Savaşçının Yolu – Günlükler 1/4

Aşağıdaki yazı Carlos Castaneda’nın don Juan Matus ile yaptığı görüşmelerde tuttuğu günlüklerdir. Yayımcıların herhangi bir kategoriye dahil edemedikleri için yayımlamadıkları bu günlük notlar kronolojik bir sıradadır ve herhangi bir ticari kaygı olmadan yayımlanmıştır, amaç batılılara yabancı olan bu fikirlerin yayılmasıdır. Dört bölümünü bulup çevirdiğim bu notları bölümler şeklinde gönderiyorum. Bu notlar iç sessizlikten kaynaklanan, herkesi sonsuzu anlamaya yöneltecek bir davettir.
Sevgiler & Selamlar,
Aki

Felsefi ve Pratik bir örnek olarak – Savaşçının Yolu

Bölüm 1

Her bölümde Savaşçının Yolu ile ilgili bir önermeyi tartışacağız .

BİZ ALGILAYANIZ. Bu, don Juan Matus’un öğretisindeki, Savaşçının yolunun ilk önermesidir. Gereksiz tekrarlanan bir ifade gibidir, açıkça olanın bir tekrarı olduğu besbellidir; kel bir adama saçları olmayan biri olarak bahsetmek gibidir, ancak burdaki bir tekrarlama değildir. Büyücünün yolunda, basit yönelimi algı olan organizmalar olduğumuzdur. Biz algılayanız, ve bu, büyücünün yoluna göre, dünyadaki istikrarımızı ve yönümüzü sağlayan tek kaynaktır.
Don Juan Matus öğretisinde, büyücülerin, insanların müthiş bir taktik uyguladığını, fakat maalesef algının yanlış yönelmesine sebep olduklarını, saf enerji akışını alıp bunu duyusal verilere çevirdiklerini, bu yoruma da insan formu dediklerini söylemektedir. Saf enerjinin yorumlanması sihirli bir davranıştır ve yanlış sonuçlar doğurabilir: bizim inancımız, var olan herşeyin bizim yorumumuzdan ibaret olduğudur. Ağaç olarak bildiğimiz şeyin algıladığımızdan çok yorumumuz olduğunu, ihtiyacımızın ise, hemen hemen hiç bir yorum eklemeyen üstünkörü bir bakış olduğunu söyler don Juan. Gerisi niyetin çağrısı olarak nitelediği bir olgudur: niyet ağaçtır, yorumumuz ise duyusal verilerin ağaç dediğimiz özel olaydır.
Bu örnekte olduğu gibi, bütün dünyamız, içinde algımızın çok küçük çapta yer aldığı, yorumlarımızdan oluşturduğumuz sonsuz bir birikimdir. Başka bir deyişle, evrende olan enerjiyi yalnız görsel olarak algılarız ki bu yalnızca algılarımızın çok küçük bölümüdür. Büyücüler, sezgisel etkinliğimizin büyük kısmının yorumlama olduğunu; insanlar öyle varlıklardır ki, dünyalarını yaratmak için çok az saf algıya ihtiyaçlarının olduğunu, veya yorumlarını yapmak için az algının yeterli olduğunu ileri sürmekteler. Algılayan olduğumuzu ileri sürmek, büyücülerin, bizi kendi özümüze geri getirmek için yaptıkları bir girişimdir; algılama; olmamız gereken özgün durumdur ve oraya dönmemiz için bizi itmektedirler.

