Auroville

Auroville Hindistanın Güneyinde kocaman bir topluluk! EKOLOJİK KASABA!!!  Vizyonları Şehir olmak.

Auroville 28 Şubat 2011 tarihinde  63 yaşını kutlayacak.

Auroville ilgili internette tarama yaptığınızda pek çok yazı ve fotoğrafla karşılaşabilirsiniz. Eğer burayı ziyaret etmeyi düşünüyorsanız bu araştırmayı mutlaka yapın. Ve sizin için hazırlanmış internet sitesini didik didik edin; www.auroville.org

Sitelerinde şu an hayal dahi edemeyeceğiniz ayrıntıda bilgiler var. En iyisi sitemap in üzerinden tek tek ilerlemek.

Auroville 60 yılda çok zorluklar çekmiş.Ki hala çekiyor. Yereldeki insanlarla sorunlar yaşamış. Devletle  ve Hindistan alternatif hareketiyle de işler kolay ilerlememiş. Bugün bile “yeni sömürgecilik” yaptıkları için suçlanıyorlar. Pek çok noktada “güvenlik” görevlileri var.

Atatürk, Alaturka Müziği Yasakladı mı?

Atatürk, Alaturka Müziği Yasakladı mı?

Yakın tarihimizde Atatürk’e ilişkin kimi olgu ve olaylara “yitik geçmiş” gözüyle bakanlar, “nasıl olsa unutulmuştur” düşüncesiyle gerçekleri fırsat buldukça saptırıp tarihi kirletiyorlar. Bu kötü niyetin son örneklerinden biri, o dönemde “Alaturka” da denen geleneksel sanat müziğimizi, Atatürk’ün 1926 yılında kurulmuş olan İstanbul Radyosu’nda yasakladığı yönündeki yalandır. Söz konusu yalanı ortaya koyan başlıca belge, “Yaşanmış Olaylarla Atatürk ve Müzik, Riyaset-i Cumhûr İnce Saz Hey’eti Şefi Binbaşı Hâfız Yaşar Okur’un Anıları, (1924-1938)” adlı kitaptaki bir bölümün başlığıdır: “İstanbul Radyosu’nda Geçen Bir Hâdise: Atatürk’ün Emriyle Radyo’da Alaturka Mûsikînin Men’i Nasıl Oldu?”

Taşa vurulan balta

Bu kitabı ben yayımladım: “Yaşanmış Olaylarla Atatürk ve Müzik”, Müzik Ansiklopedisi Yayınları, Odak Ofset Matbaası, 152 sayfa, Ankara, 1993. Kitabı hazırlayan ise Halil Erdoğan Cengiz dostumuzdu. Değerli bir edebiyat tarihçisi ve araştırmacı olan Halil Erdoğan Cengiz (1934-1993), bu yıllarda HÜ Ankara Devlet Konservatuvarı’nın Müzikoloji Bölümü’nde Osmanlı Paleografyası, Osmanlıca ve Türk Edebiyatı dersleri veriyor, son çalışması olan Hafız Yaşar Okur’un 1924-1938 yılları arasında Atatürk’e ilişkin anılarının bir an önce basılmasını istiyordu. Ele aldığı konularda yetkin olan bu dosta, Hafız Yaşar Okur’un özelliklerini sormuştum. Verdiği bilgiler, kitapta ayrıntılarıyla yer aldı. Atatürk’e derin bir saygısı olan Yaşar Okur’un özgeçmişini burada özetlemek istiyorum:

Kanal Bilgileri

Son zamanlarda bir kitapçının spiritüel veya ruhsal gelişim bölümünü gezerseniz bol bol “kanal bilgileri” olan kitapları görürsünüz. Bu tür kitaplarda olay kısaca şundan ibarettir. Geçmişten bir bilge ruhla kurulan iletişim sonucu anlatılan, aktarılan ahlak, yaşam tarzı, bilgelik vesaire tarzı olan cümlelerin bir derlenişidir.

Kanal bilgileri alan kişi bol bilimsel terim kullanır. Bunlar foton, siklon, ışık hızı, düalite, alfa, beta, gama, titreşim, frekans vs türünden kelimelerdir. Aynı zamanda çok hızlı ve tereddütsüz konuşur. Böylece izleyenler bu kişinin kendisinin değil gerçekten bir bilge ruhun konuştuğunu sanırlar.

Söylenenlerin mantıklı olması gerekmez. Zaten söylendikten sonra işin bir başka rant kısmı söylenenlerin çözümlenmesidir. Meğer hepsi şifreli söylenmiş şeyler. Titreşim derken, çakraları. Foton gücü derken gelişmiş teknolojiyi falan kastetmektedir.

2011 Seçimlerindeki Oyunuz

  • Adalet ve Kalkınma Partisi-AKP
  • Büyük Birlik Partisi-BBP
  • Bağımsız Türkiye Partisi-BTP
  • Cumhuriyet Halk Partisi-CHP
  • Demokrat Parti-DP
  • Demokratik Sol Parti-DSP
  • Emek Partisi-EMEP
  • İşçi Partisi-İP
  • Liberal Demokrat Parti-LDP
  • Milliyetçi Hareket Partisi-MHP
  • Özgürlük ve Dayanışma Partisi-ÖDP
  • Saadet Partisi-SP
  • Türkiye Komunist Partisi-TKP
  • Diğer partilerden
  • Bağımsız aday destekleyeceğim
  • Kararsızım
  • Boş oy kullanacağım
  • Barış ve Demokrasi Partisi-BDP

Yokluğundaki Boşluğu…

Yokluğunda ki boşluğu sürekli yemek yiyerek dolduranlardan olmamalıyım. Aynanın karşısına geçip de kendime bakınca bu fikrimi doğrular bir görüntü takılıyor gözüme. Epey incelmişim. Aman gaza geldim!

Ayrılmaların en kötü yönlerinden biri mutluluğu yiyeceklerde aramak olsa gerek. Peşinden de arkada kocaman bir uçak pistini andıran kalçalara sahip olmak sanırım. Sonra gelsin incecik hatunları kıskanmalar. Allahçım bu uzun bacakları, bu fit vücudu bu kadınlara verirken bendeki bu fazlalıklar da neyin nesi? Her şeyimi aldın hiç olmadı güzelliğime dokunma!!!

Kalkıp giyindim Pazar sabahı. Aman bir süs bir pus, sanırsın içimden Petek Dinçöz çıkacak, o denli yani=) nereye gidiyoruz diye sordum kendime. “Yüreğinin götürdüğü yere” dedi iç sesim. Eyvallah…

Hava’nın sıcaklığından süründüğüm boyalar akmaya başladı bir taraftan. Diğer taraftan giydiğim elbiseden akanlar sanırım ter. Ne olacak başka ki? Ayy çok iğrencim ya =) Her yerim öyle dolu ki, öyle şıkırdım, öyle tıka basa ki; anlımda bir kırmızı benekle, yanımda bir horozum eksik=))) (Hintlilerin seyahatlerini hayal edin)