Çocuklar mülk haline ne zaman getirildi? 2

Öncesi için tıklayınız

  • Diamon Eros Güzel soru… Sevgi, tüm duygulardan münezzehtir. Diğer bütün duygular Sevginin eksikliğinden ya da yokluğundan ortaya çıkarlar…Hiç bir duygunun zıddı ya da karşıtı değildir…Erkeğe verilmiş olmasının sebebi de vardır zira dünya ve güneş sistemimiz bir dönüş yaparlar. dünyanınki küçük dönüştür ama güneşimizin tüm dönüşü dünyaya göre büyük dönüştür tıpkı galaksimizde ve evrende her şeyin dönmesi gibi. Bu dönüşte belli periyodlar vardır yaklaşık 26000 yıllık bir döngü vardır ve bu döngünün başında ve sonunda olmak üzere 2 tane 2000 yıllık dengeli dönemi olduğu halde 11000 yıllık eril hakimiyet ve 11000 yıllık dişil hakimiyet dönemleri vardır. Erile gücün teslim edilmesinin sebebi bu durumla ilgilidir fakat dengeli dönemin başlangıcına gelmiş bulunmaktayız artık 🙂
    Sibel Atasoy Mükemmel bir öneri, teşekkür ederim. Sevginin bir duygu olmadığı ve böylesine bir kelime içine hapsedilişinin büyük bir kaza olduğunu yıllardır yazarım, ilk kez onay aldım, bu benim için büyük bi şey oldu (Çünkü bitr tek kişinin onayı bir insana yeter de artar). 26000 yıl döngüsünden Ra bilgilerinde bahsediliyordu hatırladığım kadarıyla ancak bunun böylesine iki parçaya bölünmüş olduğunu bilmiyordum. Peki bu gidiş-dönüş gibi dünyasal kavramla ifade edilebilir mi? Benim gidenler ve dönenlere ait bir çıkarımım vardı, isterseniz bulup paylaşabilirim.
  • Diamon Eros Ben de söylerim sevgi bir haldir diye… 🙂 gidiş dönüş denilebilir mi tam olarak bilmiyorum zira sonsuzdur bu dönüş döngü demek daha doğru bir seçim olabilir sanırım. kesinlikle tek bir kişi bile sizi bütün kalbiyle onaylıyorsa dağları yerinden oynatabilirsiniz… lütfen paylaşın ilgimi çekti…
    Diamon Eros çocuklar açısından baktığınızda da onları ebeveynler olarak yetiştirişimize de bakmak lazım.Sahipleriymiş gibi davranıyoruz ve ne yapmaları gerektiğini neyin doğru olabileceğini onlara dikte ediyoruz…
    Sibel Atasoy Şüphesiz ama bunu miras alıp devam ettirmekteyiz yani bizim-günümüz insanının – icadı değil. Ben bu mirası tam olarak nerede ve nasıl aldığımızı merak ediyorum. Tedavide teşhis en önemli etken siz de bilirsiniz. Bu arada söylediğim yazıyı buldum : https://blog.sonsuz.us/?p=8403
  • Yasemin Ve toplumsal kuralların baskıları üstümüze geldikçe biz de öğrenilmiş davranışlarla onları boğuyoruz.Tam bir kaos..Onlara özgür bir bireysin diye öğretmeye çalışırken alanlarının ne kadar kısıtlı olduklarını fark ediyorlar..Toplumla beraber fakat toplumdan ayrı nasıl yaşanacak ve bu kadar bilgi kirliliği varken çoçuklarımız nasıl davranacak.kendimce içsel çaresizliğimi yazmaya çalıştım.
  • Filiz S babanın cocuk olmasındaki rolünü anladığı zaman olabilir mi ?
  • Diamon Eros “Bizler bir ağ örüntüsüyle birbirimize bağlı olabilir miydik”? işte doğru soru 🙂 devam ediyorum okumaya ilgimi çekti yazınız…bunu unutmadan paylaşayım dedim…
    Sibel Atasoy Uzun bir yazı gerçi, ben desayenizde geçmişe bir dönüş yaptım ve hala tespitlerime katılıyorum şu an. Tabi mekanizmanın her katmanından bakışla göreceğiniz farklıdır. Söz konusu gidiş ve dönüş, 26000 yıl zaviyesinden ya da tek bir nefesin alınıp verilmesi zaviyesinden de değerlendirilse sonuç aynı gibi görünmekte bana.
    Ozcan Ozc feodalite ve ortaçağ dönemleri araştırmak iyi olur …
    Diamon Eros Evet uzun ve bir çok konuyu içinde barındıran bir yazı olmuş. Bazı tabirleri yerine oturtmakta zorlandığımı söylemeliyim. Kendinize has bir bakış açısı geliştirmişsiniz ama bütününde içsel yolculuğunuzda olduğunuz ve mesafeler aldığınız görülüyor…Yola devam 🙂
    Sibel Atasoy Yol bizi yürüyor zaten
    Sibel Atasoy Bence mesele ortaçağdan çok daha geride bi yerde başlıyor. Bi kaza, hep böyle demişimdir.Bu konuda bana en tutarlı gelen -şimdilik- kuram Z. Sitchin, sümer kayırlarından esinlenerek yazıyor. Bi kurgu olduğu için ciddiye alınmıyor, oysa her şey kurgudan ibaret. Bize düşen hangi kurguya destek-can verdiğimizden ibaret 🙂

-devam edecek-

“Post-Marksizm”in Marksist Bir Eleştirisi

Sınıf mücadelesinden soyutlanmış, kimlik mücadeleleri ve sivil toplum anlayışı ülkemizde ve dünyada özellikle son yıllarda gittikçe artmıştır. Bu anlayışın taşıyıcılığını trajik bir biçimde eski Marksistler yapmaktadır. Kendilerini “çağdaş sol” anlayışının bir temsilcisi olarak lanse eden bu kişiler Marksizmi eski köhnemiş bir anlayış olarak göstermektedirler. İşte kendi adlandırmalarıyla ifade edersek; Post Marksist ve (neo)liberal “aydınların” ipliğini pazara çıkartan Petras’ın yazısını bu yüzden önemsiyoruz. Özgür Düşün kolektifi olarak çevirisini yaptığımız Marksist sosyolog James Petras’ın yazısını okurlarımızla paylaşıyoruz.