… devamı yarın …

Michael Harner röp.3/4

Şamanist bakış açısına göre, çekip çıkarma şifacılığına konu olan hastalıklar nerden geliyor?
Şamanist bakış açısına göre, itibar edilse de edilmese de, tüm insanların bir de spiritüel yanı vardır. İnsan, kızar, kıskanır veya düşmanca bir tutum içine girdiğinde, sözlü veya bedensel olmaktan başka, bilmemesine rağmen, spiritüel olarak da zararlarlı etkiler açığa çıkar. Başka bir deyişle, eğer kişi şamanik prensipleri bilmiyorsa, başka kişilere spiritüel seviyede zarar verebilir.
Bir süre birlikte yaşadığım, doğu Ekvatordaki, Untsuri Shuar ve Jivaro kişileri bu davetsiz misafirleri “sihirli oklar” olarak tanımlamaktadır. Burda pek çok kan davası ve şavaş olmuştur, ve bazen şifaçı şaman kızdığı için öz disiplinini kaybederek güçlerini hesaplaşmak için kullanmaktadır. Yalnız ahlaki açıdan değil, aynı zamanda nefsini koruma açısından da bunun büyük bir hata olduğunun bilinmesi çok önemlidir. İnsanların o anda nasıl haklı olduklarını hissetmeleri önemli değildir, büyük, sevgi ve giz dolu evrenin temsilcileri olan spiritüel varlıklar aradaki bağlantıyı keseceklerdir. Bu, bizim şarj olabilen piller gibi olmaya benzer. Halen bir miktar erk’imiz var ve halen bir miktar zarar verebiliriz ancak artık bizi şarj eden güç kesilmiştir. Amazonda, buna çok şahit oldum. Şamanlar, kızgınlık anında, zarar verebilirler, ancak genellikle gönderdikleri her şey kendilerine geri gelmektedir, ve netice olarak yalnız kendilerinin acı çekmesine hatta ölmelerine neden olmaktan başka, yakın aile çevreleri de bundan feci şekilde etkilenmektedir.
Burdan, şamanın kişilere kızmaması gerektiğini çıkarmamız gerekmez. Yalnızca, bazı parametrelerin bulunduğunu ve disiplinini kaybetmemesi gerektiği anlamındadır. Birilerine kızabilir, ve sözlü olarak şiddetle bağırabilirsiniz, fakat aynı anda spiritüel yanınızı kontrol etmeniz gerekir. Fakat kendi nefsinizi korumak için, eğer acı çekmeye karşı deneyiminiz yoksa – özellikle buna karşı çalışmalar yapılmışsa – işiniz biter ve bir ihtimal ölürsünüz.
Eğer kavramı yanlış anlamadıysam, şamanlar insanların bütünlüğünü ve erkini düzeltir, sonra da bu bütünlük ve erk, insandaki yanlış giden herneyse onu düzeltir. Dolayısı ile erk doldurulmuş insan, kendini şifalama yeteneğine kavuşmuştur.
Dışardan bakan biri için bu sanki insanın kendi kendini iyileştirmesi gibidir. Fakat kendi kendini iyileştirme kavramı ruhları dışlar. Şamanik bakış açısına göre, bilsin veya bilmesin hiçkimse spiritüel yardım almadan yaşamaz. Kendi kendini iyileştirme dünyevi bir kavramdır, ve olabildiği sürece iyidir. İnsanların hastalıkları ile ilgili sorumluluk taşımalarını öğretir. Fakat aynı zamanda ölümleri ile ilgili sorumlulukları olduğunu da öğretir. Bu yaklaşım, insanların bütün yaşamları için sorumluluk yüklediğinden, herkesin ölüm anı için bir hatası olduğunu gösterir. Şamanist bakış açışına göre biz çok da önemli değiliz. Evrendeki en büyük olay biz değiliz. Şamanın daha mütevazi bir bakış açısı var, her ne kadar kendi kendini iyileştirme gibi gözükmesine rağmen bu aldığımız yardımla oluyor, ve tabi ki şamanın rolü bunu hızlandırmaktır.
Demek ki insan kendi kendini iyileştirmiyor?
Bu özel bir durum oluşturuyor. Bunu inkar etmek istemiyorum. Kendi kendine şifa dünyevi bir gerçekliktir, fakat bilinçli bir çabadır. Bu beynin bedene bağlı olduğunu kabul etmek gibidir.
