Kötü Haber Tez Yayılır

“Kötü haber hızlı yayılır” yasasını baz alan Amerika’lı bilim adamları, kötü haber gücüyle çalışan uçaklar üretiyorlar.

Bu uçakların yapımında görev alan Dr. Stein “Şimdilik yakıt problemimiz yok, dünya da zaten bol miktarda kötü haber var. Fakat tek sorunumuz uçaklarımızın hoş karşılanmaması. İçinde bir bakan dahi olsa, kimse karşılamaya gelmiyor ve uzaklaşıyorlar.” dedi.

Uçakların yakıt deposunda beş tane kötü haber üreticisi görev alıyor. Bunlar kötü haberleri peş peşe sıralayarak uçağın motorunu aktif hale getiriyor ve inanılmaz bir hıza ulaşan uçak çok uzun mesafeleri kısa sürede yol alabiliyor.

xenix

Yol

Yol

.

Kimi arıyorsan git o’nu bul Bu senin sevdan
Nasıl istiyorsan öyle sor Hangi kitabı okuyorsan

O’nun söylediği kadar sensin Son cüz anladığın kadar
O’nun derkenar notları var Senin okumadığın kadar

İster yükseklere çık İster yüksekten bak aleme
Sana görünmez gerçek Düşmediysen kendi derdine

Her kim içinde yakar Gönül gören lambasını
Her kim içinde açar Varacağı menzil kapısını

Kimse sormaz kul musun köle mi Sorarsan kendine
Yak gerekirse bütün kitapları Yeniden yaz kavmine

nevzat kırkpınar

MNK – 02 / Bitmeyen şiirler : kendiyle konuşmalara kulak misafiri olmak

Bilim ve İlim

Aslında Bilim olarak bakılan ve deneylenen her veri ve görüş maddeden öteye geçemiyor.
Neden ? Çünkü Bilim adamlarının çıkış noktaları belli. Amaç yaşadığımız madde evreni bilmek.
Mikroskoplarında Tanrıyı aramıyorlar ama, ne tesadüf dür’ki sonucunda hep Tanrı çıkıyor.
Bilimle uğraşan insanlar İlim sahibi olmuş olsalardı belki şimdiye kadar keşfetdikleri her yeni bilgide Tanrı olduğunu göreceklerdi.

Tüm inançlara sonsuz saygım var. Bu güne kadar Bilim’e inanmış, Bilim’in ışığında inanç ve felsefesini oluşturmuş insanların kuantum teorisinden sonra bir ikileme düştüklerini düşünüyorum. Maddenin enerjiye dönüşüp yok olmadığını yada enerjinin yoğunlaşarak madde olabilme özelliği yeni keşfedilmiş bir şey değil. Bunu binlerce yıl önce gerçek ilim sahibi olan bir çok varlık yazmış söylemiş. Her bir madde beden birer hologramdır yani bütünün parçaları, bu bütün, ister Tanrı olsun isterse varlık enerjisi, adı hiç de önemli değil, bizler bu büyük enerjiye bağlı ama maddeyle ayrık parçalarız. Hiç bir şekilde yok olmayacağız. Bu büyük enerjinin ( Allah, Tanrı, her ne ise ) sistemi, var olmak, var olurken de var etmek, tıpkı bizim gibi etkileşimle.

Görelilik Kuramı ve Zaman Genleşmesi

Görelilik kuramına göre her gözleyenin kendi zamanı ve kendi uzamı vardır. Uzam, uzunluk ölçümü olarak anlaşılmalıdır. A ve B ile isimlendireceğimiz iki gözlemci olsun. Başlangıçta her ikisi aynı noktada bulunsun.

Bu gözlemcilerden A yerinde kalırken B, sabit v hızıyla hareket etmeye başlasın. Bir süre sonra B gözlemci x = v.∆t kadar yol almış olur. B gözlemci A gözlemciden ayrıldığı anda bir ışık demeti de birlikte hareket etmiş olsun. B gözlemciye göre ışık c hızı ile hareket ettiğinden demet kendinden c.∆t’ kadar uzaktadır. Aynı ışık konisi A sabit gözlemci için ise c.∆t kadar yol almış olur. Işık her iki gözlemciye göre aynı B’ noktasındadır. Şu halde:

(v.∆t)2 + (c.∆t’)2 = (c.∆t)2 denkleminden (1 – v2/c2) ∆t2 = ∆t’2

Mors alfabesi bilmeyen denizciler gibiyiz…

Yıllarca süren enerji teknikleri ve özellikle de şiatsu uygulamalarından sonra, her birimizin vücudunun hangi noktada gerçekten içimizde çektiğimiz acıdan söz ettiğini (hatta haykırdığını) saptayabildim. İç gerçeğimiz, bilinçdışımız, psişemiz, ruhumuz (farklı tercihlere göre) bizimle konuşur, yolunda gitmeyeni durmadan bize söyler. Ama biz dinlemeyiz ve duymayız. Niçin?

 “Sağırlığımız”ın iki nedeni var.

Her şeyden önce, bize gönderilen “doğal” mesajları (rüyalar, sezgiler, önseziler, fiziksel duyumlar vb) anlayamıyoruz ya da dinlemek istemiyoruz. Bu durumda, onları duyabilmemiz ya da kendimizi duymaya zorlamamız için mesajların gitgide daha güçlü ve daha etkili (hastalıklar, kazalar, çatışmalar, ölüm vb.) olmaları gerekir.