acil aranan cevap

arkadaşlar acil bir soruya cevap bulmam lazım bulamıyorum
misafir kullanıcıyım ve özel sektörde çalışıyorum bu gün 00:00 kadar sürem var
aylin

Soru şôyle…bir bilene sormak lazım..padîşah ve esir..eski zamanlarda bir padîşah idama mahkum ettigi akıllı bir esire son bir şans vererek biri hayat digeri ôlûm yazılı iki kagıdı iki kutuya koyar.birinci kutunun kapağında bu kutuda hayat diger kutuda ôlûm kağıdı var önermesi yazılıdır..ikinci kutunun kapagında ise bu kutulardan bîrisinde hayat digerinde ölûm kağıdı var ônermesi yazılıdır..padîşah kagıtlarda yazılı olan ônermelerden birinin dogru digerînın yanlıs oldugunu ve esirin kurtulabilmesi icin hayat kagıdını bulması gerektigini sôyler.esir kurtulmak icin hangi kutuyu seçmelidir neden

Suuuuuu

Sonsuz, Xenix ve Kambur Kerim biraz macera, biraz temiz hava, değişiklik ve orjinal bir ortam için Abuzittinistan diye bir yerde çadır kurup birkaç gün kamp yaparlar.

Bulundukları yerde hava sıcaklığı +2 veya +3 santigrad derece yani oldukça soğuktur. Ancak yüzlerce metrekare etraflarında buz, akarsu ve herhangi bir canlı bitki ve de bir hayvan yoktur. Yağmur, kar ve dolu da buraya yıllardır yağmıyor, en ufak bir su birikintisi de yok. Bulundukları bölgeye kara yoluyla da ulaşım yok. Son derecede ıssız bir yer, buraya helikopterle Hüseyin Aktaş tarafından bırakıldılar, en yakın yerleşim yeri, yani bir insan rastlayabilecekleri yer, en az beş yüz kilometre uzakta.

Birkaç gün kaldıktan sonra belirli olan dönüş günü için helikopter pilotları olan Aktaş’a telefon edip ”artık bizi hemen alabilirisin” diyorlar. Aktaş ise kendisinin ücret ve diğer sosyal haklarının kabül edilmediği için tam 48 saat grev yapacağını, bunun onlara ders olmasını bir daha da emekçinin hakkının tam olarak verilmemesinin ne demek olduğunu öğrenin ve bu size ders olsun diyor.

Durumun vahametini telefonla öğrenen Doktor Gamaro ise; ”arkadaşlar o iklimde sizin için en tehlikeli şey dehidratasyon yani vücüdunuzun su kaybetmesi ve bunun neticesi geçireceğiniz kalp krizi veya ani ölüm”dedi. ”Mutlaka yudum yudum da olsa arasıra su için” diyerek telefonu kapadı.

Sonsuz, Xenix ve Kambur Kerimin yiyecek hiçbirşeyleri kalmadığı gibi içecek namına da birşeyler yoktu. Çadırdaki 3 kafadar tüm eşyalarını ortaya döktü. İşe yarar hiçbirşey yoktu. Suratlar asık moraller bozukken, Sonsuz: ”Sizlere güvenmiyorum, buraya gelirken freeshoptan aldığınız hediye paketlerini de açın” dedi. (Muhtemelen çikolata, içki vb birşeyler düşündü.)

Ardınan kendisinin nişanlısına aldığı gümüş kaşığı süslü ambalajından çıkarıp ortaya koydu.

Kambur Kerim de bir düzine, oldukça kalın ve uzun rengarenk ama işlevsel de olan mumları çıkardı.

Xenix ise Amerikan ve İsrail komonda askerlerinin kullandığı ful dolu en az 1 saat sürekli yanabilecek durumda hazır zıttırıpırt çakmağını çıkarırken dahice konuştu.

” Beyler yudum yudum da olsa sizlere su bulacağım, bu su bize 48 saat için yeterli olmasa bile, kalp krizi geçirtmeden yaşatır.

Evet, Xenix’in fikri nedir?

Reiki günü yapılsın. :)

Dün gece yatağımda homurtulu ses çıkartırkene aklıma geli verdide, anca hatırlayıpda açayım dedim.

Hani böyle altın günü, dolar günü, mark günü falan yapılırdıya, illa ki hala yapılıyordur. Ben de derim ki. Haftanın herhangi bir gününü seçerekten, burda oylama ile karar verilerekden sırasıyla diğer oylamaya katılan kişiler reiki yollayı versin, amanın shamanic şifa falan yollamayında kafası karışmasın jöle kıvamının:D

Diyecekler vardır belki, eyide kimlikler açıklanır edilir, nasıl olacak edecek diye de. sucu diğince bu sıfatsız adam olduğu ortaya çıkar herhal 🙂

Yani özetle teklifim bunun üzerinedir, gece yatarkene, karar verdiğimiz bir kişiye, herhangi bir gün reiki gönderilsin.

