2012’ye Astrolojik bakış

Tam bir değişimler devri yaşamaktayız. Sanki bütün taşlar yerinden oynamış durumda. Siyasi, ekonomik, dini, bilimsel alanlarda, şimdiye kadar kalıplar olarak gördüğümüz yapıların esnemekte, değişmekte, hatta dönüşmekte olduğunu hayretle izliyoruz. Bir zamanlar ütopya kabul edilen sınırsızlığa yöneliş, bilişim ve teknolojinin olağanüstü gelişimiyle gelinen nokta, hepimizi şoke ediyor. İster istemez… değişimleri kabulleniyor, özümsüyor, günlük hayatımızda kullanıyoruz. Adeta bir zihniyet devrimi yaşamaktayız. Tüm bunları birleştirdiğimizde, önemli bir dönüşüm ve yeniden yapılanma sürecine girmekte olduğumuzu anlıyor, yeni bir oluşuma doğru ilerlemekte olduğumuzu hissetmeye başlıyoruz

Neptün’ün Balık burcuna ilk girişi 4 Nisan 2011 tarihinde olmuştu. 5 Ağustos 2011 tarihinde tekrar Kova burcuna gerileyen Neptün, 3 Şubat 2012 tarihinde Balık burcuna geçiş yapacak ve 2025 yılına kadar bu burçta ilerleyecek.

Modern dönem astrologlarına göre Neptün, Balık burcunun yöneticisidir. Bir gezegen yönettiği burçta olduğunda, bu burcun özelliklerini güçlü ve doğru bir biçimde ortaya çıkartacak demektir. Gönüllü özveri, evrensel sevgi ve kardeşliği vurgulayan Balık burcunun özellikleri, Neptün’ün bu burçta olmasıyla, belirgin bir biçimde hissedilecek. Balık burcu, hayal dünyasının uçsuz bucaksız evrenini temsil eder. Neptün’ün bu burçta olması, 2012-2025 yılları arasında, insanlığı yepyeni dünyalara açacak.

Neptün’ün Balık burcuna son dört kez girişine baktığımızda insanların o dönemin kurulu düzenine karşı çıkışını görürüz. Dolayısıyla 2012’de karşımıza dini ve siyasi inanış sistemleri çıkacaktır. Eski ve modası geçmiş uygulamalar artık yeni idealler ve durumlarla değişecek.

Neptün’ün Balık burcuna geçişi, 24 Haziran tarihinden itibaren kesinleşecek Uranüs-Plüton arasındaki açısal irtibatlar, yeni bir bilinç seviyesine yükseleceğimiz bu önemli geçiş sürecinde, dünya kadınlarının önemli bir rol üstleneceklerini, bu geçiş sürecine öncülük edeceklerini göstermektedir.

Devamı için:

http://onerdoser.com/Y70_1_2012-yilina-astrolojik-bakis-1.html

Yeni dünyada olmasını istediklerimiz(2)

Son durum şöyle oldu:
Aşağıdaki “Yeni dünyada olmasını istediklerimiz” başlığındaki liste, kamuya açık mekanlarda tamamen farklı kişilerce oluşturulmuştur. Siz de hemen yakında geçmekte olduğumuz YENİ DÜNYA’da olmasını istediğiniz herhangi birşeyi (öncekilerle çelişmeyen ve dilbilgisi anlamında olumsuzlama içermeyen, şimdiki zaman kipiyle) hemen ekleyin, dünyamız sizinle daha zengin olacak.

Not: Burada yapmaya çalıştığımız entellektüalizmden tamamen uzak, içinde olmayı safça arzu ettiğimiz durumların art arda sıralanmasıdır sadece. Okurların da bu niyetimizi aynı basitlikle algılayacaklarını umarız. Bu girişimin iki esas amacı vardı; Birincisi, insanlara lisan gereği olumsuzlama yapmaksızın en çok istediği şeyi söyleme pratiği kazandırmak. İkincisi, kendi isteğinin başkalarının oluşturduğu istekler arasında yer aldığının farkında olmak.

1.Kuşlar gibi aracısız uçmak istiyoruz

  1. Hem gerçek hem de metaforik anlamları ile duvarlardan rahatça geçebilmek istiyoruz.

  2. Telepatik iletişim güçlensin ve birincil iletişim halini alsın.

  3. Sezgi gücümüz ve onu kaale alışımız artsın.

  4. Gücünün ve onun gerektirdiği sorumluluğun farkında olan kadınlar çoğalsın.

  5. Çocuklar hepimizin olsun.

  6. Dünyadaki tüm insanları Yeni Dünya’ya dahil edebilmek için, ucuz, bol, doğayla uyumlu yeni enerji kaynakları keşfedilsin ve insanlığın tümünün kullanımına sunulsun.

  7. Ölüm, şimdiki gibi tercihlidir; ancak Yeni dünya insanı bunun bilincinde olsun.

