Vakur sessizlik

Yaslara akıtıyor körpeliğimizi haberlerden sızan fesat
ötelerde vakitsiz bir dönüş endişesi çoğalıyor evlere
renkleri şaşkın gölgelere düşüyor bıçkın usturanın
cümleler şikayetçidir böylesi yorgun vakitlerde
unutuşun sefil hikâyesinde gözün seğirmesi gibidir
şaşırmak, derinliklerde sönen nehirlerin sessizliğine

varsa faydası yasağıtlarının sızlayan ömre ağlamak lazım
karışmıştır toprağa akranı ömür kardeşliklerin vedası
gelecek kaygısı güden hayatlardan sakınarak kimliklerimizi
mahşere bırakmalı yalaka ilişkilerden artırdığımız lisanı
kör ağaçlara uzanan patikalardan yükselen tozlar gibidir
haykırmak, canı kemiren acıların hıncı kavuran sessizliğine
      
hüsna zamanlar adına çürürken günler tazetende
görmeyen gözlermiş hayat çukurlarını dolduran boşluğu
kangal’a erişmeyen kesik kol gibi uzuyor dışlık’ın köy yolu
ebemin duası asılı durur hâlâ kıraç kepez’in yamaçlarında
su kenarlarında kısmetsiz yeşeren madımaklar gibidir
yakarmak, tenha avlularda kalbi çatlak toprağın sessizliğine
      
vefakâr dostlukların yine de nazı yadigâr kalır fesleğenlere
göğün yüzünde açılır bir mezar, bulutlar sararıp solar
belki hayat kendine bile baki kalmaz, sadedir edası evrenin
savrulur malı satıcıların, tezgahta gezinir insanın külyüzleri
vakit tamama erdiğinde mührü kırıp helâlle ödeşmek gibidir
ölmek, temize çekilmiş alacaksız ömürlerin vakur sessizliğine
Bayram Balcı
Not. Küresel fayda için AĞ konuşmasına bir cevap olarak geldi.

Dalgaya binmek…

Yüksek ateşlerde bilincimi kaybetmediğim için çok ilginç gözlemlerim oluyor.

Herneyse, ateşin etkisi ya da bilmediğim bişey sonucu erk artışı olmuşsa ben de hep sözünü ettiğimiz bu şeyin belki de ucundan azıcığını yaşamış biri olarak deneyimime daha dikkatlice bakmaya karar verdim… Yaşadıklarımı tekrar gözden geçirdiğimde şunu fark ettim:

O haldeyken, şeylere nüfuz  etme, bağlantıları apaçık görme durumu vardı ve buna müthiş bir sevinç duygusu eşlik ediyordu. Sanki bu sevinçle sarhoştum. Baktığım şeyin adeta ciğerini görüyordum, komik değil mi? 🙂
Fevkalade tatmin edici bir “görme” hissi. Ama bunu aktaracak vakit yoktu, çünkü her şey dile gelmişti sanki. Şimdi değerlendirince o halin bir “dalga” ile seyahat anlamını çağrıştırdığını anlıyorum.
Peki dedim normal halimde aynı şeyleri görmez miydim, evet bu detayların çoğunu görmezdim ancak “sezerdim”, bu sebeple yine aynı sonuçlara varırdım. Ne çare ki bunu kanıtlamam veya açık olmam istenirse başarılı olamazdım üstelik böyle bir duruma düşürülmek de hoşuma gitmezdi. (açıkla, rasyonalize et, bu sonuca nerden vardın! gibi).

KAYIP KADINLAR

“Tanrı, kadının erkeğin hizmetçisi olacağına karar verinceye kadar erkek-kadın-doğa üçlüsü güzel bir bahçede mutlu- mesut yaşıyorlardı.”

Böyle yazar kutsal kitaplar… Anlattıklarının mevcut bilimselliğe uymadığından kasıtla, eski Çin ve Yunan uygarlıklarının bir takım efsanelerinde çok eskiden kadın ve erkeğin eşit ve yan yana dünyada yaşadıklarını anlatan hikayeler ise; hayal dünyasına aitmiş gibi kabul edilir.

Eski birçok uygarlığın bize bıraktığı çanak çömlekleri, resimleri, evleri, kullandıkları aletleri incelerken binlerce yıl önce yaşamış o ataların, sosyallikleri, kültürleri, örfleri, davranışları ve aile yapıları açısından da incelenmesi zorunludur. Bulduğumuz o eski tarihin kalıntıları içine saklanmış satır araları; bazen şaşırtan bir medeniyet tablosu gösterir ve çağdaş eşitlikçi düşüncenin sadece bizim çağımızın eseri olduğu yanılgısından bizi uyandırır oysaki… En yakın ve en müspet örneği olarak da kendi topraklarımızda yaşamış olan Çatalhöyük insanını inceleyebiliriz.

Küresell fayda için AĞ örmek

http://www.ted.com/talks/lang/tur/gordon_brown.html

17 dklık bir konuşma ama vaktiniz varsa dinlenmeli. Söz konusu ağ varoluşumuzun temeli olarak zaten var, hatta ünlü “kelebek etkisi” bu sebeple oluyor. Zenginlik/yoksulluk, iyilik/kötülük gibi dualitik çukurlar öylesine büyümüş durumdaki yine burda anlatılan finansal ve iklimsel krize vardık. Yeryüzü ananın mevcut yapısı ve zekası bütün meselelerin çözümünü biliyor ve uyguluyor üstelik bunun için insanın bilinçli aklına ihtiyaç duymuyor. Enerjetik varlığımızın bileşkesi yeryüzünün kar-zarar tablosunu anında oluşturuveriyor! Finansal kriz ya da önümüzdeki heyula iklim krizi tesadüfen önümüze konulmuş bir matematik problemi mi yani?! Biri bizi test etmek için oturup sınav soruları mı hazırlıyor?!
O halde insana düşen, aklını başına devşirmektir, bizle ya da bizsiz bu gemi gidecek, bilinçli hayvanlar olmak için seçimimizi yapmamız lazım. Biliyorum bu lafım bazı kişileri gücendirebilir yine de söylüyorum 🙂