Kimbilir ?

Kim bilir? Soğuk kış gecelerinde,
Kaç defa döküleceğim kar taneleriyle birlikte,
Sensiz daha kaç hüzünlü bahara merhaba diyeceğim.
Kaç mevsim içimde büyüteceğim seni…
Solungaçlarıma çektiğim hava gibi,
Kim bilir, daha kaç nefesle seni içime çekeceğim
Dalgalarla birlikte çılgınca,
Kaç defa kayalıklara çarpacağım sen diye…
Karanlıklar ormanında ararken gölgeler içindeki yüzünü,
Kim bilir kaç defa adını anımsamaya çalışacağım.
Gökyüzünden damlalarla birlikte,
Kim bilir kaç defa gözlerimden yeryüzüne düşeceğim.
Göçmen kuşlar veda ederken sessizce,
Kim bilir kaç defa selam göndereceğim…
Birgün sessizce veda ederken yeryüzüne,
Gözlerimi kapatırken evrenime,
Kim bilir kaç defa geleceğim seni bulmak için?

01.03.2009
Mesa/Ankara

Güneşi Yutan

Güneşe tapmıştı insanın atası, bildiğimiz geçmişte

Ya öncesi?  Nerden çıktı bu güneş diye merak etti mi birisi?

Öylesine salıvereyim gitsin kendimi diyordum nicedir

Aydınlıkta insan olmak kolay, karanlıkta ölçmeli insanlığı

Meydan okumak için kendine değer miydi güneş kusmaya?

Gün kır gece kır, ceviz gibi sert olsun kabuğun

İçinde beyninin kıvrımları, bilmeceye kurmacaya

Hadi buyrun ben kimim neciyim oynamaya

 

Çok yoruldum çok! Hanidir niyetliyim kustuğumu yutmaya

Hakikaten biri çıkıp da döşedi mi güneşten öncesini?

İçim dışıma çıkmış, ters yüz edilmiş elbiseler gibi

Sıkıntı sıkıntı sıkıntı… Nelere kadir bu can sıkıntısı!

Güneşim sıcak kalbim, nasıl da ayrı düştük seninle

Sen orada tepede nazlı nazlı süzülürken, aydınlık için

Az şükretmedik yaratana,  karanlığın hatırına

Ah evet sırf karanlığın hatırına.

 

Bir gün uyandım da baktım zifir karanlık etraf

Elektrik yok, ay yok yıldızlar yok

E işte şimdi insan ol bakalım dedim kendime

Ağlayacaktım nerdeyse, elimde küçük mavı valizim

Yol yok ışık yok, kalakaldım yarı bitmiş otobanın kıyısında

Hadi insan ol, hadi insan ol sıkıysa!

Fısıldadı cevizin içinden; foton kuşağı bu mu ola?

Sanmam, üşümüyorum hiç, sıcağım, belki korkuyorum biraz.

Üzgünüm üstelik, insan olamayacağım bir daha

 

Ağladım ağladım tam da öğreniyorken insan olmayı

Hak mı bu şimdi? Neredesin ey güneş, nerdesin aydınlık?

Tam geri dönecektim, karanlıkta geri neresi bilinirmiş gibi!

Birden oldu herşey, sıcak sıcaktım ben, evet sıcaktım

Yanıyordu içim, ağzımdan boğazımdan taa göbeğime değin

İzi vardı bişeyin, kuyruklu yıldız yutmuş gibi hissettim

Gözlerimi karanlıktan çektim uğraşa didine,

Özür diledim geri çekilirken, belki bırakmazdı istemese

Eğilip baktım kendim olması gereken yere

Güneş  güneş güneş! İnanılması zor bişey evet biliyorum

 

Gözümü aldı, bu kadar yakından bakınca

Aldı oncacık iki şeyimi, g-öremiyordum artık

Su su su, yanıyorum biraz su… Dokundular bana

Serin bir su gibi geldi dokunuşları, hissettim ki yalnız değilim

Hep korkmuştum halbuki yalnız kalmaktan

Bunun içindi evvelce güneşi kusmuş olmam!