  8. Yeni Dünya’da insanlar yaşamda kaldıkları süre içinde hep sağlıklıdır, hücre yenilenmesi hiç ara vermeden sürer, hep genç kalırlar.

10.Yaşlanmak isteyen için izin verilmiştir.

  1. Yeni Dünya’da dualite işlevsel olarak kullanılır, tüm insanlar bunun bir mekanizma olduğunun bilincindedir.

  2. Dünyayı ve evreni paylaştığımız, insan dışındaki tüm varlıklarla da kendimizi BİR tutuyoruz, varolma haklarına saygılıyız, onlarla eşit düzeyde iletişim kurmayı kabul ediyor, herşeyin özündeki zeki enerjiyle rahatça ve bilinçli olarak iletişim kuruyoruz.

  3. Barış, aşk, sevgi, kardeşlik ve yaşama saygı olsun. Düşünceleri ifade etmeye saygı olsun. Doğal yaşam korunsun.

  4. Yeni Dünya’da matematik, oyunun işlevsel bir parçası olarak ilgi ve sevgi görecek şekilde konumlansın.

  5. Eğitim sistemi toptan değişiyor.Ansiklopedik ve dogmatik , ezbere dayalı eğitimin yerine, çocukların özgürce kendilerini gerçekleştirebilecekleri ve yaratma güçlerininin önünü açacak koşullar temin ediliyor.Yani müfredat, çocukların katılımı ile oluşturulup, öncelikle uygulamaya konuluyor.

  6. Yeni dünya’da insanlar hem kendilerinden vazgeçmedikleri için hem de dünyanın kaynakları açısından diğer varlıklara saygılı olduklarından, çocuk yapma konusunu hassasiyetle düşünürler.

17.Uzayda kot ve t-shirt le gezebilelim,nefes almak sorun olmasın, ışınlanmak sureti ile jüpiterin yörüngesinde sevdiğimizle bi şampanya içebilelim.

  1. Kurt kuzuyla gezer olsun.

  2. Tüm insanlar “İnsan-i Kâmil” olsun.

  3. Bütün insanlar Cennet ve Cehennemi halen yaşamakta olduklarını bilir, güven içinde yaşarlar.

  4. İnsanlar çift cinsiyeti kapsayacak şekilde doğarlar, hayatları süresince tercihleri gereğince, istedikleri her an potansiyellerinden birini ya da diğerini kullanırlar. Böylece bir insan; bir çocuğunun babası diğer çocuğunun annesi durumunda olabilir.

  5. Yeni Dünya’daki insanlar, tüm potansiyellerini sonuna kadar kullanırlar ve ancak ondan sonra yeni bir çıkış elzem olduğunda bir çocuğun doğması için ortak karar verirler.

  6. Yağmur hep güzel yağsın. Herkes istediği lezzeti tadabilsin. Kahvaltılar açık büfe olsun. İsteyen istediği yerde yaşasın.

  7. yeni dünyada içimiz dışımız bir olacak.Herkes kendinde varolan tüm kapasiteyi bilecek ve bunu maksimum kullanacak.

  8. Yeni Dünyada maddi ve manevi refah olacak, herkes en sevdiği işi yapacak, dinlenme hakkı isteyene tanınacak, herkes topluluktaki diğer kişilerin mutluluğunu hedef aldığından, huzur ve sevinç en yüksek duygulanımlar olacktır.

26.İnsanlar rüyalarını kaydedip daha sonra seyredebilsin. Hatta bu rüyaları isteyen başka insanlara seyretmesi için sinema benzeri yerlere versin. Gidip başkalarının rüyalarınıda seyredelim. Oscarlar en iyi rüyalara verilsin.

27.Yeni dünyada, birlikte var olabilmenin büyüsünü kavrayabilen,sevgi içinde var olmasını bilen insanlar olsun…

  1. İnsanlar “aklı eren” olsun.İdrâk ettiklerini tatbik edebilenler olsun.

  2. Yeni Dünya’da kişisel ve toplumsal aidiyet duygusu ve sahiplenme güdüsü yer bulmaz, bu insanlar evrendeki tüm varlıklarla katılım ve iletişim içindeolduklarını bilirler.

  3. Bu listede yazdığımız özellikler halen yaşamakta olduğumuz dünyada, değişik düzeylere yayılmış olarak vardı ve var. Yeni Dünya insanı, mevcudiyetini bu listede yer almayan bir çok alt katmana borçlu olduğunun bilincindedir. Alt katmanların kendi olgunlaşma süreçlerini en ideal ve rahat ortamlarda geçirmesi için gereken yapmakta tereddüt etmez.

Tekamül/bilinçlenme döngüsünün bir süreç olduğunu bilir, bu sebeple elma ile armutu eşitlemeye çalışmaz.

