Savaşçının el kitabından

  1. Savaşçılar, kafalarını duvara vurarak zafer kazanmazlar; duvarların üzerinden geçerek kazanırlar. Savaşçılar duvarların üstünden atlarlar; onları yıkmazlar.
  2. Bir savaşçı hiçbirşey olmamış gibi davranır, çünkü hiçbirşeye inanmaz, ama herşeyi de görece değeriyle kabullenir. Kabullenmeden kabul eder, görmezden gelmeden görmezden gelir. Hiçbir zaman biliyormuş gibi yapmaz, hiçbir zaman da hiçbirşey olmuyormuş gibi. Altına yapacak denli korksa bile denetimi elinden bırakmaz. Böyle davranarak takıntılarını, kaygıyı yok eder.
  3. Eğer bir savaşçı teselliye gerek duyuyorsa, yalnızca bir kişiyi seçip, karmaşasını, son ayrıntısına varıncaya kadar bu kişiye anlatır.Bir savaşçının, anlaşılmaya yada yardım görmeye gereksinimi yoktur; konuşarak, üstündeki baskıyı az da olsa azaltır. Tabii eğer konuşmaktan hoşlanıyorsa. Yok öyle değilse, kimseye birşey anlatmaz.
  4. Bir savaşçının, erkin eline düştükten sonraki tek özgürlüğü, kusursuz bir yaşam yolu seçmektir.
  5. Bir savaşçı, görme ve rüya görme yetisini yakaladıktan, ışıltısının bilincinde olduktan sonra, içinde başka şeylere karşı ilgi kalmaz.
  6. Savaşçı, içinde bir yerlerde, bir şeyin, tüm değişimlerin bilincindedir. Savaşçının kesin ereği bu bilinci güçlendirmek ve sürdürmektir. Savaşçı, bunu temizler, parlatır ve çalışır durumda tutar.

Çalışmanın bütünü için bakınız: https://blog.sonsuz.us/?p=334

Rapunzel Rapunzel…uzat kızıl saçlarını…

-Şunu çekiştirip durma lütfen.. zaten canım acıyo…ya böyle bi saçmalık olamaz..şey afedersiniz bi merdiven falan hiç değilse…ya çekmesene……saç di mi bu….hayret edilecek bişiy…. kuleye bi çık bakalım sen…

-küçük hanım bakın zaten geç geldiniz..üstelik hemen hemen yapmanız gereken tek şey mağrur mağrur kuleden aşağıyı falan seyretmek, şarkı söylemek, prensten sizi kurtarmasını istemek falan..
-kurtarmak mı….saçıma tutunarak kuleye çıkıyo ya….beni kurtaracaksa benim bi şekilde aşağıya inmem gerekmiyo mu….ne yani mutlu olup birlikte kulede mi yaşıycaz?
-ya nerden buldunuz bunu…biraz zeki mi ne……..zeki olanı lazım değildi ki…ama güzel kız Allah için..biraz da dırdır etmese..
-efendim aslında külkedisi olacakmış..bi karışıklık olmuş…biliyor musunuz kırmızı başlıklı kız da buymuş….
-ya öyle mi…ben çok beğenmiştim oradaki performansını…
-ben de ben de…

-cevap vermeniz mümkün mü…niye o buraya çıkıyo diyorum.

-tamam. Sakin küçük hanım….işte prens saçlarınıza tutunarak kuleye çıkar..ki bu sahne oldukça romantiktir..aslında masalın en romantik anıdır..sonra kuleye çıkınca da bi yolunu falan bulup çıkarır ikinizi herhalde oradan.
-herhalde mi?
-……….
-ya nasıl herhalde….kurtarmalı di mi?
-tamam..buluruz bi ejderha falan..savaşır, öldürür…kurtarır işte…üzülmeyin siz..hallederiz biz o detayları….
-efendim ejderha değil merdiven örüyor rapunzel..prens ip falan getiriyo.
-yok artık..ben örgü falan öremem…
-ya düğüm de mi atamazsınız…
-tanrım niye ya niye…külkedisi ol temizlik yap ….rapunzel’den örgü dersleri…hayır ya hayır……HAYIR düğüm falan da tamam….çekme şunu diyorum ya….ya bırak…
-ama bu masal böyle imkansız sabitlenemez….çocuklar katiyen uyumaz bununla….
-uyumasınlar zaten…..
-lütfen sakin olun küçük hanım…bi mola verelim..sinirleriniz bozuldu sizin…kahve içer misiniz…
-hı hı
-……..
-……..
-daha iyisiniz….
-………..
-peki..bişiy sorucam …prens niye kulenin kapısını falan açmanın bi yolunu bulmuyo..
-kapı?
-hı hı…kulenin kapısı….
-hımmmm…….ya olur mu öyle şey..zili de çalsın mı?
-ya niye olmasın…hani ben açamıyorumdur..tutsak olmanın bilinciyle yıllardır bekliyorumdur..eh..anlaşılan biraz da safım….hiç değilse o açsa kapıyı…
-yok; bu masal imkansız sabitlenemez…bu prensesle bu mümkün değil..
-ya bi düşünsenize daha medeni bişiy değil mi…
-medeniyet?
-ya saça tırmanılır mı ya…!!
-belki medeni değil ama romantik….
-hııııııııı romantik….çiçek yok, çikolata yok, şarkıyı bile bana söyletiyorsunuz ya….
-unutun bunları…yani şimdilik…masalı sabitleyip çocukları uyutabilirsek..yani şey…sonra bi işiniz yoksa……
-……….??
-efendim devam etsek…
-hah evet.. -ve prens seslenir……

