DEĞİŞİM sürekliliğin tek güvencesidir.

Enerjideki öngörülemeyen değişimlerin efendisi Uranüs, 15 Mayıs 2018 itibariyle Boğa Burcu’na geçiyor. 7 Kasım 2018 – 6 Mart 2019 arasında retro etkisi nedeniyle tekrar Koç Burcu’na rücu etse de, Temmuz 2025’e kadar Boğa Burcu’nda kalıyor.
Biz kalıcılığın GÜVENLİ olduğunu düşünürüz… Oysa DEĞİŞİM sürekliliğin tek güvencesidir.
”ÖNGÖRÜLEMEZLİK” her şeyi kontrol etmek ve kendi sınırlı algısı çerçevesinde sürdürmek isteyen insan zihni tarafından, tehlike gibi algılanır. Oysa, insanın kendi içinde, sahip olduğu yetenekler ve nitelikler hazinesinde de, şimdi öngöremediği nice güzellik vardır. BOĞA’ya giren URANÜS’ün bunları tetikleyip, ortaya dökmesi dileğiyle…
Bu süreçte hangi konularda değişim yaşanabilir;

Finans yönetimi için oluşturulmuş bakış açıları beklenmedik başarısızlıklara uğrayacağı için derinden sorgulanabilir ve yeni finans yönetim kuramları geliştirilebilir.
Finansal risk, verimlilik gibi konularda, daha gelişkin kompüterize analiz araçları devreye girebilir.
Verimli kaynaklara sahip bölgelerin kontrolü için askeri ya da finansal güç mücadeleri yaşanabilir. Daha önceki Uranüs Boğa sürecinde 2. Dünya Savaşı yaşanmıştı. Bu defa öyle yıkıcı ve uzun bir savaş olması gerekmez ama güç mücadeleleri yeni çağın yöntemleri ile yapılacaktır.
Kapital birikimi ve finansal güç el değiştirebilir. Dünyayı kontrol eden ailelerin ve ülkelerin bazıları güç kaybedebilir ve yeni güç odakları oluşabilir.
Dini ve sosyal değerler sorgulanabilir. Sistemi ayakta tutmak için kurumsal bir bakış açısı ile uygulanan ve içi boşalan dinsel ve sosyal kurumlara meydan okunabilir.
Toplumsal güvenliği, refahı ve sürekliliği ayakta tutacak yeni sosyal modellerin gerekliliği ortaya çıkabilir.
Enerji ve gıda kaynaklarını kullanım şekli konusunda tehditler belirgin bir hal alacağı için, radikal koruma kararları alınabilir.
Devamını oku “DEĞİŞİM sürekliliğin tek güvencesidir.” →

Kişisel Önem ve Kahvaltı öğünü

“Kişisel önem” ister allanıp pullanmış bireyselleşmiş olsun, isterse bir guruba dahil olarak elde edilsin(ki bu sayıca çok yüksek orandadır), gezginin önündeki en büyük engel. Fakat kişisel önemle alakası olmayan, durum tespiti yapmanın da kişisel önemliliğe atfedilmesi, suçlamalarda bulunulması da rastlanan bir durum, belki bu da bir başka kaçış noktası oluyordur.
İfrat her zaman önümüzdeki başlıca engel. Bir şeyi çok mühimsedikçe gölgesinin de büyümesi, hani o sevimli kız çocuğunun gölgesinden haykırarak kaçmaya çalıştığı videodaki gibi, henüz aslında erişkin olmayan ve çok uzun bir çocukluk halindeki bizlerin durumunu çağrıştırıyor.
biraz daha açıklama isteği: Kişisel önemliliği yitirmek kişiliksiz kalmak anlamına gelmiyor. Ona önem vermediğiniz anlamına geliyor, ÖNEM, kişiliğinizin tepesindeki yol aydınlatması gibi işlev yapar ve bir de ne görelim ayaklarınızın altında simsiyah bir gölge! siz yürüdükçe öne doğru uzar uzar, sonra yeni bir aydınlatma direği geldiğinde bir an ortadan kaybolur gibi olur ve sonra süreç aynen yinelenir. Seyredin bir çok şey size açık görünmeye başlayabilir.

*

Kahvaltının önemi konusunda ısrarcı konuşma ve yazışmaların meali:

Benim hislerime göre biz insanlar fizyolojik olarak tamamen dünyanın malıyız. Misafirin ev sahibine gönüllü bağımlılığı gibi bir durum. Neden bu misafirliğe geldik konusu ise belli, o konuya girmiyorum.
Kahvaltı konusuna dönelim biz, gece boyunca yaklaşık 8 saat boyunca birleşim noktamız (algı noktamız) annelerimiz tarafından sabitlendiği çengelden kurtulur ve sağa sola ileri geri, serbest kalmış gemi çıpası gibi savrulur. Bu arada rüyalar görür, farklı gerçeklikleri deneyimleriz. Dünya ananın evinden bile çıktığımız olur! Dünya anamız ise yavrularının üzerine titreyen anaç bi tavuk gibi gıdaklayarak “aman ha aman'” çığlıkları atar 🙂
Ve sabah biz uyanır uyanmaz, yeniden algı noktamızın dünyasal pozisyona bağlanması için onun o güzel şahane hediyeleri (rüşvet denebilir ama alan veren memnun) güzelim meyveleri sebzeleri her türlü hoşlukla dolu hepimizin sevdiği kahvaltı öğünü önümüze koyuverir. Sürüden ayrılmak yok! Kötü mü oluyor? yoo hiç de değil sisteme bağlı olarak yaşamak çok güvenli, otomasyon var, her şey tıkır tıkır işliyor.
Peki hava-su diyeceksiniz ve güneş ışığı ne oluyor? Su ve hava için aynı şeyi söyleyemem ama güneş dünya ananın malı değil, belki bu sebeple hint fakirleri hiç yeyip içmeden güneş ışığıyla yaşayabiliyor.
Neyse ara yollara dalmayayım şimdi 🙂

Devamını oku “Kişisel Önem ve Kahvaltı öğünü” →

Bilincin 4 farkındalık düzeyi

Bilincin 4 farkındalık düzeyi var

1–Fiziksel düzeyde farkındalık: standart duyularla günlük hayatımızda kazandığımız deneyimler yani Castaneda serisindeki 1. Dikkat seviyesine tekabül ediyor. Gündelik yaşamda kısmi farkındalık vardır. İnsanların birbiriyle sınırlı ilişki kurduğu faydacı bir ilişkisi vardır. Bu gerçek ilişki değildir.