31.Gündelik yaşamda kullanacağımız bazı bilgi ve uygulama yöntemleri için birebir efor ve zaman harcanması gerekli değil.Örneğin; araba kullanmak, bilgisayar kullanmak yada yemek yapmayı öğrenmek için, herkesin kolaylıkla ulaşabileceği yükleme cd leri olacak..Hemen birkaç dakika içinde bu bilgileri kendimize “load” edebileceğiz.Böylelikle zaman ve enerjiden

tasarruf edebileceğiz. Söz konusu bilgilerin halen bildiğimiz yöntemle yapılmasını daha zevkli bulanlar için de bir engel yok.

  1. Herkesin birbirini takdir ettiği ve onurlandırdığı bu sistemde, “mutlu” bir isim değil mutluluğun kendisi oldugunu bilir..

  2. Yeni Dünya’da hakim seviye samimiyet olduğundan, kullandığımız lisan (telapatik iletişim haricinde gerektiğinde)yeniden gözden geçirilir, tüm insanlar kelimenin büyüsünün farkındadır. Bu sebeple çocuğa isim vermek büyük onur/sorumluluktur. (bu ritüelin gereği ve açılımı bilahare yapılmalı.)

34.yeni dünyada, insanlar duygularının farkında olsunlar ama duyguları OLmadıklarını da bilsinler isterim..istekler arzular umutlar elbette harika ama “akalım bakalım” anlayışı, onlara tutunmadan da yaşamayı mümkün kılar.

  1. Sağlık, yaşlılık, ölüm ve savaş gibi çok sayıda istihdam sağlayan sektörler olmayacağından, sanata ve oyuna yönelik iş alanları artacak, yerleşim birimleri ikiyüzbin kişiyi geçmeyen doğayla uyumlu yerler olacak.

  2. insanlar,yaşam alanlarında, birbirlerinden enerjisel olarak beslenmek yerine kendi enerjilerini doğayla karsilikli alip verme bicimine donusturmektedir.

Böylece,sahip oldukları doganin enerjisini alma, depolama, dönüstürme ve geri verme bilgisi ile kurdukları ilişkiler de dahil olmak üzere, tüm üretim modellerini değiştirmişlerdir.

Örneğin;daha az yemek yemek, daha çok enerji biriktirmek,bu enerji ile mesafeler arasında araçsız hareket etmek mümkündür.

  1. Yeni Dünya’da insanlar, AN’da gerekeni yaparlar, acımasızdırlar (kendine acımanın tersi olarak), bu sebeple pişmanlık duymaz, şikayet etmezler. Sadece gerekeni yaparlar (bir dağ aslanı gibi örneğin).

  2. Binlerce yıllık insanlık öyküsünde ve hatta çok daha eskilerde yaşanmış ve kollektif bilinç havuzuna atılmış tüm bilgilere, ihtiyaç duyduğumuz an ve “bilinçli” bir şekilde ulaşabileceğiz.Bu , tüm insanlığın kullanımına açık çok büyük bir kütüphane gibi iş görecek..

39.Ağızdan çıkan sözleri, bir kelime işlemci programına yazı olarak aktaran teknolojik gelişmeler. Kafamızda oluşturduğumuz imajı, resimi, vizyonu, vs görüntü olarak aktaran cihazlar olsun.

40.Ne hissettiğimiz bilinsin, karşımızdakileri de biz bilelim..auraları görelim, bedenin ötesindeki enerjiyi görelim

  1. Aracı kavramları kaldıralım, nihai hedefimizi istemeyi öğrenelim.

  2. Yeni dünyada geçmiş ve gelecek şimdi’nin içinde olacak. 1 mm’lik adım farkının yarattığı değişim gözlemlenebilecek. An’da karar verip uygulayacağız yine ama şimdi’nin içinde oynama imkanı olacak.

  3. Cinsiyet ayrımı gözetilmeksizin,cinslerin birbirini maddi ve manevi olarak sömürmeyeceği, çocuklarımızın, modern, barışcıl, yenilikçi, soru sormaya dayalı ,tamamen özgür bir eğitimle tanışacağı, İnsanların sevgi yolu sonuna kadar açık,paylaşımcı bir yaratımla desteklenen, eşitlikçi bir evrensel kültürün sevgi ışığı altında dans ettiği kocaman bir pist olsun isterim yeni dünya.

  4. yeni dünyada sevginin herşeyin üstesinden geleceğine inanıyorum. Evrensel sevgiyle bütünleşmiş yürekler istiyorum.

  5. Yeni dünyada hayvanlar özgürce dolaşsın, yaşama hakları titizlikle gözetilsin. Onların yaşam şartlarının mükemmelliğine ayrılacak çaba insanlarkine ayrılan ile eşit olsun.

