YURT KÖYÜ Doğal Sanatsal Bilimsel Sportif Yaşam Derneği

Adı: YURT KÖYÜ Doğal Sanatsal Bilimsel Sportif Yaşam Derneği 

YURT VILLAGE NATUREL ARTISTIC SCIENTIFIC SPORTS LIFE SOCIETY

İnsanlığın, DOĞAYA SAYGI ve SEVGİ ile, her türlü sosyal, kültürel ve yaşamsal faaliyetlerini gerçekleştirebileceği,
TEMİZ HAVA- TEMİZ SU- TEMİZ TOPRAK- TEMİZ KALPLER
felsefesi ile ve İMECE ile kurulmakta olan köy…

TÜKETİM değil ÜRETİM TOPLUMU OLMALIYIZ.
Bu manada tüm giderler, emek bazlı ve en ekonomik çözümlerle programlanmış olup, Dernek ve destekçileri arasında İMECE ile gerçekleştirilmektedir.

Köyümüz, atölyeleriyle, tarım ve hayvancılıkla, doğanın, sanatın, bilimin ve sporun kaynakları ile kendi ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde tasarlanmıştır. Yıllarca köyden çıkılmasa, mutluluk ve huzur içinde yaşamaya elverişli köyler kurulması amaçlanmaktadırr.

Tuva Sanat ve Gelişim Atölyesi

Tuva;

Hayatlarının bir noktasında öncelikleri değişen ve artık gerçekten istediği ve sevdiği şeyleri yapmaya karar veren insanların bir araya geldiği bir oluşumdur…

Bir yere varmayı değil yolda olmayı sevenlerin mekânıdır…

Bize bu keyifli yolculuğumuzda eşlik etmek ve heyecanımıza ortak olmak isteyecek tüm dostlarımızı;
22 Mayıs C.tesi günü Tuva’ya bekliyoruz…

AÇILIŞ KOKTEYL: 16:00- 21:00 arası

TuVa Sanat…
İstiklal Cad. Atıf Yılmaz Sok. No: 16/3 BEYOGLU

İslam Mistizmi Üzerine…

“kuantum felsefesi ve tasavvuf ” adlı başlıktan ilhamımı alarak;

akıl yürütmeler sonucunda sistematik düşünce süreciyle ortaya cıkan felsefi bilgiye nazaran, akıl ötesi bir tavırla mistik düşünce kalıpları sonucunda meydana gelen tasavvuf felsefi bir değerlendirmeye açık mıdır? tasavvuf felsefi bir endişe taşır mı?

daha net haliyle; tasavvuf, felsefi bir bilgi midir?

felsefe olarak alınabilir mi tasavvuf?

Kalkıp ayağa ardısıra baktı dalgalar

Bir gemi yanaştı Samsun’a sabaha karşı
Selam durdu kayığı, çaparası, takası,
Selam durdu tayfası.

Bir duman tüterdi bu geminin bacasından bir duman
Duman değildi bu
Memleketin uçup giden kaygılarıydı.

Samsun limanına bu gemiden atılan
Demir değil
Sarılan anayurda
Kemâl Paşa’nın kollarıydı.

Selam vererek Anadolu çocuklarına
Çıkarken yüce komutan
Karadeniz’in hâlini görmeliydi.

Kalkıp ayağa ardısıra baktı dalgalar
Kalktı takalar,
İzin verseydi Kemâl Paşa
Ardından gürleyip giderlerdi
Erzurum’a kadar.

dilenci şapkası değildi o!

son bilmem kaç haftadır -belki olmuştur 1-2 ay- taksim meydan metro çıkısı merdivenlerinden çıkarken bir şapkaya çarpıyor gözüm;

yerde, eski,hüzünlü ve çokça utanan bir şapka..

sahibine bakmak için hafif yukarı kaldırıyorum gözlerimi.. merdivenin basamağını işgal etmemek ve insanların kolay geçmesine yardımcı olabılmek için öylece köşeye sıkışmış,büzüşmüş bir amca. genç mi yaşlı mı bilemem, niye mi? dizlerinin arasına doğru eğmiş kafasını eğebildiğince, elleriyle kapamış yüzünü, görmesin kimseler beni buralarda diye.. önüne koymuş şapkasını ; bir buyum var dercesine..

sanki tükenmiş,bitmiş herşeyi. çocukları var sanki okul okuyan. eşi var sanki hergün işe giden bir eşi oldugunu düşünen. aylar olmuş işten çıkarılalı da , araya araya iş bulamamış ,ailesinede bişey diyememiş hani; en çok insan burda var diyip bir köşe seçmiş kendine; kuytularda..