PANENTEİZM (Çift kutuplu Kamu-Tanrıcılık ya da Diyalektik Tanrıcılık) İngiliz düşünürü White Head’e göre, Tanrı’nın her türlü değişmenin ötesinde değişmez bir niteliği ve bunun yanında bir de değişen ve oluşan bir niteliği vardır. Tanrı değişmeyen yanıyla devinimi başlatmıştır ve Evrenin bilincindedir. Ancak Tanrı bu konumda kalmış olsaydı, ilk devindirici, özgür, öncesiz ve yetkin olarak kalacak ama varoluşa katılmamış olacaktı. Diğer niteliği ile ise Tanrı, değişme ve oluşma sürecinin içinde ve bilincindedir. Bu nedenle Tanrı’nın evrende içkin (evrenin maddesine karışmış-içinde bulunan) olduğunu söylemek de doğrudur. Evrenin Tanrı’da içkin olduğunu söylemek, Tanrı-Evren ilişkisinin karşılıklı olduğunun farkına varışın göstergesidir. Süreç felsefesi olarak da ifade edilen ve White Head’le başlayan bu akıma Panenteizm ya da Diyalektik teizm denir.
Panenteizme göre Tanrı, hem değişmeyen (mutlak), hem de değişen (göreli) dir. Hem zamanın içinde, hem dışında, hem sonlu, hem de sonsuzdur. Aynı zamanda hem tikel hem tümel, hem neden hem sonuçtur. Hartshorne Tanrı’nın bir soyut bir de somut iki yüzü olduğunu söyler. Soyut niteliğiyle Tanrı, mutlak, etkilenmez, erişilmez ve değişmezdir. Somut yanıyla ise etkilenir ve değişir. Tanrı bu iki niteliğinde de yetkindir. Ancak bu yetkinlik klâsik Teizmdeki gibi değildir. Oradaki yetkinlik değişmeyen donmuş bir yetkinliktir. Buradaki yetkinlik değişir, ancak bu değişme tanrısal bir değişmedir. Yani yetkinliğe doğru değil, yetkinlik içinde bir değişmedir. Bu tanımla Panenteizm, hem Deizmden hem de Panteizmden ayrılır.
Yeniden Programlama
Biyoprogramlama ile doluyuz, her biri ayrı telden çalıyor ve kettle gibi fokurduyoruz. Biraz sessiz kalın kulağınızla bile duyarsınız. Oysa huzur doğal halimizdir.
Ya bu programları boşaltıp birbiriyle çelişmeyen yenilerini yükleriz ya da kendimizi önemsemeyi sıfırlarız. Sıfırlama, ben zannettiğini uçurumdan fırlatmaktır, sonrası ne olur kimse bilmiyor. Don Juan özgürleşirsin diyor. Mantığım kendini önemsemenin sıfırlanmasını bu dünyanın tümden çöküşü olarak yorumluyor. Herkes bu dünyadan o kadar da şikayetçi değil! Sıra sıra boy boy arzularla dolu O halde yeniden programlama ve böylece kendinizle birlikte dünyayı değiştirme ve barış gayet mümkün görünüyor. Tabi değiştirilen biyoprogramların hepsinin temelinde “kendini önemseme” oranının düşürülmesi önceliği var, bunu da gözden kaçırmamalı.
Tesuji’ye özendirin, ezber bozun.
Çocuklarınızı Tesuji yapmaya özendiriniz. Günaydın sevgili frekanslar.
- Tesuji: Önceden hazırlanmış göze hoş gelen şekillerin yeniden “güzel bir hamle” ile değiştirilebilmesi. (Bu kişilere Usta denir)
*
Nithyananda’nın bugünkü Satsangında en çok sözü geçen (completion’dan sonra ) Kala sözcüğü Sanskritçe, karanlık ve zaman gibi anlamlarda kullanılırdı ki burada zaman ölüm kavramı için kullanılan bir öfemizmdir.
Alt yazılarda Kaala olarak geçiyor zaman zaman fakat onun karşılığını bulamadım.