  6. Umut mutlaka olsun.. yılmadan yıkılmadan, umut hep olsun.. umut edersem güvenirim, güvenirsem üzerine herşeyi inşa edebilirim..gücüm beslenir, bilgim beslenir.. ben de çevremdeki herşeyi beslerim, ben bizlerin toprak hava ve sudan oluştuğumuzu düşünüyorum ve insanoğlu var olanı düşünür diyorum..biz istedikçe de olacak biliyorum…

  7. Yeni dünyaya enkarne olanlar, tüm anlaşma ve derslerini hatırlasınlar ve birbirlerini yürekleriyle tanısınlar,öğrensinler ve sevsinler.

  8. Herkesin bilgisi ve sevgisi birbirine yansısın,olması gereken dengeler kurulsun.

  9. İnsanlar gelişimden yana, meraklı olsunlar ve tüm bunları ödül ve ceza olmaksızın kendiliğinden yapsınlar.

  10. dilediğimiz enerji düzeyinde yaşabildiğimiz gibi dilediğimiz boyuta ve “madde haline” dönüşebilelim. güzel bir kayanın yanında bir kaya olarak yaşamayı tercih edebileceğimiz gibi bir karıncayı evinde ziyaret edip “ay bu kış da ne çok hazırlanmışın” dememiz mümkün olsun. Koku ya da tat olabilelim. evrene dahil oluşumuz görüntümüzden bağımsız fakat bize özgü tanımlanabilir olsun..renk skalası gibi, bir kokuya yereşip “anne ben burdayım bundan sonra budur enerjim bir koku olarak dahil olucam evrene, benim için endişelenme. PS. seni çok seven kızın” diyebilelim

  11. Yeni Dünya’da insanlar etkili dinleme yaparlar. Dinlemek bir sanata dönüşmüştür ve büyük bir zevk unsurudur.

52.Şu olagan dunyada, olagan dogal kosullarda, mevcudun en iyi, yani, herkes ve her sey için en hayirli olacak bicimde degerlendirebildigim(iz)den emin olmak isterim.

  1. Olumlu şeyler dilerken çektiğimiz zorluk bir yana, burada dilediğimiz/dileyebileceğimiz tüm olumlu şeyleri dilemeye gerek bırakmayacak, çünkü zaten gerçekleşmiş olduğu bir dünya/insanlık dilerdim. Ama asıl dileğim tüm bu dileyebildiklerimiz gerçekleştikten sonra da, hala dilenebilecek sonsuz şeyin kaldığını görebilmek. Kısaca; “tüm olumlu şeyleri diledikten sonra dileyecek birşey kalmayacak” kısır düşüncesinden kurtulmayı diliyorum.

  2. Yeni dünyada evrenin sonsuzluğunda yolculuk yapmak isterdim.Uçsuz bucaksız karanlığın sonunu görebilelim.Kendimizde tanrıyı keşfedelim.

  3. bana ait; aklımdan geçenlere dilim, elim yetişebilsin, bize ait; kontrollü iyiler olmasın, korkumla merağıma ait; tüm olasılıklar aynı anda 1 olsun

  4. Rüyalarda uyanalım, o zaman bütün bu dilekler kendiliğinden gerçekleşebilir.

  5. Zaman var oldukça boşluğa basamak dizdiğimizi bilerek, sırf zevk almak için basamak dizmeye devam edelim. Sonra basamakları seyredelim keyifle.

  6. Hiç kimse adına dilekte bulunmadan, sadece kendimde gerçekleştirip, değiştirebileceğim, tüm gayriinsani özelliklerimin insani olması ve değiştirebileceklerim hakkında hemen bir şey yaparak uygulamaya karar verdiklerimi devam ettirme kararlılığı,
    Dilek tutmak yerine harekete geçme iradesi,
    Tüm bunların ötesinde sadece kendimin değişmesi ile tüm dünyanın değişebileceği gerçeğine kendimi ikna ederek yaşayakalmak.

