Dinle bi kez…

Dinlemek…

Çevredeki tüm sesleri, sana ulaşmaya çalışan inceli kalınlı, bası tizi tüm sesler! Yağmurun sesi, saçaklardan akışları… Sisin sesi, rüzgarın, başbakanın, komşunun çocuğunun sesi…

Beton arabasının, ambulansın sesi, imamın, açım diyenin, köfte satanın sesi… Bulutların, güneşin, senin, onun, hepimizin, sokağın en çok havlayan kara köpeğinin sesi…

Aferin diyenlerin sesi, sessizliğe yatanların sesi, küfredenlerin, acı kusanların, yalvaranların, yaltaklananların, balığın, rokanın ve bu müzik, aman tanrım ne çok ses var!

Frekanslar dansı…

Yeryüzü bir kütüphanedir.

Blgi Bütün nesnelerin doğasında mevcuttur.

Yeryüzü bir kütüphanedir; onun kitapları, binlerce yıllık taşlardır, yapraklardır, çimenlerdir, çiçeklerdir, derelerdir, kuşlardır ve bütün hayvanlardır.

Ayakta Duran Ayı

Sioux Kabilesi

*

“Every creative act reveals God and expands His being.
I know that may be hard to comprehend.
All creatures are doing their best to help God in His birth of Himself.
”
– Meister Eckhart

Bi de şurdan bakın: http://primaxstudio.com/stuff/scale_of_universe/

ATLANTİS EFSANESİ(1)…

“Dün kentinden ve hemşehrilerinden söz ettiğinde aklıma tekrarlamakta olduğum bir hikâye gelmişti ve senin, nasıl bir esrarengiz rastlantıyla Solon’un anlattıklarıyla harfiyen uyuştuğunu görmekle şaşırdığımı söylemiştim”.(Platon-Kritias İsadan önce 4.yüzyıl.)

“O halde, Sokrates, garip ama gerçekten doğru olan şu hikâyeyi dinle.” Kritias bu hikâyeyi dedesinden (onun da adı Kritias’tır) dinlediğini söyler. Dedesi de babası Dropides’ten, o da Yunan bilgesi Solon’dan dinlemiştir. Solon ise İÖ 600 yılından hemen sonra bulunduğu Mısır’da Mısır rahiplerinden duymuştur. Böylece Platon’un kendi anlatımına göre Kritias’tâ iki yüz yıl önce ortaya atılmış bir hikâyeyi dolaylı olarak duymaktayız.

“Mısırlı rahipler Solon‘a “bütün kentlerin en iyi yönetileni” olan eski Atina hakkında bir hikâye anlatmışlardı. Platon’un mükemmel devlet modeli işte zamanından 9300 yıl öncesinin bu eski Atina’sıdır. Rahipler Solon’a, eski Atinalılar’ın en büyük kahramanlık eylemini anlatırlar: Atinalılar “Avrupa’nın ve Asya’nın tümüne bir sefer açan büyük bir devleti” savaşta yenmişlerdir. Bu yayılmacı millet “Herakles Sütunları”nın ötesinden, Atlas Okyanusu’ndan gelmiştir. Ve bu büyük devletin adı “Atlantis“‘ti…

Zamanda Yolculuk

Bundan 500 yıl öncesine gidebilseydik hiç bir araç gereç götüremeden. O zamanın insanına neler katabilirdik? Neler anlatabilir, onlara nasıl yardımcı olabilirdik?

Yoksa gelecekten geldiğimizi bile ispatlayamaz mıydık? O devrin şartlarına uyum sağlayamayıp ölür veya öldürülür müydük? Biraz hayal gücünüzü zorlayın ve 500 yıl ilerde olduğunuz insanlardan gerçekten ilerde misiniz gösterin kendinize.

İddia ederim ki çoğunuz o devrin insanına çok az şey katabilirsiniz…

İNTİHAR…

İntihar; özkıyım…

Mutluluk bir intihar nedeni olabilir mi?…
Onu tanıyorsunuz…
Tanıyor musunuz?…
Tanımıyor musunuz?…
Ben de tanıdığımı sanırdım, dün bu denli yakınıma gelene değin…

Bir çok kereler gazetelerden okudunuz, televizyonlardan seyrettiniz, edebiyatta sanatta çakılıp kaldınız… Sonra kim bilir uzun zaman sohbet ettiniz onunla. Arkadaşlığına doyamadınız ve tamamına eremediniz. Sonra vaz geçtiniz… Ertelediniz… Sonra mahkum ettiniz onu ebediyyen… Ama o yine de size ait bir şeyleri koparıp koparıp gitti bu dünyadan… Bazen gözyaşlarınızı, bazen umarsızlığınızı, bazen umursamazlığınızı duyarsızlığınızı ve bazen tüm duyarlılığınızı…
Bazen de var gücünüzle savaştınız ona karşı ve hala savaşıyorsunuz…