Sıradan ve sıradışı gerçeklik arasındaki farkı anlatabilirmisiniz, özellikle ilaçları da dahil ederek?
“Sıradan gerçeklik” ve “Sıradışı gerçeklik” kavramları Carlos Castaneda ya dayanmaktadır. Sıradan gerçeklik herkesin idrak ettiği gerçekliktir. Duvarda bir saatin asılı olduğuna herkesin mutabık olduğu bir gerçeklik durumudur. Sıradışı gerçeklik ise şamanik bilince bağlı olan bir durumdur; bu, normal zamanda görmediğini değiştirilmiş bilinç durumunda görebildiğin bir gerçeklik durumudur.
Sıradan gerçeklik hemen hemen herkesin anlaştığı bir şeydir. Sıradışı gerçeklik ise kişiye özeldir. Sıradışı gerçeklikte edindiğin bilgiler ısmarlama elbise gibi tek’dir, herkesin aynı şeyleri algıladığı sıradaki gerçeklikte elde edilen bilgilere karşı olarak, diğer insanlar bunları tam olarak idrak edemezler.
Sıradışı gerçeklik deneyseldir; yani, insan onunla etkileşim içindedir, onu görür, dokunur, duyar ve hisseder. Şaman bu gerçeklikte yüreği ile görür. Sıradışı gerçeklikte, farklı insanlar için aynı olan birşey, yüreklerinde de aynı olmalıdır. Burda (sıradan gerçeklikte) aynı olan birşeyde duygunun ne olduğu önemli değildir; örnek olarak, bir şey odanın kapısı olarak görülür. Eğer şimdi rahmetli olan annemin bir resmini sana gösterirsem, senin ve benim bu resim hakkında aynı hisleri taşımadığımız görülecek. Ancak, “anne” kelimesini telafuz edersem, herkes tamamen olmasa bile çok yakın hisleri taşıyacak. Tamamen aynı olan şeyleri yürekten görmek, insanlara göre değişmektedir, çünki her insanın farklı bir kişiliği ve farklı bir yaşam hikayesi vardır.
“Sıradışı gerçeklik” terimi çok yararlıdır, çünki birilerine, ulaştığın bu dünyalara şamanik bilinç durumuyla girdiğini, hatırlatmaya izin verir. Düşüncelerimizi temizler. Senelerce, pek çok kişi şamanların dedikleri ile kafaları karışmıştı. “3 yıl boyunca bir yolculuk yaptım, o esnada bunlar şunlar oldu.” Şimdi, insan sıradışı gerçeklikte, başka bir yerde 3 yıllık bir deneyim geçirmiş, fakat sıradan gerçeklikte bu deneyim yalnızca yarım saat sürmüştür.
Kehanet ile ilgili ne söyleyeceksiniz?
Şamanizm ile ilgili çalışmalar kehaneti de kapsar. Bir sorunun cavabını bulmak için herhangi biri kendisi için veya bir şamanın onun için bu ruhsal seyahat yapabilir. İlginç olan şey tamamen yabancı olan bir kimsenin – şamanın, hakkında hiç bir şey bilmediği bir kişi – bir sorunun cevabını sorduğunda, şaman bir ruhsal yolculuk yaparak veya başka bir teknik kullanarak o kişinin yaşamı ile ilgili gerekli bilgilere ulaşır. Bu, herşeyin ruhlar tarafından bilindiği için olur. Şamanın yöntem dışında herhangi bir şeyi bilmesine gerek yoktur, yalnızca ruhsal bir rehberi olması yeterlidir.
Doktorlar ve hemşireler bu bilgiyi nasıl kullanabilir?
Bazen, gayri resmi olarak bizim kuruma “Şamanizm Üniversitesi” derim. Bunu, bizim en önemli amacımızın, şamanizmi bu dünyaya tekrar geri getirecek insanları eğitmek olduğunu düşünürüm. Bu kişilerden pek çoğu doktor veya diğer sağlık çalışanıdır. Şamanik çalışmalar esnasında öğrendiklerini kendi pratikleri ile nasıl birleştireceklerini, bu kişilerin bulmaları gerekiyor. Bunun için bir şablonumuz yok. Önümüzdeki yıllarda, sağlık personeli olan kişilerce bu yöntemleri kendi pratiklerinde nasıl kullandıklarını açıklayacakları geniş kapsamlı konferanslar olacağını ümit ediyorum.
… devam edecek …

