Yağmur Adam

BİR ŞEYİ ÇOK FAZLA İSTEMEYİN

Bana mı öyle geliyor, emin değilim ama sanki her yaz bir kuraklık yaşıyoruz. Sonbahar, kış ve ilkbaharda ne kadar çok yağmur yağmış olursa olsun, haberleri sunan adamlar her yazın başında yaklaşmakta olan bir su krizini bildiriyorlar.

Vergi mükellefleri olarak, politikacılarımızın bu sürekli tekrarlayan soruna bir çözüm bulmalarını talep etmek hakkımız. Ne kadar para gerekiyorsa harcayın ve çözün bunu.

Herhalde şimdi oturmuş kafanızı kaşıyorsunuzdur. Başkentteki adamların su sorununu nasıl çözebileceklerini merak ediyorsunuzdur. Ben burada size sadece teoride bir çözümün var olduğunu değil, bu çözümün daha önce uygulandığını da göstereceğim.

Charles Mallory Hatfield adlı adamı ele alalım. Vefatının üzerinden çok zaman geçmiş olan Charlie, teknik olarak bir plu-vikültüristti.

Pluvi-kim? Ne?
Devamını oku “Yağmur Adam” →

Fermi Soruları

Bir büyüklük mertebesinde iyi sonuçlar veren hesaplamalar “Fermi soruları” olarak bilinir. Enrico Fermi hiç bir veri yokmuş gibi görünen problemlere nümerik yaklaşımlar bulup çıkarma yeteneğiyle ünlüydü.

Fermi probleminin ilk örneği New York şehrindeki piyano akortçularının sayısının hesaplanmasıydı. New York’ta 107 mertebesinde insan bulunur, demek ki, 2×106 aile bulunur. 10 aileden birinin piyanosu vardır, demek ki New York’ta 2×105 piyano bulunur. Her piyano 2 senede bir akort ediliyorsa her yıl 105 akort yapılır. Bir akortçu günde 5 piyano akort eder ve yılda 200 gün çalışırsa şehirde 102 mertebesinde piyano akortçusuna ihtiyaç vardır. 10’dan az ya da 1000’den fazla olması ihtimali yoktur.

Benzer şekilde bir mantık yürüterek.

İstanbul’daki benzin istasyonları sayısı.
Dünyadaki topal eşek sayısı.
Türkiye’de keman çalabilenlerin sayısı.
…
…
(Sizler de soru ekleyebilirsiniz)

Crazy House (Çılgın Satranç)

Crazy House; satrançtan üretilmiş bir oyun versiyonu. Kuralları ve taşların gidişi satrançla aynı. Aynı başlangıç aynı tahta aynı taşlar. Bunun bir satranç çeşitlemesi olması ise şuradan kaynaklanıyor: Rakibinizden aldığınız her taş, sizin oynadığınız renkte bir taş oluyor (örneğin siz siyahsanız, rakipten aldığınız beyaz piyon, siyah piyon olarak artık sizin oluyor) ve hamle sırası sizdeyken tahtanın boş bir yerine bu taşı yerleştirebiliyorsunuz. Böylece oyunlar çok renkli bir hale gelebiliyor.

Elbette bu oyunun kendine has belli başlı bazı kuralları var.

  • Yedekteki (rakibinizden topladığınız) taşları hamle sırası sizdeyken ve ancak boş yerlere koyabilirsiniz. (Yani bir taş alamıyorsunuz)
  • Taş koyarken kurallar ihlal edilemez. (Yani size şah çekilmişken alakasız bir yere taş koyamazsınız)
  • Piyonları son sıralara koyamıyorsunuz. (Ne kendi sıranıza ne de rakibin son sırasına. )
  • Diyelimki bir piyonu vezir çıktınız ve rakibiniz bunu yedi. Bu ona bir vezir kazandırmıyor, sadece piyon kazandırıyor.