-rapunzel rapunzel uzat altın sarısı saçlarını…
-ama benim saçlarım kızıl…
-peki tekrar…
-rapunzel rapunzel uzat kızıl saçlarını….
-rapunzel rapunzel uzat kızıl saçlarını…
-………..
-rapunzel rapunzel….
-……………
-rapunzel rapunzel….
-rap..
-ya üzgünüm bu bana göre değil….yani çocuklara verdiği mesaj ters…öyle saça tırman falan…..sonra o yarım akıllılar da bunu yanlış anlıyo büyüyüp süpürge falan yapıyorlar saçlarından..yok yapamıycam ben..üzgünüm….
-nasıl olur…küçük hanım size ne çocuklardan….
-yok yok..yapamıycam…ay sıkıldım işte….zaten prens de bi saf bi sıkıcı kuleye çıksa nolur bu…..ya üzgünüm…
-fakat küçük hanım…
-………
-…….bekleyin..
-…………

-sen de şeyin telefon numarası var mı ….
-kimin efendim
-hani şu önce balık falan da sonra gerçek hatun oluyo ya
-hah küçük deniz kızı.
-hah o işte..bi ara bakalım…

Sinek Mantarı

 

Sinek mantarı (Amanita muscaria), Gelin mantarı olarak da bilinen, Amanitaceae familyasından zehirli ve halüsinojen bir mantar türüdür. İbotenik asit, müsimol gibi zehirli bileşikler içerir ve Pantherina sendromu zehirlenmesine yol açar. Yarattığı delilik krizleri 4-6 saat sürer. Bu mantardan etkilenenlerde; ruh halinin değişmesi, (keyifli veya kaygılı durum), nedensiz gülme, hayal görme, konuşma güçlüğü, kas spazmları, görme ve işitme bozukluğu, yorgunluk gibi belirtiler görülür. Bu mantardan zehirlenmelerde ölüm olayı nadirdir, özellikle küçük çocuklarda tehlikeli olabilmektedir.

Parlak kırmızı ve turuncuya renklerde olabilir. Diğer amanita türleri gibi beyaz renkli, yumurta şeklinde bir kapsülden çıkar, genelde üzerindeki zar’ın kalıntılarından kaynaklanan beyaz noktalar taşır.

Avrupa’da sinek mantarının şans getirdiğine inanılır. Ortaçağ’da üzerine konan sinekleri sersemletip boğduğu için bu mantarın suyu sineklerden korunmak için kullanılmıştır. Etimolojik açıdan incelendiği zaman Yunancada amanitai “detaysız mantar”, musc ise sinek anlamına gelir. Bu mantar her zaman insanların ilgisini çekmiş, süslemelerde, çocuk kitaplarında kırmızı renkli beyaz benekli sevimli bir mantar olarak resmedilmiştir. Sibirya’da şamanlar tarafından çeşitli amaçlarla kullanıldıkları, Vikinglerin de bir yeri işgal etmeden önce cesaret vermesi için bu mantarı yedikleri bilinmektedir. Şamanlar ayinlerini düzenlemeden önce bu mantarlardan yerler ve uykuya yatarlar. Mantarın getirdiği uyku hali ve halüsinojenik etkilerle gördükleri rüyaları anlatarak kehanette bulunurlar.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Amanita_muscaria

