Tuva için yol arkadaşları arıyoruz…

Sn Sibel Atasoy;
Tarafımızdan istemiş olduğunuz talebinize istinaden, hazırlamış olduğumuz -TUVA-KYZYL gezisi çalışmamız ekte bilgilerinize sunulmuştur. Teklifimizin faydalı olmasını diler, işbirliğiniz için teşekkür ederiz.
-Bu bir ön teklif olup, aşağıda belirtilen servisler doğrultusunda tarafınıza rezervasyon yapılmamıştır. Uçak ve otellerin müsaitlik durumuna göre rezervasyon yapılacaktır.
-Fiyatlar şu an için geçerli olan bilet ve otel fiyatları baz alınarak hazırlanmış olup, oda ve bilet fiyatlarına gelebilecek artışlar fiyata yansıtılacaktır.
-Uçak saatlerindeki değişikliklere göre tur programında da değişiklik yapılabilir Alan vergisinde meydana gelebilecek artışlar kontrolümüz dışında olduğundan dolayı fiyatlara yansıtılır.
-Teklifimiz 10-15 kişi içindir ve , 25.05.2010 tarihine kadar geçerlidir.
Saygılarımla
Asuman Dağıstanlı
Incentive Manager
www.baracuda.com.tr
+90212-212 30 30
TEMMUZ -AĞUSTOS 2010
TUVA (KYZYL) (7 GECE-8 GÜN)
1. Gün : İstanbul-Moskova-Abakan İstanbul Atatürk Havaalanı Dış Hatlar Gidiş Terminalinde 07.00’da buluşma. Pasaport, bilet, bagaj ve gümrük işlemlerinin ardından 09.25 ’de  Donbass Havayolları 7D 4622 sefer sayılı uçağı ile Moskova ve Simperefol  aktarmalı olarak ertesi sabah .06:15 ’de Abakan’a varış.Özel aracımız ile  yaklaşık 4-5  saatlik yolculuktan sonra Tuvan’ın başşehri Kyzyl’e varış, otel’e yerleşme. Öğleden sonra dinlenme ve serbest zaman,geceleme otelde.

Duygusal hissizlik mi?

Duygusal hissizlik mi diye başlık verdim ama aslında ne olduğuna dair bir fikrim yok, sadece meraktayım. 
Anlamaya çalıştığım şey ise, sürekli korku ve dehşet filmleri izleyen kişilerin (yakın arkadaşlarım da var) bunu neden yaptıkları ile ilgili 🙂 Ben bu tür fillmlerin bi tek sahnesine bile bakamadığım gibi, herhangi bir filmin içinde geçen tek sahnelik dehşet anları dahi beni nerdeyse hasta ediyor. Aşırı empati mi kuruyorum acaba diye düşünüyorum. Kendimi, arkadaşlarımın bana telkin ettiği gibi “bak sibel bu sahne gerçek değil orada şu anda elli kişi var set ekibi, bunu düşün” diye uyarıyorum ve fakat pek faydasını göremiyorum çünkü öylesine olayın içine çekilmiş oluyorum ki, o duygudan çıkabilmem için en az yarım saate  ihtiyacım oluyor.
Annem ben daha küçükten beri, konsantrasyon gücümün normalin çok üstünde olduğunu söylerdi (bir öğretmen olarak kendince bir kıstası vardı herhalde). Ayrıca ben de birçok tuhaflıklar tespit etmiştim,örneğin bir maç sırasında standyumda oturup sınava hazırlanabilirdim. Karar verince hiç bişey konsantrasyonumu bozmazdı. Belki bu sebepten o filmi izlemeye başladıysam bi kere, onun “içine” dalıyorum galiba!

Holografik Beden ve Evren

Holografik Beden ve Evren

Sunan: Doç. Dr. Haluk Berkmen

Evrende tüm var olan canlı ve cansızlar, en küçükten en büyüğe kadar, bütünsel bir birliktelik içinde varlıklarını sürdürmektedirler. Bu bütünsel birlikteliği anlayabilmek için Holografik kayıt sistemini tanımak ve bu kayıt sisteminin insan bedeninde bulunduğunu görmek hem şaşırtıcı hem de aydınlatıcıdır.

Holografik kayıt insanın beyninde, kulaklarında, ellerinde ve ayaklarında vardır. Doğu tıbbının ve bilge kişilerin eskiden beri bildiği bu gerçekleri günümüzün modern tıbbı da kabul etmek durumundadır.

Bu konuda ayrıntılı bilgi 15 Mayıs Cumartesi akşamı saat 19:00 – 21:00 saatleri arasında görsel olarak sunulacaktır.

Ücret: 10 TL.

YER: BEDENLEBİR Kişisel Gelişim Merkezi,

Noter Sok. Şahinler apt. Kat:2 Da:8

Northern Lights

His Dark Material Trilogy’nin ilk kitabı Northern Lights’ı bitirdim. Yazar Pullman gerçekten de çok ilginç yaratııcı örnekler sunuyor, üstelik bunu her yaştan okuyucuya sunma becerisini de gösteriyor. Gıpta edilmeyecek gibi değil.

Özellikle de kitabın basıldığı 1995 yılında henüz kuantum fiziğinin bugünki kadar popüler hale gelmediği düşünülürse, konunun önemi daha da iyi anlaşılır. İlk kitapta en önemli kavramlardan ilki şüphesiz “daemon” sözcüğü ile anlatılmış. Konunun geçtiği realitede her insanın bir de daemon’ı var ve kendini bir hayvan şeklinde ifade ediyor. Daemonların görülebilen ve dokunulabilen madde yapısı var, ancak bir büyük tabu olarak bir daemon’a sahibinden başkası dokunamaz. Daemonlar bir çeşit duygu-bilinçlilik seviyesi göstergesi gibiler, sahipleriyle ya da başka daemonlarla konuşabiliyorlar. Diğer bir ilginç özellik ise, ergenlik yaşına kadar çocuklarda sürekli şekil değiştirebiliyorlar. Ergenlikten sonra ise değişmeyen bir hayvan şeklinde sabitleniyorlar. İlginç detaylar var, örneğin hizmetlilerin daemonları sadece köpek oluyor, her çeşitten ancak köpek formunda! İnsan nerede ise daemonu da onunla birlikte geziyor. Ancak cadıların daemonları farklı yerlere gidebiliyor ve farklı işler için sahibince görevlendirilebiliyor. Bu yapısı ile CC serisindeki “çift” kavramını andırıyor.

Ufak Tiran

-Eski bir özetimizi gözden geçiriyoruz-

Sabah uyandığımda aklımda DJ’nin çok önemli bulduğu bir kavram vardı. Fakat bir türlü ismi aklıma gelmiyordu. Bilmediğin bişeyi Gooogle’da da aratamıyosun! J Neyse iş başa düştü oniki kitabı raftan indirdim, bu kavramın hangi kitabın hangi sayfasında olduğu da belli değildi. Fakat şundan emindim ki, bu önemli kavramın mutlaka altını çizmiş olmalıydım. Dolayısıyla çok hızlı bi taramaya giriştim ve beşinci kitapta onu buldum; ufak tiran!