Kusursuzluk Nedir?

“kusursuzluk basitçe enerji seviyemizin en iyi kullanım biçimidir. Doğal olarak tutumluluğu, düşünceli olmayı, yalınlığı, saflığı ve hepsinden öte kişisel yansımadan yoksun olmayı gerektirir. Büyücüler tini denetleyip, toplanma noktasının hareketini yönetebilmek için kişinin enerjiye gereksinim duyduğunu söylerler. Enerjiyi bizim için biriktirecek tek şeyse kusursuzluğumuzdur.”cc

**

“Örneğin biz dördümüzü ele alalım. Sen, iyi bir yatırım yaptığına ve bu durumdan kazanç sağlayacağına inanıyorsun. Eğer bize kızarsan, ya da biz seni üzersek, intikam almak için kötü niyetli davranışlarda bulunabilirsin. Bizimse, tam tersine, kişisel kazancı filan düşündüğümüz yok. Bizim davranışlarımız, kusursuzluk tarafından düzenlenir. Sana kızıp, senin yüzünden düş kırıklığına uğramayız.”cc

Aşk ve büyümek

Benzersizliğimize hiç zarar vermeyen hatta tüm gücüyle destekleyen birleşikliğimize kadeh (içinde filte kahve var) kaldırıyorum; yarasın 🙂

Ayrıca demlenen her şeye saygı ve sevgiler sunuyorum
sa

**

Harika bi haftayı geride bırakırken şahane bi haftasonunu kucaklamaya hazırız. Bir kavuşup bir açılan kollarımız, kanatlarımız ve nefesimiz. Benzersiz varlığımız benzersiz yeni tohumlardan benzersiz yeni bir dünya kuruyor. Bu güzelliklere hayran olmamak mümkün değil. Şükürler olsun ki hissedebiliyoruz.
sevgi ve selamlar arkadaşlar.

Bu arada, Ay İkizler Burcu’nda yol alıyomuş. İç güdüsel tüm davranışlarımız ortaya çıkabilir, ruhsal anlamda iletişim ise bu dönemde daha aktif olabilirmiş (ben astrologların yalancısıyım, bildiğimden değil yani!)

**

Keçiler ne şekilde kaçar!

Kendine inanmış biri olarak, beni tutuklamayı kes toplum. Beni tutuklama, bırak da ben kaçayım!!! Şu ezici bakışları çek üstümden toplum. Şu yargılama durumuna bir mola ver ve düşün, veyahut yok et şu sistemi yaaa, lütfen! İlk defa mı karşılaşıyorsun sanki benim kadar sana uyumsuz biriyle? Ne olmuş yani; geleneksel toplum kurallarını çiğniyorum diye, ağır ağdalı ahlak takıntım yok diye, dinin talimatı dışında yaşama isteği taşıyorum diye beni infaz mı etmen gerekiyor toplum??? İstemediğim bir ilişki yörüngesinde dolaşmam mı gerekiyor. Sevmediğim bir insana itaat mi etmem lazım? Benden bağımsız, benim menfaatimi korumayan bir sisteme boyun mu eğmem gerekiyor? Ne diyorsun sen, ne diyorsun toplum? Sağlıklı ilişkiler mi dedin toplum? Sosyal hayatta uyum mu dedin? Yahu ben bilmiyor muyum dönüp duran dolapları bu anahtar kelimeciğin içinde (sağlıklı…)?

Sessizlik,cinsellik,soyut

İnsanların her şeyden çok sessizlikten korktukları, konuşma eğilimimizin kendini savunmadan kaynaklandığını ve daima bir şeyleri görmekten, kendine bir şeyleri itiraf etmekten kaçınma temeline dayandığı açıkça görülmelidir.(Gurdjieff)

**

Evrenin bir yaratıcısı, yani ilk olan bir gücün varlığını kabul etmeye yatkınız; çünkü daha iyi bi fikir aklımıza gelmedi. Buna bilim adamları zeki enerji diyor, ben BİR diyorum. Dini inanç sahipleri Tanrı diyor.
Bizim güneş sistemimizin yaratıcısı olan Bir’in sapmış bölümü (sevgi), işe önce ışığı yaratarak başladı, sonra gerisi geldi. Yaratma işlemi esnasında Sevgi (bir‘in sapmışı olan bölümü) , yarattıklarına “özgür irade” verdi.
Özgür irade, seçim yapabilmek anlamına gelir basitçe. İnsanlar seçim yaparak yaratanın işlerine katkıda bulunmaya başladılar, yani birlikte yaratmaya başladılar.
Bu yetki, insan için bir onur/görev dir. Bunun farkında olmak, insanı hem sevince hem de sorumluluğa mahkum eder. (Tıklayınız)
(Not: yılın son günlerinde birdenbire 2005 e döndüm nedense, bi düşünmeliyim galiba nedendir diye! Bu yazımız eskidir ama sitemizin en çok tıklanan yazısıdır, herhalde başlığında cinsellik kelimesi yer aldığından 🙂 Hala aynı fikirde miyim? Bilmiyorum ama ana fikre hala katılıyorum galiba)

AŞK ve Sanal geçişler…

Kuantum fiziğinde sanal ve gerçek geçişler diye iki kavram var:

Olasılık dalgası görünümündeki bir mütevazi elektron, bir yörüngeden diğerine geçmeye niyetlendiğinde, gelecekteki durağanlığına yönelik, sonunda yerleşebilme olasılığı olan tüm yörüngelerin nabzını aynı anda ölçer!

Bu, yoklama mahiyetinde etrafa gönderilen dokungaçlara sanal geçişler denir. Elektronun sonunda geçtiği kalıcı evine ise “gerçek geçiş” denir.

Bu konu hep ilgimi çekmiştir. Olayın kah dokungaçlar kısmına, kah yerleşebilme olasılıklarına yöneliyorum. Ve alabildiğince anlamlar yüklüyorum. :)))

Ah bugün tamamiyle akan bir su gibiydim. Bu tespitden, plesebo dahil her yere gittim, gezdim. Hepsini toparlayıp anlatabilmem için epeyce bi dirayetimi takınmam lazım ama nerdeeee! Her zamanki; tembel, şapşal, zevkine düşkün gezginim ben.