“Sakın ola BİLGİ’nin seni yutmasına izin verme!” dedi
“Bilgi mi, e, şeyyy, yutma mı? Bilgi nedir ki?”
“Yaşadığın bi şeyin ayrıntılarını ve çıkarsadığın sonuçları birine anlatırsan, bilgi vermiş olursun”
“Anladııım, iyi ama bu güzel bi şey gibi görünüyor, değil mi yoksa?”
“hımmm, sana şöyle anlatayım. Diyelim sen bütün o şeyleri İştahlı’ya anlatmıştın. Sonra o da annesine anlattı, annesi de Hod’a anlattı, sonra o da kızına anlattı, o da torununa anlattı…”
“kulaktan kulağa oyununa benziyor”
“Aynen öyle! İnsanlar bunu bir de yazı dedikleri şeyle yaparlar, böylece katı ve değişmez hale getirdiklerini sanırlar!”
“Oysa değişir mi?”
“Her şekilde değişir, kulaktan kulağa da olsa yazılsa da fark etmez. Senin yaşadığın her ne idiyse tamamen sana özeldi, aynı şeyi başkası farklı yaşayabilir, üstelik bunların her biri de farklı açılardan sonuç çıkarır!”
“Aaaaa… Çok tuhaf?!”
“Deneyimlediğin her ne ise tamamen sana özeldir, tabi çıkarsadığın sonuç da sana özeldir! Başka kimsenin işine yaramaz, hatta zararlı bile olabilir.”
“Ne diyosun? Ama ben şimdiye kadar çok anlattım. Desene çok zarar verdim arkadaşlarıma, anneme, kardeşlerime, gözetmenlerime! Olamaaz, bunu bilmiyordum, hiç bilmiyordum!” diye ağlamaya başladı Meraklı
Küçük Prens ve Türk Bilgini-1
Biliyordum ki büyük gezegenler vardır, onlara insanlar Dünya, Jüpiter, Mars, Venüs gibi adlar takmışlardır; ama bunların dışında yüzlerce küçük gezegenler de vardır. Bazıları o kadar küçüktür ki, teleskopla bile zor görülür. Bir gökbilimci bunlardan birini yakaladı mı, ona ad yerine bir numara takar. Örneğin “Asteroid 325″ deyiverir. Küçük Prens’in geldiği gezegenin Asteroid b 612 olduğu konusunda yabana atılmayacak kanıtlarım var. Bu asteroid bir tek defa 1909 yılında teleskopla görülmüş, gören de bir Türk bilgini imiş.
Bu gökbilimci Uluslararası Gökbilim Kongresi’nde buluşunu uzun uzadıya açıklamış; ama şalvar, cepken ve fesli kılığından ötürü kimse değer vermemiş sözüne. Büyükler böyledir işte.
Kötü Ressam ve ressam şirin
Bunu mutlaka izlemelisinizzz , sembol kaynıyooooo
Bişeyden kokusunu(esans) çıkardığınızda, dokusunun nasıl birdenbire ortadan kaybolduğunu anlamak için ressam şirine dikkatlice göz atmanızı öneririm. 🙂
http://www.dailymotion.com/video/x5dvz8_oyunsal-net-turkce-yirinler-kotu-re_shortfilms
http://www.dailymotion.com/video/x5dw6s_oyunsal-net-turkce-yirinler-kotu-re_fun
e şu da
http://www.dailymotion.com/video/x5eh2b_oyunsal-net-turkce-yirinler-sihirli_videogames
e ama bu da
Müslüman Ateistler
Bir kaç zamandır gözlemdiğim ve girdiğim tartışmalarda bazı tespitlerimi dile getirmek istiyorum. Müslüman ateistler diyebileceğim bir insan grubu gözüme çarptı. Bunların çoğu Kuran’ı farklı yorumlama eğilimde. İşin içine bilimi katma çabalarında. Bir çok islam geleneğini, yaşantısını yanlış buluyorlar. Onlara göre gerçek islam hiç bir ülkede yaşanmıyor. Yaşanmamış da. Sadece Muhammed zamanında gerçek islamın olduğu yönünde bir inançları olsa da aslında onun dönemindeki İslam’ı bile gerçek bulmuyorlar. Allah’ı sadece kendileri ve batılı bilim adamları anlayabiliyor.
Bunlar tespitlerimin bir kısmı. Aslında tuhaf ama ben bu insanların ateist olduklarını, hiç bir dini ritüeli beğenmediklerini, dini ve etkilerini saçma bulduklarını fakat içlerinden atamadıkları bir korku olduğunu seziyorum. Bu korku uğruna kendilerine müslüman diyor, islamı kendi gerçek hallerine (ateistliğe) uydurmaya çalışıyorlar.
Sosyal Evrimini Tamamlayamayanlar
Yaşadığım şehirden bazı gözlemlerim. Sizler de paylaşırsanız sevinirim sosyal evrimini tamamlayamayanları.

- Özürlü asansörlerini kullanan sağlam insanlar.
- Bir toplu taşıma aracına binerken önce inenlere müsaade etmeyen, yüklenip girmeye çalışanlar.
- Taşıma aracında çocuğu için para ödemezken, koltuktan kaldırıp başkasına yer verdirmeyenler.
- Kornayı olur olmaz her şeye çalanlar.
- Yere tükürenler, çöplerini fütursuzca atanlar.
- Gençleri ele ele veya öpüşürken görünce cık cıklayanlar.
(Aklıma geldikçe eklerim.)