Devir değişti deniyordu epeydir, şimdi anlıyorum

Karanlığın ve aydınlığın ötesinde, güneşi yutan.

 

Sa

03.04.09 – Fethiye

 

http://www.milliyet.com.tr/content/galeri/yeni/gosteryarisma.asp?prm=0,7607236&resim=15777

Rüya türlerimden…

07.07.08 -karışık rüyalar- günlükten

Bu daha önceleri de defalarca olmuştu fakat bunları anlayamadığım ya da hatırlayamadığım rüyalar kapsamında hiç dikkate almıyordum. Herbiri kendi içinde farklı olmasına karşın bu rüyalardaki ortak özellik şu:
Rüyada, normalde hatırlamama ya da burada ifade etmem mümkün olmayan bazı düzenli işler yapmaktayım. Bu hareketler orada oldukça bilinçli ve periyodik. Örnek vermek gerekirse, burada sabah kalkıp yüzümü yıkamam, ya da yemek pişirmek için gerekli faaliyetlerin bilinçli dizilimi gibi. Ve fakat rüyadaki faaliyetin burada anlamlı ve mantıklı bi izahı yok! Üstünkörü bile anlatamıyorum! Sadece his var, o işi yaparken edindiğim hissi taşıyabiliyorum buraya, şimdi onu tarif etmeye çalışayım:
Sanki o bir deneydi, belli argümanları bir arada yerine getiriyorum ve bekliyorum, sonra yeniden yapıyorum ve bekliyorum, bu böylece defalarca tekrar ediliyor, hissim ise şöyle; ne ümitsizlik ne ümit hali olmaksızın, standart bi işlem gibi ve fakat sonuçlarla ilgiliyim, abartılı olmayan bir ilgi!
Bu tür rüyalarda gerçek bir bilim adamının davranışı var. Duygu üretmeyen bir edim ve gözlem! Buluşunu kendi üzerinde deneyen bilim adamı gibi hatta bundan bile öte; çünkü bende korku ya da heyecan bile yok. Belki aslında geri planda onun rüya olduğunu bilmekteyimdir fakat rüya bilincimle bundan habersiz olduğum kesin! Biliyorsunuz lücid rüya görmek için tüm çabalarım ve niyetime karşın henüz bu olmuyor.
Kedinin ulaşamadığı ciğere mundar demesi çerçevesi içinde mi böyle düşünüyorum bilemiyorum fakat, diyelim ki lücid rüya görebiliyor olsaydım, burada ne görsel ne de kelimeyle bile izah edemiyeceğim bir deneyi(ya da herhangi bir edimi) yapabiliyor olabilir miydim? Eğer yapabilecek olsam onu bu dünyada yapmaz mıyım?!
O halde lücid rüyada gerçekleştirebileceğim şeyler, hayal kabileyetimle sınırlıdır! Evet bu oldukça akla uygun bir önerme. Evet orada dünyanın fizik koşullarını aşabiliyorum ancak kendi hayal koşullarımı aşmam mümkün değil.
Oysa yukarde belirttiğim tarzdaki rüyalarım, hem fizik hem de hayal dünyamı aşan türde işlemler barındırıyor. Belki bunlar aslında BDD, yani beden dışı deneyimlerdir, ki şu an bana daha akla uygun geliyor bu sav.
Bu tür rüyalarımın bir de şöyle versiyonu var: rüyada tanımadığım bir kişi ya da varlık (çünkü insan silüeti hatırlayamıyorum), bana bazı konuların sistematiğini anlatıyor/gösteriyor, işleme biçiminin basitliği ve mükemmelliğine hayran kalıyorum, bu muhteşem bişey, bunu herkese anlatmalıyım duygusu ile dolup taşıyorum. Öğrendiğim o şey her neyse, bütün hayatı kolaylaştıracak sadeleştirecek sade mekanizmalar. Fakat uyandığımda o şeyi hatırlamıyorum, sadece o sevinç benimle oluyor ve az sonra hatırlayamamanın verdiği ufak bir hüzünle karşılaşıyorsam da hemen geçip gidiyor. Bu rüyaları küçükten beri periyodik olarak görürüm.

