İslam Dininde Allah dan Başka Dine Hüküm Koyan Var mıdır

Yazılarıma yapılan tenkitleri, hatta ikazları çok dikkate alır ve üzerinde tekrar, tekrar Kur’an ın rehberliğinde düşünürüm. Şunu asla unutmam, ben bir beşerim, hata riskim her zaman vardır. En az hata yapmak istiyorsak, İslam ı doğru öğrenme çabasındaysak, bu gerçeği hiç birimiz göz ardı etmemeliyiz diye düşünüyorum.

Yazımı okuyan bir kardeşimiz, sanırım yazının konusuna ve ana fikrine katılmadığı için olsa gerek, bakın bana cevaben ne demiş. Çok önemsediğim ve içinde yaşadığımız İslam ın, adeta bana göre bir özetini anlattığı için, sizlerle paylaşmak ve üzerinde yine Kur’an ışığında, düşünmek istedim.

(İslam yalnız Kur an dan ibarettir diyenlerden, hiç Müslüman olanını görmedim…)

Aslında üzerinde durmamız ve dikkatle düşünmemiz gereken bir iman şekli. Önce kendimize soralım ve diyelim ki, İslam inancını yaratan, kurallarını koyan makam-güç kim? Eğer bu sorumuzun cevabı, bizleri yaratan Allah tır ise, İslam dininin sahibi, kanun ve kural koyanda Allah tan başkası, yani Kur’an dan başka ne olabilir?

Bireysellik ve demokrasi üzerine

Insan hayatinda güvence duygusu en önemli duygulardan biridir. O hayatini sürdürebilmek icin bazi antlasmalara imza atmistir. Yeterli güce sahip olmayan fertler ile gruplasmalar meydana gelmistir. Amac bireyin saglayamadigi güvenceyi ortaklasa saglamaktir. Grup dahilindeki bireyler güvence adina kendi isteklerinden vaz gecip ortak istekleri kabul etmislerdir. Gruba ait olanlar kendi özgürlüklerini grubun sagladigi güvenceye devretmislerdir.

Grubun büyüklügü ile genelde kabul gören grup degerleri ters orantilidir. Bir aileyi, akraba iliskilerini, bir mahalleyi, bir sehri veya bir ülkeyi ele aldigimizda benimsenen degerler aile ortaminda en yüksek orantilisidir, ülke genelinde en düsügüdür. Bunun belli basli nedenlerinden biri taninmislik orani olabilir. Bir sahsa en yakin olan ailesi ve diger akrabalaridir. Bu nedenle onlarla olan iliskisindeki degerler cok sikidir. Bir ülkenin ücra kösesinde yasayan biri icin ailesine besledigi duygulari beslemez, cünkü onu tanimaz. Hele dünyanin öbür ucunda biri icin o duygulari hic beslemez. Ortak degerleri paylastigi kisilere kendini daha yakin hisseder. Yardimlasma söz konusu oldugunda da ilk yardim edecegi sahislar en yakin aile fertleri veya en yakin tandiklaridir.

Heyacanımı şimdi anlıyorum

Merhaba Sibel Hanım

Sırıtkan Kırmızı Ay benim için o kadar özel bir kitap oldu ki … Biraz önce de kitapçıda acaba sizin başka bir kitabınız varmı diye bakınırken Bir kadın öldürmek’i gördüm ve aldım.. başlamak için çıldırıyorum ve Venüs Bağlantısı ve Sır Mısır’ bulacağım ..Okuyabilme zamanım gelmiş sanırım ..

Benim bazı kitapları bitirmem hiç kolay olmadı mesela j. redfield ın kehanetler serisi.. her bir bölümün sonunda okuduğum hemen herşeyin deneyimini yaşamımda idrak ederek okutuldum okudum yaklasık 3 ay sürdü her biri, bir kadın öldürmekte anladığım kadarıyla bu kadar önemli benim için kitabı gördüğümde ki heyecanıma okumaya başlayınca anlam verdim.. sevdiğim yazarın kitabını bulmaktan çok fazlasıymış .. şimdilik 8. bölüme takılmış haldeyim durup durup ağlama safhasındayım henüz Kitabı okumaya başladığımdan beri hem eski beni görüyorum hem eski hayatımdaki erkekleri hem annemle babamı en çokta içimdeki erille dişilin güç savaşını.. Sibel hanım …… İyiki varmışsınız….

Enerji ve Bilinç

Bilinç, enerji değildir, yanlış anlamaları düzeltelim. Biz bunu bir BAK (Birleşik Alan Kullanımı) sseansında çok açık biçimde deneyimlemiştik ve şimdi Adamus da bu kavramları yeniden ele almış, açık ve net olmuş, şöyle ki:

“Enerji yaratıldı-nefeslendi-diyelim. Enerji, bilincin tutkusuyla nefeslendi. Bilincin tutkusu, hissediştir -ve ben burada insan sözcükleri kullanıyorum- ama bilincin tutkusu, varoluş hissinin duyumsal deneyimidir. Bu bilincin tutkusudur-bu duyusal histir, bu deneyimseldir- “ Hey. Ben varım!” İşte, tam orada olan tutku budur.Kendi varoluşunun tutkusu- kendi var oluşunu bilmek ve onu hissetmek- enerji yarattı, kendisinin dışında enerji yarattı”

Enerji boldur ve birebirdir.

Enerji birebirdir.  Bununla demek istediğim, tutkuya birebir yanıt verir. O birebir, tutkuya yanıt verir. O, zihne, onun tüm düşüncelerine,  yalnızca çok az, çok az yanıt verir. Görüyorsunuz aslında endişe ve korku gibi şeylerde, hedef ve planlarınızı düşünmekten, faturalarınızı ödemeyi düşünmekten daha fazla tutku var. Hedef ve planlarda ne kadar az tutku var anlıyorsunuz değil mi? Ama korku da var- Hah! Onda belli bir tutku var. Bir ifade var, duyumsal bir ifade var. Enerji birebirdir. İyi ya da kötüye aldırmaz. O, bilmez.

Sonsuz Us çorak bir çöle dönmüş

İlk geldiğim günü hatırladım bu siteye. Hep hatırlarım!

Oldukça ciddiye aldığım bir yer oluvermişti hayatımda burası. Sanal olmasının verdiği güvensizlik, sanal dünyaya duyduğum güvensizlikle alakalı çekincelerimin hepsi yerle yeksan olmuştu burada. İnternetin şerrinden kaçıp sığındığım bir korunak. Konular, yazım şekilleri, düşünce trafiği, güzel söz sanatının alası, güzel kavgaların havada uçuşanı, güzel düşünce sanatını tam da burada görmüştüm o günlerde. Günümün neredeyse uykuda olmadığım saatlerini burada geçiriyordum bir dönem. Geçmiş yorumlar, yazılar, laf düelloları, fikirler, bilmediğim bir yığın bilgi…

Öğrendiklerim… Tanıdıklarım… Sevdiklerim… Tartıştıklarım… Yalnış anladıklarım, doğru anladıklarım, anlayamadıklarım…

Devrik cümleler kurmayı severim cümle içindeki devrikliğe takılmayın siz! =)) Ben takılmıyorum mesela…