Sanat Galerisine İçki Baskını!

Geçtiğimiz gün yapılan bu gerici anlayışlı ve özgürlük karşıtı olan bu eylemi kınıyorum. Her zaman mazlumu oynayan, hep haklarının aldığını iddia eden insanların aslında “hak” diye kastettiklerinin başkalarının yaşamlarına, içkilerine karışma hakkı olduğunu söyledik durduk. Fakat bir türlü bunu göremediler. Vicdanları sorgulayanların vicdanlarını kaldıkları sessizlikten görebiliyoruz. Şeriat gelmez diyenler -şeriat gelmese bile- sokaklarda linç girişimlerinden, galeri baskınlarından, otel yakmalardan nasıl kurtulacağımızı belirtirlerse sevinirim.

Bu arada ilgilisine özel not: Taraf gazetesi ve Genç Siviller bu haberden hiç haberdar olmamış ve hiç yer vermemişler. Bu durum, kimlerin yalakaları olduklarını anlatmaya yeter sanırım.

Sanat galerisine içki baskısı!
NTV
İstanbul Tophane’de açılışı yapılan bir sanat galerisinin davetlilerine, içki içildiğini gerekçe gösterdikleri iddia edilen bir grup tarafından saldırıda bulunuldu.

İSTANBUL – İstanbul Tophane’de bir sanat galerisi açılışı, bir grubun saldırısına maruz kaldı.

İçki içilmesini gerekçe gösterdikleri iddia edilen saldırganlar, galerinin camlarını kırdı, davetlileri tartakladı.

Beyoğlu Firuzağa Mahallesi Boğazkesen Caddesi’nde bulunan Outlet Sanat Galerisi’nin açılışı sırasında yaklaşık 20 kişilik bir grup, galerinin içine girerek davetlilerle tartışmaya başladı.

Gruptaki kişilerin içki içilmesini gerekçe gösterdikleri iddia edilirken, cadde üzerindeki 2 sanat galerisine daha saldırıldığı belirtildi.

Olay yerine gelen polis ekiplerinin müdahalesiyle saldırganlar yatıştırılırken, arbedede yaralanan 5 kişi Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yapılan müdahalenin ardından taburcu edildi.

Grup ile davetliler arasındaki tartışmanın, açılış sırasında yüksek sesli müzik dinlenmesi nedeniyle çıktığı da iddialar arasında.

tarih katliamı

Baraj suları altında kalacak olan Allianoi antik kentinin üzeri kumla örtülüyor. Kentin ortaya çıkması için yıllarca emek veren Trakya Üniversitesi’nden Yrd.Doç. Dr. Ahmet Yaraş bu tarih katliamı karşısında hissettiklerini bir mektupla paylaştı. Değerli bilim insanının bu mektubunu yayınlıyoruz.

GÖRDÜKLERİMDEN UTANIYORUM !

Allianoi’u tırnakları ile kazanların önünden kamyonlar geçiyor.
Allianoi kumla örtülüyor.
DSİ’ şirketlerden birine betonla kaplama, diğerine de kumla örtme ihalesi vermiş.
Amaç daha hızlı, daha hızlı olsun.
Kanlı veya kansız.
Fark etmez.
Yeter ki, bu gavur taşları yok olsun !
Gözden uzak olsun,
Hatta 30 metre çamur altında kalsın,

Şirketin programında bugün hastane yapısı var.
1800 yıllık hastane yapısı şu an kumla örtülüyor.