  7. Yeni Dünya’nın temeli şüphesiz sevgi ve uyum olacaktır.
    Ben buna ek olarak;
    -Bu dünya’nın bir yaratıcılık ve tam anlamıyla hizmet dünyası olmasını düşlüyorum..
    -Her bireysel yaratımın toplum adına ve her toplumsal yaratım’ın ( aslında birey demek toplum demek olacak orada herhalde ) tüm hizmet talep eden varlıklar adına kullanılabilmesini düşlüyorum..
    -Çalışmak kavramının özünün hizmet ve yaratım olacağı ve adeta bir imece usulü şeklinde üretim yapılacağı bir toplum düşlüyorum….. Devamını Gör
    -Kendi sistemimiz içindeki tüm bize benzeyen ya da benzemeyen varlıklarla adeta bir yakın akrabalık ilişkisi içinde olmayı ve tüm evrendeki tüm varlıkların açıkça farkında olunacağı bir dünya düşlüyorum..Daha az ilerlemiş varlıklara tüm sevgi, şefkat ve merhamet duygularıyla hizmet eden ve bizden daha ilerde olan varlıkların istenen her an desteğini alan bir yaşam düşlüyorum..
    -Ağır kimyasa bedenlerden kurtulmuş, binlerce yıl yaşayacak, hiçbir fiziksel acının olmadığı bir yaşam düşlüyorum..
    -Tüm geçmiş yaşamlar üzerinden keyifle sohbet edip özgürce gülebileceğimiz bir yaşam bir dünya düşlüyorum..
    -Yemek yemenin yalnızca bir zorunluluk olacağı ve onun dışında o dünya üzerinde yaşayan tüm varlıklarla yaşamı paylaşmak adına ilişkinin olduğu bir dünya düşlüyorum..
    -Bu dünya’da asla para gibi bir mefhumun olmayacağını biliyorum:)
    -Rüyalarımız rüya olmaktan çıkacağı ve gerçekliğimizin bir parçası olacağı bir dünya düşlüyorum..
    -Güneşimizi daha yakından ve bilmediğimiz yönleriyle tanımayı düşlüyorum..
    -İletişimin artık sözlere sözcüklere gerek olmadan yürüyeceği ve müziğinde kimseyi rahatsız etmeyecek şekilde dinleneceği:) bir dünya düşlüyorum…
    -Bu dünya’da yer alacak tüm varlıkların başkalarına hizmet yoluyla ilerlemeye devam edecekleri ve sevgi ile bilgeliğin derslerini öğrenirken meditasyon ya da başka şekillerde tüm varoluşla iletişim içinde olacakları bir dünya düşlüyorum..
    -Ve şimdilik son olarak, tüm kaygı, endişe, beklenti ve korkulardan özgürleşmiş varlıklardan oluşan ve ilerlemişliğin bir üstünlük olarak görülmediği bir dünya düşlüyorum ve böyle olacağını biliyorum..

  8. Yeni Dünya’da kendimden güzel bir kendim yaratabileyim ve diğer güzelleri de güzel göreyim…Ne kadar çok güzel olursa o kadar güzel olur dünya…:-)

  9. Bir Dünya özlüyorum evet, nasıl uyum içindeyse ağaçlar,kuşlar,toprak ana ve tabiat. Dostluğu,özdeşliği,kardeşliği gibi,mavi deniz,mavi göğün.Bir Dünya özlüyorum aynı uyumla;ulaşıldığı yerde içsel özgürlüğün.

  10. Yeni Dünya sakinleri, tüm gerçekliklerin, birer illüzyon olduğunu bilir, hepsi boşluğa basamak dizmektir onların. Buna karşın hepsini onurlandırır, o an hangisini istiyorsa onda oturur.

  11. Ben bütün canlılara sevgiyle ve saygıyla davranılmasını ve herkesin benim gibi vejeteryan olmasını istiyorum.

  12. ilk okulda çocuğa biz sana ali yada zeynep diyoruz ama sen bundan ibaret değilsin…arkadaşında bundan ibaret değil dersi konsun

65…İlk öğretimde “anadolu kültürü” isimli bir ders ilk sınıftan son sınıfa kadar olsun istiyorum. Kültür teması içine giren her öge -halk oyunundan, sanatına,atasözüne, öykülerine, mitlerine vb- acele etmeden sakince işlensin, özel ilgi duyan çocuklara ek kurslar-projelerle imkanlar sunulsun. Böyle bir uygulama gerçekten de büyük bi eksikliği giderebilecek, bizi bütünlüğümüze doğru ivmelendirecek kolay ve ucuz bir yöntem gibi geliyor.

66…istediğimiz ,hayal ettiğimiz bitkileri imgelediğimizde onlar var olsun.dilediğimiz çeşitte çiçek ve bitki olmalı.hayalimizin sınırlarını aşan renkler olmalı ve onlarla oynayabilmeliyiz.onları var ettiğimiz şeylerde kullanabilmeliyiz.her isteyenin kendi doğal alanı olmalı,tasarlayıp var ettikleri eserlerini konumlandırabileceği alanlar.ben binlerce dönümlük bir dağ arazisinde renkler ve bitkilerden hayallerin ötesinde bir sanat oluşturmayı isterim.dileyenin dilediği anda bir istekle ziyaret edip görebileceği bir yer.

