Hiç ummadığınız anlarda çalar hayat kapınızı.Elinizin bulaşıklı olup olmadığını aldırmadan yapar bunu. Birkaç dakikalık bir gecikme. büyük bir aşkın başlamasına, bir çocuğun doğumuna, bir ayrılığın yaşanmasına engel olabilir. Bütün bu engeller, sizin yaşam çarkınızdır. Nasıl döndüğünden haberinizin olmadığı.
Zil sesi anlık bir uyanıştır bazen, öyle an olur ki kapının tıkladığını duymak için dikkat kesilir olursunuz, oysa ne gelen vardır ne de giden…
Duymayı düşlediğiniz, sizi uykunuzdan uyandıracak kadar güçlü bir sese, boşuna beklemeyin. Hayat okadar da adil değildir, başı boş bırakırsanız iç kulağınızı, o ne duyması gerektiğini düşünürken , es geçiverir inatla çalan hayat kornasını.
Zil zurna sarhoş olup dalınca hayatın içine, keşkeler asılır boğazınıza, keşkeler taşınması zor yüklerdir, bir yandan ah çekersiniz bir yandan da beddua edersiniz yaşadığınıza. Yinede dolu dizgin gidiverirsiniz düşlerinizin üzerine.
Saçlarınıza düşen akların mesulü yine sizsinizdir, ayağınızın altındaki kır çicekleri, düşlerinizi kıskana dursu, bir nehir kadar azgındır iç sesiniz.Çağlar durur, biri duyana dek işte o an kapı çalınmıştır bir kez daha , şans dedğiniz budur, budur kapınızda nöbet beklesin diye dua edip durduğunuz . İşte vakit gelmiştir…