Özgür Düşün Kolektifi

Giriş

Yunusların işlevi nedir?

27.07.2012 Birleşik Alan Kullanımı Süreç Notları

Dostlarımızla beraber “Yunusların İşlevi nedir’’ diye sorduk. Birleşik Alan da bize aşağıdaki tabloyu işaret etti. Birleşik Alana, Sevgili Sibel Atasoy’a ve katılan, katılmayan tüm dostlarımıza teşekkürler.

Yunus diye bildiğimiz varlıkların bu dünyadaki işlevi nedir?

Kadın: Oyunun başında garip sesler çıkartıyor. Kendini boşlukta, anlamsız hissediyor. O zamanlar 5. boyut kör gibi olduğu için onu bu dünyaya taşımak istiyor ama erkek daha çekici geliyor. Ne zaman dişi yunus, erkeği bırakıyor o zaman kadın erkeğin arkasına geçiyor. Erkeği seçiyor. Ve tüm oyun boyunca da bırakmıyor. Oyunun sonuna doğru da erkeği de taşıyarak dünyanın dengesiyle birlikte olan dişi yunusun yanına getiriyor. Bi yanlarında da 6. boyut vardı. Oyun boyunca dünyanın dengesinden hiç haz etmedi, nefret etti, sevmedi.

Çocuklar mülk haline ne zaman getirildi?

Tarihte çocuklar bir mülk haline ne zaman getirildi?

  • Diamon Eros Avcılık hayatından, yerleşik tarıma geçildiğinde…
    Sibel Atasoy Yani Sümerler mi yaptı bu işi?
    Diamon Eros Spesifik olarak kimin yaptığını doğrulayamam ancak avcılıkta her şey ortaktı beraber avlanılır beraber yenilir ve çocuklar herkesçe büyütülürdü. Yerleşik tarıma geçildiğinde ise önce topraklar bölünmeye başladı ve sınırlar çizildi. burası benim dendi. Sonra evlilik müessesesi geliştirildi bu kadın da benim dendi ve çocuklar, onlar da sahiplenildi .her şey bütünsellikten bencilliğe geçişle başladı…
    Diamon Eros Sınır belirlemekte de malesef hayvanlar model alındı zira hayvanlar da kendi hakimiyet alanlarını belirlerler ve gidip kendi sınırlarını ilan ettikleri bölgede idrarlarını bırakarak başka hayvanlara buranın sahibi var mesajını gönderirler…
    Sibel Atasoy Peki bu durum nasıl bir ihtiyaçtan gelişmiş olabilir? Durduk yerde mi oldu sizce
    Diamon Eros Onu da siz söyleyin sanırım bir sözünüz var bu konuda… 🙂
    Sibel Atasoy Her şey neticede doğal olarak(mecburi) bi evrim mekanizmasına bağlı, o halde avcı insan, evrilmek için hayvan atasından örnek mi aldı? Bu iş sanki mehter marşı gibi göründü gözüme, bi adım geri iki adım ileri 🙂
    Sibel Atasoy Cevabını bildiğim sorular sormam, gerçekten sormam. Belki soruyu sorduğum an bana da gelen fikirler olur ama sadece fikirlerdir
    Diamon Eros hayır, bu aşama sadece geriye ve daha da geriye evrilmek suretiyle oldu 🙂
    Özlem acaba yerleşik düzen insan ruhuna aykırı mıdır? yüce gönüllülüğünü, özgürlüğünü alır, bencil ve köle mi yapar?
    Sibel Atasoy Ama söylediğiniz şey evrimin özüne aykırı. Sizce insan evrime yöndeğiştirebilecek kadar güçlü ve geniş görüşlü müydü o zamanlar? Hangi yıllardan bahsediyoruz bu arada?

    Yerleşik düzen konusunda çok stratejik bi alan açtınız Özlem hanım, teşekkürler

Geçiyoruz günleri

Bilgiyi (insan deneyimi) açacaksınız, kabak çekirdeği gibi… Evet bu çekirdeğin açığa çıkmasidir, dünyaya mal olmasıdır, ölmeden ölmektir.

*

Dün arkadaşlarımızla güzel sohbetler yaptık,içtendi, meraklandırıcıydı.
Bi arkadaşımız babaannesinin bektaşi olduğunu söyledi, onun öykülerini yaşam şeklini anlattı bize. Bunlardan biri de üzüm şırası, şarap, üzüm rakısını bizzat elleriyle yapıp kendilerine içirdiğine dairdi. Acaba bektaşilerin üzümle ilişkisinin  sebebi nedir diye bi merak uyandırdı bende:)

*

Satürn Neptün dönemi, hayaller gerçek olacak mı?
Değil koskoca satürn ben bile(hahahahaha) hayallerinizi gerçek yapamam çünkü bunu ancak gerçekleştirme arzusu duyanlar yapar. O halde nedir satürnün katkısı, bana göre gerçekleştirme eğilimini kuvvetlendirici bi etki salıyor, koku gibi ses gibi bişey, böylece hayalin gerçekleşmesi için daha çok vesileyle karşılaşabiliyorsunuz. E bu da azımsanacak bişey değil.