Çakralar

Çakraların özellikleri ve açılış esnasında hissedilenler; sanırım pek çok kişi bu hisleri bazen veya çoğu zaman hissetmiş veya yaşamıştır.

İHTİYAÇLAR – 1. Çakra: (omurganın dibinde kök çakra) — Fiziksel olarak hayatta kalma – yiyecek bulma, barınma, korunma, vs. Bu bedensel bilincin seviyesidir. Bu çakranın uyarım sırasında omurganın dibinde garip hisler olabilir. Kaşınma, karıncalanma veya daha güçlü titreşimler veya kuyruk sokumunda çarpma ve çatlamalar. İlk çakra açıldığında, şakti muhteşem bir şekilde yukarıya fırlayabilir. Bu omurgalarda sarsılmalar ve şiddetli ağrılara neden olabilir. Çakralar delinmeye başlandığında bölgelerinde yoğun ısı hissedilebilir.

ARZULAR – 2. çakra: (göbek altında bulunur) Zevk arama ve acıdan kaçınma (içgüdüsel anlamda cinsellik bu seviyeden kaynaklanır). Bu duygular seviyesidir. 2. çakra uyarımı güçlü cinsel duygulara neden olabilir. Kıskançlık veya nefret gibi önemli negatif duygu patlamaları bu seviyede tetiklenebilir. Kurt, ayı, kaplan gibi vahşi kedi türleri gibi çeşitli hayvanlarla garip özdeşleşmeler oluşabilir.

GÜÇ- 3. çakra: (güneş sinirağında) Kişisel güç, erk – ahlak, karar, başkalarına karşı benlik. 3. çakranın açılışı bir bir duygusal sarsıntıya yol açabilir. Çok acı verici bilinçaltı malzeme ortaya çıkabilir. Kusma, ishal, mide krampları, mide bulantısı ve diğer sindirim sorunları bu açılışa eşlik edebilir. 3. çakranın açılışında telepati, durugörü, duru-işitme ve astral varlıkları fark etme ortaya çıkabilir. Yeni uyarılmış bir 3. çakra kişiyi aşırı duyarlı ve psişik hassas yapabilir.

BİRLİK – 4. çakra (kalp çakrası, göğüsün ortasında bulunur). İlişkiler, paylaşılan deneyimler, benliği aşmak. Bu şefkat seviyesidir. 4. çakra uyarıldığı zaman, göğüste ezici baskı hissedilir. Kalpte ve göğüste titreşimler hissedilebilir. Kalp atışları düzensiz ve aşırı hızlı olduğu süreler yaşanabilir. Kalp krizini andıranlar dahil göğüste her türlü rahatsızlıklar yaşanabilir. Çelişkili olarak sevilenlerden mesafe hisleri 6. çakra açılışının erken evrelerini belirleyebilir. Psişik veya ruhsal şifa yapabilme gücü, psikokenetik güçler (cisimleri uzaktan hareket edebilme gücü) uyarılmış bir kalp çakradan meydana gelir. İstekleri yerine getirme ve yetiler geliştirme de bu çakra açıldığında artar.

İFADE – 5. çakra (boğaz merkezi, yeri boğaz altı) İlham, iletişimle kendini ifade etme. Bu yaratıcılık seviyesidir. Bu çakranın açılışı çoğu zaman uzun sürer. Boğazlanma ve boğazda sıkışma hissedilebilir. Sanki boğazda bir tümör varmış gibi içsel bir basınç hissedilebilir. Açılmış bir 5. çakra ani seslenmelere neden olabilir. Bunlar garip sesler olabilir, şarkı söylenebilir (bazen bilinmeyen dillerde) veya sanki kendinden gelemeyen kelimeler söylenebilir. Duru-işitme de gelişebilir, içsel sesler veya başkaların düşünceleri duyulabilir. Boğazda (veya alında veya kafa tepesinde) bir delik hissi de olabilir, havanın bu delikten geçtiği hissedilebilir.

AYDINLANMA – 6 çakra (alnın ortasında üçüncü göz yeri) Soyut düşünce – entelektüel odaklanma. Bu bilgi seviyesidir. 6. çakra uyandığında özellikle gözlerin etrafında ve alında olmak üzere başta muazzam bir basınç hissedilir. Bunlar şiddetli baş ağrılara neden olabilir. Alın yamaçlarında çekilme ve titreşimler hissedilebilir. Gözler aniden şaşı konuma gelebilir veya başın içinde dönebilir. Gözler açık veya kapalıyken göz kamaştırıcı düş veya vizyonlar görülebilir, bazen devasal tek bir gözün dışa baktığı görülür. 6. çakra açıldığında ruhsal rehberler, ilahlar, koruyucu melek veya guru görülebilir. Bu açılışla astral seyahat ve beden dışı deneyimler ortaya çıkabilir.