2006 yılında, Allianoi Gönüllüleri’nin yardımları ile kazı yaptığımız 1800 yıllık hastane hızla kapatılıyor.
Oysa biz onu 4 ay boyunca kazarak aydınlıkla buluşturmuştuk.
Ve yaklaşık 20 odasından ancak ve ancak 8’ini kazabilmiştik.
Çünkü zaman ve para bütün hastane yapısını kazmaya yetmemişti.
Sadece bu 8 odadan yüzlerce arkeolojik eser müze envanterlerine alınmıştı.
Odalardan birinde yüzün üzerinde metal cerrahi alet bulmuştuk.
Hem de çok sayıda farmakolojik aletle birlikte ortaya çıkartmıştık.
Bu koleksiyon dünyanın bir ören yerinde ve hastane yapısında en büyük tıp aletleri koleksiyonu olarak literatüre girmişti.
Muahanehanelerden birinin de muhtemelen ünlü Tıp Bilgini Galenos’un olduğunu öngörmüştük.
Belki yanı başındaki odalardan birini kazabilseydik, ona ait özel eşyalarını bile bulabilecektik.

Olmadı… / Olamadı… Çünkü o sıralar para bitmişti.
Aylarca karpuz peynir ekmek veya makarna yemekten kazı ekibi yorulmuş / sıkılmıştı.
2006 yılında biraz daha mı yardım için kapı kapı dolaşsaydım…
Ah bugün daha da çoğaldığımız insanlar o yıl nerelerdeydiniz
?
Galenos’un gerçek anlamda izni bulmakta belki sizin de payınız olacaktı!!!
Tarihe bir not da sizler düşecektiniz..

Ama nasıl olsa gelecek yıl kazıya devam ederiz diye düşünüyorduk.
Ünlü tıp bilgini Pergamon’lu Galenos’un adına rastlama umudunu 2007 yılına bırakmıştık.

Ancak ne 2007 de, ne 2008 de, ne 2009 da bakanlık kazı ruhsatı verdi.

Yıl 2010.
Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Ertuğrul Günay’ın ‘Caresizim’ nidaları arasında bu topraklarda bir başka boyut yaşanıyor.

Dört yıldır Kazı ruhsatı ver(e)meyenler bugün caressiz olduklarını söylüyor!!!
TRT’nin belgeselini yayınlamasına engel oldum diye övünenler pekala ilgili gerçek makamları da caresizliğe sürükleyebiliyorlar …
Çok geniş alanda ve de çok çalışıldığı için bu makamlar soruşturma da isteme gereği duymuşlardı.
Kurul üyelerinde bilim komisyonlarını da sık sık yenilemek zorunda kalmışlardı…
Kazı yaptığım alana girişi de çaresizlik yüzünden engelleyebiliriler …

12 yıldır her platformda süren mücadelenin sonunda…

Bir boşluk….

Şimdi belki Pergamon’lu Galenos’un Allianoi’daki muhanehanesi gözlerimizin önünde kapatılıyor.
Allianoi’da bulunan Tıp Aletleri konusunda İ.Ü. doktora yapan Daniş’in gözlerinin önünde hastane yapısı örtülüyor / katlediliyor / tarihe gömülüyor / bizler sadece izliyoruz.

DSİ kendini kurtarmak için ihale üzerine ihale yapıyor,
Politikacılar oy kaygısında her iki tarafa gülüşçükler atıyor,
Gençler hukuk dışı uygulamayı protesto için kendini zincire vuruyor,
Avukatlar bu ülkede hala mahkeme önlerinde hukuk arıyor,
Ben tırnaklarımla kazdığım hayatımın en güzel 12 yılını verdiğim yerin yok oluşunu izliyorum.

Bilimsel Etik…

Çağdaşlık ….

Demokrasi…

Evet / Hayır naraları arasında bir insanlık ayıbı… / bir tarih katliamı …

yüreğim ağrıyor…

Tanıklığımdan utanıyorum.

www.allianoi.org’a bugün gönderilen bir şiir bizi anlatıyor. Uzun metinler yıllarca süren yardım talepleri artık kifayetsiz kalıyor.