Hareket yönelimlidir.

2-Psişik düzeyde farkındalık:psişik deneyimlerin yaşandığı durumlar. Fiziksel düzeydekinden biraz daha ileri düzeyde diyebiliriz. Telepati, Hipnoz, Kehanet , Basit büyücülük ,Simgeler vs bu düzeye girer. Neredeyse tüm kadınların girip çıkabildiği bir düzey olduğunu söyleyebiliriz.

Hareket yönelimlidir.
Devamını oku “Bilincin 4 farkındalık düzeyi” →

Ekonomik Büyüme Dini ve Terminatör

Ekonomik Büyüme Dinine inananlardan mısınız?
Ya da bütünlüğünüzün yüzde kaçı bilinçli, yüzde kaçı bilinçsiz inanıyor bu dine?

Gezegenin ekolojik dengesinin bozulup yaşanmaz hale gelme hızı ile, başka bir gezegen bulup 7 milyar insanı oraya taşıma teknik ve ekonomisinin sağlanması hızının birbirini karşılayabileceğini sanıyor musunuz?
Bu soruyu acil ve işlevsel buluyor musunuz?
Bu çerçevede ekonomik büyüme dinine inanç oranınızda bir fark oluştu mu?
Oluştu ise bu fark gündelik uygulamalarınıza ne şekilde yansıyacak?
*
Not: tabi bu soruları kendime de sorup ciddi cevaplar alabilmeyi umuyorum

*

Gün gelir google ya da facebook benim yerime oy kullanabilir ne de olsa bizden daha çok şey hatırlıyo kendimiz hakkında! Gerçi onlar da hata yapabilir diye eklemiş Harari homodeus’ta 😳liberalizm, yaşambilimleri sistemi beni benden iyi tanıdığı gün çökecektir diye de eklemiş 🙃🙄😃
Devamını oku “Ekonomik Büyüme Dini ve Terminatör” →

Woody Allen ile başlayan hafta ve İŞTAR

Woody Allen, Crimes and Misdemeanors filmindeki komedi üstadı kahramanına şöyle tanımlatıyor: “trajedi+zaman=komedi”

Evrenin kendisi soğuk bir yerdir, insanlar ısıtmaya çalışsa da…
Filmdeki Filozof da şöyle bir intihar notu bırakmış:
“Pencereden çıktım!”

Eskiden yani çocukluk ve ilk gençlik yıllarında Woody filmlerini beğenmezdim ve bir süre sonra seyretmeden kenara bırakır oldum. Dün gece bu filmi izledikten sonra balkona çıktığımda “sana haksızlık etmişim Woody”dediğimi duydum, karanlık da duydu! Sonra durup düzelttim ama ben o zamanki Sibel değilim ki! Aradan çok ama çok sular aktı. Bugünün daha dağınık ve şekilsiz Sibel’i senin sunduğun kamera merceğini zevkli buldu. Teşekkürler

*

Amerikan tanrıları sezon finali yaptı, ne final ama! Okuması bile incelik,derinlik, metanet gerektiren bu kitabın görselleştirilebileceğini hiç düşünmezdim. Bence büyük iş çıkarmış senarist ve yönetmen. Ben hala aynı soruyu merak ediyorum; kitabını okumamış olanlar da bu diziden zevk aldı mı?bir şeyler anladı mı?
Birbirinin aynı sıkıcı ve tekrarlarla dolu bi dolu yapım arasında güneş gibi parlıyor, hele bir de simgelerle okuyabilenler için tam bir hazine. Bir kez daha teşekkürler Neil Gaiman
Bu arada aklıma amerikan gods ın sezon finalindeki iştar daveti (paskalya kutlamasi) ve davetliler arasindaki çeşit çeşit İSAlar aklıma geldi. Aman tanrim ne mizansendi yaw, müthiş. Benim inancim/kandırışım seni döver! O sahneleri seyrederken gülmekten ve acılaşmadan katilabilir insan.
İnsanin aklına ister istemez sistemin muhteşemliği ve bir o kadar da berbatlığı üşüşüyor. Hay bin galaksi köftesi (kinoalı)
Diziyle alakasını kurmaya çalışmadan şunu da ilave etmek isterim:
Şu minik videonun akla getirdikleri: Tıklayınız
Evet ben de biliyorum sen kimsin :) Tam dişiler gününe yakışır bir video olmuş. Tabi ki sen İŞTARsın, yani namı diğer İNANNA. Haksızlığa uğradığını düşündüğün için hırçınlaştın, kırk çeşit katakulliye girmek zorunda kaldın. Tatlı dilli, işveli baharı getiren tanrıça.
Niye mi dişiler günü bugün? Ben dedim oldu 🙂  Deniz kaplumbağalarından hareketle bu sıpsıcak gün dişilerin doğuşunu göstermez mi?
İştar hakkında bi şeyler daha öğreneyim ya da hatırlayayım derseniz tıklayınız lütfen