- Adaletle denemeye devam..
- Bu işler şans oyunu değildir ki denenip dursun deyip anlaşma yolu giderdiniz
- Kötülükle karşılık verirdiniz
- Her şekilde öyle ve böyle birileri ölecek deyip pes ederdiniz…
- Asılan olan Allahın adaleti deyip onun çözmesini bekler miydiniz..
Yazar: 0Kimliksiz
Sıcak Su Neden Soğuk Sudan Hızlı Donar
İngiltere’de Kraliyet Kimya Birliği, “Neden sıcak su, soğuk sudan hızlı donar?” sorusuna ikna edici bir yanıt verebilen kişiye 1000 sterlin ödül vadetti.
Bugüne kadar Aristo’dan Dekart’a ünlü filozofların bile yanıt bulamadığı, gündemde olan bu bilmeceyi, bakalım Sonsuzus’un zeki üyeleri arasında çözebilecek var mı 🙂
Kelimelerin rengi testi.
Herkesin malumudur beyin sağ ve sol lob olmak üzere ortadan ikiye ayrılır. Sağ taraf sanatçıdır.Sol taraf mantık ve dil üzerine uzmanlaşmıştır. Tabi bu aslında yüzde yüz böyle değildir.Ama genel olarak doğruluğu olan bir bilgidir. Aşağıdaki kartı hazırlayanlar beynin iki lobunun görev farklılığına dikkat çekmek istemişler.
Kelimelerin rengini söylemeyi deneyin ama düşünerek değil. Hızlıca ve seri bir şekilde söyleyin.
Sol taraf okumayı deneyecektir, sağ taraf ise rengi söylemeye çalışacaktır…ve zorlanacaksınız.Çünkü beynin iki lobunun bu konudaki görev paylaşımı farklı ve siz aynı anda ikisini birlikte çalışmaya zorlamış olacaksınız.
DAMSIZ GİRİLMEZ!
Burak Cop (32) ile Engin Ader (34), 15 Şubat 2011 Salı günü Taksim’de akşam yemeği yedikten sonra Asmalımescit’e eğlenmeye gitti. İddiaya göre, iki arkadaş “damsız” olmaları sebebiyle Otto ve Faces adlı mekanların kapısından da geri çevrildi. Olayın ardından iki genç ayrı ayrı söz konusu barlara “onur kırıcı muameleyle karşılaştıkları” iddiasıyla 4 bin 500 TL’lik manevi tazminat davası açtı.
Mahkemeler iki davayı da reddetti. İki dosyanın avukatlığını yapan Neha Çaylan, Engin Ader’in ardından gerekçeli kararı henüz eline ulaşan İstanbul Kültür Üniversitesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Burak Cop dosyasını da temyiz etmeye hazırlanıyor.
(Milliyet)
🙂
ARMAGEDON NEREDE?
YAZAR Hal Lindsey: “Tüm peygamberliklerin odak noktası İsrail Devletidir” fikrini öne sürer. (The 1980’s Countdown to Armagedon) Öyle ise, tutucuların “Armagedon senaryosu”na temel olan nokta Tanrı’nın İsrail ile özel bir ilişkisinin var olduğu inancıdır. İsrail’in düşmanları onu yok etmeğe çalıştığı zaman, Tanrı’nın bu işe karışacağına inanırlar.
Bununla beraber, Mukaddes Kitap açıkça, Tanrı’nın oğlu İsa Mesih’i reddettiği zaman Yahudi milletinin Tanrı’nın lûtfunu ve korumasını kaybettiğini gösterir. (Elçilerin İşleri:3:13, 14, 19) Bizzat İsa, Yahudi milletine şöyle dedi: “Allahın melekûtu (krallığı) sözden alınacak ve onun meyvalarını yetiştirecek bir millete verilecektir.”—Matta 21:43.
Mukaddes Kitap Vahiy 16:14, 16 ayetlerinde, cinler tarafından ilham edilen propaganda sözlerinin dünyanın liderlerini “Her Şeye Kadir Olan Tanrı’nın büyük gününün savaşı”na sevk edeceklerini gösterir ve şunu da ekler: “Ve onları İbranice Armagedon denilen yere topladılar.” Acaba bu, Ortadoğu’da yapılacak kesin bir savaşı işaretlemiyor mu? Hayır, zira gerçekte “Har–Magedon” (harfi olarak “Megiddo dağı”) diye adlandırılan hiçbir coğrafi bölge yoktur. Mukaddes Kitabın yazıldığı zamanlarda, Ortadoğu’da Megiddo diye adlandırılan bir şehir vardı. Megiddo şehri yakınlarında birçok önemli savaş oldu. Fakat orada geçmişte ve bugün de böyle bir dağ yoktur. Bundan dolayı “Har-Magedon” veya “Armagedon” sembolik bir yer olmalıdır. Acaba neyin sembolüdür?
