Ah o incir var ya o incir!

Ah o incir var ya o incir, ne karşı konulamaz, büyülü bişeydir o! İlk tanıştığımız günden beri bana yaşattığı his budur ve değişmedi.
Lezzet, koku, zerafet, ses her şeyi bir başkadır. Kabuğu bile başka bi lezizdir.

Bazı ülkelerdekinin kabuklarından kurutulup bir çeşit (şamanik) marakaslar bile yapılıyor. Son zamanlarda piyasada oldukça çoğaldı ve dolayısıyla da ucuzladı. Hatta ritm gecelerimiz için ben de almıştım, bi tane de hediye geldi geçenlerde.

Çok bilinen bi atasözümüz de var incir hakkında: Ocağına incir ağacı dikmek!

Günden esinti

Ahh güzelcik bi gün, zeytinyağlı kabak çintmemi yedim az önce ve yerken (her zamanki gibi) her bir öğeyi dalinda kökünde başağında onurlandıra seve çiğnedim yuttum, son lokmada hepiciğine ve ilk sahibine saygı ve sevgi sundum. Sonra bi gülme geldi içimden dedim ki sesli olarak: yaşamaktan zevk aldığım sürece size minnetim bitmeyecek velakin bir gün bıkarsam, artık bişey beklemeyin benden!
hahahahahaha

Şimdi bunları yazınca başka bi gülme daha geldi ve dedi ki: Şaşkın! Bişey beklediğimiz yok bizim, sen kendi hüsnü kuruntuna bak!

Hayat bu işte ya, öyle deliler gibi soru cevap gülmeleri arasında, bi kendine efelenme halleridir gelir-gider :))

Bilim Tarihinden Notlar

Tarih Öncesi

14 milyar yıl önce samanyolu galaksisi (Güneş sisteminin bulunduğu galaksi) oluştu.

Bir süper nova patlamasının kalıntılarından 4.5 milyar yıl önce güneş sistemi oluştu.

3.8 milyar yıl önce basit hücreler oluştu.

2 milyar yıl önce karmaşık hücreler oluştu.

1 milyar yıl önce ilk çok hücreli yaşam gözüktü.

600 milyon yıl önce basit hayvanlar oluştu.

200 milyon yıl önce memeliler oluştu.

200 bin yıl önce modern insan oluştu.

Bulunan en eski insan fosili 130 bin yıl öncesine aittir ve Afrika’da bulunmuştur.

35 bin yıl öncesine ait Lebombo kemiği bulundu ve üzerinde takvim hesabına benzer matematiksel işaretler tespit edildi.

Divân-ı Lügati’t-Türk

Kaşgarlı Mahmut’un Divân-ı Lügati’t-Türk’ü hem dil, hem edebiyat, hem toplum ve sosyoloji tarihimiz bakımından çok önemli belgeleri toplayan bir kaynaktır.

Ancak bu kaynak eser 1910 yılına kadar bilinmiyordu. Gerçi Kâtip Çelebi’nin Keşfüzzünûn adlı bibliyografyasında Kaşgarlı Mahmut’tan da söz edilmiştir. Ama bu bilgi çok sınırlıdır. Vanizade Nazif Paşa’nın yakınlarından bir hanım, 1910 yılında İstanbul’daki Sahaflar Çarşısı’nda dolaşırken bu dev eseri tozlu raflarda bulmuş, satın almak istemiştir. Elindeki ganimetin kadrini ancak o zaman anlayan kitapçı, kitabın fiyatını 25 altına kadar yükseltmiş, hanım da kitabı alamamıştır. Ancak işi Maarif Nezareti’ne duyurmuştur. ‘Ne olduğu belirsiz bir kitaba avuç dolusu altın verilemeyeceği’ gerekçesiyle Maarif Nezareti, eseri satın almayı reddetmiştir.

Küçük Prens evcilleştirme ve Tilki-11

“Evet. Örneğin, sen benim için sadece küçük bir çocuksun. Diğer küçük çocuklardan hiçbir farkın yok benim için. Sana ihtiyacım da yok. Aynı şekilde, ben de senin için dünyadaki yüz binlerce tilkiden biriyim sadece. Bana ihtiyaç duymuyorsun. Ama beni evcilleştirirsen eğer, birbirimize ihtiyacımız olacak Sen benim için tek ve işsiz olacaksın, ben de senin için.”
“Anlamaya başlıyorum” dedi küçük prens. “Bir çiçek var. Sanırım o beni evcilleştirdi.”
“Olabilir. Dünyada her şey mümkündür.” dedi tilki.
“Ama bu çiçek dünyada değil.”
Tilki şaşırmıştı. “Başka bir gezegende mi?”
“Evet.”
“Peki orada avcılar da var mı?”
“Hayır, yok.”
“Bu çok ilginç. Peki ya tavuklar?”
“Hayır. Tavuklar da yok.”
“Eh, hiçbir yer mükemmel değildir” dedi tilki içini çekerek. Sonra kendini anlatmaya başladı:
“Yaşamım çok monotondur. Ben tavukları avlarım, avcılar da beni.