Günaydınnn frekansslarrr… Güneş tam şu anda tepeyi aşıp gösterdi parlak yüzünü. Şimdi ekranı göremeden yazıyorum artık ne denk gelirse. Sarkıtlar beni şaşırttı yıllar yıllar var ki bu kadar yaklaşmamıştık onlarla. Sivas geldi birden aklıma. Orada birbuçuk yıl oturmuştuk, 12 yaşındaydım. Annem her zamanki gibi alışveriş listesi ve para verip beni sabit pazara gönderdi. Eskimolar gibi giyinmiştim. Soğuk filan algılayacak yaşta da değildim zaten. Karlı ana caddeden dikkatli adımlarla (kayıp düşmekten pek korkardım) yürürken eczanenin önünden geçtim. Kapısının yanında yukardan aşağıya asılmış dev bir termometre vardı. Gözüm on atakıldı ve -22 derece olduğunu gördüm. O gün amma soğuk gibi öylesine geçmiştim ama bugün waawww o neymiş yaaa demekteyim. Hayat güzel, sarkıtlardan sakınarak güneşle bakışalım, hala yaşıyor olmak muhteşemmm…
Bugünlerde herşey çığırından çıktı!
Sana karşı açık kalpli olacağım günlük.
Sanırım hızlanan bu garip olaylar, hem dünyanın değişen enerji katmanları hem de ettiğim büyük laflar sebebiyle oluyor. Bilmiş bilmiş konuştuğum için beni affedebilecek misin?
Kendimi öyle duvardan duvara savuruyorum ki, sanki hıncımı alıyorum. Evet bir önceki satırdaki soru kendime sorulmuştu sanırım. Affedebilecek miyim?!
Kendimi, kendim olduğum için affedebilecek miyim?
Yoksa, son zamanlarda ortaya çıkardığım en ücra kendimler, beni lastik top gibi duvardan duvara çarpacaklar.
Adeta bana “duramazsın!” diyorlar. Hayır bu bölgede park yapılmazmış!
Evlerimiz
Şu karşıdaki delikli kutuya ev derler
İnsanoğulları burada yer burada içer
Ve daha tuhaf tuhaf işler görürler
Bunların çoğu ayıp şeylerdir söylenmez
Evlerimizin üstü kapalıdır
Ve bütün şairler gökyüzüne pencereden bakarlar
Halbuki kuş yuvalarının üstü açıktır
Ve kuşlar şiir yazmazlar
Adama sormuşlar memleket neresi, daha evlenmedim demiş…
—
Nasreddin Hocaya sormuslar, dünyanin ortasi neresi diye, o da “tam ayagimin bastigi yer” demis.
Tabi Nasreddin üstad, dünyanın geoid olduğunu muhtemelen bilmiyordu 🙂 Fakat felsefi açıdan söylediği yine de hundred persent doğru görünüyor
**
Hayallerinizi hissettiğinizde ve onlarla bütünleştiğinizde, birden konunun önemli olmadığının farkına varırsınız. Altında yatan enerjiye bakarsınız – şarkı söyleme, neşe, yaratıcılık, enerji, hareket – önemli olan bunlardır. Aniden, gerçeğin – gerçek olduğunu sandığınız şeyin- belirli bir sayıda insan ile belirli bir yer olmak zorunda olmakla alakasız olduğunun farkına varacaksınız. (a)
Sabahın bu er vaktinde “altında yatan enerjiye bakmak” cümlesi her zamankinden daha vurucu geldi 🙂
Travma ?
Nedir bu Travma denilen hal, kendi kendime sordum durdum, sordum durdum. sonrasında yazılmış edilmiş şeylere bakayım dedim. Genelde, insanların yazıp çizdiği isim verdiği şeyler saçma ve aptalca gelmiştir.
Sonrasında ön yargısızca bakayım dedim Psikoloji Bilimi bunu nasıl açıklıyor, ne diyor, nasıl bir yol izliyor diye.
Ve akabinde kafam karıştı, aslında her zaman bildiğimi düşündüğüm, fakat nasıl bildiğimi önemsemediğim bir cevap belirdi kendiliğinden. Bağalım neymiş bu Travma… Okuyalım okutalım :P:D:D
Travma Nedir?
Travma, günlük yaşantımızda sık kullanılan kelimeler arasına girmeye başlarken, sadece stres düzeyini arttıran olaylara verdiğimiz ad olabilmekte; buna karşın, günlük rutini bozan, ani ve beklenmedik bir şekilde gelişen, dehşet, kaygı ve panik yaratan, kişinin anlamlandırma süreçlerini bozan olaylar, travmatik yaşantılar olarak tanımlanabilmektedir. Yaşanmış bir trafik kazası, bir doğal afet (deprem, sel, vb.), taciz, daha zorlayıcı bir yaşantı, onbeş yıllık evlilikte atılmış ilk tokat travmaya örnek oluşturabilmektedir.
ABD İran’ı Hedef Alıyor
Aşağıdaki iki makale the-spark.net adlı internet sitesinde 23 Ocak 2012’de yayınlanan, “U.S. Targets Iran” ve “U.S.-Iran: A Long, Violent History” adlı makalelerin Türkçe çevirisidir.
(The Spark: ABD’de iki haftada bir yayınlanan Troçkist bir gazete. Link için bkz.: http://the-spark.net/paper.html)
…
ABD İran’ı Hedef Alıyor
Yeni ticari ve mali yaptırımlar ile ekonomisini boğma tehdidiyle ABD şimdi de İran’a karşı güç gösterisinde bulunuyor. Obama yönetimi, İran hükümetinin nükleer silah üretimini durdurmaya çalıştığını söylüyor. Zamanında ABD yetkililerinin Irak için kullandıkları kitle imha silahları yalanına benzer bir argüman bu.
İran ise ABD’nin bu konudaki iddialarını kabul etmiyor; elektrik üretimi için nükleer teknolojide çalışmalar yaptığını iddia ediyor. İran bununla enerji ihtiyacında bütünüyle petrole bağımlı hâle gelmekten kurtulmayı hedefliyor. Aslına bakılırsa İran bu programa, ABD’nin yardımıyla, 1970’li yıllarda başlamıştı! Farz edelim ki İran gizlice nükleer silah üretimi yapıyor, bu durumda onu kim suçlayabilir ki? İran’ı nükleer silah üretimi faaliyetlerinden dolayı kınayan başta ABD olmak üzere büyük güçlerin neredeyse tamamının kendi nükleer silah üretim tesisleri var. Üstelik ABD, geçmişte halklara karşı nükleer silah kullandığı gibi bugün de dünyayı defalarca kez yerle bir edecek güçte silahlara da sahip. Dahası aralarında İsrail, Pakistan ve Hindistan’ın da yer aldığı İran’ın etrafında yer alan kimi ülkeler de –ABD sağ olsun- nükleer silahlara sahipler!
Evet, İran baskıcı bir diktatörlük rejimi ve köktendinci bir devlet yapısına sahip; ama bu ABD için sorun teşkil etmiyor. ABD’nin Basra Körfezi’ndeki –Suudi Arabistan gibi- yakın müttefik devletleri de en az İran kadar kötüler. ABD için asıl sorun, İran’ın, ABD’nin bölgedeki müttefikleri olan İsrail ve Suudi Arabistan gibi devletlerin rakibi olmasıdır. Bölgedeki petrol üzerindeki denetimini güçlendirmek ve bunu sürekli kılmak için ABD İran’ı hedef alıyor.
ABD, İran’dan elini çek!