Aslında satranç dışındaki kurallarının hepsi bu kadar.

Biliyorsunuz internette satranç oynamanın en büyük sıkıntılarından bir tanesi rakibinizin satranç programı kullanıp kullanmadığını görememenizdir. Ama Crazy House oynarken böyle bir korkunuz olmasın çünkü henüz bu versiyonun programları çok gelişmiş değil.

Satrançtan zevk alanların ve çeşit arayanların oynayabileceği bu oyun www.chessmoon.com adresinde sıkça oynanmaktadır. Üye olduktan sonra maç davetini yaparken Oyun Tipi’ni Çılgın Satranç seçebilirsiniz.

Bilimin Çelişkisi

Eğer bilimsel yöntemin amacı hipotez kalabalığı içinden seçim yapmaksa ve hipotez sayısı deney yönteminin başa çıkabileceğinden daha büyük bir hızla artıyorsa tüm hipotezlerin asla sınanamayacağı açıktır. Eğer tüm hipotezler sınanamıyorsa deneylerin sonuçları kesin değildir ve tüm bilimsel yöntem, kanıtlanmış bilgiler oluşturma amacına ulaşmakta yetersiz kalmaktadır.

Tüm bilim tarihi eski olgulara dair sürekli yenilenen ve değişen açıklamaların öyküsüydü. Kalıcılık süresi tümüyle rastlantısal görünüyordu. Bazı bilimsel hakikatler yüzyıllar boyu sürer görünürken kimileri bir yıl bile sürmüyordu. Bilimsel hakikat sonsuza dek geçerli bir dogma değildi. Başka şeyler gibi irdelenebilecek zamansal, niteliksel bir varlıktı.
Devamını oku “Bilimin Çelişkisi” →

Kısayoğun Öyküler ve Diğerleri

Yazmak isimli ontolojik olarak belirsizliğini koruyan eylemde türün oluşumu önsellik içermez. Yazınsal türlerin oluşumu bütün yazın tarihi içinde insanın anlatım gereksinimini nasıl karşılayacak, onu en iyi nasıl anlatacak sorusu içinde erimiştir. X’I anlatma istemim bir çığlıkla sonlanıyorsa bu eylemin tür olarak bir şiire eğileceği ya da bir hitabet sanatı içinde metinleşeceği olasılıkları öngörülebilir. Derdim uzun bir yolculuğun başıma getirdikleriyse; geniş bir anlatım alanı olarak düzyazı türlerinin oluşması kaçınılmazdır. Bir destanın, mitolojik metinlerin, kutsal kitapların oluşumu yazınsal türleşmeyi anlatım gereksinimi içinde değerlendirmemizi sağlar.

Sözkonusu olan ontolojik olarak belirsizliğini koruyan bir eylemse ve öznesi insan ise; diğer bütün farklı disiplinlerde olduğu gibi, yazınsal alanda türleşmenin tarihi de sınırları belli bir düz çizgi izlemez, izleyemez de… Çığlık olarak anlatılmasına gereksinim duyulan bir X bazen yüzlerce sayfanın içinde eriyerek bir romana dönüşebilir ve zihinsel karşılığını geniş zamana yayılmış olarak bulur. Tıpkı bu örnek gibi; bir düzyazı metin şiirin bütün olanaklarını kullanabilir. Anlatım gereksinimi ve anlatılacak şey’in kendisini kendi tözüne en uygun biçimde aktaracak biçimde türleşmesi yazın alanı dışında da benzer yapıda bir yol izler; bir ressam, bir fotoğrafçı, bir yontucu hatta sayısal görüntü işlemcisi, hepsi insan varoluş tarihinin benzer kuralına uyar; meramını meramına en uygun yöntemle kurgular ve dışarı aktarır. Bu aynı zamanda sanat kavramının varlığı ve enerjisidir de…
Devamını oku “Kısayoğun Öyküler ve Diğerleri” →