Delişeyden Paçanga Böreği:)

Efendim merhabalar,

Laf aramızda benim her daim matrak yazılarımı okuyanlar bilirler, yadırgamazlar, lakin beni yeni okuyanlar bu da nedir? Böyle de börek tarifi mi olur, gayrı ciddi filan fıstık gibi düşünebilirler, bunun için kısa bir açıklama yapayım: bu tarif bir kere “delişey” usulü. İçinde akıl karı olan olmayan her bir şeyi bulmak mümkün (!) sonuç mu? Her zaman ki gibi süperrr… Olmayan aklımı seveyim hehee.

Şimdi gelelim mevzunun yani parçalı böreğin, aman paçalı börek de nereden çıktı, paçanga börek(inin) malzeme listesi, tarifi ve elbetteki en önemlisi kime ne şekilde ikram edileceği.

Malzeme listesi:

1 Paket Mifoy Hamuru (tercihan Uno)

250 Gr. İnce dilimlenmiş pastırma

250 Gr. Kaşerr peyniri. (taze olsun, eskiler çok katı oluyor, ısıt ısıt erimiyor:) )

1 Adet yumurta, bir çimdik tuz, yuvarlak kesilmiş domates,biber (yeşil ve kırmızı)

işte hepsi bu ayol. Yok öyle yufkalarla uğraşmalar, yağda cazır cuzur kızartmalar. Beceriksizlerin elini kolunu yakması v.s tarihe karıştı artık bu tarifle. Ben denedim nefis oldu valla, billa.

Böreğimizin tarifi

Önce milföy hamurumuzun bir adetini paketinden çıkartıp sol avucumuzun içine alıyoruz, kare şeklinde olan parçanın ortadan alt kısmına doğru, sırasıyla (yan yana , üst üste nasıl arzu ederseniz) bir dilim pastırma, bir dilim taze kaşar, bir dilim domates, bir parça temizlenmiş ayıklanmış biber yerleştirip, milföyü ikiye katlayıp, kıyılarını birleştirip, kare parçadan bir dikdörtgen elde ediyoruz. Altını yağladığımız tepsiye diziyoruz böyle inci gibi, hazırladığımız börekleri. Üstlerine malzeme listesindeki yumurtanın sarısını beyazından ayırıp bir kapta içine bir çimdik tuzu da katıp karıştırıyoruz. Ve böreklerimizin üzerine bir fırça yardımı ile sürüyoruz. 200 derecelik fırına atıp, üstleri pembeleşinceye dek pişiriyoruz.

İkram etme şekli

Eğer kendinize ikram edecekseniz, teferruata hiç gerek yok. Takın çatalı başlayın yemeğe sıcak sıcak Eğer misafire ikram edecekseniz ? Bana ne kardeşim yaratıcı olun biraz her şeyi benden beklemeyin. Benden bu kadar gerisini kendiniz halledin.

Yediğiniz yağ, içtiğiniz şeker olsun, hepinize afiyet olsun J)

Ayşe ÖZEN

V For Vendetta

V For Vendetta filmini seyretmeyenleriniz olabilir. Kısaca özetlemek gerekirse, terör korkusu verilen halk baskı içinde muhafazakar bir lider ve yandaşları tarafından yönetilmeye başlanıyor. Geceleri sokağa çıkmak yasak, müzik dinlemek yasak, eşcinsellik yasak, muhalefet etmek yasak bunlardan birini yaparsanız çuvallanıp coplarla götürülüyorsunuz.

İşte bu şartlar altında, halkın umudu olabilecek kahramanımız giriyor devreye. Ve onlara içinde bulundukları tutsaklığı hatırlatıyor. Bu noktadan sonra halkın umudu, mizahı, karşı çıkışı ve korkularını yenmesi oluyor.

Bazen düzen, sizi tutsak eden. Kaos ise sizi özgürlüğünüze kavuşturacak durumlar olabilir.

