Evde Yemek ve İsraf

Arkadaşlar dışarıda,lokantada, yemek yemenin evde yemekten daha avantajlı olduğunu düşünüyorum.Japonların da bu alışkanlık konusunda baya bir mesafe kat ettiklerini okumuştum.Lokantada yemek yemek birçok yönden avantajlı:
1-Alışverişten kurtuluyorsun,
2-Yemek hazırlamıyorsun,
3-Bulaşık yıkamıyorsun,
4-Artan yemekleri çöpe dökmüyorsun.
Sorularım:İnsanlar dışarıda yemek yerse daha çok zaman kazanır mı,dışarıda yemek yeme kültürü insanları daha çok sosyalleştirir mi?Dışarıda yemek yemeyi nasıl popüler hale getirebiliriz?
Yorumlarınızı bekliyorum iyi günler.

28 Şubat: Son Darbe (?)

28 Şubat: Son Darbe (?)

Türkiye’nin yakın geçmişindeki askerî darbeler ve ardında yatan dinamikler konusunda şeffaf bir açıklama için sınıf mücadeleleri, analizin ana konusu ve merkezi olmak zorunda.

Böylesine iddialı bir giriş cümlesinden ne anlamamız gerekir? Özetle değinmeye çalışalım… Cumhuriyet, peşinden kitleleri sürüklemeden (!) gerçekleşmiş bir burjuva devrimi niteliğini taşır. Bu devrim, işçi kitlelerini dışarıda bıraktığı gibi, Kürt ulusal sorunu konusunda baskıcı bir siyaset izlemesi dolayısıyla da anti-demokratiktir.

Türkiye’de ordu her zaman sanayi burjuvazisinin tarafında konumlanmış ve bunun dışında kalan burjuvazinin diğer kesimlerine (tarım/ticaret) karşı da “statüko”nun savunuculuğunu üstlenmiştir. Bunun yanında, emekleyerek ve de dünya kapitalist sistemine entegre bir şekilde gelişen, sanayi ile gelişip güçlenen başka bir muhalif güç yani işçi sınıfı karşısında da ordu aynı tavrını sürdürmüş ve sonuç itibarıyla geçmişten bu yana, azgelişmiş bir ülkedeki sermaye birikimi sorununun önündeki engellerden olan bu güçlere karşı, ama özellikle de işçi sınıfı muhalefetine karşı ordu her daim sanayi burjuvazisinin çıkarlarından yana bir tavır almıştır.

Türkiye siyasetinde tarım/ticaret burjuvazisinin çıkarları dinci, millî görüşçü gibi sağ partilerce savunulmuş ve ordu da laikliğin tehdit altında olduğu gerekçesiyle, bu tür siyasi oluşumlar karşısında engelleyici bir tavır almıştır. Erbakan, 28 Şubat darbesi karşısında şu tespiti yaparken, aslında tartışılmaz bir gerçeği dile getiriyordu:

“Anadolu sermayesini [siz tarım/ticaret burjuvazisi diye okuyun] güçlendiriyorduk, bu büyük sermaye çevrelerinin [siz ordu destekli sanayi burjuvazisi diye okuyun] işine gelmedi, bizi iktidardan uzaklaştırmak için senaryolar yazıldı.”

(Serpil Yılmaz’ın yazısından)

Türkiye’de ordu hep “Batıcı” oldu ve bu çizgisinden hiç ödün vermedi, çünkü hamiliğini yaptığı sermaye kesimi de “Batıcı”ydı.

Erbakan neden mi sözde “laiklik” için bir tehdit olarak görülüyordu? Hasan Cemal’in Erbakan ile ilgili anılarına başvuralım:
“Erbakan Hoca ‘ekonomide devletçi’ydi. Rekabete açık pazar ekonomisi konusunda itirazları vardı. [!] Belki ‘Batı tahakkümü’ne yol açtığını düşündüğü için [!] pek sevmezdi ‘piyasa düzeni’ni. Kim bilir belki de ‘Batı taklitçiliği’nin içine koyardı ‘piyasa’yı da… Erbakan Hoca’nın aynı nedenlerle ‘Batı demokrasisi’ne de kuşku beslediği [!] söylenebilirdi.”

Aynı şeyi bugün Erdoğan için söyleyemeyeceğimiz yeterince açık değil mi? Sanırım Erbakan’ın “talihsizliği” Anadolu sermayesini geliştirme konusunda burjuvazinin “öteki” kanadına yeterince güvence verememesiyle, dahası dış politikada da anti-Siyonist ve anti-Amerikancı oluşuyla açıklanabilir. Ayrıca vurgulanması gerekir ki, Erbakan başbakan olduğu dönemde TÜSİAD’la yan yana resim dahi çekilmemiştir! Aynı gelenekten gelen AKP’nin başarısı ve darbeyle alaşağı edilememesinin asıl nedenini ben, AKP’nin hem sermaye çevrelerinin “bütününü” rahatsız etmeyen bir siyaset izlemesine hem de Avrupa Birliği ve de genel olarak Batı yanlısı (“Batıcı”) siyasetine bağlıyorum. Onun 2003’ten bu yana darbe olmaksızın, dahası her seçimin ardından güçlenerek çıkmasının esas nedeni burada yatıyor. Meseleyi, laik düzen ile şeriatçı düzenin çatışması vb. bağlamında ele almak işin sözüm ona “kamuoyu” boyutunu ilgilendirir ve bu da olsa olsa yapılacak askerî müdahaleye meşruiyet kazandırmaya zemin oluşturur.