  1. yeni dünyada küçük köyler olsun herkesin birarada yaşadığı, insanların birbiriyle daha çok iletişimde ve yaplaşımda bulunduğu köyler. Burada çocuklar herkesin çocugu olsun cok anne ve babaları olsun. Hep beraber sanat ve yaratım yapılsın:) ve olacak…

68.paranın anlamı değişsin ,ya da hiç olmasın, barter geçerli olsun.Böylece kimse çalışmak zorunda kalmadan istediği işi yapsın! Sonra çocukların sınıfları açık havada olabilir, çok eğlenceli olsun ki öğrenebilsinler… Sonra herkes kendi istediği hayatı yaşasın ve kabulde olsun

69. Hastalık diye bir şey kalmasın insanlar ruhları bu dünyada işi bittiğinde kendiliğinden bedenlerini terk etsinler.

70. Gerçekten bunu istiyorum, yazın akşamları 20-21, gündüzleri 25-26 derece

71…

Not. Siz de Yeni dünya’yı oluşturmaya bilinçli katılımda bulunun, şimdiden teşekkürler

Sevinçli reborn’umuza devam

Yazının öncesi için tıklayınız

Ayyy çok ciddisiniiizzziz :((( Ay ben uyuyum bari… Az oynamak isteyen olursa beni nazikçe uyandırsın.

**

Allah kimseyi mükemmelliyetçi bi anneye düşürmesin, hele bi de tek mükemmeli kendisinin bildiğinden emin olanlardan muhafaza etsin.

Benim nasıl bi bileşim olduğumu hiç merak etmeyen, benden bi an bile çekinmeyen annişlerimrica ediyorum benden uzak durun.

Tıkış tepiş zihninize dolmuş doğruları bana dayatmak için, beni bi hiçmişim gibi yoğurmak isteyenleriniz benden uzak durun.

Beni korkutuyorsunuz. Huzursuz ediyorsunuz

**

Annişler, beni sevdiğinizi sanıyorsunuz ama neden bunu hiç hissedemiyorum?

Beni korumanıza ihtiyacım var, öldürmenize değil.

Saygı duyulmaya, misafir gibi ağırlanmaya ihtiyacım var, oysa sen sana kul olarak geldiğimi sanıyo gibisiniz. Böyle düşünmediğini biliyorum ama davranışlarınız bunu hissettiriyor bana.

Sevgili annişlerim, her ağladığımda acıktım ya da altımı kirlettim sanıyorsunuz. Ben sadece üst ve alt deliklerden ibaret değilim. Beni keşfetmenize, onurlandırmanıza ihtiyacım var.

Hele hele birbirinden sıkılıp ne yapacağını bilemeyen bi anniş-babişin evliliğini korumak için hiç gelmedim bu dünyaya. Ne için geldiğimi de bilmiyorum aslında. Şaşkınım, gerçekten şaşkınım.

**

Sevgili annişler, babişler, üzerime bi ısı vurdu, gözlerimi açamayacak kadar parlak bi ışık da cabası ama bu bana hoşnutluk verdi, sanki sırf bunu hissetmek için burdayım zaten.  Bi sürü titreşim ve ısı farklarıyla çevriliyim. Bazıları çok hoş geliyor bazıları huzursuz ediyor.
Biliyorum bu titreşimlerin hepsine bi isim vermişsiniz ve bana bunları öğretecekmişsiniz. Çok kesin ayrımlarınız olduğunu da duymuştum. Ah keşke benim hissedebildiğim zenginlikleri size açıklayabileceğim bi ifade yolum olabilseydi. Fakat yok sadece gülümseyebiliyorum ve ağlayabiliyorum ve bu ifadelerimden bi şey anlayabildiğinizi sanmıyorum.

Kendimi ifade edebilmek için araçlara ihtiyacım var, fakat bu araçların yetersiz kalabileceğine dair şüphelerim de var. Henüz altı günlük olsam da sizden çok daha yüksek hissetme kabiliyetim olduğunu fark ettim.
-adı konmamış bebiş-

ŞÖ: adın ” Yaşayan” olsun, nerede olursan ol- nasıl olursan ol, hangiyle- neyle-niçinle-nasılla-kim olarak varlığının her biçiminde adın “Yaşayan” olsun!

bebiş: vaavvv yani ıngaaaa…

**

Denizin suyu çekildi ve tünelin ucu göründü. Hayat böyle başladı. (Yaşayan)

**

Ahh sevgili anniş ve babişlerimmm… Fırsat verirseniz sizleri daha çok şaşırtabileceğimi sanıyorum. Bi sürü sürprizlerle donattı genlerinizin kazayla birleşip bende varoluşları.

Ölüm Yanılgısı Hakkında

Cinsel üreme sonucu doğan organizmalar gelişiyor,olgunluk dönemine erişip çoğalıyor, ancak bölünme yoluyla yaşamını birçok kez yenileyen bakterilerin tersine, yaşlanıp ölüyorlardı. Cinsellik için ödemek zorunda kalmış olduğumuz bedel, ölümdür!
Ölümsüzlüklerini yitirme karşılığında, organizmalar bireysellik kazanmışlardır. Sonu olmayan bir sürecin geçici evreleri olmak yerine, kendilerine özgü benzersiz bir niteliğe sahip bireyler durumuna gelmişlerdir. (Ölüm Yanılgısı)
Aslında bu bedeli cinsellik için değil, evrim adına ödemiş olduğumuzu da yukardaki ifadeyi düzeltmek amacıyla söylemiş olayım; çünkü bölünme yoluyla farklı bir canlı elde edilemiyor ancak döllenme yoluyla İKİDEN bi ÜÇ elde ediliyor. ve sihir ÜÇtedir bana göre, yani benim uydurduğum söylemle ÜÇ=sentez :)))
Bunun için ölümsüzlüğü yitirmeye değmez mi?