OhaRa, Yükselmiş Varlık Bağlantısı

Bu dialoglar çok kısa süre önce, aydınlanmış varlık boyutlarının birinden olan OhaRa ve adını güvenlik sebebiyle saklamak zorunda kaldığımız bir insanın ilk kanal bağlantısı sırasında geçen konuşmalardır.

OhaRa: Şşşt… Uyan seninle bağlıntıya geçiyoruz.

  • Ne? Kim? Ben? Bağlantı??

OhaRa: Evet sen, seçilmiş kişi, özel insan, aslan parçası.

  • Sen kimsin? Hem nerdesin? Sesin geliyor ama görüntün yok!…

OhaRa: Ben teta kanalı, 3. banttan, aman 3. kattan yüksek bilinç, aydınlanmış varlık OhaRa…

– Scarlet Ohara?

OhaRa: Ananın OhaRa’sı… Dedirttin yani sonunda.

  • Cidden kimsin sen yaa… İçses?

OhaRa: Cık

  • Üst bilinç?

OhaRa: Hayır

  • Alt bilinç

OhaRa: Saçmalama o konuşmaz, dürter durur.

  • Mesih bilinci?

OhaRa: Onun işi var canım gelemedi yerine beni yolladı, Ya ne salak adamsın, ben seni aydınlatacam sende insanları… Sus iki dakika da söyleyeceklerime kulak ver. Kızdırma yüce kafamı.

  • Peki peki anlat bakalım.

OhaRa: Sana çok yüksek katlardan sesleniyorum, bu günden itibaren kanalın katımıza bağlanmış olacak, her ihtiyaç duyulduğunda dünyanın selameti için sana bilgiler vereceğiz.

  • Niye ben?

OhaRa: Neden olmayasın?

  • Az önce de dedin ya hafif salaklık durumları

OhaRa: Yok ya o sinirle söylenmiş bir şeydi, aydınlandık ama hala bir tarafımız loş.

  • ???

OhaRa: Biz ne diyorsak sizin iyiliğiniz için diyoruz dimi?

  • Bilmem bana ilk kez diyorsunuz da ondan şaşırdım. Hem böyle pat diye gelinir mi yahu, yok mu sizin UFO’nuz vizyonunuz falan? İnsan önce birkaç işaret yollar, hazırlık yapardık dimi.

OhaRa: Hey Allahım, ne hazırlığı be adam, biz seni hazırlamaya geldik, bir nevi talih kuşu olayı, yırttın anlıyor musun?

  • Şimdi benim ilahi planda bir rolüm falan da vardır

OhaRa: Bak şimdiden aydınlanıyorsun, ne güzel konuştun, ilahi plan falan, iyi iyi sevmeye başladım seni.

  • Eh azıcık bizde bir şeyler biliyoruz herhalde. Birde şey var, “Marduk gelecek dertler bitecek” ve “2004’ün nesi var, 2012’nin gezegenli felaketler zinciri var”

OhaRa: Sıkı bir medya takipçisisin belli, bu da iyi, yakında tüm medya senden bahsedecek zaten.

  • Hadi yaa, ama nasıl?

OhaRa: Dedik ya kıt zeka, biz seni sen insanları…

  • Nasıl yani!!??

OhaRa: Aydınlık aydınlık, aydınlatacan olm yaa…

  • Madem aldık bir misyon ne gerekiyorsa yaparız, ama adettir önce yazılı metinler gelseydi, sonra toplayıp kitap yapardık.

OhaRa: Yok biz onu denedik olmuyor, bir süre sonra eski yazdıklarımızla yeni yazdıklarımız tutmuyor, ayıp oluyor insanoğluna, sonra “biz bunları sizi denemek için farklı farklı yazdık” diyoruz daha da ayıp kaçıyor.

  • Hmmm

OhaRa: Hem sen niye dır dır edip duruyorsun, ayağına bir fırsat geldi işte tepme, hem açtığımız bu kanallar suyla çalışmıyor herhalde, sus da bilgi verip gidelim, daha bir sürü işimiz var.

  • Başlayalım o zaman.