Hezekiel’in peygamberliği, birçok ulusun ordularının “İsrail”e yapacakları saldırıyla Armagedon’un başlatıldığını açıklar. “Magoglu Gog’un” yönetimindeki saldırgan kuvvetler, “şimalin sonlarından” ani saldırıya geçerler. Acaba bu “Gog” kimdir? Tutucu teolog Lindsey (başkalarının da dediği gibi) güvenle şöyle der: “İsrail’in ‘en kuzeyinde’ sadece tek bir millet vardır: S.S.C.B. (Rusya).” Lindsey benzer şekilde (Mukaddes Kitapta Meşek, Tubal, Fars, Kuş, Put, Gomer ve Togarma diye adlandırılan) Gog’un ‘büyük cümhurunu’ veya “askeri gücü”nü oluşturanların, başta Arap milletleri olmak üzere, Sovyet Rusya’nın müttefikleri olacakları kuramını yürütür.—Hezekiel 38:1-9, 15.
Bununla beraber, Hezekiel’in günlerinde, Gog’un müttefikleri olarak sayılan milletler, dünya sahnesinde özellikle göze çarpan milletler değillerdi. Bundan dolayı peygamberliğin gerçekleşmesi “son yıllar”ında, yani eski İsrail’in geleneksel düşmanlarının dünya sahnesinden kaybolmalarından sonra yerine gelecekti. (Hezekiel 38:8) Bu nedenle Gog’un oturduğu belirsiz ve uzak olmayan Sovyet Rusya’yı kastetmeyecektir.
Şu halde, ‘uzak’ bir diyarda oturan ve Tanrı’nın kavmine karşı şiddetli bir kin besleyen acaba kimdir? Mukaddes Kitap bu soruyu Vahiy 12:7-9, 17’de cevaplandırır: “Ve gökte cenk oldu; Mikael ve kendi melekleri ejderle . . . . cenk ettiler . . . . ve İblis ve Şeytan denilen büyük ejder . . . . yeryüzüne atıldı.” Şeytan, gökten, alçaltılmış ruh diyarına atılma durumuna acaba nasıl bir tepki gösterdi? Mukaddes Kitap şöyle der: “Ve ejder kadına [Tanrı’nın semavi teşkilatına] karşı gazaplandı, ve onun zürriyetinden baki kalarak Allahın emirlerini tutup kendilerinde İsanın şahadeti olanlarla cenketmeğe gitti.”
Bundan dolayı Şeytan bizzat “Gog”dur. Şeytan ve onun cinleri Tanrı’nın meshedilmiş cemaati olan—ruhi İsrail’in mütebakisine karşı bu savaşı yıllarca sürdürdü. (Galatyalılar 6:16) İsa’nın bu takipçileri yeryüzünün her tarafına dağılmış durumdadırlar; onlar Ortadoğu’da ordular tarafından saldırılabilecek merkezi bir bölgede bulunmaz. Hezekiel’in peygamberliğine göre, onlar, Tanrı’nın himayesi altında “emniyette oturmaktalar.” (Hezekiel 38:11) Etrafında düşman milletler bulunan ve kendi içinde siyasal ve sosyal yönden güçlükler çeken İsrail milleti için, herhalde günlerimizde, “emniyette oturmakta”dır denemez.
Bununla birlikte, Mukaddes Kitap, dünya sahnesinin köklü bir değişikliğe uğrayacağını gösterir. Sahte dinin dünya imparatorluğu olan “Büyük Babil” aniden yok edilecektir. (Vahiy 18. bap) Sahte dinin ansızın yok olmasıyla geride kalan hakiki Hıristiyanlar saldırıya açık bir durumda görünecekler; Şeytan veya “Gog” hemen onları yok etme işine girişecektir. O, Armagedon’da cinlerinin etkisi altında, “bütün dünyanın kıralları”nın “Her Şeye Kadir Olan Tanrı’nın büyük gününün savaşı için” bir araya toplanmasını sağlamak üzere gerekeni yapacaktır.—Hezekiel 38:12-16; Vahiy 16:14, 16.
Bundan dolayı, Armagedon Ortadoğu’da bulunan küçük bir yer değildir. Daha ziyade bir dünya durumudur. Bütün dünya Yehova Tanrı ve O’nun şahitlerine karşı birleşmiş olacaktır. (İşaya 43:10-12) Armagedon savaşı, Ortadoğu’nun bir bölgesinde, milletler arasında yapılacak bir savaş değildir; Şeytan’ın, Yehova’nın Şahitlerine karış kin dolu saldırısından sonra kavmini savunmak için Tanrı’nın yapacağı bir savaştır.—Hezekiel 38:18-23; Zekarya 2:8.
Bundan dolayı bugün, Yehova’nın Şahitleri pasif bir şekilde gözlerini Ortadoğu’ya dikmekten daha da çok şeyler yapıyorlar. Onların çok önem verdikleri husus, gelmekte olan bu savaşa dair Tanrı’nın Sözünün gerçekten ne dediğini insanlara iletmektir. Yehova’nın Şahitleri, bu mesajı korkusuzca insanların evlerine götürmekte dünya çapında ün kazanmışlardır. Yine de, sevgi dolu bir Tanrı’nın, böyle bir savaşı neden yapacağını merak edebilirsiniz. Acaba o zaman sağ kalmak mümkün olacak mı? Bu yayının gelecek iki sayısı bu sorulara cevap verecektir.