Bazen sadece 4 kelime en derin hislerin tümüne tercüman olur …
Lütfen buyrun:
Bazen sadece 4 kelime en derin hislerin tümüne tercüman olur …
Lütfen buyrun:
Ne kadar uzağa kaçsanız da gelir sizi bulurum, ortaya çekiştiririm. Molla Nasreddin sendromu var bende 🙂
**
Hayatta ne hoş karşılaşmalar oluyor, maalesef hepsini yakalayacak kadar uyanık olamıyoruz, kendimiz zannetiğimize gömülmüş durumdayız boylu boyunca.
**
Tali yol,otoyol,demiryolu, hava ve su rotaları!Ne çok yol var hepsi farklı yerlere gider ama nihai bi yere varmazlar… Ağ bağlantıları
**
Sabah içnde uyandığımız yatağın kimliğimizi bu kadar belirleyebilmesi hayret vericidir. Kimliğimizin bu denli kırılgan oluşu da hayret verici!
**
Kedi çağırmak fazla ciddiye alınan bi eylemdir, fırtına çağırmaya çalışsan daha iyi! (Coralin)
Aşk bir kavuşmadır. Yankı bulup bulmadığı ne kadar bulduğu merak edilir,düşünülür. Acı veriyor olması bu yüzdendir. İnsan ruhundaki bu patlamaların karşıda yankı bulup bulamaması ifade yollarının açık olması halinde bu ifadelerin değil ama altındaki içtenliğin gücüne bağlıdır. Aşk , en çok bastırıldığı noktada patlama yapar . İnsan,doğa,sanat veya bastırılmış bir alana akar. Ama orada kalmaz . Çünkü insan bir bütündür . Denge kurmaya çalışır . Eğer bir aşkta bu bütünlük yerli yerine oturmuşsa , aşk hem kendisini geliştirir hem de öznelerini. Güncel ve sorunsal olan da bu patlama içinde yer alır ve zaman zaman aşkın önüne geçer . Aşkı söndürmeye baskı altına almaya öldürmeye kadar varır . Aşkın gücü onları aşabildiği ölçüde hayatı güzelleştir. İki kişi arasında yaşanan aşk ne kadar güçlüyse ve bilinçliyse , güncel ve sorunsal alan aşkın önünde adeta eğilir veya yaşamın içinde o aşk başarı kazanır yaratıcı olur .Her aşkta bu farklı olur. Ama yenilmiş, kısa süren, yanlış ve benzeri deyimlerle anlatılan aşklarda bu tersine bir etki yaratır. Toplum ise bireyin yarattığı aşkı tüketme eğilimindedir. Yaşayan aşk toplumda bir yer edinmek isteğiyle yüklüdür. Bu yeri tarafların bilinci ile normalize ettikleri oranda bulur. Yani aşkı normalize ettikçe büyüme şansı artar.İnsanın içinde yeni yaratıcılıklara sebep olur .
Diyelim ki teknoloji epey ilerledi ve her hangi bir şeyden (saç, sakal, kemik, tırnak vs) elde edilen DNA dan tekrar kök hücre üretilip onu da sağlıklı bir şekilde büyütebiliyorlar. Yani klonlama son derece ileri düzeyde.
Tarihte yaşamış ünlülerden birinin klonlanması size bağlı olsun hadi. Kimin tekrar klonlanmasını istersiniz ve neden?
Kimler olabilir mesela. Hz. Muhammed, Atatürk, Edison, Einstein, Aristo veya Sokrat, Leonardo da Vinci, Bach, Mozart belki Fatih Sultan Mehmet, Kanuni Sultan Süleyman.

Neo-Tantra, Batı bilimi ve uygulamalarıyla eski Hint ve Tantra geleneklerinin birleştirilmesi sonucunda sentezi yapılmış yeni uygulamalar ve felsefeler bütünüdür. Bugün Avrupa ve ABD’de binlerce Tantra okulu, eğitim atölyesi ve workshop’ı bulunmaktadır. Neo-Tantra’nın hedefi insanlara bedenleri ve cinsellikleriyle ilgili unutmuş oldukları ve ayırdına varamadıkları bazı unsurları ve hazları hatırlatmak, tekrar yaşatmaktır.
Tantrik cinselliğin temelinde şu öğeler vardır:
* Meditasyon (bilincin ve şu anın ayırdındalığını sağlama, parasempatik ve sempatik otonom sinir sistemleri üzerinde kontrol sağlayabilme)
* Yoga (Hatha Yoga, vücudun kas sistemini ve beyin-vücut bütünlüğünü sağlayabilme)
* Nefes egzersizleri (doğru nefes almayı öğrenmek)
* Doğru yaşamak (kendiyle barışık, tutarlı ve beden/zihin uyumunu sağlayarak yaşamak)
* Cinsel potansiyeli geliştirmek
* Cinselliği ve orgazmı bilinen boyutların çok üzerinde yaşamak
* Cinselliği kutsal bir tören olarak yaşayabilmek<!--break-->