OhaRa Kanal Bilgisi: Tarih 1 Haziran 2004, ben Teta kanalı 3. kattan yüksek bilinçli aydınlanmış varlık OhaRa, bu bedenli varlığı kullanarak sizlere dünya planetinin son gidişatıyla alakalı bilgiler vereceğiz. Bizler daha önceleri sizlerdik, siz bizden geldiniz, biz size gidiyoruz…

  • Varlıkçım bir dakika, tane tane söylesene şunları, yazmaya yetişemiyorum, zaten uykudan kaldırdın kafam bir ton. Biz size, siz bize.. Kimin eli kimin cebinde anlayamadım.

OhaRa: Ya sen ne maydonoz bir adamsın, al bilgini, yay insanlara, otur aşağı. Senin şu an yaşadığını yaşamak isteğiyle meditasyon yapan bir sürü insan var ama biz seninleyiz.

  • İyi ya işte ben de buna takılıyorum, neden ben? Çağırmadım etmedim sebebini söyleseydin bari.

OhaRa: O kadarına karışma, burada üslerimiz var, hiyerarşimiz var, biz de bir yere kadar biliyoruz, bize isim gelir biz kurarız bağlantıyı, bilgiyi de verdik mi tamamdır.

  • Hazır bağlanmışken bir-iki soru sorsaydım.

OhaRa: Sor tabi, gelişimin için iyi olur

  • Marduk falan deniyor, var mı cidden, öyle salına salına geçip biçecek mi bizi?

OhaRa: Bak bu dünya planetinin geleceğiyle ilgili olduğundan bu tarz bilgileri seninle şimdiden paylaşamayız, ama malum sen aydınlanma aşamasındasın ve ilerde olacak bazı şeyleri zaten göreceksin. Şimdi olur olmadık yere Marduklularla papaz olmayalım.

  • Var yani

OhaRa: Öyle demedim

  • Marduklular dedin, papaz dedin hatırlatırım, yok mu yani? Yoklarsa kimle papaz olacaanız?

OhaRa: Yok da demedim!!

  • Ne kadar tutarlı birisin sen böyle. Ya sen böyle konuştukça ben seni bir yerden çıkaracakmışım gibi oluyor. Sizin kattan başka isimle hiç kitap falan indirdiniz mi daha önce? Şöyle kalın mı kalın bir şey??

OhaRa: Yoo onu da nerden çıkarıyorsun? Hem biz kitap indirmeyiz, yazdırırız, bizim dinsel inançlarla alakamız yoktur. Biz sadece daha önce yollanmışların eksik taraflarını bulup onları telafi ederiz.

  • Hıı ettiğiniz belli, ama ne ettiğinizi hala tam anlayamadım. Hem az kaldı çıkarıyorum seni. Hiç yabancı değilsin.

OhaRa: Beni sorgulama, sadece bilgileri al, aydınla, parla, ışıl ışıl ol…

  • Devam edelim o zaman

OhaRa: Küresel ısınma eşliğinde dünya planetinin girdiği enerji girdaplarının, insanın moleküler yapısı ve DNA kodlarında yaptığı bazı değişiklikler sayesinde son boyuta ve yeni düzene giriş aşamasında kapıyı aralamak için DNAlarınızı biz aydınlanmışlara açmalısınız. Bunun yöntemini son hasat dönemine girdiğimiz ilk günlerde size duyuracağız…

  • Ohoooo beyim sen uçtun, “Küresel ısınma, molekül, DNA, enerji, kapı, boyut, yeni düzen, aydınlanma, hasat” bunların hepsini bir paragrafta kullanırsak işimiz zor, senin gibi parlamasak da birkaç bir şey biliyoruz, zaten bilgilerinizin tamamı, topu topu bu kelimelerle başka birkaç tanesinin daha yan yana gelmesiyle oluşturduğunuz kombinasyonlardan ibaret… En azından benim gördüklerim öyle, şimdi hepsini bir paragrafta toplarsak benim kitap 10 sayfayı bile geçmez, müsriflik yapmasak da uzun uzun yazsak, aralarda bir iki kelime koyar kitabı genişletiriz.

