isterse alternatif yollar, şifacılarca yaplan tüm dengeleme/şifalandırma teknikleri, çoğu kez o an için işe yarar, peki ya sonrası? Eğer hasta ismi verilen kişi kendini ifade edişinde bir değişiklik yapmadıysa, belirtilerin ya aynen ya da benzer şekilde geri dönmesi olağandır. Buradaki handikap hastanın kendini ifadesinin içeriğinden haberdar olmayışıdır. Mahir ellerde (3.farkındalık düzeyinde) bu ifadenin ne olduğu ortaya çıkarılırsa hasta muhtemelen onu değiştirmek istemez bile! Nasıl! İnsan hasta kalmak ister mi diyebiliriz ama inanın bana insanın her şeyden çok önemsediği şey “kendini ifade” edişini oluşturan inanç/kabuller bütünüdür ve bunu ölümü pahasına savunur, bilmeden yapar bunu ama iddia ediyorum ki bunu bilmesini sağlasanız bile çoğu kez onu değiştirmeyecektir. Hüzünlü bir insan olma paradoksudur bu.
Yıllardır yaptığım (danışanlar ve kendi üzerimde) çalışmalar, kalıcı dengeli hal/sağlık konumunun ancak 3.farkındalık düzeyinde (hem hasta hem de şifacı için) işlem yapılırsa başarıya ulaşma şansı olabileceğini gösteriyor.

İnsan Filtreleri

İnsani filtrelerimizin, mevcut düzenimizi korumak adına yapıldığını biliyor, anlayışla karşılıyoruz, bunlar müthiş kale duvarlarıdır 🙂 ve-lakin bunlarda bi delik açmadan farklı bir gerçekliğin inşa edilmesinin mümkün olmadığını da biliyoruz. İşte bilincimizin aumakua (yüksek benlik-Ben’im) bölümü, gerçek ebeveynimiz olarak bu çelişkiyi alt ediyor.
Öncelikle filtremize aykırı düşen herhangi bir beyanın ilkini uyanık bilincimizle (Lonomuzla) hiç görmüyor/duymuyoruz çünkü bu tohum aşaması. Belli bir süre sonra bu beyan ikinci kez -muhtemelen farklı bir yerden- geldiğinde bunu görüyor ve fltremize aykırı olmakla birlikte hafif bir tanıdıklık hissi duyarak onu lonomuzun karar verilecekler bölümünde incelemeye tabi tutmak üzere rafa kaldırıyoruz.
Zaman içinde bilinçli ya da bilinçsiz bu filtre delici duyum hakkında lehte aleyhte kanıt topluyoruz! Ve eğer bir gün gelir de lehte kanıt oranı çoğunluğa geçerse ani bir vahiy almış gibi o duyumu eski filtrenin yerine geçiriyoruz.
Tohumu atanı hatırlamıyoruz bile çünkü tohum yeşerip patlamadan önce yok sayılır.
*
Sonradan Amerikalılar ismini alacak olan istilacılar/fetihçilerin kızılderililere yaptıkları şeylerden (kolonizasyon) tam 500 yıl sonra bu kez gelecekten gelen bir gurup tarafından kolonize edilmeleri ve üstelik bu istilacıların adının “observer” gözlemci olmasının manidarlığı üzerine bir kitap yazılabilir. Ya da kısaca etme bulma dünyası denebilir ki normalde beşyüz yıldan fazla sürmeliydi bu ödeşme. Bir şeyler hızlanıyor.
“Gözlemciler”, Fringe yazarlarınca oldukça insanlaştırılmışlar ve tıpkı kendilerine benzetilmişler. Yeni bir şey hayal edebilmek hele barışçıl şeyler hayal edebilmek ya zor ya da para getirmiyor!
Bunun hakkında biraz düşün-elim.
Fringe in beşinci sezona geçerken bir kırılma yaşadığını düşünüyorum, planlanan observerlar ile ortaya çıkanlar arasında büyük çelişki var ve bunun sebebi diziyi öteye taşıyacak hayal yakıtının tükenmesi olabilir. Çare olarak ise eski numaraya (böl/yönet/silah sat) baş vurma seçimini yaptıklarını ve bu seçimin de tam tersine dizinin sonunu getirdiğini hissediyorum.
Aynı tür hayal yakıtı tükenişi Heroes, Flashforward, Terminatör Sarah Connor Cronicles, Lost gibi standart üstü yapımlarda ortaya çıktı maalesef. İnsanın yolculuğu böyle bir şey, önce olayın geçeceği alanı programlamak zorundasın yoksa 13.th floor daki gibi yolun /dünyanın bittiği yerde buluveriyorsun kendini.
İç rüyanın dışa yansıması süreci oldukça gizemli bir işlem. Birilerinin hayal etmesi gerekiyor bu kaçınılmaz. Birileri de hayal edilip projekte edilmiş olanları daha 3B’de gerçekleşmeden – ama başka frekansta oluşuma geçenleri- önce görebiliyor, medyumlar, vizyonerler gibi. Her şey kuantum dolanıklık alan/an’da oluyor. Biz ise hala çaresizce lineer anlamaya çalışıyoruz.
Bence kendi sınırlarını zorlayarak ellerinden geleni yapıyorlar tıpkı her birimiz gibi. Ve hepsine teşekkür borçluyuz. Bu konuları görselleştirebilmek başlı başına mucize.

Nefes Delikleri

Dünyada hemen her yerdeki siyasi yönetimler, ev kadınlarının oylarıyla kazanırlar. İster böyle somut bakın isterseniz soyut bakın fark etmez. Kadınlar çoğunlukla 2.ci farkındalık düzeyinde doğarlar. üç beş tane 3.cü ya da 4.cü farkındalık düzeyinde insan olması nesnel gerçekliği pek de etkilemez. İşte biraz nefes aldırır belki )))
Nefes delikleri de önemlidir bu arada, galaksiler için bile önemli. İsterseniz GO hocalarına sorun, nefes deliği yoksa ne kadar çok taşın olduğu, ne denli alanın olduğu aniden önemsizleşir çünkü hepsi ölür!
Nesnel gerçekliği büken 2.ci farkındalık düzeyindeki kadınlar, ve onların uygulayıcıları işçi arılar (çoğunlukla erkekler) ise 1.ci farkındalık düzeyindeki erkeklerdir; ama tabi istisnalar kaideyi bozmaz. Şurada biraz nüktedanlık yapıyoruz 🙂

Çıkarları için iş yapsalar da
Bilgisizler bırakın iş yapsınlar
Bilge onları uyarıp şaşırtmaz
Yapılan işleri gereksiz bulmaz.
Bhagavad Gita