sa

“Olmayana Eren”e Mektuplar

Sevgili olmayanaERMEYİ düşünen kardeşim,

Duydum ki Allah’ın varlığını, göremediğin ya da kavrayamadığın için inkar ediyormuşsun.Sanıyorum bu şimdilik bir hipotez senin için.Bu hipotez birçok kez ortaya ya da bir kenara, köşeye mutlaka atıldı.Ayaklarını cennete sağlam basmak isteyenler attı bu hipotezi ortaya.Sende istiyorsun ve kararlısın anlaşılan.Çünkü apaçık ispatlar istiyorsun.Tüm atomların O’nu zikretmekteyken sen gözlerinin bunu tasdik ettirmesini istiyorsun. Bu konudaki bulanık düşüncelerini netleştirebilecek bir yaklaşımı seninle paylaşmak istiyorum. Kardeşim,
Sınırlı olan akıl, sınırsız olanın zatını kapsayıp kuşatamaz. Akıl, kuşatamadığını , dolayısıyla sınırlayamadığını, kavrayamaz.Kavraması için mutlaka sınırlaması gerekir.Her ne ki sınırlıdır, o Allah olamaz. Bu yüzden de “Her ne ki aklına geliyor, o Allah değildir.” demişlerdir.
İşte bence “görmeden inanmam”cıların, aslında heryerde O’nu gören güzel insanların, AŞİKAR olanı idrak edemedikleri nokta burası.

        AŞİKARLIK AKILLA İDRAK EDİLİR VE ASIL  İDRAK İNSANIN O’NU İDRAK ETMEKTAN ACİZ OLDUĞUNU İDRAK ETMESİDİR.

Bir bebeğe anne karnındayken, dışarda şöyle güzel bir dünya var, seni koruyup kollayacak “anne” adında bir melek var desek bebek inanır mı?Oysa bebek tam da o dünyanın içinde ve tamda o meleğin karnındadır!Zamanı geldiğinde kapılar açılacak ve görmediğine, görerek inanacaktır.

İşin bir de evrendeki BOYUTLARLA yorumu var ki o ihtişamı yazmaya boyutum yetmez, hayretim hayretimi tamamlayamaz.     

Biliyorum ki olmayana ergi en iddialı ispat şeklidir.Önemli olan, süre dolmadan çelişkiyi yakalayıp ispatı tamamlamaktır.Unutma ki ancak var olan bir teorem, ispat edilmeye çalışılır.Sen olmayana ergi yoluyla ispata giriştiğine göre aslında çoktan teoremin varlığını kabul etmişsin. Kardeşlerimizin geneli, bu teoremi doğrudan ispat yöntemiyle tamamladılar ve şu ana kadar hiç kimse aksine örnek göstererek ispatı tamamlayamadı. Tamamlayamayacaklarını söyleyen teoremler apaçık ortada ve onların ispatları da ezelde ve ebedde tamamlanmış durumda.Doğrudan ispat edenler, şimdi sonsuz hayatı kazanma yolunda herşeyin apaçık yazıldığı Kur’an-ı Kerim’i okumakta ve ilmin zirvesine koşmaktalar.

Süre dolmadan, olmayana ergi yolculuğunu çelişki durağında sona erdir ve sende koş yetiş kardeşim.Unutma sen bir adım gittiğinde Rabbim sana 10 adım gelecektir.Seni EN ÇOK SEVENE , SENİ SEVDİĞİ İÇİN VAR EDENE EMANET OL KARDEŞİM.SONSUZLUK YOLCULUĞUNDA CENNET KÖŞKLERİNDE BULUŞMAK DUASIYLA:)…