OhaRa: Farkında mısın “benim kitap” dedin, bak şimdiden bunu da kabullendin, itiraz etme de devam edelim, hem sen bizim için önemlisin.

  • Haydaa bir bunu söylemediğin kalmıştı, nerden geliyor bu önem??

  • ???

  • OhaRa??

  • Ohaaa?? Ohaaa?? Ordamısın?

OhaRa: Czzt bzzt, tamam geldim burdayım, bağlantı koptu da.

  • Nasıl yani?

OhaRa: O kadarını sen düşünme, devam edelim.

  • Yok yok etmeyelim, anladığım kadarıyla ben karanlık kalsam dünya planeti için çok daha hayırlı olacak. Hem ben uyuyacam, gecenin bu vakti ne aydınlanması yahu? Sabahı bekleseydik en azından, güneş ışığı ve senin ışığın ayrı bir kombinasyon, ayrı bir güzellik olurdu.

  • Ra??

  • OhaRa?

  • Ohaaa Ohaaaa, gittin mi lan OHAAAAAAAA!!!????

    Mehmet Aslan

Biz ŞU AN’ız

Bir yerden başka bir yere gittiğimiz yok bizim.

Hep şu andayız. Tam ortada. Tıpkı bu ağacın gövdesinin toprakla kesiştiği nokta gibiyiz.

EriA3090606 014

Hem dallarımıza (geleceğe) hem de köklerimize(geçmişimize) doğru büyüyoruz.

Ya da hem dallarımız hem de köklerimiz bizi şu an ve burada kılıyor.

Geçmişe geçip gitti diyemeyiz.

Gelecek henüz olmadı diyemeyiz.

İkisi de var, biz olduğumuz sürece varlar ve değişiyorlar.

Sadece tek bir zaman var: ŞU AN

Dallarımız ve köklerimiz değişebilmek için bize, Şu ana muhtaçlar.

Biz ŞU AN’ız.

İki belli-belirsiz arasındaki tek ışığız.

Işığımız iki yöne doğru da yayılıyor.

Geçmişi değiştirilemez sananların geleceği de değişmeyecektir.
sa

Büyük patlamadan önce

Bilim insanları, evreni dolduran kozmik mikrodalga arkaalan (KMA) radyasyonundaki dalgalanmalarda büyük patlama öncesi olayların izlerinin görülebileceğini ortaya attılar.

Tanınmış kozmoloji uzmanı, Oxford Üniversitesi’nden Profesör Roger Penrose, KMA radyasyonu üzerinde yapılan analizlerin büyük patlamadan önce gerçekleştiği tahmin edilen olayların izlerini ortaya çıkardığını belirtti. Sözü geçen “olaylar”, herhangi bir fiziksel süreçten arta kalan izleri (burada radyasyon) ifade ediyor, ve galaksi kümelerinin etrafında halkalar şeklinde görülüyor. Bu halkalarda, KMA radyasyonundaki dalgalanma beklenmedik ölçüde düşük düzeyde.

Henüz tanınmış bilimsel yayınlardan herhangi birinde yayınlanmamış olan çalışma, herkesin erişimine açık olan bir akademik sitede yayınlandı. Sitede yayınlanan çalışmada, Profesör Penrose’un geliştirdiği ve yaygın kabul gören “genişleme teorisi” ile tam olarak uyuşmadığı düşünülen bir teoriyi destekleyen fikirler sunuluyor. Genişleme teorisine göre, evren tek bir noktadan başlayan ve hayal edilemeyecek düzeyde hızlı ve geniş bir yayılma ile şekillendi. Esasen bu teori, meşhur büyük patlama teorisinden tam olarak farklı olmamakla birlikte, tek başına büyük patlama ile net biçimde anlaşılamayan bazı noktaları düzeltmesiyle büyük patlama teorisinden ayrılıyor. Yüksek enerji fiziği alanında yapılan araştırmaların çoğu, bu patlama-genişleme sürecinin başlamasından itibaren “doğa yasalarının” (aslında yasalardan ziyade fiziksel etkileşim türlerinin) bugün tasvir ettiğimiz şekillerine nasıl evrildiğini inceliyor.