**

Uğruna ölümsüzlüğünüzü kaybettiğiniz çocuğunuzun size benzemesi ve sizin ideallerinizi sürdürmesi için ona baskı yapmanız ahmaklık olmaz mı?

**

Yeni doğmuş bir bebeğin yaklaşık iki trilyon hücresi varken bir yetişkinin 60 trilyon hücresi vardır ve her 24 satte bunun bir çorba tabağını dolduracak kadarı ölür(ölür mü yoksa got mu olur bilmiyorum) ve bedenden ayrılır; ancak yetişkinlikten önceki dönemde yerine yeni hücreler doğar. Otuz yaşımızı geçtikten sonra her yıl sinir ağımızın ortalama yüzde birini yitiririz. (Ölüm Yanılgısı)

Daha önce yaşamda müşahade ettiğim; 29 yaşından itibaren adına “canlılık” dediğim şeyin nerdeyse kimselerde (özellikle erkeklerde) kalmıyor oluşuna ilginç bir kanıt gibi duruyor bu hücresel tespit. Çünkü yukardaki bilgiye baktığımızda otuz yaşından itibaren ölüm sürecimizin başladığını; ancak organizmanın tümüne ne zaman ölü diyebileceğimizin bilinmediğini anlıyorum ben.

**

Sara krizleri (yüksek ateş ve benzeri şeyler,sanrılanma),sonuçta zararlı olabilecek durumlardan sıyrılabilmek için beynin çaresiz bir biçimde kendisini sarsma gereksinmesinden doğmaktadır. Beynin transı yaratabilmek için gerekli ritmleri kendi başına oluşturma yeteneğine sahip olduğu bir çok vakada tespit edilmiştir. Bunun doğru olduğunu varsayarsak tüm bu sanrılandırıcı vakaların bir bozukluğun belirtisi değil, belki de tedavisi olduğunu çıkarsıyabiliriz.

Böylece beden kendi kendine elektrokonvülsif terapi uygulayarak bu koşulları ortadan kaldırmakta, böylelikle de yaşamını sürdürmeyi güvence altına almış olmaktadır. Başka bir deyişle,  sürekli “büyük ölümü“, kısa süreli bir “küçük ölüm“le geçiştirmektedir.
(Ölüm Yanılgısından esinlenme)

**

Gözün diktatörlüğü altında bütün bilgiler görsel bir koda dönüştürülmekte üstelik iç yaşantıların bile buna uyması beklenmektedir. Eğer uymuyorsa halisinasyon gibi kelimeler icad etmiş bulunuyoruz.
“Gözlerimle görmeseydim inanmazdım!”
“İnanmasaydın görmezdin!”

**

Yetersizlik duyu organlarından değil, kafadaki bilgisayar programından doğmaktadır. İnsan duyarlılığının yayılım alanı bazen sanıldığından daha geniştir. Başkaları için işitilemeyecek denli yüksek frekanslı sesleri işiten, normal olarak görülmeyen dalga uzunluklarını gören özel yetenekli kişiler vardır.(ÖY)

Aslında zihnimizdeki bilgisayar programını durdurabildiğimizde sanırım hepimiz bi çeşit başka şeyler duyumsarız (görürüz demek istemiyorum), ve olasıdır ki, herkesin hissettiği/gördüğü birbirine benzemek zorunda değildir çünkü biliyoruz ki bilinçli gözlemciden bağımsız gerçeklik yok!

**

Doğum günün kutlu Olsun Türkiye

Türkiye’nin Yaşam Tasarımı Tablosu:

TYPE:  Projector

AUTHORITY: Emotional, Feeling Clarity, Patience

PROFILE: 4 / 6

DEFINED CHANNELS:

1. Definition 63 / 4 Logical Mind. Critical perceptions.

2. Definition 31 / 7 The Alpha. Logical Leadership.

3. Definition 40 / 37 Community. Seeking one’s larger Family.

Görüldüğü gibi Duygusal kararlar verme potansiyeline sahip olmakla birlikte,4/6 profilin sakin ve olgun yapısı ile, yol gösterici, aydınlatıcı ve ancak davet edildiğinde ve tanındığında tüm varlığı ile katkı sunan, mantıklı liderliği ve tabi geniş aile özleminde bi güzel varlık Türkiyemiz. Allah onu korusun.