YÜKSELİŞ – 7 çakra (taç çakra, başın tepesinde bulunur) Huşu — ruhsal odaklama. Bu ilahilik bilincidir. Taç çakra açıldığında başın üstünde karıncalanma, titreşim veya dolaşan enerjiler hissi vardır. Bazıları için kafatası ağrıtabilir, kafatasın tepe kemikleri derinin altında ayrışır ve hareket eder. 7. çakra uyandığında çoğu zaman olağandışı deneyüstü deneyim yaşanır. Başın üstüne inen bilinç-üstü bir ışık yaşanabilir. 7. çakra delindiğinde sıkça samadhi (derin vecd hali) yaşanır.

** alıntıdır **

Michael Harner röportajı 2/4

Ruhsal ele geçirme nedir?

Şaman bakış açısına göre travma geçiren biri ruhunun bir kısmını kaybetmiş sayılmaktadır. Ruh olarak kasdettiğimiz, bizim kültürümüzde yaşam olarak tanımlanan doğum anından ölüme kadar olan süredeki, bulunması zorunlu olan spiritüel öz’dür. Kaybedilen ruhun tedavi edilmesi için kullanılan teknikler ruhsal tekrar ele geçirme teknikleridir, ve klasik şaman metodu kayıp olan ruhun o kısmını bulup onu tedavi etmektir.
Batı dünyasında 8 yıl öncesine kadar pek çok kişi bu çeşit bir ruhsal tedavinin bir batıl itikat olduğunu ve geçerliliği olmadığını düşünüyordu, fakat şimdi bu değişmiştir. Bu değişimdeki ana neden “Ruhsal Ele Geçirme – Soul Retrieval” ve “Eve Geliş – Coming Home” kitaplarının yazarı olan iş arkadaşım Sandra Ingerman’dır. Yıllar önce, Santa Fe’deki şamanik çalışmaları esnasındaki kurs toplantılarında, çocukluğunda suiistimale uğrayan kadınlar, suiistimal esnasında kendilerini bedensel olarak bu durumdan bertaraf ettiklerinden bahsettiler. Bir şaman olarak Sandra hemen teşhis etti ki, bu durumdaki kişinin ruhunun bir kısmı bedeni terk etmiştir (eğer tamamı terketseydi ölüm meydana gelir) ve dolayesi ile mantıksal olan tedavi, ruhun kayıp kısmını ele geçirerek geri getirmektir. Böylece, çocukluklarında travma yaşayan kişilere ruhsal ele geçirme seansları yapmaya başladı, sonuçlardaki başarı inanılmazdı. Bugün, bu yöntem Batıdaki şaman şifacılığının önemli bir kısmıdır.
Gerçekten de, eğer bir grup insana “Aranızda kaç kişi ruhunun bir kısmını kaybetmiş olarak hissediyor?” diye sorarsanız, tipik olarak herkes elini kaldıracaktır. Kişiler, çok derinlerinde, bu sorunun doğal olarak farkındadırlar. Özet olarak, küçük bir travma dahi bir ölçüde ruh kaybına sebep olabilmektedir ve bu da düzeltilebilir.
Önemli bir diğer şaman tekniği de çekip çıkarmadır. Çekip çıkarma ruhsal bir davetsiz giriş ile ilgilidir. Olağan gerçeklikteki enfeksyonlar gibi, ruhsal davetsiz girişler de olabilir. Seytani bir ruhun girmesini kastetmiyoruz tabi ki. Daha çok ağaç bir eve karıncaların girmesi gibidir bu. Evinize karıncalar girmişse, bunların şeytan olduğunu söylemezsiniz, “Bunları dışarı çıkarmak istiyorum” dersiniz. Sağlıklı bir vucüda zarar veren şeyleri çıkarmak için şaman da aynı şekilde çalışır, davetsiz ruhsal girişleri bulur ve onları çekip çıkarır. Bu ruhsal alemde seyahat ederek yapılmaz. Bu dünyada, fakat değişik bir bilinç durumunda çalışılarak yapılır.

