Bir şey sandığınız şey o şey değilse ne olur?
Bir şey sanmadığınız şey, bir şey olursa ne olur?
60-70 km. hızla giderken, göğüs hizasında, yolun bir tarafından diğer tarafına çekilmiş bir teli fark ettiğimde tel ile aramda bir kaç metre kalmıştı… Aniden frenlere bastım… Frene basmasam tele takılıp biçileceğim ya da ne olacağım meçhul… Ama düşersem belki biraz ezik sıyrık sahibi olacağım… Düşmek diğer olasılıklardan daha tercih edilebilir. Bu durumda tele biçilmektense düşmeyi göze alarak, fren yaparak, eğilerek, yan yatarak altından geçeyim derken, motor benden önce ve benden bağımsız bir kararla(!) yan yatıp sürüklenmeye başladı. Beni de “kolları” arasına sıkıştırıp; “Seni biraz ezeceğim ama korkma yere çakılmaktan, kırıklardan çatlaklardan kurtaracağım” diyerek sevgili motorsikletimle beraberce sürüklendik…
Hücrem ve Ben
İsmet Bey,
yazılarınız -şaşırtıcı biçimde- içimde sebebini bilmediğim bir coşku uyandırıyor. Öncelikle bunun için teşekkür ediyorum. Sebebini bilmesem de sanırım yakında anlayabileceğim. Önceki başlık iç içe fazla döngü oluşturduğu için yeni biir başlık açtım ve son mesajınızdan yola çıkarak bazı sorular (7 adet çıktı şimdilik) yöneltiyorum:
Öncelikle bilgi teriminden ne anladığımı tanımlayarak başlayacağım. Bilgi, enerjinin nerden nereye aktarılacağını belirleyen ve varlıkların yapısal-dokusal durumlarında (anizotropi, simetri, polarizasyon, vs. şeklinde) kayıt altına alınan sinyal sistemidir. Enerji bu bilgi sinyallerine göre aktıkça, kuvvet dediğimiz faktör ortaya çıkar ve o kuvvet yardımıyla da varlıklar bir yerden bir yere aktarılarak, doğadaki oluşumlar gerçekleşir.
Dünyadan-Bizden
Tapınak şovalyeleri bir kere -görünüşte-yıkıldılar ancak onların kurduğu bankacılık sistemi hep güçlenerek bin yıl hüküm sürdü! Bu kez gerçekten mi yıkılıyorlar meraktayım?
Biz BAKa sorduğumuz bir konunun rolleri arasında rastlamıştık bankacılığa ve onun sistem dışı kaldığını gözlemledik, kapitalizm kendini evrimleştiriyordu, çok etkileyiciydi. Henüz neye evrileceği kesinleşmemişti, fakat kesin olan şuydu, merkezde olmaya kesin irade koymuştu ancak eski enstrümanlarından hiç birini yanına çekmeyi başaramadı. Böylece boşlukta ama tam niyetle salınıyordu. Yanında bi iki şey vardı ama onları şu an hatırlayamadım belki katılan arkadaşlar hatırlar.
Çeşitliliğe ve bireysel özgürlüğe kapı açan kapitalizmin, toplumun tüm fertlerinin sorumluluğunu yüklenmeme dolayısı ile ekonomik ve sosyal dengesizliğe sebep oluşu ile ilgili hastalığı tedavi olmayacak bi şey değil sanki. Gördüğüm kadarıyla (ben dahil) herşey hasta! Hemen hastalardan vaz mı geçeceğiz, kendilerini onarmaları için fırsat vermeliyiz sanki 🙂
teknoloji çılgınlığı
ben videoyu ekleyip kenardan yapılan yorumları izlemek istiyorum. ara ara gözlemlerimi paylaşacağım elbet. nasıl bir çılgınıktır bu? sokakta, yolda, toplu taşıma araçlarında, evde dinlenme saatlerinde bile her birimizin elinde ya telefon ya bilgisayar… nereye varacak bu cılgınlığın sonu???
Yollar, hiçbiyere götüren yollar
Fizikçi Danah Zohar, Kuantum benlik kitabında; “Bilime ve bilimsel gelişmelere dayanma iddiasındaki Batı düşüncesi, insanın evrenle ilişkisinde olduğu kadar, kendi tinselliği ile ve öteki insanlarla ilişkisinde de parçalayıcı, bölücü ve hiyerarşiktir. Kendini evrenin efendisi zannederek, ruhunu maddesinden ayıran insan giderek yalnızlaşmış, narsist, yabancılaşmış ve bencil varlığıyla kendi tahakkümünün kölesi olmuştur.” Der.
Demek her yoldan bencilliğe çıkılabiliyor :))) O halde ihtiyacı anlamaya çalışmak lazım değil mi? (Doğu Felsefesi trendi için tıklayınız.)
**
Şimdi şıracı mahkemelik olmuş, diyo ki, falan falan sebeplerle ben masumum, isterseniz Bozacıya sorun kadı efendi, o doğru söylediğimi biliyor. Tam bu sırada duruşmayı seyreden halk müstehzi bi şekilde gülüp kafalarını iki yana sallıyorlar ve “hıh! Şıracının şahidi bozacı!”
cık cık cık niye yani? Niye bozacının şahitliğine güvenmiyolar?