Bak bu konu aklıma yattı sucu demekte iseniz, sevgili üyeler yavaşından isimleri yazı versinde, çekiliş yapalım ?

Yok abi çok kalablık o iş yatar derseniz, geri kalanlar ile yapalım, ya da bana yollayın ne olacak sanki:D:D:D

Soluk mavi bir nokta.

Nasa, Voyager 1 aracıyla 1990 da güneş sisteminin sınırından dünyanın görünüşünü fotoğraflamıştı: Kapkara bir zemin içinde “Soluk mavi bir nokta”.

Carl Sagan bu resmi şöyle yorumlamış: “Uzayın derinliğinden bu resmi çekmeyi başardık; eğer dikkatlice bakarsanız bir nokta görürsünüz. O noktaya tekrar bakın. İşte o nokta burasıdır; evimizdir. O nokta biziz. Sevdiğiniz herkes, tüm tanıdıklarınız, adını duyduklarınız, gelmiş geçmiş tüm insanlar hayatlarını o noktanın üzerinde geçirdiler. Türümüzün tarihindeki tüm sevinçlerimiz ve acılarımız, kendinden emin bin çeşit inancımız, ideolojimiz ve iktisadi öğretilerimiz, her avcı ve yağmacı, her kahraman ve her korkak, uygarlığımızın mimarları ve tahripçileri, her çocuk, her mucit ve her kâşif, ahlak değerlerini öğreten her öğretmen, yozlaşmış her politikacı, her bir “yıldız”, her bir “yüce önder”, her aziz ve her günahkârın tamamı, işte orada yaşadı. Bir güneş ışınında asılı duran o toz zerreciğinde.

Dünya, dev bir evrensel arenada yer alan çok küçük bir sahnedir. Bütün o komutan ve imparatorların akıttıkları kan göllerini düşünün; şan ve şeref içerisinde, bu noktanın küçük bir parçasında kısa bir an için efendi olabildiler. Bu noktanın bir köşesinde yaşayanların, başka bir köşesinde yaşayan ve kendilerinden zar zor ayırt edilebilen diğerleri üzerinde uyguladıkları zulmü düşünün; anlaşmazlıkları ne kadar sık, birbirlerini öldürmeye ne kadar istekliler, nefretleri ne kadar yoğun.

Bu soluk mavi ışık noktası, bütün o kasılmalarımıza, kendi kendimize atfettiğimiz öneme ve evrende öncelikli bir konuma sahip olduğumuz yolundaki yanlış inancımıza meydan okuyor. Gezegenimiz, çevremizi saran o büyük evrensel karanlığın içerisinde yalnız başına duran bir toz zerreciğidir. İçinde yaşadığımız bilinmezlik ve bütün bu enginliğin içerisinde, başka bir yerden yardım gelip bizi bizden kurtaracağına dair hiçbir ipucu yoktur.

Gökbiliminin alçakgönüllü ve kişiliği geliştiren bir deneyim olduğu söyleniyor. Bana kalırsa, insan kibirinin ve zulmünün akıl dışılığını, dünyamızın uzaktan çekilmiş bu görüntüsünden daha iyi gösterebilecek bir şey yoktur. Bu görüntü, bildiğimiz tek evimiz olan bu soluk mavi noktayı birbirimizle daha içten paylaşmamız ve koruyup şefkat göstermemiz gerektiği konusundaki sorumluluğumuzun altını çiziyor. -Carl Sagan, Pale Blue Dot 1994 ”

Yazı alıntıdır.

”Abdest almadan, çay demlemeyin”

Samanyolu TV’de yayınlanan yemek programında, “Çay demlemeden önce abdest alınması ve salavat getirilmesi” istendi.

Samanyolu TV’de yayınlanan ‘’Yeşil Elma’’ adlı yemek programında, ‘’Çay demlemeden önce abdest alınması, 25 kere Estağfurullah denilmesi ve salavat getirilmesi’’ istendi.

Daha önce TRT ve TRT haber kanallarında İftar ve Ramazan programları yapan şair Serdar Tuncer’in katıldığı STV’deki yemek programında, çay demlemenin ‘’Püf noktaları’’ anlatıldı.

Şair Tuncer, önce abdest alınmasını, mutfağa da sağ ayakla ve salavatla girilerek, ‘’Niyet ettim Allah rızası için çay demlemeye. Yarabbi şu ateşin bu suyu kaynattığı gibi, gönlümüzü de aşkının ateşinde pişir’’ denilerek ‘’Niyaz edilmesini’’ istedi.

Program sunucusu aşçı Oktay Aymelek de, ‘’Ben zaten abdest almadan mutfağa girmem. Çayı da meneviyatla birleştireceğim. Bundan sonra ben de salavatlar eşliğinde çay demleyeceğim, dualar çok önemli’’ dedi.