Say. İhsan Eliaçık ın, başörtüsü konusundaki yazısı ve Kur’an……

Sayın İhsan Eliaçık, Kur’an da başörtüsü emri var mı, konusunda bir yazıyı kaleme almış. Gelin birlikte, kendi yazdığı yazıdan yola çıkarak, bahse konu ayette emredilen, başın örtülme emrimi veriliyor, yine Sayın Eliaçık ın düşüncelerinden yola çıkarak, bu konuyu Kur’an bütünlüğünde anlamaya çalışalım. Tabi Kur’an ın mantığını, ayetleri bizlere nakletme yöntemini, bizlere verdiği örnekleri asla unutmadan.

Ben, yazının yalnız başın örtünmesi kısmını sizlere alıntı yaparak, onun üzerinde sizleri de düşünmeye davet etmek istiyorum. Başörtüsü konusunda ülkemizde yaşanan, adaletsiz yasaklamalar konusunda Sayın Eliaçık, bakın neler söylüyor.

(Türkiye’de uygulanan başörtüsü yasağı “hukuka” dayanmadığı için hukukî çözüm de olamıyor. Aslında “siyasî” olmadığı için “siyaset” de çözüm üretemiyor.

Ölüm ve gelecek!

Ocak 2006.Günlükten

Bizi yani insanlığı perişan eden iki temel olgu var; ölüm ve gelecek!

Üstelik bunlar gerçek bile değil! Komik… Resmen hayaletlerle boğuşuyoruz.

Zihnimiz, pek çok konuda işimize yarıyor ama diğer taraftan da bize bi sürü saçma sapan oyun oynuyor.

Arkadaşlar, (zannetmeyin ki okuyanlara söylüyorum, bu hitap bizatihi kendimedir!)

zihin kontolü yapamadığımız takdirde, dünya oyunu bizi gömer!

Şöyle ki; biz şu anımızda herhangi bir sorunla uğraşırken, zihin, bilinçaltı bölgesinden geleceğe dair bir zorluk, ya da geçmişe dair bir zafiyet fotoğrafı gönderir. Ve biz birden donup kalırız, yaşadığımız anın konusunu unutur, korkuya kapılırız. İşte tam bu noktada iflas bayrağını çekiyoruz! Oysa bütün gücümüzü, arzumuzu şu andaki meseleye yoğunlaştırmamız gerekmektedir, biz ancak şu anın üstesinden gelebiliriz. Tabi şu anın dışından  atılan oltaları yutmadığımız takdirde.

Siz hiç BAKladınız mı?

BAK, Biricik eşsiz BEN’ini yitirmeden BİRLEŞİKLİĞİN tadına ve yararlarına ulaşabilmenin eğlenceli ve aydınlatıcı yöntemidir demiştik. Oygulamaya katılanlar neden böyle iizah ettiğimizi anlayacaklardır, gerçekten de “bilmiyorum” hali insanın biricik Beni’ni (parçacık durumu) yarı yarıya geri çeker ve evren boşluk sevmez, boşaltılan kısma birleşikliğimiz hücum eder (dalga yanımız), hem de hangi konuda bilmediğimizi ifade etmişsek (yönelttiğimiz soru) o konunun cevabı haline geliriz. Zaten bu işlem günlük hayatta da tıpkı böyledir ancak bütünlüğümüz tarafından farkındalıksız olarak yürür gider. Oysa bir BAK seansında katılımcılar ve moderatör, her iki hallerinin de farkındadırlar.

Oyuna katılmayanlar için (hatta bir kez katılanlar da bunu tam çıkarsayamamış olabilir) BAK’ın sorulara nasıl cevap verdiğini anlatmak istiyorum. Bir çok oyun modere ettiğim için yavaş yavaş bende bazı gözlemler ortaya çıkabilmeye başladı. BAK, sorulan bir konuyu, rollendirilebilmiş etkileşimleri kanalı ile tüm gelişimini resmediyor ve nihayetinde şu andaki son durumu eğilimler halinde gösteriyor.

Milli veya dini değerlerin reklamlarda kullanılması

  • Kesinlikle karşıyım, bu değerler reklamlarda kullanılmamalı.
  • Çok önem vermesem de karşıyım, kapitalizmin aracı olmamalı.
  • Düşünce özgürlüğü kapsamında değerlendirilmeli, reklamlar özgürce olabilir.
  • Reklamın amacı zaten insanların değerlerine hitap etmektir, bu yüzden kullanılabilir.
  • Ben daha değişik düşünüyorum ve hemen yazıyorum.