Allianoi
Ayşe Yamaç

su s’ağır
toprak s’ağır
gözler b’akar’kör
d’iller suskun
k’ulaklar s’ağır
çığlığım içime sus’kun
c’an bedene ağ’ır
gün gece
gün kar’anlık
yürek’ler s’ağır

(soL-Haber Merkezi)

bir minik -kalkışma- deneyi

“21 EYLÜL”
SANAT ÇEVRESİNDE KARA GÜN!
Tophane’deki galerilere yapılan saldırıları kınıyoruz.

Beyoğlu’nda iki sanat galerisini bastılar
Süleyman KAYA/İSTANBUL,(DHA) 21 Eylül 2010
Beyoğlun’da, iki ayrı sanat galerisi, açılışı yapılan resim ve fotoğraf sergisi sırasında 30 kişilik bir grup tarafından basıldı.

Açılış sırasında sokakta içki içildiği gerekçesiyle basıldığı iddia edilen galerideki 5 kişi hastanelik oldu. Yaralılardan ressam Nazım Hikmet Richard Dikbaş’ın başından yaralı olduğu belirtildi.
Firuzağa Mahallesi Boğazkesen Caddesi Hasanefendi İşmerkezi’nin 3. katında bulunan resim galerisi ile buraya 30 metre mesafede bulunan Kadirler Caddesi Numara 69’daki 4 katlı binanın giriş katındaki resim ve fotoğraf sergisinin, saat 19.00 sıralarında açılışı yapıldı. Galerinon ve Galeriouetlet adlı galerdeki açılışa yurdiçi ve yurdışından yüzlerce davetli katıldı.

Açılıştan kısa bir süre sonra, iddialara göre, daha önce de burada yapılan açılışlarda sokakta içki içilmesinden rahatsız olan mahalle sakinlerinden yaklaşık 30’u ellerinde sopalarla iki galeriyi de 15 dakika arayla bastı. Sergide bulunanları sopalarla darp eden saldırganlar daha sonra kendilerine karşı koyanların gözlerine biber gazı sıkarak kaçtı. Hir iki galerinin de camları kırıldı. Saldırı sırasında onlarca kişi darp sonucu yaralandı. Yaralananlardan 5’i Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Alman Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi edildi. Ressam Nazım Hikmet Richard Dikbaş ile Şevket Kaan’ın başında açılma olduğu ve hastanede başlarına dikiş atıldığı belirtildi.
Polis olaydan sonra iki galerileri kapatarak soruşturma başlattı. Sergide bulunanların ifadelerine başvuran polis, sergiyi düzenleyenlerden 3 kişiyi ifadeleri için polis merkezine götürdü. Polis, ifadeler doğrultusunda saldırganları yakalamak için çalışma başlatılacağını belirtti.
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/15836397.asp

Sanat galerilerine ‘içki’ baskını
İstanbul Haber Servisi- Beyoğlu’nda 8 sanat galerisi “Tophane Art Walk” sloganıyla yaptığı sezon açılışı yaptı. Birbirine yakın 3 sanat galeresi olan Galerinon, Galeriouetlet ve Eclitsis Sanat Galerisi önünde duran yaklaşık 400 kişiye bir grup önce biber gazı attı. Grup daha sonra, tekbir getirerek “defolun buradan burda içki içemezsiniz” diyerek galeriler önünde bulunanlara cam şişe ve demir sopalarla saldırmaya başlayan grubu gören sanatseverler kaçışmaya başladı. Galeriler içine girerek kendini koruyan gruba saldırı yaklaşık 1 saat sürdü. Saldırıya uğrayanlar “Yanımızda bulunan polisler hiç müdahele etmedi. Onlardan yardım istedik ama bize ‘155’i arayın’ dediler” diye konuştu.
Olayda onlarca kişi darp edilirken 5 kişi hastaneye kaldırıldı. Ressam Nazım Hikmet Richard Dikbaş ile Şevket Kaan’ın başında açılma olduğu ve hastanede başlarına dikiş atıldığı belirtildi.

