“Hepimiz bir baloncuğun içindeyiz. Doğum anımızda yerleştirildiğimiz bir baloncuktur bu. Önceleri açıktır baloncuk sonraları kapanmaya başlar ve mühürlenir. Bu baloncuk bizim algılamızdır. Yaşamımızın tümünü bu baloncuk içinde geçiririz. Yuvarlak çeperinde kendi yansımamızı görürüz. Eğer çeperlerde gördüğümüz kendi yansımamız ise, o takdirde yansıyan şey gerçeğin kendisi olmalıdır. Yansıyan şey bizim dünya görüşümüzdür. Bize doğum anında verilen bu görüş önce bir betimlemedir, tüm dikkatimiz onun tarafından çelinip de betimlemenin bir dünya görüşüne dönüşmesine dek öyle kalır.
Öğretmenin görevi bu görüşü yeniden düzenlemek, ışıldayan varlığı, velinimetin baloncuğu dışarıdan açacağı ana hazırlamaktır. Baloncuk, ışıldayan varlığın, bütünselliğine ilişkin bir fikir edinebilmesi amacıyla açılır. Işıldayan varlığı bütünselliğe doğru yönlendirmek dikkat isteyen bir manevradır. Onun için öğretmen içeriden, velinimetin de dışarıdan çalışmasını gerektirir.
Öğretmen dünya görüşünü yeniden düzenler. Bu görüşe tonal adası adı vermiştim. Büyücülerin açıklamasına göre, bu tonal adası kimi öğelerin üzerine odaklanmayı öğrenmiş olan algılamamız tarafından yapılmıştır, bu nesnelerin tümü bizim dünya görüşümüzü oluşturmaktadır. Çömezin algılaması söz konusu olduğunda, öğretmenin görevi tüm nesneleri baloncuğun bir yarısında yeniden düzene sokmaktır. Sen artık şu an da tonali temizleme ve yeniden düzenlemenin, onun akıl tarafındaki tüm öğelerinin yeniden kümelendirilmesi olduğunu anlamışsındır. Benim görevim senin sıradan görüşünü karıştırmaktı, ama parçalamak değildi bu, yalnızca akıl tarafında kümelenmesini sağlamaktı.” dedi Don Juan ve yere bir daire çizip ikiye böldü. Öğretmenin ustalığının, çömezini, dünya görüşünü baloncuğun sağ yarısında yeniden kümelendirmeye zorlamak olduğunu söyledi.