Bugün Birand’ın hazırladığı “Son Darbe: 28 Şubat” adlı belgeseli izlerken insan ister istemez bir kez daha düşünmeye başlıyor. Sorun gerçekten şeriatçılık ve laiklik ekseniyle mi yoksa yukarıda değindiğimiz sermayenin farklı kesimleri arasındaki “diş gıcırdatmayla” mı bağlantılı? Bu sorulara bir de şunu ekleyelim: 28 Şubat, gerçekten de “son darbe” miydi?

Cemaat ve Millî Görüş koalisyonu olan AKP’nin bugün orduya karşı tertiplediği atağının “pürüzsüz” işlemesini AKP’nin “ileri” demokrasisinden taviz vermemesi ile açıklayabilir miyiz? Yoksa işin sırrı, gerek ABD ile gerek İsrail ile ve gerekse de “taşeron devlet” olma rolünü yerine getirmede hiçbir şeyini esirgemeyen AKP’nin her tarafı memnun eden “Muhafazakâr-Demokrat” (aynı batıdaki Hristiyan-Demokratlar gibi) siyasetinde mi yatıyor? Her seferinde, “Eğri oturup doğru konuşalım, ordu artık kışlasına çekildi..” vs. vs. türünden caka satan liberallerin bu kıstasları göz önünde bulundurmaları gerekmez mi?

02.03.2012 (Düzeltildi)

Not: Yukarıda farklı köşe yazarlarından yapılan alıntılar Milliyet’in 01.03.2011 tarihli sayısına aittir.

Gencer Çakır
e-mail: [email protected]

Alzheimer Testi

Bu test ne kadar doğrudur bilemem, ama tabii ki boş vakti olunca insanın, böyle şeyleri buluyor:D Yapın bakalım, ama evde tek başınıza denemeyin:D

ALZHEİMER GÖZ TESTİ

AŞAĞIDAKİ METİNDE BÜTÜN ‘ F ‘ HARFLERİNİ SAYINIZ…

FINISHED FILES ARE THE RE
SULT OF YEARS OF SCIENTI
FIC STUDY COMBINED WITH
THE EXPERIENCE OF YEARS…

(ŞİMDİ AŞAĞIYA BAKINIZ)

KAÇ TANE ‘ F ‘ SAYDINIZ?

3’MÜ?


HAYIR HATALI… METİNDE 6 TANE ‘ F ‘ VAR…

BU ŞAKA veya OYUN DEĞİL. LÜTFEN YENİDEN OKUYUN!

BU OLAYIN ALTINDA YATAN GERÇEK AŞAĞIDADIR:


BEYNİMİZ ‘OF’ SÖZCÜĞÜNÜ SÜZEMEZ.

İSTER İNANIN İSTER İNANMAYIN. GERİ DÖNÜP TEKRAR BAKIN!

İLK SEFERDE 6 ‘ F ‘ BULANLAR ÜSTÜN DİKKAT DÜZEYİNE SAHİP KİŞİLERDİR
(veya daha Önce bu testi GÖRMÜŞLERDİR!)

5 TANE ‘ F ‘ BULANLAR DİKKAT DÜZEYLERİ OLDUKÇA YÜKSEK 6 ‘ F ‘
BULANLARA ÇOK YAKIN KIMSELERDİR.

4 TANE ‘ F ‘ BULANLAR NADİR KİŞİLERDE GÖRÜLEN BİR DURUMDUR
DİKKAT VE KONSANTRASYONU YÜKSEK NADİR KİŞİLERDİR.

3 TANE ‘ F ‘ BULANLAR SIRADAN NORMAL DİKKAT DÜZEYİNE SAHİP
KİMSELERDİR.

3 TANEDEN AZ ‘ F ‘ BULANLAR İÇİN TESTİ DÜZENLEYENLERİN
SÖYLEYECEK BIR ŞEYİ YOK!…
ZATEN ŞU ANDA NASIL BİLGİSAYAR KULLANDIKLARINA ŞAŞMAK LAZIM!

NOT by sucu: Testten en yüksek rakamı çıkartan kişi bilsin ki bundan sonra benim kankam, karındaşım, dostum, yoldostum, yoldaşımdır.:)

Dünyayı Kurtaracak Bir Fikir

Öncelikle merhaba, burda pek aktif olmadığım için işleyişi tam kestiremiyorum ama umarım doğru yoldayımdır. 🙂

60 saniye içinde dünyayı kurtaracak bir fikre ihtiyacım var. yani bir fikir olucak ve bu fikri sadece 60 saniye içinde açıklayabileceksiniz.

Mesela, ağaçları kesmezsek, pandaları korursak dünya kurtulur gibi gayet sıradan değil de, yaratıcı fikirlere ihtiyacım var. Mesela herkes birbirine daha çok aşk mektubu yazarsa dünya kurtulur-muş. 🙂 bu fikir beğenildi. Bilimsel, siyasal fikirlerden çok, aklınıza ilk gelen şeyleri yazmanızı rica ediyorum 🙂