Şamanizmde farklı bir bilinç durumu nasıl sağlanıyor?

Şamanizmdeki farklı bilinç durumu dünyanın % 90’lık kısmında vurmalı çalgıların monoton sesi kullanılan bilinç değiştirme teknikleri ile sağlanmaktadır, bu vurmalı çalgı genellikle davuldur, ancak çubuklar, çıngırak veya başka estrümanlar da kullanılabilir. Bazı kültürlerde, ki bunlar toplamın % 10’u kadardır, şamanlar bilinç durumlarını değiştirmek için psikotrop maddeler kullanırlar.
Yerel psikotrop maddelerle tanışmam 1961 yılında Perudaki Conibo yerlileri ile katıldığım şamanik bir çalışmada oldu. Amerikaya döndüğümde ve artık “ayahuasca” temin edemediğimde tecrübelerime davul vuruşları ile devam ettim. Benim için sürptiz oldu amcak bu da işe yarıyordu. Aslında sürpriz olmaması gerekirdi çünki söylendiğine göre tüm dünyadaki şamanlarca davul kullanılmaktadır. Aslında şamanizmde her şey gerçekten işe yaradığı için kullanılmaktadır. On-binlerce yıldır şamanlar, zaman içinde en çok denenmiş, ruh, zihin ve yüreklerinden başka bitkisel ve diğer şifalandırıcı çareleri geliştirdiler. Sistem uzun bir zaman test edilmiştir. Eğer şamanik kültürlerin % 90’nında kullanılan teknikler aynıysa bunu önemsememiz gerekir, ve tabi ki bu teknikler işe yaramaktadır.
Eğer çekip çıkarma tekniğine geri dönersek; bu teknik farklı bir bilinç düzeyi ve hastanın bedenine farklı bir bakış gerektirir. Şamanik işlemlerden çoğu, seyahat etmek ve çekip çıkarma dahil, çok basit bir nedenle karanlık bir ortamda uygulanır. Şaman sıradan gerçekliği teşvik eden şeyleri – ışık, ses, ve diğerleri – çıkarmak ve görünmeyen gerçekliğe ulaşmak ister. Şaman, bedene bir röntgen cihazı gibi bakmayı öğrenir, hastalığı ve bulunduğu bölgeyi görerek böylece bu hastalığı çıkarır.

Ruh kovma gibi midir?

