Kürtçe bilimsel bir dil midir?

“Kürt dili, Türkçeye oranla daha yerleşikliğe çok daha önce geçmiş bir dil ve kültürdür.Bu nedenle Türkçe den daha geniş bir kelime hazinesine sahiptir. Fransızca bir sözcüğün karşılığı Türkçe bulunamadığında Kürtçe,yada farsça karşılığına bakıldığını çevirmenler sık sık anlatır. Kürt dili son 90 yıldır baskılandığı ölçüde gerilemiştir bu doğrudur. Ancak Türk dilinden daha bilimseldir. Felsefe dili bakımından türkçeden fersah fersah ileridedir.

Tahir Ozan”

Bir gruptan Tahir beyin yaptığı bir yorumdur. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Sizce bir dilin bilimsel olup olmadığı nasıl ölçülür, nasıl anlaşılır? Türkçe ile Kürtçe karşılaştırılğında hangisi daha bilimsel hangisi daha felsefidir?

Kıyamet sonrası

Yaklaşan küçük kıyametin herkes farkında. Ve bunun için insanlık 200.000 kişilik bir gemi yaptı. Bu gemi uzaya çıkıp bir kaç gün kalacak ve sonra tekrar normale dönen dünyaya inecek. (Diğer canlılar için gemide yer var diyelim)

Bu seçimin başında da siz varsınız ve tam yetkilisiniz. Kurallar ise şunlar.
Aldığınız her kitap veya sanat eseri bir insan sayılıyor.
Elektronik cihaz, bellek, hdd, cep telefonu gibi şeyler alamıyorsunuz.
İstediğiniz yaş, din, ırk, kültür, cinsiyet insanı seçme hakkınız var.

Bu küçük kıyamet sonrası hayalinizde en yaşanılası dünya için geminizi doldurma oranlarınız ne olurdu? 200 bin kişilik kontenjanı olan geminizin en sizce ideal dağılımı nedir?

Yaşlı – Genç – Çocuk
Meslekler
Kitaplar
Sanat eserleri
Cinsiyetler
Kültürler

Foton Kuşağı ne yapar?

Gülcan Çakır yazdı:
“Herşey Carlos Castaneda’nın Zamanın Çarkı kitabındaki şu cümleyi okumamızla başladı;

“Savaşçılar zamandan söz ettiklerinde, saatin hareketiyle ölçülen bir şeyi kastetmezler. Zaman, dikkatin özüdür: Kartal’ın yaydığı şeyler, zamandan yapılmıştır; ve doğrusunu söylemek gerekirse, bir savaşçı özün farklı yanlarına girdiğinde, zamanla tanışmaya başlıyor demektir.”

Ve şu cümleye takıldım. Kartal’ın

yaydığı şeyler zamandan yapılmıştır. Bilmeyenler için açıklayayım. Carlos Castaneda sanrılandırıcı bitkileri araştırmak üzere gittiğinde Meksika’da tanıştığı Yaqui Kızılderilisi Don Juan’dan öğrendiği bilgilerden oluşan bir dizi kitap yazmış. Don Juan’a göre dünyamız farkındalıklı, titreşen ve ışıldayan telciklerden oluşuyor. Hepimizin sırt bölgesinde, kürek kemiğine kol boyu uzaklıkta, algı noktası denilen, tenis topu büyüklüğünde parlak bir nokta var. Bu noktaya bileşim noktası da deniyor. Bu telcikler bileşim noktamızın içinden geçiyor ve bizim dünya algımızı bu bileşim noktasından geçen telcik demeti oluşturuyor. Hepimizin bileşim noktasından aynı telcik demeti geçtiği için, Don Juan’ın deyimi ile bu demete çengellendiğimiz için hepimiz aynı dünyayı algılıyoruz.
Don Juan bu titreşen farkındalıklı telciklerin kaynağının kartala benzeyen bir görüntüsü olduğu için kartal diye adlandırılan bir kaynaktan çıktığını söyler. Kartal bizim anılarımızla beslenir.