AziZ Kırılış/ IV- Muhsin diye bir adam

http://www.sonsuz.us/node/3096

At kurtul ondan. 15. yüzyılın bu en ünlü yazmasının bir kopyasını mı? Evet. Şaka yapıyorsun. Hayır! At ve kurtul ondan. Yak, bir yerde unut, kütüphanenin kapısına bırak. Kütüphanenin kapısı mı hahahaha cami avlusu gibi. Cami avlusu bile olur. Arapça yazılar ilgilerini çeker, korurlar…Uzaklaş ondan, kurtul. Uyuyamam. Nasıl yani tek gerekçe bu mu? Uyuyamazsın ama hiç değilse ölmemiş olursun.

Aslında gerçekten filmlerde olur böyle şeyler…En azından ben böyle düşünüyordum. Sabah evden çıkarken kapıdaki paspasın altına sıkıştırılmış kağıdın kenarını görünceye dek…beyaz, minik bir üçgen… 45derece olmalı, evet ama konumuz bu değil elbette! Neler yazabilirdi o kağıtta neler!…S. Dünyası’nda posta kutusunu kullanan yazar kahramanına “kim olduğunu” soruyordu. Kendini ve felsefe tarihini keşfe davet eden bu cümle örneği bir soru? Bir cevap? Evet! kesinlikle cevap istiyorum, soru sormasın kimse bana…ki bunu düşündüğüm günün saat 15:30’unda Muhsin diye bir adam beni aralıksız sorduğu iki sorunun idiotluğu ile sarsacaktı…İki soru… Aynı
kahveden “hüüüüpp…!” diye çekilen yudumların ardından; “Sahafı nereden tanıyorsun?” sorusuna; “Sahaftan” …cevabımdan duyduğu memnuniyetsizliği anlatırcasına buruşturduğu yüzü ile (tam o anlarda midesi de ağrıyor olabilir, gastrit..tedavisi zor ve inatçı bir hastalıktır…uzun süre aç kalmamak, kahve ve sigarayı bu denli peş peşe içmemek gerekir-bana ne ya…bana ne…cidden aziz sana ne…sen bu işten nasıl yırtacaksın onu düşün…) Bak koçum bizim bu şehrin her yerinde gözümüz kulağımız vardır…Ölmek mi istiyorsun? “hayır…” “hüüüüüppp…!” Hah işte yine başlıyoruz… “Sahafı nereden tanıyorsun?” (…) , (….) Ölmek mi istiyorsun?

*Bir Tanrı / insan / nesne / Başbakan neden sevilir?

  • *Sebebi yoktur, nedensizce sevilir.
  • *Çıkar ilişkisi vardır, beklenilen karşılıktan dolayı sevilir. (cennet/seks/para/statü)
  • *Mantığa çok uygun geldiği için sevilir. (vardır/yalnız kalınmaz/ihtiyaç/politik görüş)
  • *Varlıkları haz verdiği için sevilir.
  • *Ulaşılmaz oldukları için sevilir. (yüce/mükemmel/nadir bulunur/mevki sahibi)
  • *Korkudan dolayı sevilir. (cezalandırılma/terk edilme/kaybetme/dışlanma)
  • *Sevgi diye bir şey yoktur.Hiç bir şey sevilmez.
  • *Diğer. (Fikirlerinizi belirtiniz)

PASLI KEDİNİN PENCERE AŞKI

Bir masal zannedilir hep, lakin masal değil gerçektir çoğu anlatılanlar.Karakterlerin isimleri değişir, şekilleri değişir, replikleri değişir, sahneleri değişir; ama ruhları değişmez, yaşananlar değişmez.Nerede başlar hikayeler ve nerede biter hiç bilinmez.Okuruz ve ağlarız/güleriz.İçimizde, yarası kalır bütün masalların.Gülsek bile bir izi, bir dokunuşu kalır hapsedilmiş derinlerde taaa en derinlerde bir yerde.Bir masal oldu kapımın önündeki kedinin aşkı…

Yağmur yağarken kokusu ne güzeldir toprağın.Islaklık bile hoş gelir.İçeride bir bardak sıcacık kahve eşlik ederken bana, bir kedi belirir her gün komşunun penceresinin önünde.Siyah tüyleri kirlenmiş gibi tam bir karakteristik gri olmayan içinde pas rengini taşıyan -kim bilir belki de yaşanmışlıklarıdır onu kirleten- pek de sevimli durmayan gecenin bir yarısında o pencere önünde ıslanmasına rağmen ne yapar bu kedi?Konuşsam, sorsam kızar mı acaba??

LİBYA’YA SALDIRI…

Kaddafi bir diktatör olabilir.
Ancak onu devirecek olan Libya halkı olmalıdır.
Yapılan müdahale bir ülkenin iç işlerine karışmaktır.
Emperyalizm kendi çaresizliğine çare bulmak için alabildiğine vahşileşmektedir. Birinci bunalım dönemlerinin yöntemlerine geri gitmekte ve tüm dünyanın gözleri önünde ülkeleri açıktan işgal etmektedir. Afganistan, Yugoslayva, Irak şimdi de Libya işgal planları arasında. “Aslan Amerikanın” ardından, diğer çakal sürüleri de işgallerden pay alma derdine düşmüşlerdir…

İşgallere de zavallı halkların özgürlük, demokrasi istemlerini kılıf olarak kullanabilecek kadar oyun içinde oyun oynanmaktadır. Bu oyunları görmeyen safdiller de olan olayları devrim diye alkışlamaktadır. Oysa emperyalizm Ortadoğu’da diktatörleri yıkarken babasının hayrına yapmıyor bunu. Bu ülkelerdeki halkların kursağındaki yangınların, emperyalistlerin sömürü çarklarını da yakmasından korktukları için yıkmaktadır. Yeni yönetimler sözüm ona diktatörlükleri yıkarken, emperyalizmle yine kol kola gireceklerdir. Bu bir devrim olamaz. Halkların bunda bir çıkarı yoktur…

ZORAKİ MÜSLÜMANLAR…”TÜRKLER”

İslam Peygamberi Muhammed bin Abdullah kanatlı atı Burak’ın sırtında göklere yükseldiği ‘miraç gecesinde’gök katlarında kendinden önceki Peygamberleri görür. Bunlar arasında birini tanıyamaz ve Cebrail (Cibrâ’îl veya Cibrîl)’e bunun kim olduğunu sorar. Cebrail”Bu Peygamber değildir. Bu sizin ölümünüzden üç asır sonra dünyaya inecek olan bir ruhtur. Türkistan`da sizin dininizi yayacak olan bu ruh ‘Abdülkerim Satuk Buğra Han’ adını alacaktır.”der.

İslam peygamberi Muhammed yeryüzüne döndükten sonra hergün islamiyeti Türk ülkesine yayacak bu insan için dua eder. Muhammed bin Abdullah’in arkadaşlarıda bu ruhu görmek isterler. Muhammed dua eder. Başlarında Türk başlıkları bulunan, kırk silahlı atlı görünür. Abdülkerim Satuk Buğra Han ve arkadaşları selam verip uzaklaşırlar. Bu olaydan üç asır sonra Satuk Buğra, Kaşgar hanının oğlu olarak dünyaya gelir.