Kelimeler-2

Taraftarlığın tersi taraf olmamak değil, duruma göre o anda taraf olmaktır.

**

Bütün görülemez de varlığı bilinebilir. Nasıl bilinir? Doğduğunuzdan beri size biçilmiş rol-noktanın dışına defaaten çıkılabilmişse, başka noktaların varlığına iman edilir, böylece sonsuz başka noktalar, görülemese de bilinir.

**

Dünyadaki çeşitlenmenin güzelliğine iman etmekle başlar bu güzel oyun.

Sana ahmakça gelse bile o çeşitlenmenin ne büyük bir zerafet oluşturduğunu, tüm varlıkların tekamül etmesi için zengin bir ortak rüya oluşturduğunu bi gördün mü, artık bi şeye kızamaz olursun, hatta minnet duymaya başlarsın biri ahmak rolünü ya da hitler rolünü oynamayı kabul etmiş diye :)))

**

Bu dünya benlik bilincinin oluşması için görülen bi rüya 🙂

**

Kendini tanımak

İnsan oldu olalı dünyada kendini tanımak için binlerce metod icad edildi, bunların bazısı zamanları aşabildi, bazıları aşamadı; revizyona uğradı, sentezlendi isim değiştirdi. Ortak noktaları kendini tanıman için olduklarıydı ve hala öyledir.

**

Oysa kendini tanımak, çevrende olan yakından-uzaktan tüm insanlardan (aynalar) sana her an tüm acımasızlığı ve sevecenliğiyle yansıyor. Bunu görmek istemiyoruz evet ne yapalım, o halde kendini tanıma metodlarını kullanmaya devam ediyoruz.

**

Bu metotlardan en son tanıştığım birisi; Human Design sistemi, tıpkı zamana yayılmış diğer farklı yöntemler gibi amacı, kendimizle en başından tanışıp, bizi olduğumuz kişiden sorumlu, tatmin olmuş ve hoşnut kılmaktır.
Yaşam Tasarımınıza ulaştığınız anda, hem bireysel(parçacık) hem de birleşik (dalga) yanınıza dair bir genişleme hissine sahip olabilirsiniz. Şüphesiz bu sistem hiçbir şekilde bir sihirli değnek değildir. Çünkü sihirli değnek sizsiniz! Bu sistem, uzun bin yıllar boyunca unutmuş olduğunuz bu gizemli parlaklığınızı size hatırlatmak için bir aracıdır yalnızca.

2011 Türkiye Değerler Araştırması Sonuçları

Türkiye gerçekleriyle ilgili yapılan son araştırma. Ben sadece din ile ilgili olan kısmı paylaşıyorum. Bilmediğimiz bir gerçek değil ancak yine de ürkütücü. Haberin tamamını görmek isterseniz:
http://www.agnostik.org/20032-mayo-giymek-gunah-diyenler-61.html

Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Dünya Değerler Araştırması Derneği (WVSA) Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Yılmaz Esmer’in başkanlığında gerçekleştirilen ‘2011 Türkiye Değerler Araştırması Sonuçları’ açıklandı.

  • Kendisini “dindar” olarak tanımlayanların oranı %81
  • Oruç tuttuğunu söyleyenlerin oranı %87
  • Namaz kıldığını söyleyenlerin oranı %70
  • Cehenneme inananların oranı %97
  • Son kurban bayramında kurban kestiğini söyleyenlerin oranı %57
  • Ramazanda, lokantaların iftara kadar kapalı kalması gerektiğini düşünenler %44
  • Kadının plajda mayo giymesinin günah olduğunu düşünenler %61
  • “Din esas olarak öteki dünyaya anlam kazandırır” görüşüne katılanlar %79
  • Tanrıya inanmayan politikacıları göreve layık bulmayanlar %55
  • Yönetim görevlerinde dinibütün insanların bulunmasını yararlı görenler %51
  • Dine ve dini değerlere saldıran kitap ve yayınların yasaklanmasını isteyenler %63
  • Cem evlerine camiler gibi ibadethane statüsü verilmesini doğru bulanlar %58
  • “Bilim ile din çelişirse, her zaman din doğrudur” görüşüne katılanlar %77
  • Tek doğru dinin kendi dinleri olduğunu söyleyenler %79

Anlayacaksın!

“Koruyucu taşı selamladın mı? Çünkü her şey senin parçan; her şey canlı. İçeri girerken selam verdin mi çiçeklere? Duydun mu evin önünde öten kuşları? Teşekkür ettin mi uyandığında, sana armağan olarak verilen yeni güne? Yoksa teşekkür etmemeyi, kuşun ötüşünü duymamayı, çiçekleri görmemeyi mi yeğledin.”

“Her şeyle konuş; çünkü her şeyin canı vardır. Her şeyde bir ağabey, bir kardeş bul. Her şey birdir; her şey canlıdır.”

Bu sözler bir ustanın öğrencisine verdiği altından değerli nasihatler… Onlar And Dağları’nda yaşayan iki Kızılderili…

Yeryüzünde doğanın ruhunu ‘en saf, en derin haliyle ve en güzel dille’ ifade edebilen insanlar benim için Kızılderililer. “Acaba Amerika keşfedildiğinde bu özel ırk hiç yok edilmeseydi dünya nasıl olurdu?” Diye düşündüm bir an. Bir Japon’u, İtalyan’ı, İngiliz’i nasıl görüyorsak dünyanın her yerinde, Kızılderili halkından da insanlar görebilseydik milyonlarca… Kızılderili Cumhuriyeti diye bir ülke olsaydı mesela… Kızılderili milleti diye bir millet… Küçücük bile olsa, var olsaydı… O kadar güzel olurdu ki. Hep üzülürüm bu kadar özel bir halkın yok oluşuna. Bence mükemmel devlet adamları, mükemmel bilim insanları, mükemmel sanatçılar çıkardı onlardan. Ve dünyaya ‘doğanın değerini’ en iyi anlatan insanlar yine onlar olurdu. Fevkalade çözümler bulurlardı doğanın karşı karşıya kaldığı sorunlara. Doğa ve insanlık için yapılan en faydalı organizasyonlarda her daim görürdük onları. Onların yok oluşuyla yeryüzü mozaiğindeki en parlak taşlardan biri de düşmüş oldu aslında…