Evre’ler

Bi şeylerle karşılaşma sıramız evrelerimizle doğru orantılı. Hayatımızda somut ya da soyut bi şeyi belirginleştirdiğimizde onun uzantısı ve test edicileri için adeta davetiye çıkarmış oluyoruz.

**

Evreler iyi anlaşıldığında gerçekliğe, doğru ve yanlışa, iyilik ve kötülüğe takılmaz olursunuz. Bireysel, toplumsal, gezegensel ve yıldızsal olarak birbirimizden farkımız yok, her şey evrelere tabidir. “Ne oldum deme, ne olacağım de!” atasözü aslında evrelerin hayatımızdaki işlevini gayet güzel ortaya koyar fakat biz bu sözü daha çok (başkalarını da yaptığımız gibi) evreler açısından değil, ceza ve ödül açısından anlamaya yönlendirildik. Evre, bir ceza ya da ödül olarak değil fiziksel bir gereklilik, yaratımın spiral doğası gereği mevcuttur. (tıklayınız)

Bilmek isteyen!

“Bilmek isteyen” ve “Teslim olmak isteyen” yönlerimiz her an iş başında ve her an kavga halindeler. İkili büyüme spiralinin gereği galiba bunlar. Bilmek isteyen yanımızı harekete geçiren “şüphe” dir. Bu sebeple din ve türevleri onu şeytan ilan ettiler. Peki şüphe dışında bir başka tetikleyicisi yok mudur “Bilmek isteyenin”?

Sorum baki kalsın, bir tali yola gireyim; spiralin bu iki yönü, eril ve dişil olarak bilinir. Teslim olmak isteyen dişil yöndür. Ve işin ironisi, o bilinmek ister! O halde biz bunu neden dualitik yaşıyoruz? Neden bi kavga var sanıyoruz?

**

Galiba gerçekten bilmeyi isteyenin tetikçisi meraktır. Oldukça saf ve çocukça, bilmeme halinin aydınlatılması için içten gelen dürtüdür merak.

**

Az önce son derece yaratıcı bir reklam sloganı duydum, diyor k: “açsan sen değilsin” 🙂 süper… Tabi bu durum fiziksel, duygusal, mental vs tüm vechelerimiz için geçerli.

Uçuş Ustası

Tek bir sinek bile,insanoğlunun ürettiği tüm teknolojik araçlardan çok daha üstündür. Dahası sinek “canlı”dır. Uçaklar ya da helikopterler bir zaman kullanılır, sonra çürümeye bırakılır. Sinek ise kendisinin benzerlerini üretir.

Nerden geldi aklıma şimdi bu “sinek” meselesi :))

Bizim ofisin kedisi var ya hani “fıstık hanım” uykusundan ve bizimle didişmesinden geri kalan zamanlarını sinek avlayarak geçiriyor. Ve sineklerle konuşuyor resmen. Dikkatimi çekti inceledim. “Sinek işte sinek neyini inceledin?” diyenler var duyuyorum. Evet sinek işte ama o sineğin yüzünden bu gün kocaaa ilim, bilim adamları araştırmalar yapıyor. Misal birisinin adı Michael DICKINSON. Adam işi gücü bırakmış bildiğin kara sinekle kafayı bozmuş:) Kendi söyleminden “Karasineğin aslında uçucuların en yeteneklisi olmadığını, uçuşun piri helikopter sinekleri” diyor. Bu kadar iç içe sinekler dünyasıyla yani…

OBSESİF DİNAMİKLER

Obsesif ve kompülsif kişilerin bebekliklerinde , hem fizyolojik hemde bünyesel açıdan rektumla ilgili olarak aşırı duyarlılıkları olduğu bilinir. Bu tarz kişilerde görülen kontrol edilmeye duyulan hınç ile suçlanmaktan ve cezalandırılmaktan duyulan korku arasında yaşanılanlar kişinin akılcılaştırılmasına engel olmuştur. Sıl sık normal irrasyonel öfkeye maruz kalırlar. Öfkeyle kaşılaşıncada örgütleyici savunmaya geçerler. Halbuki yaptıkları yanlızca yalıtma savunmasıdır. Üst düzeyde işlevselliği olan obsesif kişiler ise yalıtma savunmasını aşırı biçimde kullanmazlar onunyerine akılcılaştırma,ahlaksallaştırma, bölmeleme ve düşünselleştirmeyi tercih ederler. Bazen akılcılaştırma yönleri ağır bastığında yapacakları inanılmaz oluyor ve yer değiştirme yöntemini çok sinsice kullanıyorlar.Öfke duygusunu ancak öfkenin gerçek hedefinden uzaklaştırıp uygun bir hedefe yöneltilmesiyle UTANCA kapılmadan sahiplanebildikleri durumlarda kullanırlar.

Gidebilirsin

gidebilirsin buralardan
bir otobiüs garına bir otele
hangisi sana daha yakınsa
ötekilerden ıssız sınırsız sonsuz
olan biten her şeyle
hatıraların içine
yine gidiblirsin
senin çeşmene, senin Sazak soğuna
kalırsan ben sana anlatırm
ayşeyle bir simit paramı paylaştığımı
hatrı sayılır gazetelerden yaptığım kitabımı
katıldığım spor müsabakalarımı
uzunca bir hayatın
kısalmış bir ömre sığdırılmış
bir nebzede olsa mutluluk kokan
acı dolu bavullarında
yine gidebilirsin
Selimiye köyünün
Şarhoş eden kayıklarına
Kalırsan ben sana anlatarım
Bir gülü, bir de dikeni
Sana yazabilirim
Tükenmezliğini yitirmeyen
Hep seni yazmaya alışan kalemimle
Ben seni sevebilirim
Sen beni seversen
Okul çantam alışkındır
Senin sevdiğin romanlara
Ama ben alışkın değilim
Sen olmayan bir mevsimlere….