Sözcük bana derhal Huna felsefesindeki Kala’yı hatırlattı, hemen açıp baktım:
“Bu kelimenin yüzeysel anlamı; kurtarma, özgürlük ve bağışlamadır, ancak kök anlamı, kişinin yolunu değiştirmesidir. Affetmek, örneğin bir şey veya bir kişi hakkındaki düşünce şeklini değiştirmektir. Kala’nın etkili olabilmesi için bilinçli bir şekilde değişiklik istenmeli ve eski düşünce tarzlarından vazgeçilmelidir”
Nithyananda, eğer kişi ciddi biçimde “tamamlanma-bütünleme”sını yapmadığı ve bunu sürekli kılmadığı takdirde Kala’nın onu imha edeceğini defaten söylüyor. Eliyle her seferinde – Kala için konuşurken- daire çiziyor ve çark şeklinde döndürüyor. Zamanın çarkı sözcüğünü hatırlatıyor.
Satsangın en sonunda, kendi uzun ve çok hızlı seyahatinin “tamamlamasını-completion” bir sandalye üzerinde fasılasız 14 saatte yapabildiğini söylüyor.
Ben’im, ebediyim.
Doğarsın 18 yaşına kadar ailen senin Vasin tayin edilmiştir. Onların seni yetişkin olarak (kendi ehliyetine sahip olarak) hayata mezun etmeleri gerekirken, bu yapılamaz çünkü anne baba zaten kendileri yetişkin olmamışlardır! Böylece çocuklarına kendi vasilerini (dinsel,kültürsel, siyasi) her ne ise fark etmez empoze ederek onları yolcu ederler.
Bu hikaye böyle bin yıllardır sürüp gider ama şimdi gerçekten yetişkin olmak ve vasilerinizden ayrılmak kendi öz hakkınız olan ehliyetinizi elinize almak ve bunu ilan etmek isterseniz, bu yol her zaman açıktır.
Ben’im diyebilmek için en uygun şimdi.
Bunu diyebilen kişi bir yetişkin olur ve sadece kendisi için değil tüm ataları, biyolojik ve ruhsal ailesi için beklenen özgürleşmeyi aynı anda sağlar! Tıpkı her bir hücrenin aynı anda haberleştikleri gibi, geçmiş ve gelecek olmaksızın, sonsuz bir şimdiye adım atarlar.
Şifa Mucizesi
Önce şu videoyu izlemenizi önereceğim:
Gregg Braden’in heyecanını anlayabiliyorum çünkü aynı heyecanı 14 yıl önce bilfiil yaşadım. Buradaki gibi en ümitsiz vakaların nasıl şifalandığını üç yıl boyunca bir çok vakada izledim. Oradaki yöntem manyetik alanın değiştirilmesi vasıtasıyla oluyordu ve sonuçlar mucizevi olarak bilinen tıp araçlarıyla ispat edilebiliyordu.
Braden burada şunu soruyor: peki bu müthiş yöntem neden ana haberlerde yer almıyor, neden dünyadaki ana konumuz ve sevincimiz olmuyor?
Bu soruyu kendisi yerleşik bilim görüşünün tümüyle değişebileceği için kasıtlı olarak görmezden gelindiği yönünde. Oysa benim kendi gözlem ve deneyimlerimden (bir şifacı olarak da) çıkardığım başka ve çok önemli bir sebep var.
Hem buradaki yöntem hem de manyetik alan değişimi yönteminin sağadığı şifalanmanın şu andaki tıpın sağladığı ile sadece zaman ve belki para tasarrufu farkı var. bunların hepsinde olmayan şey ise aynı: süreklilik sağlanamıyor!
Sebebi de açık tabi. Çünkü tüm hastalıklar o kişinin “ifade şekli” ve bunun ne olduğunu ve kişinin farkında olmadan bunu nasıl yaptığını bulmadan ve hastanın gerçekten bu ifade şeklini değiştirmek için SARSILMAZ bir NİYET taşıyıp taşımadığını görmeden şifanın kalıcılığı sağlanamıyor. Tüm mucizeler gerçek evet şu an için geçerli ancak kişinin bünyesi (niyeti-inançları,tavırları) o hastalığı (ifade şeklini kısa sürede yeniden ortaya çıkarıyor.
Şifacının ya da tıp doktorunun elinden bundan fazlası gelemiyor çünkü evrendeki tek geçerli yasa: Özgür irade kuralı…
Hastanın yerine şifacı ya da doktor karar veremez, değişiklik yapamaz, eğer yapabilseydi kara büyü olurdu!