Ruh kovma, çekip çıkarma ile ilgilidir ancak aynı şey değildir. Şamanik bakış açına göre, spiritüel nedenlerle yapılan yolculuklarda orta dünyanın dışına çıkmak çok önemlidir. Eski zamanlarda, şamanların orta dünyaya seyahat etme nedeni, uzak diyarlardaki akrabalarının ne yaptığını görmek veya göçebe hayvanlara çobanlarını yerleştirmekti. Fakat bugün işlerimizin çoğu şamanların çok eskizamanlardan beri seyahat ettikleri Üst ve Alt Dünyalardadır. Şamanlar Orta Dünyadaki ruhları kullanmayı tercih etmezler, çünki onların çoğu sersemlemiş ve erkten yoksundur. Üst veya alt Dünyalara gitmekle şefkatli, güçlü ve bilge ruhlara erişilir.
Farklı bir şifa yöntemi uygulayan şamanlar yaşayanlara yadım ettikleri gibi ölenlere de yardım ederler. Bu tip şamanlara “psychopomps” veya ruhsal yol gösterici denir. Hatırlayın, şamanik bakış açısına göre, komada olduğunda ölü durumdasın. Şaman, komada olan bir kişinin ruhunu arayıp bularak onun geri gelmeye istekli olup olmadığına bakar. Şamanizm, insanları isteyip istemediğine bakmaksızın sıradan gerçeklikte tutmaya niyetli bir sistem değildir, çünki şaman bu gerçekliğin zorunlu olarak en iyisi olmadığını bilir. Komada olan kişinin ne istediğini öğrenmek için bir yolculuk yaparsın. Eğer kişi geri gelmek istiyorsa şamanın görevi onu geri getirmektir. Ancak geri gelmek istemiyorsa – daha açıkçası ölmüşse veya ölecekse – o zaman şamanın görevi onu Orta Dünyada başıboş dolaşması için bırakmamak yani hoşnut olacağı yere götürmektir.
O halde şimdi bu ruh kovma işine geri dönelim. Ruh kovma vakalarının çoğuna öldüğü halde burda, Orta Dünyada, kalıp da öldüğünü bilemeyen insan ruhları neden olur. Eğer insanlar ruhlarının bir kısmını kaybetmişse, veya erkleri zayıfsa, bu sersemlemiş ruhlara karşı bir çekim alanı oluştururlar ve bu istekleri dışında olur.
Şaman varlığa yol gösterir – öldüğünü anladığı anda ve onun kendi rızası ile – ve onu Orta Dünyanın ilerisindeki sevdiği kişilere kavuşacağı yere gitmesini sağlar. Bu işlem yapıldığında, artık o birine ait değildir, şaman onun eksik ruhunu ve erk bağlantılarını tamamlar böylece o artık bir bütün ve gelecekte ele geçirilmeye karşı savunmasız değildir.
Ruh kovma kültürler arasında küçük farklar gösterir, fakat temel ilkeler aynıdır. Umarım bir gün, bizim kültürümüz de, hastalıkların spiritüel yönünün tedavi edilme ihtiyacının olduğunu anlayacak ve şamanların sağlık personeli ile birlikte çalışmasına izin verecektir.

Sizce bunu niye şimdi yapmıyoruz?

Ne yazık ki, bilimin başlaması ile birlikte, biraz da Kiliseye karşı bir tepki olarak, can ve ruh’un gerçekliğinin olmadığı, dolayısı ile de bilimsel teorilerde göz önüne alınmaması gerektiğine karar verildi. Şimdi önsel olarak; diğer bir değişle ironik olarak, buna bağlılık ifadeleri 18. nci yüzyılda telafuz edilmeye başlandı. Aslında, bilim hiçbir zaman ruh’un varlığını çürütmedi. Şu anda, 21. nci yüzyılda ileri sürüyorum ki, inanca dayalı (ruhun olmadığı inaçı) bilimin terkedilmesi ve gerçek bilimsel uygulamaların yapılması gerekir, bu ise, hastalıkların pekçok farklı nedeninin var olduğunu kabul etmek demektir.

