2011 Türkiye Değerler Araştırması Sonuçları

Türkiye gerçekleriyle ilgili yapılan son araştırma. Ben sadece din ile ilgili olan kısmı paylaşıyorum. Bilmediğimiz bir gerçek değil ancak yine de ürkütücü. Haberin tamamını görmek isterseniz:
http://www.agnostik.org/20032-mayo-giymek-gunah-diyenler-61.html

Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Dünya Değerler Araştırması Derneği (WVSA) Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Yılmaz Esmer’in başkanlığında gerçekleştirilen ‘2011 Türkiye Değerler Araştırması Sonuçları’ açıklandı.

  • Kendisini “dindar” olarak tanımlayanların oranı %81
  • Oruç tuttuğunu söyleyenlerin oranı %87
  • Namaz kıldığını söyleyenlerin oranı %70
  • Cehenneme inananların oranı %97
  • Son kurban bayramında kurban kestiğini söyleyenlerin oranı %57
  • Ramazanda, lokantaların iftara kadar kapalı kalması gerektiğini düşünenler %44
  • Kadının plajda mayo giymesinin günah olduğunu düşünenler %61
  • “Din esas olarak öteki dünyaya anlam kazandırır” görüşüne katılanlar %79
  • Tanrıya inanmayan politikacıları göreve layık bulmayanlar %55
  • Yönetim görevlerinde dinibütün insanların bulunmasını yararlı görenler %51
  • Dine ve dini değerlere saldıran kitap ve yayınların yasaklanmasını isteyenler %63
  • Cem evlerine camiler gibi ibadethane statüsü verilmesini doğru bulanlar %58
  • “Bilim ile din çelişirse, her zaman din doğrudur” görüşüne katılanlar %77
  • Tek doğru dinin kendi dinleri olduğunu söyleyenler %79

Manyetik Kuvvet (Manyetizma) hakkında bilmediğiniz 20 şey…

1)Her beşinci sınıf öğrencisi bile magnetizma kelimesine aşinadır.Fakat onu tanımlamak en zeki fizikçiler için bile kafa karıştırıcı olabilir.

2)Richard Feynman’ı ele alalım. Manyetizmayı açıklaması istendiginde; BBC muhabirine (videosu aşağıda) düşüncesi konusunda ısrar etti. Yedi dakikalık sıkı bir savunmadan sonra; nihayet, “Ben gerçekten manyetik kuvveti sizin daha aşina olduğunuz başka terimlerle açıklamakta iyi bir iş çıkaramıyorum.Çünkü sizin daha aşina olduğunuz herhangi bir terimi ben kendim anlayamıyorum.”dedi.

3)Pes edip bu girişimini bırakmadan önce birkaç saniye daha denedi.Bu saniyelerde, -kelimelerini- fazla basitleştirilmiş bir şekilde toparlayıp (şöyle dedi ) “(manyetiğin içindeki) bütün elektronlar aynı yönde dönerler.”

4)Lakin, bütün elektronların aynı yönde dönmediğini Feynman’dan daha iyi kim bilebilirdi ki?

5)Ve aslında elektronlar dönmezler. Spin , sadece her elektron içinde bulunan küçük manyetik kuzey ve güney kutuplar arşında pişmiş fizikteki bir terimdir.Bu kutupların oryantasyonları elektronların dönüşlerinin yönlerini belirler.

6)Neden bütün elektronların bu kutupları var?Birisi öğrenir öğrenmez size geri döneceğiz. :))

7)İşte bizim bildiğimiz şey budur : Bir atom içinde, her elektron genellikle kendisinin karşıtında yönlendirilmiş bir elektronla eşleşir ki manyetik çekimleri birbirlerinin dengesini sağlasın.

8)Ama elektronların bazıları eşleşmemişse bile, etrafta harekete neden olabilirler böylelikle kendi kutupları yeni bir manyetik alan yaratarak hizalanabilir.Metallerdeki elektron dizilimleri, özellikle manyetik eşdüzey basıncına açık halgetirir.

9)DIY buzdolabı manyetiği : Sıcak bir metale dişaridan bir manyetik alan uygulayınız. Soğutunuz ki aynı sıraya hizalanan elektronlar uygun bir şekilde donabilsin. Yerel tesisatçınızın kartvizitini hafifçe üzerine vurun (sonrasinda bozulacaktir). Ve işte!

10)Yin, Yang’ını manyetik ilişkileri için arar! Bütün mıknatısların kuzey ve güney kutupları ve karşıt kutup çekimleri vardır : Kuzey kutbu güney kutbunu arar, güney kutbu da kuzeyi…

11)Şu anda bir mıknatısın üzerinde duruyorsunuz.Yer kürenin çekim alanı, çekirdekte erimiş bir metal denizindeki elektrik akımları tarafından oluşturulur.Bu nedenle bir pusulanın iğnesi kuzeyi gösterir.Neden mi? Çünkü kuzey kutupları, güney kutuplarına doğru çekilir; aslında pusulanızdaki “kuzey” oku, yer kürenin güneyindeki manyetik kutbu işaret eder ki bu kutup kuzeyin üstündedir. Anladınız mı?

12)Ve Dünya’nın manyetik güney kutbu (aslında “kuzey”) bile tam olarak coğrafyadaki kuzey kutbu değildir.Şu anda Kuzey Kanada yakınlarındaki Arctic Okyanusu’dur.

13)Daha kötüsü; manyetizma, yerkürenin çekirdeğindeki akımlara karşıt bir şekilde sürekli olarak sürükleniyor.U.S. Geological Survey’e göre, her yıl yaklaşık 35 mil(~56km) hızla Sibirya’ya doğru hareket ediyor.Hey, yer değişimi olabilir/olur.

