İnsan DNA’sında Dünya Dışı Genler

DNAİleri insan varlıkların uygarlığı Galakside yayılıyor mu?

John Stokes

İnsan Genom Projesinde çalışan bir grup araştırmacı, çok şaşırtıcı bilimsel bir keşif yaptıklarını belirtiyor: İnsan DNA sındaki % 97 kodlanmamış dizilerin dünyadışı yaşam formlarının genetik kodlarından daha azı olmadığına inanıyorlar.

Kodlanmamış diziler küflerden balıklara, insanlara dek Dünyadaki tüm canlı organizmalarda ortaktır. “İnsan DNAsında, toplam genomun daha büyük bölümünü oluştururlar”, diyor grup lideri Prof. Şam Chang. Orijinal olarak “cop/hurda DNA” olarak bilinen kodlanmamış diziler yıllar önce keşfedildi ve fonksiyonları gizem olarak kaldı. İnsan DNA sının şaşırtıcı çoğunluğunun kökeni “Dünya – dişi”dir. Görünüşe göre “dünya dışı hurda/çöp genler” yalnızca nesilden nesile aktarılan çok çalışan aktif genler ile “gezintiden zevk alıyor” Diğer bilim adamlarının, bilgisayar programcılarının, matematikçilerin ve diğer bilgili alimlerin yardımı ile yaptığı kapsamlı analizden sonra profesör Chang görünür “hurda İnsan DNA sı”nın bir tür “dünya dışı programcı” tarafından yaratılıp yaratılmadığını merak etti. Profesör Chang, İnsan DNA sındaki yabancı parçaların “kendi damarlarına, atardamarlarına ve tüm anti – kanser haplarımıza güçlü şekilde direnç gösteren kendi bağışIklık sistemine sahip” öldüğünü gözlüyor.
Devamını oku “İnsan DNA’sında Dünya Dışı Genler” →

Hazine

defineMaceracı bir genç büyük dedesinden kalma evrakın arasında bir kağıt buldu. Kağıt bir hazinenin yerini tarif ediyordu:

“kuzey … enlemi ve doğu … boylamına doğru yelken aç. orada terk edilmiş bir ada bulacaksın.
adanın kuzey kıyısında yalnız bir meşe ve yalnız bir çam ağacının bulunduğu geniş bir çayırlık alan olacak. yine orada vaktiyle hainleri asmak için kullandığımız bir darağacı göreceksin.

darağacından başla ve adımlarını sayarak meşeye doğru yürü. meşeye ulaşınca tam sağa dön ve aynı sayıda adım at. geldiğin yere bir kazık çak.

tekrar darağacına git ve adımlarını sayarak çama doğru yürü. çama ulaşınca tam sola dön ve aynı sayıda adım at. geldiğin yere bir kazık daha çak.

iki kazığın arasında tam orta noktayı kaz. hazine orada.”

Ada ve ağaçlar oradaydı, ama maalesef darağacı yoktu ve yerini belli edecek hiç bir iz de bulunmuyordu. Çünkü geçen zamanın yağmur ve rüzgarları onu aşındırıp çürütmüş, bütün izlerini silip süpürmüştü. Genç rasgele bir sürü yeri kazdı ama ada büyüktü ve sonuçta pes ederek elleri boş geri döndü.

Keşke, diyorum, delikanlı matematik derslerinden kaytarmasaydı da bu hikaye mutlu sonla bitseydi.

Hikaye, George Gamow’un bir, iki, üç, … sonsuz kitabından alındı (the viking press, 2. baskı, kasım 1962, s. 51).

Et Kafalı

-Etten oluşmuşlar.

-Et mi?

-Et. Etten oluşuyorlar.

-Et mi?!

-Hiç şüphe yok. Gezegenin çeşitli bölgelerinden pek çoğunu toplayıp araştırma gemilerimize aldık ve detaylı bir şekilde inceledik.

-Bu imkansız. Pek ya o telsiz sinyalleri? Yıldızlara gönderdikleri sinyaller.

-Konuşmak için radyo dalgalarını kullanıyorlar ama sinyaller onlardan gelmiyor. Sinyaller makinelerden geliyor.
Devamını oku “Et Kafalı” →