… devam edecek …

DNA – Kurt Delikleri

Yıllardır ezoterik ve spiritüel ustalar bedenin kelimeler ve düşünceler ile programlanabileceğini anlattılar, dualar ve mantralar buna açık örneklerdir. Bunun için kişinin DNA ile şuurlu bir iletişime girmesi ve programlamayı başaracak doğru frekansı bulması gerekir, başarı için şuurun ve farkındalığın üst düzeyde olması ve içsel süreçlerin ve gelişimin tamamlanmış olması gerekmektedir.
Rusyada yapılan çalışmalarda ezoterik ve spiritüel kişilerin söylediği gibi insanları sesle programlamanın mümkün olduğu tespit edilmiştir. Bu işlem DNA nın kelimelerle etkilenerek yeniden programlnması şeklinde yapılabilmektedir. Benzer çalışmalar Batıda farklı bir yolla yapılıyor. Bazı genlerin kesilip çıkartılması veya başka DNA lardan alınan genlerin eklenmesi yoluyla yapılmaktadır ki bu işlemin yan etkileri olmaktadır. Sesle yapılan programlamada ise DNA üzerinde herhangi bir değişiklik yapılmadığından, yalnızca olan yapı yeniden programlandığından, yan etkiler oluşmamaktadır.
Bu iki işlem arasındaki temel farklar; Batıdaki DNA araştırmalarının, yalnızca protein üreten kısım üzerinde yoğunlaşması, ki bu bölüm DNA nın tamamının yalnızca % 10 dur, bakiye kısmın ise bu işlemle herhangi bir alakası olmadığı düşünüldüğünden kapsam dışına bırakılmıştır.
Rusya’da ise tabiatın israftan yana olmayacağı düşüncesinden kaynakla, Batının aksine araştırmalar % 90’lık bölüm üzerine yoğunlaştırıldı. Bulgular, insanların kullandığı dillerdeki aynı kurallara sahip bir yöntemin takip edildiğini syntax, semantik ve gramer kurallarının nerdeyse aynen uygulandığını tespit ettiler. Ayrıca, bilgi depolama dışında bilgi iletişiminin de yapıldığı tespit edildi. Rus Biofizikçi ve meloküler biyolog Pjotr Garjajev ve ekibi DNA nın lazer radyasyonu kullanan holografik bir bilgisayar gibi çalıştığını tespit ettiler. Bilim insanları, bazı ses frekanslarını bir lazer ışınına module ettiler, bu da DNA frekansını dolayesi ile genetik bilgiyi etkiledi.
Batıda araştırmacılar DNA strandlerinden genleri kesip çıkardılar ve başka yerlere yapıştırdılar, ama Rus bilim insanları radyo frekans cizhazları geliştirerek genetik bozuklukları tamir etme yoluna gittiler. Hatta, DNA nın bilgi desenini yakalayarak başka bir DNA ya aktardılar ve böylece kurbağa embriyonlarını salamander embriyonuna dönüştürdüler. Gen çıkarma ve ekleme işlemlerindeki yan etkiler ve/veya uyumsuzluklar bu işlem esnasında yaşanmadı.
Buna ilave olarak Rus Bilim insanları DNA nın boşlukta farklı özellikler gösterdiği, manyetize solucan / kurt delikleri ürettiğini tespit ettiler. Bunlar kara deliklerin bıraktığı ve Einstein-Rosen köprüleri olarak isimlendirilenlerin mikroskopik benzerleridir. Evrendeki bu kurt deliklerine giren bir şey olağanustü çekim kuvvetinin etkisi ile tüneli öbür tarafında büyük bir hızla dışarı atılır, burası başka bir boyut veya paralel bir evrendir. DNA ise, bilgi parcacıklarını bu kurt delikleri vasıtası ile şuurumuza gönderir. Bu hiper iletişim durumlarını insanlar telepati, altıncı his, kanal bilgileri veya ilham dedikleri olağanüstü algılamalar olarak tanımlar.
Rusyada yapılan araştırmalarda DNA örneklerinin laser ışını ile aydınlantıldığında belirli bir dalga formu oluştuğu gözlendi, ancak ilginç olan DNA örneğinin çıkarılmasında sonra dahi bu dalga formunun bir süre daha oluşmaya devam ettiği görüldü ve buna haylet DNA etkisi denildi. Buna neden olarak da evrenden gelen enerjinin kurt deliklerinden akmaya devam etmesi olarak düşünüldü. Benzer bir durum şifacı ve medyumlarda da görülür, bazen bu kişilerin çevresinde elektro manyetik bir alan tespit edilir, bu o insanların sağladığı hiper iletişimden kaynaklanmaktadır.
Kurt delikleri dengesizdirler ve genelde saniyenin dörtte biri gibi bir süre korunabilmektedir. Belirli şartlarda ve ender olarak kurt delikleri kendilerini daha iyi organize ederler ve vakum oluştururlar, orda yer çekimi elektriğe dönüşür. Bu vakum alanları ışın yayan iyonize gaz toplarıdır ve yüklü miktarda enerjileri vardır. Bu toplar pek çok insan tarafından görülmüştür, kısa ve uzun süreli meditasyonlar esnasında toplar veya hızla kayan ışık kümeleri görmek olağan bir durumdur. Bu durum yer çekimi ve anti yer çekimi kuvvetleri ile ilgilidir ve dengeli kurt deliklerinin evrendeki enerjilerle hiper iletişim halinin görünür halidir, ancak bizler bu hiper iletişim aracılığı ile hangi şuur formlarına ulaşabileceğimizi bilemiyoruz, hiç olmazsa şimdilik.

Bu yazı “Zaman Yolculuğunu Araştırma Merkezi” Çetin Bal – Denizli sitesinden özetlenmiştir.