14)Eski denizciler, doğal olarak meydana gelen manyetik kayalarsan oluşan mıknatıs taşları tarafından yönlendirilirlerdi.

15)Mıknatıs taşlarının nereden geldiği ise manyetizmanın bir diğer sırrı.Bazı jeologlar, onların ışığın demir bakımından zengin kayalara çarptığında oluştgünü düşünüyorlar.

16)Mikroplar, kuşlar ve bazı diğer hayvanların vücutlarında kendilerini yönlendirmeye yarayan manyetik kristalleri var.

17)Bu, muhtemelen –insanlar Olive Garden’da tuvaeti ararken kaybolurken– Caretta Caretta kaplumbağalarının aşina olmadıkları sularda 8000mil(~12.874km) göç edebildiklerinin nedenidir.

18)Manyetik Yankılanma Görüntüleri(Magnetic Resonance Images “MRI”) makineleri, -atomların, içinizin bir haritasını ortaya koymak için analiz edilen radyo dalgalarını yaymalarına karşın- vücudunuzdaki titreşen hidrojen atomlarına yer yuvarlağınkinden 60.000kez daha yoğun bir alan olsütürür.

19)Küp seker büyüklüğündeki bir sensoru kullanarak, Ulusal Standartlar Enstitüsü ve Teknoloji araştırmacıları insan kalbinin manyetik desenini çıkarabiliyorlar.

20)Sinyal zaif, ancak bilimin çekimin ölçülebilir olduğunu kanıtlaması iyi bir haber.

Richard Feynman’in BBC Videosu,

YALNIZLIĞA VURGU

Yaşam bir ihtiyaç, yaşamak bir hissiyat meselesidir. Uyku ile uyanıklık arasındaki fark yaşamın değil, yaşamanın temelini oluşturur. Hissiyat noksanlığıdır bir insomnia hastasınınki. Fiziken uyanık, ruhen bitik bir vaziyette ihtiyaçlarını giderir durur. Aldığı primden, tuttuğu takıma, yediği yemekten, izlediği diziye kadar üzerinde düşündüğü tek şey aslında hiçbirşeydir.

Hem tarihi, hem evrensel sorunlar değişedursun, bu hayatta tarihten bağımsız tek evrensel sorun ihtiyaçların tanrısallaşmasıdır. Gezegeni ayakta tutan bütün ekonomi, birinin ihtiyacının diğeri tarafından karşılanması ile oluşan sektörel faaliyetler üzerine kuruludur. Birinin talebi diğerinin ekmek kapısı ise, daha fazlasını elde etmek isteyen insan aslında hayatta kalmayı daha fazla garanti altına almaya çalışan insandır. “Ölmek” bile en fazla bir James Bond filmindeki kadar trajiktir. Yenecek bir Popcorn, yumulacak bir sevgili kadar basittir hayatın bu en mühim konusu. İhtiyaçlar dünyasında, üzerine oturulup düşünülmesi gereken bir masal, dibine dalınması gereken bir deniz kalmamıştır artık.

Bir kapsül din midir bu sentetik dünyada kendine gelmenin yolu. Dinin felsefesi süsüdür. O da en temelde bir ihtiyaç meselesidir. Fiziksel dünyada yasaklanan şeyler, vaat edilen öte dünyada (huriler, hurmalar, şarap nehirleri), temel ihtiyaçların aşkınsal olarak tanrılaştırılmasıdır. Dinin ilk çıktığı andan bu yana gösterdiği kitlesel başarı, felsefi düşüceye değil pratik insanların pratik taleplerine yaptığı bu basit vurgulardan ileri gelir. Halbuki tanrı kavramı başlı başına, dinin değil felsefenin konusu olmalıdır. Hakkında ne kadar düşünülürse, önemi o kadar artar. Sayın Gamaro: “Dindar kendini felsefe üstü zanneder” demekle aslında dinin en temel problemine parmak basar. Felsefesizlik ve dolaylı olarak biraz önce bahsettiğim ihtiyaçların nesnelleşmesi problemine. Bir diğer deyişle, Sayın Yabancı’nın dile getirdiği Hedonizm sıkıntısına.

Hissiyatın başladığı yer, ihtiyacın tahttan indirildiği yere denk düşer. Hep avuç içine bakmaya alışmış gözün açısı biraz biraz yukarı kayar. Gökyüzündeki yıldızlar daha bir hayret verir. Varoluş, üzerinde oturulup düşünülmesi gereken bir problem haline gelir. Bu fırtınada başlar insanın yalnızlığı. “Biz” ile çıkılan yola “ben” ile devam edilir. Bu bir mülkiyet meselesidir. Düşünmek, “bana ait” diyebileceğimiz belki de tek şey olur. İnsan olmanın hakkı merak etme, düşünme ve ifade etme ile verilir. Fazla düşünmeyin! Sadece, bilime verilen değerin teknolojiyle paralellik göstermesini, felsefenin para etmemesini, sanatın bir Ermeni soykırımı veya bir arabesk yavşaklığı ile anılmasını göz önüne alın yeter. Bilim adamı, filozof, sanatçı her zaman yalnızdır. Onların yalnızlığı, ihtiyaçların sohbet konusu olduğu dünya düzenine yeterince adapte olamamasından ileri gelir.

Kişisel Erke

Sizce erk ve Kişisel erk nedir?

Popüler kültürümüzde, kişisel erke sahibi olmak için, ne gibi fiziksel ya da mediative aktivitelerde bulunmaktasınız ?

Kişisel erke nasıl edinilir, ya da edinilinirmi, sadece kendiliğinden mi gelir ?

Nedir kişisel erke.

Nasıl biriktirip nasıl hazmedilip nasıl kullanılır ?

Fikirler …?