Bilinçli ana kapısı Dördüncü çizgiden(ağ kurucu,BİZ bilinci) kullanmakta olduğu Oyuncu Kapısıdır: Belirsiz ve dip akıntı formunda olan bir ölüm korkusu bu kapıda baskındır ve potansiyel olarak sizi yaşam süreniz her ne ise her şeyi onun içine sığdırarak ” yaşam oyunundan” keyif alan bir risk avcısına dönüştürür. Bu farkındalıkla, siz rolünü maksimum seviyede oynamak, sürekli sınırları zorlamak ve hareketli bir yaşam sürmek için buradasınız. Bu da olağan dışı cesaret-veya gözü karalık- anlarına yol açabilir. Ama siz cesaretinizi yitirmeyeceksiniz çünkü Dalak’ın spontane doğası, her zaman mücadeleye hazır olduğunuzu ve sınırlarda yaşadığınızda doğanızın daha da güçlendiği anlamına gelir. Elbette bu kapısı aktif olan bazı insanlar ölüm korkusuna yem olabilirler ve bu da felç edici bir hal alıp içsel direnişe neden olabilir. Hatta ölüm kavramı çok kısıtlayıcı geldiğinden hayattan vazgeçmiş bir kapı paspasına dönüşebilirsiniz. Karmaşa ve sınavlarla kuşatıldığınızda bile hayatın gözlerinin içine bakabilir misiniz? Yanıtınız evetse hayat oyunu ellerinizdedir.

Bilinçsiz ana kapısı ise Altıncı çizgiden(hümaniter ve şefkatli) kullanmakta olduğu Etki Kapısdır: Siz,sesinizdeki otorite ile göz ardı edilmesi zor, son derece etkili bir insansınız. Başkalarının gözü kapalı güvenip harekete geçebileceklerini hissettikleri bir liderlik hissi yayarsınız. Çünkü sözleriniz hem mantıklı hem de geleceğe odaklıdır. Siz grupları, projeleri veya organize aktiviteleri yönlendiren öncülük eden bir yöneticinin doğal becerilerine sahipsiniz. Her zaman başkalarının kişisel veya evrensel hedeflerine ulaşmalarına yardımcı olabilir, onları cesaretlendirebilirsiniz. Herkes etrafınıza toplanır ve hiç şüphesiz ne kadar etkili göründüğünüzü fark ederler. Size söz verildiğinde konuştuğunuzda, sıranızı bildiğinizde ve konuyu dayatmadığınızda etkiniz artar. Sözlerinize dayanarak harekete geçip geçmemenin başkalarının kararı olduğunu göz önünde bulundurun.

Diğer öncelikli kapılarından Dördüncü çizgiden kullandığı Besleyici Kapısı: Nasıl bitkiler büyümek için toprağa, suya ve ışığa ihtiyaç duyarsa insanlarda besin, barınak ve ilgiye ihtiyaç duyarlar. Siz bu gereksinimleri herkese seve seve sağlarsınız. Bir eliniz topluma uzanırken diğer elinizle yakınlarınıza yardım edersiniz. Ancak bu kendi ihtiyaçlarınızı göz ardı etmenize neden olabilir. Kendi ihtiyaçlarınız ve başkalarına verdiğiniz ilgi ve şefkati dengelemeyi öğrenmelisiniz çünkü bu yolda kendinizi kaybetmeye yatkınsınız. Bedeniniz ve ruhunuz doğru beslendiğinde, çok güçlü ve etkili olursunuz.

ve

İnsanlık Kapısı: Mütevazi, gösterişsiz, önyargısız doğanız insanlığı birbiriyle etkileşim halinde büyük bir aile olarak görür. Siz kendini başkalarının yaşamlarını geliştirmeye adamış örnek bir hümanitersiniz. İnsanlığa duyduğunuz sevgi müşterek bir refahı teşvik eder. Yaşama dair her şeyi kucaklayan yaklaşımınız ve şefkatinizle başkalarının saygı, destek ve hayranlığını kolayca kazanabilen birisisiniz. Eşitlik ve adalet bu kapının kilit unsurlarıdır. Elbette bu, acı deneyimlerin gerçek bir hümaniter olma yolunda duyduğunuz heyecanı köreltmiş olabileceği olasılığını yok etmez. Ama asla içinizdeki bu doğal eğilimi kaybetmeyin. Genelde kendinizi sosyal halkalarda herkesi bir araya toplayan kilit adam olarak hissedeceksiniz. Kontrol edilmek istediğiniz ortamlarda huzursuz olursunuz. Çünkü siz kısıtlanmadan, kendi yaşamın akışına bırakmaktan keyif alan özgür bir ruhsunuz. Ama hayat zorlaştığında, insanlar ilk sizin kapınızı çalacaktır hazırlıklı olun. Çünkü doğal olarak bu saygıdeğer hümanitere çekildiklerini fark edecekler.