Röportaj (1)

Taha Akyol ile Reportaj
Neşe Düzel – 16.11.2009

“Atatürk sorunların çözümünde daha çok askeri metotlara alışkın olduğu için radikaldir. ‘İdare-i maslahatçılar, esaslı inkılâpçı olamazlar’ diye sözü var Atatürk’ün.”

“Büyük Taarruz’a hazırlanırken, ‘Türkiyeliler’ diye konuşan Mustafa Kemal, İzmir’i aldıktan sonra beyanatına, ‘büyük ve asil Türk milleti’ diye başladı.”

“Kemalizm halka dayanan bir rejim değildi. Demokrasi değildi. Rejimin halka değil silaha dayandığını Kemalist Yakup Kadri de, Falih Rıfkı da söyledi.”


NEDEN: TAHA AKYOL
CHP’li Onur Öymen’in,
Kürt açılımında kullanılan Atatürk’ün “yurtta sulh, cihanda sulh” sözünün, böyle bir barış girişimine uymayacağını ima ederek Dersim örneğini vermesi,
Atatürk’ün “yurtta sulh” konusundaki gerçek görüşlerinin merak edilmesine yol açtı.

Dogmatik Tartışma

Kader ve yazgı, ayrılık doğuran nüanslar, ateşe tapan kafirler, putperestlik hakkında sorular sorarak vaktinizi boşa harcıyorsunuz. Öte yandan kendinizi çok az inceliyorsunuz. Gerçekten neye inanıyorsunuz?

Bunu söyleyebilecek kadar açık ve net olmaya çalışın. Başkalarını ve onların tuhaf düşüncelerini unutun. Gerçek yol peygamberlerin yoludur. Bu asil yol doğudan batıya uzanır ve her daim doğrudur.
Başkaları bu yolu takip ediyormuş gibi yaparlar, tüm uluslar ve cemaatler de, fakat yolun yanına bile yaklaşamazlar. Kendi dogmatik çılgınlıklarının tadını çıkarırlar. Musa’nın cemaati gerçekten onu takip etseydi, kafalarını taşlara vururlardı…

-Bahaeddin Veled-

KÖTÜLÜK

Tam da benzer bir konuyu forum olarak açmayı düşünürken Rinda’nın son paylaşısını (kötüyüm ben kötüyüm) görmek hoş oldu..Ben aynı yerden devam edeyim o zaman..

Evet,peki ya siz hiç kötülük yaptınız mı?

Ama lütfen, öyle kazayla, bir sinir anında yanlışlıkla veya istemediğiniz halde falan filan değil..

Aksine, senaryosunu bizzat kaleme alarak, kurgulayıp hesaplayarak, ve yaptığınızın kelimenin tam anlamıyla katıksız bir kötülük örneği olduğunu bilerek..kötülük yaptınız mı hiç?

Yaptınız tabi ki, ve yaptık tabi ki..

Konuşmak isteyen?.-)

Kötüyüm ben kötüyüm…

Bir yerde okuyup benim çok düşündüren bir yazı olduğundan sizinle paylaşmak istedim. Eminim benim gibi herkes kendinden bir parça bulacaktır.

Saygılarımla

“Ben valla çok sıradan ve basit bir insan olmak istiyorum.Sıpsıradan ve basbasit.Çünkü herkes gördüğüm kadarıyla çok muhteşem!”Ben almim,kalsın yani” demek istiyorum…

Bu muhteşemliklerden çok bunaldım.Sıfır, hatta sıfırın altı eksi 1 olsam daha da bi rahat edeceğim.Canım öyle olmak istiyor.Köpkötü,işe yaramaz,beş para etmez biri olmak istiyor canım…

Ne? ”olursam mı” dedim?Pardon,öyleyim öyleyim…Olmak gibi bişi yok,öyleyim zaten…Sıfırın altında eksi 1…Daha aşağısı var mı bilmiyorum?Matematiğim iyi değil…Varsa eğer onu da olurum hiç de problem değil…

Alice Projesi

Yazar: Türker Ercan

Bu yazı akıl karı değildir! Akıllıların okumaması önerilir! Delileri muhatap alarak yazıyorum! Delilik denilen o “Alice aleminde” çok farklı değerler üretilmektedir. Zaten bu projeyi de sadece deliler uygulayabilir. Delilik bir bilmecedir. Bu bilmecenin çözümü ise akıl ile değil kalp ile anlaşılabilir. Kalpten kalplere selam olsun! Değişmeye karşı olanlar ise bu projeden uzak dursun.

(Ön bilgi: Bu projenin aslı yazının sonunda saklıdır.)

Baştan sonu belli olan bu yaşamda, anlamlandırarak ruhlarımız hayat bulmakta! Gizli bir anlam yarışı yaşanmakta. Yaşadıkça ruhlar zamanın yuvarlak kafesinde, asla bitmeyecektir bu yarış mekânların hiçbirisinde! Anlamak istiyoruz. Anlamaktan da ziyade anlaşılmak istiyoruz. Nasıl bildiğimizi bilmiyoruz ama içimizdeki büyük değeri seziyoruz. Anlaşılmak demek içimdeki değeri bil demektir. Bu masum istek her bir ruhun şaşmaz ve değişmez temel dileğidir. Evet değerliyiz. Bunun için de kendimize önem vermeliyiz. Küçük görmeden kendimizi ve ters düşmeden bu masum isteğe içimizdeki değeri önce kendimize göstererek ve kendimiz kendi değerimizi görerek önemli bir yaşamın önemli bir başyapıtı olduğumuzu da bu bilişe ekleyerek hayatı gittikçe daha da cennete çevirmeliyiz.