Penrose, BBC’ye yaptığı açıklamada konuyu şu sözlerle ortaya koyuyor: “Ben hiçbir zaman genişleme teorisinden yana olmadım. Ancak bu teoriyi kabul etmiyorsanız, bu teorinin yaptıklarını yapabilen başka bir şey ortaya koymak durumundasınız. Benim önerdiğim şemada, yine üstel genişleme var, ancak bizim “aeon”umuzda değil- bu zaman terimini, büyük patlamadan başlayan ve uzak geleceğimize uzanan dönemi betimlemek için kullanıyorum. İddiam şudur ki, bizim “aeon”umuz, benzer ardışık süreçlerden bir tanesi; önceki “aeon”ların uzak geçmişi, bir şekilde bizim büyük patlamamız oluyor.”

Profesör Penrose’un savunduğu konformal döngüsel kozmoloji (conformal cyclic cosmology), doğa yasalarının zaman içinde “evrilmesine” izin veriyor, ancak evren için teorik bir başlangıç tayin etme ihtiyacını dışlıyor.

Süperkütleli Bulgu

Profesör Penrose ve arkadaşı Erivan Devlet Üniversitesi’nden Vahe Gurzadyan, bulgularının, büyük patlamayı önceleyen olaylara kanıt ve konformal döngüsel kozmolojiyi destekleyen bulgular olduğunu düşünyorlar. Penrose ve Gurzadyan, çalışmaları süresince KMA radyasyonun geniş çaplı analizlerini incelediler. Yaklaşık 11,000 farklı konum taradılar ve, geçmişte birbiri etrafında dönen galaksilerin çarpışmış olabileceği yönleri aradılar. Bu çarpışmalarda, galaksilerin merkezlerindeki süperkütleli karadeliklerin birleşerek büyük miktarda enerji seçılımına yol açmış olmaları bekleniyor.
KMA radyasyonu, ortalamada çok küçük varyasyonlar gösteriyor

Konformal döngüsel kozmoloji teorisine göre, bir nesne tarihinde bir süreçten birden fazla kez geçmiş olabilir, ve her defasında dışarıya doğru şok dalgaları yayılmış olması gerekir. Araştırmalar, bu fikirle uyuşan eş merkezli çemberler gösteren 12 aday tespit etti.

Bu noktada önerilen, bu çemberlerin büyük patlama öncesi olayların izlerini taşıdığı fikri. Genişleme teorisine göre, Penrose’un da belirttiği gibi, bu olayların (bir anlamda düzensizliklerin) genişleme sürecinde silinmiş olması gerekirdi.

Durham Üniversitesi Kozmoloji Grubu’ndan Shaun Cole, çalışmayı “etkileyici” olarak nitelendirdi. Cole şöyle konuştu: “Bu devrimsel bir teori, ve bu teoriyi destekleyen veriler mevcut gibi görünüyor. Standart büyük patlama teorisinde döngüsel olan bir durum söz konusu değildir, evrenin bir başlangıcı vardır ve sonu yoktur. Burada şu felsefi soru akla geliyor: ‘büyük patlamadan önce ne vardı?’. Burada yapılmaya çalışılan şey, süreci döngüsel olarak kurgulayarak, ‘daha önce birşey yoktu’ yanıtından kurtulmak.”

Araştırmacılar, bir noktayı özellikle vurguluyorlar; teorinin daha ciddi sınanması için, daha fazla veriyle karşılaştırılması gerekiyor. Bu nedenle, KMA radyasyonunu çok hassas bir şekilde çalışmak üzere tasarlanmış Planck teleskobundan gelecek veriler teori açısından büyük önem taşıyor

kaynak :sol.org