Paylaşılmış Psikotik Bozukluk

(Etkilenme ile oluşan sanrılı bozukluk, Folie  Deux)

Çünkü bazen inanmak görmektir.

Kendinizi Sınayın

– Başka insanlarla bazı inançları paylaşır mısınız?
– İnançlarınızın bazıları, nasıl desek, sıra dışı mıdır?
– Psikotik bozukluk teşhisi konmuş biriyle yakın ilişkiniz var mı?

İç Ses

Bir kere annenden nasıl kuşkulanabildin? Sana bodrumda yaşayan disko cinlerinden söz ettiğinde uyarılarını hemen deli saçması olarak nitelendirdin. Ona çok uzun zamandan beridir evin içinde tıkılı kaldığını söyledin. Cinlerin gerçek varlıklar olmadıklarını, Alman folklorunda yaygın olarak görülen efsanevi yaratıklar olduklarını izah ettin. Cinlerin toprağa ait ruhlar olduklarını, bu yüzden varsalar bile, evin bodrumunda değil de ormanlarda bulunacaklarını söyledin. Hem ne demeye disko dansı yapsınlar ki?
Fakat şu su ısıtıcısının yanında fıkır fıkır kıvırtan şey bir cin değilse ne olayım! Kendi bedenine göre çivi süslemeli takım elbiseyi de nereden bulmuş?

Sonsuzluğa Atlayış

Bir süre kanepeye uzanıp saçma bir film seyrediyorum. Nedense içimi kesif bir hüzün kapladı. Zaten günlerdir bir duygudan diğerine koşup duruyorum. Bir an her şey son derece açık görünüyor, sonraki an tüm inancım çöküyor…

Annem geldiğinde işte bu ruh haliyle pek verimli bir akşam geçiremedim. Kısa bir sohbet eşliğinde yenen sade bir yemekten sonra, uzun uzun düşündüm, biraz da ağladım ve kolayca uyudum. Erken uyuduğum için olacak daha alacakaranlıkta uyandım, şaşırtıcı bir rüya görmüştüm ve yorgun kalktım. Mutfağa yollandım abur cubur bir şeyler atıştırdım sonra bir sigara yakıp çıplak ayakla balkona çıktım. Erken sabah ayazı pijamalarımdan kolayca içime sızdı adeta ruhumu üşüttü.

Balkondan aşağılar çook uzak görünüyordu. Tan yeri ağarmaya başlamıştı, sokaklar boştu henüz. Arabalar yeğenimin oyuncakları gibi ve ben simcity oyunundaki sahneleri anımsadım yeniden. Kendimi bir aptal gibi… hayır hayır değersiz bir oyuncak gibi hissettim. Vücudum donuyordu ama gözlerimden sessizce boşanan yaşlar sımsıcaktı, taa ki yanağımı katedip çenemden boynuma kayana değin sıcak kalıyorlardı sonra birden donuyorlardı gırtlağımın üstüne geldiklerinde. İki elimi demir parmaklıklara dayamıştım, sigara biteli çok olmuştu, aklıma rüya takıldı…

Güç Öyküleri-Carlos Castaneda

“Bu zehiri yokeden panzehir işte burada,” dedi don Juan toprağı okşayarak. “Büyücülerin açıklaması, tek başına ruhu özgür kılamaz. Kendinize bakın. Onu biliyorsunuz, ama bu hiçbir değişiklik yaratmadı. Şimdi her zamankinden daha yalnızsınız, çünkü sizi koruyan varlığa karşı duyulan kararlı aşk olmadan, yalnızlık tek başınalıktır.

“Yalnızca bu ihtişamlı varlığa duyulan sevgi bir savaşçının ruhuna özgürlük getirebilir. Ve özgürlük, tüm aksilikler karşısında duyulan neşe, etkinlik ve kabulle-niştir. Son ders bu. Her zaman son ana, kişinin ölüm ve yalnızlığıyla yüzleştiği o ıssızlığa bırakılır. Sadece o zaman anlamlıdır.”

Don Juan ve don Genaro ayağa kalktı ve kollarını gererek bellerini doğrulttular, belki de oturmak bedenlerini hamlaştırmıştı. Kalbim hızla atmaya başladı. Pablito’yla beni de ayağa kaldırdılar.

Bilinç Nedir?

Bilinç farkındalıktır, ama daha özlü, saflaştırılmış biçimde (söyleyecek olursak), bilinç sizin varoluşunuz, mevcudiyetinizdir.  Bu, Şimdi ânında olmaktan biraz farklıdır. Gerçi çok benzerdir, onlar kuzen gibidirler, ama o sizin mevcudiyetinizdir. Sizin bilinciniz sizin mevcudiyetiniz ve kendinize farketme izni verdiğiniz şeylerdir. Bilinciniz mevcudiyetinizdir, ve mevcudiyetiniz hemen şimdi hemen buradadır, o hemen burada oturuyor.

Bilinciniz, duyusal, zihinsel ve sezgisel farkındalığınızdır. Bilinciniz mevcudiyetinizdir, ve şimdi tek tek her birinize soracağım soru şu: Ne kadar mevcutsunuz? Ne kadar mevcutsunuz? Anda ne kadar gerçeksiniz? Ne kadar bilinçlisiniz?

Farkındalık Türleri

Kendinizin daha çok farkına vardıkça… Ben bunları tanımlayacağım. Bunlar, hiçbir şekilde, taşa yazılmış (ille de böyledir denen) şeyler değil, ama farkındalığın farklı düzeyleri vardır ve hepsi de bilince bağlanır. Hepsi de yaşantınızın şu anında önemlidir.

Duyusal farkındalıklar vardır. Bunlar, sahip olduğunuz o insani beş duyu yoluyla gelir, ve bunlar koku ve dokunma, kulaklarınızdan giren müziği duymak, esintiyi hissetmek gibi şeylerdir, hatta bir dereceye kadar kalp atışının duyusal algısı, sıcaklık, elbette, hareket eden bedeniniz. Bunların hepsi duyusal farkındalıklardır.

Diyeceğim ki, genelde insanlar, genel olarak, çevrelerindeki duyusal farkındalıkların yüzde 98’inden habersizler. Şeylere dikkatlerini vermeyi ve vermemeyi öğrendiler. Biz (az önce) bazı deneyimler yaşarken, (dışarda) motorsikletler geçiyordu. Ve siz bunları duymazdan gelmeyi öğrendiniz. Burada, salonda görsel olarak meydana gelen şeyler vardı, ve siz bunları görmezden gelmeyi öğrendiniz, ki bu iyidir, yoksa şaşkına dönerdiniz. Dikkatinizi vermemede o kadar iyi bir hale geldiniz ki, sanki kendinizin dışına çıktınız.