Anılar Denizinde…

Yaşanmış anılar defterimdeki sayfalarda
Her şeyi ve herkesi affediyorum.
Affet ki… Özgür kalsın sendeki kırılgan çocuk.
Ama  ya sonra…
Bu kadar kolay affedebilir’miydim?
Yaşananları bu kadar kolay yok sayabilir’miydim?
Spanish romancenin notalarını çalan gitarın ezgisinde,
İçimde acılarla mutluluklar beraber dans ediyor.
Yaşanmış anılar denizinde yüzüyorum.
Bırak geçmişi sevgiyle akıp gitsin özgürce…
Bırak özgürce gözlerinden yağmurlar boşansın…
Bırak kendini boğulmaktan korkmadan duygular seline…
Salıver yüreğindeki tutsak ettiğin acıları,
Akar sularlarla birlikte çağlasın diyorum.
Denizlere kavuşup erisin yüreğindeki yaralar,
Ama ya sonra…
Yaşanmış anılar denizinde yüzüyorum.
Bir filmin karelerinde başrol oyuncusu ben.
Senarist yine ben, kendi filmimin oyuncusu ben.
Yazmak ne kadar da kolaydı senaryoyu,
Ama oynamak ne kadar da zormuş meğer…
Yok sayabilir’miydim anılar defterimdeki sayfaları,
Onları yok saymak kendimi yok saymak gibi…
Hem çok güçlü, hem de çok kırılgan…
Herkesten kaçabilirdim oysaki…
Ama ya kendimden , kaçabilir’miydim?
Duygularımdaki med cezirler…
Tüm mevsimler aynı anda hislerimle sevişiyor
Ben fırtınalı denizlerde dalgalarla boğuşan gemi.
Şiddetli rüzğarlara karşı kanat çırpan martı…
Kıyıya vurmuş bir deniz yıldızı…
Sevda çığlıklarıyla düşlerle açılan penceremden
Gökyüzünden süzülen beyaz inci taneleri
Anlayabilir miydi acaba beni?
27/11/2007
Mesa / Ankara

Satranç-Kaba Hatalardan Sakınmak

 Pek çok satranççı yaptıkları kaba hatalardan şikayetçidir. Büyük çabayla yaratılmış güzel konumlar tek bir hatayla mahvolur. “Bir kötü hamle, kırk iyi hamleyi boşa çıkarır” lafı boşa değildir. Kaba hataları tamamen önlemenin bir yolu yok ama sebeplerini inceleyip bunu en aza indirmek mümkün. Burada kasdettiğimiz en fazla 2-3 hamlede ortaya çıkan hatalar. 4-5 hamle veya daha uzun bir devam yolunun eksik veya yanlış hesaplanması hesaplama tekniği alanına girmekte.

Neden Kaba Hata Yaparız?

 1)Rakibin hamlesine bakmamışsınızdır!
Evet utandırıcı bir durum ama yeni başlayanlar düzeyinde sıklıkla olabilir. Rakibin hamlesine bakmamak veya öylesine bakmak hataları getirir. Rakibin karşınızda sizi yenmek için oturduğunu unutmamalısınız ve tabii kendinize, “Rakibim niye bu hamleyi yaptı” diye sormalısınız. Rakibin ne tehdit ettiğini düşünmezseniz önlem almanız da şans faktörüne bağlıdır.

2) Sadece “Tablo tarzı” düşünüyorsunuzdur
Bu benim kullandığım bir terim. Oyun esnasında iki tür davranış vardır.

a) Tahtada Güzel Tablo Oluşturmak: Bu konumsal bilgilerinizle sizde oluşan satranç estetiğini tahtaya yansıtmanızdır. Örneğin kenardaki bir at sizin göz zevkinizi rahatsız eder. İyi bir satranççı bir ressam gibi satranç tahtasındaki en güzel görüntüyü oluşturmaya çalışır. Bu esnada minumum analiz yapılır ve genelde yaklaşım sadece kendi tarafınızın oynatılarak taşların en güzel durduğu konumun oluşturulmasıdır.

b)Hesap Makinesi Olmak: İngiliz Büyükusta Short “Satranç %99 taktiktir” demiştir. Başarılı olmak için adeta bir hesap makinesi gibi hesap yapmanız lazım. Rakibin tehditleri kontrol edilir. Yapacağınız hamlenin taktik sonuçlarına bakılır. Sürekli hamle hesaplanır. Bu aşamada güzellik anlayışı değil ama taktik sonuçlar önemlidir. Sadece zorunlu hamleler bitince tablo oluşturma yeteneğimizle değerlendirme yapabiliriz.

Bu anlamda satranç sporcusu hem bir sanatçı olmalı hem de bir matematikçi. Eğer oyun esnasında sadece tablo oluşturmaya odaklanırsanız hiç hesaplamöadığınız bir hamle tablonuzu bozabilir.

Şimdilik bu kadar. İlgi olması halinde konuları açacağım veya ekler yapacağım.

Saygılar
Selim Gürcan

http://forum.satrancokulu.com/index.php?topic=668.0