Karl Marx , Karl Popper

kaba bir başlıkla sitede süren tartışmalar sonucu , bir noktada bu başlığı açma ihtiyacı hissettim. Malum sitede kabaca idealizm ve materyalizm eksenli epey tartışma yürüyor. Bu başlıklarda xenix in paylaştığı celal şengörün videosunda bu nokta ortaya çıktı. ilk olarak site de rnd materyalizm için çökmüştür demişti bu videoda da celal şengör popper düşüncelerini aktararak diyalektiğin zırva olduğunu belirttiyor,
popper le ilgi net de yapacağınız kısa bir taramada popperin çalışması gereği hep kendini doğruladığından dolayı marksizmin bilimsel olmadığını belirrttiğini görebilirsiniz
bu noktada bu başlık altında popperin daha iyi ifade edilmesi (gerekiyorsa) ve marksizmin savusunu için açmış bulunmaktayım.
yapılan tartışmaların bir kısmı bu eksen üzerinden devam edebilir

Dinde Bölünmenin Acısını Çekiyoruz

İslam toplumları olarak, dinde bölünmüşlüğün acısını çekiyoruz. Allah dinde bölünmeyin diye hüküm verdiği halde, bizlerin günümüzde bölünmüşlüğümüzü açıklarken, bunu bir bereket, güzellik, zenginlik olarak göstermemiz, bizlerin ne derece, Kur’an merkezli yaşadığımızı göstermektedir.

Allah dinde bölünmenin tehlikesini, Kur’an da bakın bizlere nasıl anlatıyor.

Enam 159: Gerçek şu ki, dinlerini parça parça edip kendileri de gruplaşanlar, sen hiç bir şeyde onlardan değilsin. Onların işi ancak Allah’adır. Sonra O, işlemekte olduklarını kendilerine haber verecektir.

Rum 32: (O müşrikler ki,) Kendi dinlerini fırkalara ayırmış ve kendileri de parça parça olmuşlardır ki her grup kendi elindekiyle övünüp sevinç duymaktadır.

Müminun 53: Ama insanlar, aralarındaki inanç bağını keserek kendi aralarında parça parça oldular. Her grup kendilerinde bulunan ile sevinip böbürlenmektedirler.

DUYGU NAKLİ !

(Bir seri okunanlardan alıntılar )

Bir gün hiç beklemediğim bir zamanda çıksın karşıma.. Yağmurun yavaş yağdığı ve paltomu almadığım için değil ; sevgisizlikten üşüdüğüm bir zamanda..Evle iş arası mekik dokuduğum ve başımı bile kaldırmadığım bir zamanda ; tam evimle işimin arasında dursun…Öylece baksın bana…Yanından geçmiş olayım..İlk gözlerimdeki sakinliğin farkına varsın ve birgün çarpsın monoton halime ,bilerek . Taşıyamadığım bütün umutsuzluklarım dökülsün yere.. Ben alelacele toplamaya çalışırken onları eğilip gözlerime baksın …Sakince sırtlayıp yükümü giderken benim elimi tutsun ve içimden geldi seni işten almaya ben geldim bugün desin !

Yada ne bileyim ; Biliyo musun ne oldu?” ile başlayan heyecanlı cümlelerimin sonuna kadar tahammül etsin istiyorum bana. Mutlaka ipe sapa gelmez bir şey olmuştur ama dinlesin sonuna kadar. Ya bi yavru kedi macerası ya da işte ona benzer bir şeyler olmuştur. Ben de her seferinde sanki baBir gün hiç beklemediğim bir zamanda çıksın karşıma.. Yağmurun yavaş yağdığı ve paltomu almadığım için değil ; sevgisizlikten üşüdüğüm bir zamanda..Evle iş arası mekik dokuduğum ve başımı bile kaldırmadığım bir zamanda ; tam evimle işimin arasında dursun…Öylece baksın bana…Yanından geçmiş olayım..İlk gözlerimdeki sakinliğin farkına varsın ve birgün çarpsın monoton halime ,bilerek . Taşıyamadığım bütün umutsuzluklarım dökülsün yere.. Ben alelacele toplamaya çalışırken onları eğilip gözlerime baksın …Sakince sırtlayıp yükümü giderken benim elimi tutsun ve içimden geldi seni işten almaya ben geldim bugün desin !

Sezgi

En genel anlamıyla, gerçekliği dolaysız olarak içten ya da içeriden kavrayabilme, tanıyıp bilme yetisi. Adım adım ilerleyen gidimli düşünmenin ya da bir takım uğraklardan geçerek yol alan akıl yürütmenin tersine, bir şeyi doğrudan doğruya algılayıp kavrama; bilinçli bir düşünme ve yargıya varma süreci olmaksızın doğrudan, aracısız gerçekleşen anlama ya da bilme; hiçbir çıkarıma dayanmaksızın, dolaysız bir biçimde bilgiye ulaşma yordamı.

Başka bir deyişle, önermelerden başka önermelere yönelerek, mantıksal yolla çıkarımlar yaparak ilkelerden sonuca ulaşan, tek tek parçalardan bütünlüğü olan bir düşünce oluşturan gidimli düşünme yoluna karşı, doğrudan ya da aracı kullanmaksızın düşünce kuran, bütünü bir kerede, bir bakışta tümüyle ele geçiren, şeylerin özüne dolaysız bir biçimde, doğrudan doğruya ulaşan, şeyleri tüm bir devingenliği içinde bütünlüklü kavrayan içten duyma yolu.

Liboş demek…

Sosyal medyada sıkça karşıma çıkan bir terim bu. Liboş… Peki altında yatan psikoloji ne? Homofobi mi? Cinsiyetçilik mi?

Elbette hepsinden bir parça var. Biliyorsunuz bir şeyin sonuna -oş eki gelmesi (nonoş, liboş, vs) o kelimeyi bir aşağılama sıfatı haline getirir. Altında yatan aşağılama anlamı ise “kadınsı” olmakla benzerdir. Yani liberallere “liboş” denmesi aslına kadının aşağılanmasının bir yansımasıdır. Bir çok küfürün temelindeki aşağılama burada da kendini gösterir.