Polis olaydan sonra iki galerileri kapatarak soruşturma başlattı. Sergide bulunanların ifadelerine başvuran polis, sergiyi düzenleyenlerden 3 kişiyi ifadeleri için polis merkezine götürdü. Polis, ifadeler doğrultusunda saldırganları yakalamak için çalışma başlatılacağını belirtti.

Olayda saldırıya uğrayanlardan Fesih Murat Avcıbaşı, kendisinin Non Sanat Galeri önünde, sigara içmek için dışarı çıkan grupla birlikte bulunduğunu belirterek tekbir getiren grubun saldırısına uğradığını söyledi.
Fırat Saka ise önce kirli sarı saçlı ekose kırmızı gömlekli bir adamın bir, bir kişiyi tokatladığını belirterek, daha sonra aniden bir karmaşa olduğunu anlattı. Sonra ara sokaklardan gelenlerle birlikte gittikçe kalabalıklaşan grubun saldırmaya başladığını söyleyen Saka şunları anlattı:

“Defolun burndan burada içki içemezsiniz” diyorlardı. Arkadaşlarımızın boyunlarını sıkarak ağızlarına biber gazı sıktılar. Herkes kaçışmaya başladı ama ne olduğunu anlamaya çalıştık. Birkaç kişiyi tutup başlarında şişe kırmaya başladılar. Ben Eclitsis Sanat Galerisi’ne kaçtım ve ben kapıyı kapatırken, Eclitsis’in tabelasını alıp insanların kafasına vurdular. Polisler de ordaydı ve şunları yakalayın diye söylediler ama polisler hiçbir şey yapmadı. Nazım Hikmet Richard Dikbaş isimli arkadaşın kafasına şişe ile vurdular.”

Olayı “Sivas olaylarına” benzeten Saka “Öleceğimizi düşündüm öyle bir geldiler. Sivas vakası. Linç etmeye çalıştılar. Ellerinde silah olsaydı ordaki herkes ölebilirdi. Otoparka kaçan insanları tekme tokat dövdüler. Polisin gelmesi 25 dakikayı buldu. Polise söylüyoruz 155’ i arayın onlar ekip göndersin dedi. 1.5 saat galerilerde kapalı kaldık. Her yerden geldiler. Bir kişiye vurdular sonra çoğildalır ve bir anda herkese saldırmaya başladılar sokaklardan. Benim sırtıma bilmediğim bir madde çarptı. Cam gibi birşey insanlara cam şişe fırlattılar” diye konuştu.
http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=175432

Astronomik olaylar

22 Eylül 2010 tarihinde önemli 5 Astronomik olay birden gerçekleşecek. (Aslında bu olaylar 21 ile 23 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek, ancak neredeyse 22 Eylül günü bu olayların en yoğun birleştiği gün olacak.)

1 – Jüpiter Dünyaya en yakın yörünge noktasında olacak.
21 Eylül 2010 da Jüpiter Dünyaya en yakın noktasında olacak, bu olay en son 1963 yılında gerçekleşmiş. Bundan sonra da 2022 de gerçekleşecek.
2 – Uranüs Dünyaya en yakın yörüngesinde olacak.

3 – Bu nedenle Güneş – Dünya – Jüpiter ve Uranüs düz bir çizgide dizilecekler.
4 – Ay dolunay fazında olacak.
Şamanik Meditasyonun yapıldığı önemli günlerden bir dolunaydır, bu diğer astronomik olaylarla birlikte dolunayın önemi de artırmaktadır tabi.
5 – Kuzey yarımküre için kış gündönümü (ekinoks) gerçekleşecek.

Bu gün aynı zamanda Wicca bayramlarından Mabon günüdür. Kış aylarında Tanrı ve Tanrıçalar tarafından kutsanmanın sağlanması için Dünya nimetlerine şükran duymanın ve bunların paylaşılacağının onaylanması ile ilgilidir.