Altı yıl önce BAK yöntemini bulduğumda ve bunu uygulamaya başladığımızda sonuçlar bizi çok şaşırtıyordu. İnanması güçtü ancak kuantum fiziği kaynaklı bilgilerim beni bütün bu mucize gibi görünen şeylerin olabileceğini, normal olduğunu bana söylüyordu. Evet sanırım tamamen ikna olmuştum ve bu sebeple BAK uygulamalarımızın hepsi bir çok açıdan başarılı oldu, katılanların iyileşmesini, daha önce vakıf olmadıklarını sandıkları alanlarda yeni kavrayışlar elde etmelerini sağladı.
Az önce okuduğum Kryon’un “The field” ALAN isimli yeni konuşmasında bahsettiği şeylerin BAK, yani Birleşik Alan Kullanımı adı altında zaten kullanıyor olduğumuz metot olduğunu görmek beni sevindirdi. Hayret etmedim çünkü sistemin kuantum dolaşıklığından şüphem yok. Konuşmanın orjinali ekte, Türkçeye çevrildiğinde onu da paylaşırım. Aloha dostlar ve BAK oynamaya devammm
http://www.kryon.com/CHAN2016/k_channel16_laguna(s).html
Devamını oku ““The field” ya da BAK”
Etiket: BAK
Hastalık bataklığını kurutmak mümkün mü?
Bu yöntemi 15 yıl önce kendi imal ettiği bir cihazla kullanan bir doktor arkadaşım vardı, bizzat şahitlik etmiştim mucizelere. Yani konuya eskiden beti vakıfım ancak bu makaledeki ifadelere bir ilavem var ki bu da hayati bir ekleme bence.
Makaledeki döktorun ifadesiyle “batı tıbbı bataklığı kurutamıyor” ifadesi eksik kalıyor çünkü kendi önerdiği frekansı ayarlayan bu cihaz (scio) ve yöntemi de bataklığı KALICI manada kurutamıyor, iyileşmeler geçici oluyor! Sebebi ise diğer bütün yöntemler (tıp ve alternatif şifa yöntemlerinin hepsi) gibi mevcut durumu tedavi etmesi, sorunun kaynağına gidilememesidir! Yani Lineer tedavilerdir bunların hepsi, çok boyutlu şifa veremiyor.
Kendimizle Karşılaşma
Yoğunlaşmak, diğer her şeyi dışarda bırakarak bir nesneye, sembole veya bir deneyime odaklanmak ve dikkati onun üzerinde tutmak için gerekli olan enerjiyi kullanmaktır. Yoğunlaşma gücümüzü geliştirdikçe zihinsel gevezeliğin arka plandaki sesini azaltırız hatta zamanla susturabiliriz.
Sıkıntı ise yoğunlaşamamanın bir belirtisi olarak karşımıza gelir. Sıkıldığımızda en başta kendimizden sıkılıyoruzdur. Zen pratiklerinde DO ismi ile bilinen eylemlerin ardındaki düşünce; kendimizle bir karşılaşma yaratmaktır. Herhangi bir şeyi (resim yapmak, bahçe işi, yemek pişirmek vs) tam bir yoğunlaşmayla yapma girişiminde bulunduğumuzda, hayatlarımızda olmadığımız yerlerde, almadığımız tatlarda, bütün yerlerin farkına varırız. Tuhaf olan tutarlı bir yoğunlaşmış çaba, yumuşak bir zahmetsizlik ve kendiliğindenlik getirir. Bu odaklanma önce yüksek bir enerji gerektirir, zamanla bu doğal hale gelir. Yoğunlaşmak için enerji harcamayı başaramayanlar, yaptığı işin kendisi haline dönüşenlerin yaşadığı kolaylığı bilemezler.
Bu yoğunlaşmanın ya da odaklanmanın bir üst boyutu birleşen yoğunlaşma olarak adlandırılabilir. Birleşen yoğunlaşmada benlik farkındalığı yoktur, o bizi andaki deneyimin içine götürürken, aynı zamanda özne-nesne ilişkisindeki ayrılığı da ortadan kaldırır.
İçine çeken veya birleştiren yoğunlaşma, ilgili nesne, deneyim veya olay tarafından öylesine tamamen emilmektir ki bütün zaman, mekan ve benlik duygusu kaybolur. Biçimi aşıp, öze veya Tao’ya geçeriz.
Daha önce urban şaman konseptinde dile getirdiğimiz groklamak eyleminin temeli de budur.
Sanırım aşk ile erimenin esa-n-sı da budur. O şey tarafından emilirsiniz.
Boşluğun Şifası: BAK
Alan Watts’ın şu kısa videosunu seyrettiğimde aklıma gelenler: Tıklayınız
İşte biz Birleşik Alan Kullanımı uygulamasında “bilmiyorum” ile bu boşluk alanı basitçe yakalayabiliyoruz. Hem de çabalamadan, neden? Çünkü KU’muz gerçekten bilmediğine ikna oluyor! İşte şifalanma da bu noktada başlıyor. Reiki aktarımında da yaptığımız basitçe budur “bilmiyorum”, “Ben şu an sadece ara kabloyum” ve sonra o mucizevi şeyler oluyor. Beklentisiz kalabilmek boşluk oluşturuyor, galiba işin sırrı budur. Ne dersiniz BAK Oyuncuları? Sizin oyun deneyimlerinizle örtüşüyor mu bu çıkarımlar?
Henüz bir BAK uygulamasına katılmadıysanız, işte oyunumuzun en yakını, tıklayınız
Ayrıca 13 Cuma günü BAK oyunumuzda bir de sürprizimiz olacak kısmetse 🙂
Şifa Talebi
İnsan kendinde olmayan bir şeyi dışarıda göremez malum ve görmeye/kendinde olduğunu hatırlamaya hazır olduğu şeyler çevresini sarar, onu anlayıp sindirene kadar çevreyi terk etmez.
Ho’oponopono yu muntazam olarak ve beklentisizce yapmak süreci zahmetsizce hızlandırmak için yeterlidir.
Beklentisizce ne demek? Yani bunu (ho’oponopono) yaparken kişileri, çevreyi acaba şimdi değişti mi, ne değişti, daha mı iyi oldu gibisinden kolaçan etmeyi bir süre bırakmaktır. şifalanmanın gerçekleşmesi için beklentisizlik ve boşluk enerjisi gerekir.
Baştaki niyet ve sabırla/beklentisizce periyodik yapılan Ho’opono pono, DNA’mızın dokuzuncu şifa katmanının beklediği çok-boyutlu talebi gerçekleştirecektir. Talep bir kere şifa merkezine eriştiğinde, iyileşme; aklımızın ve mantığımızın ötesinde mucizevi şekilde belirir. Aloha
Not: Dün akşam yaptığımız BAK uygulamasında Birleşik Alana hastalıklar ve şifa konusu soruldu. Oyunun genel özeti yapıldığında onu da ilave edeceğim ancak Kendimizi ya da bir başkasını mucizevi şekilde nasıl iyileştireceğimizin çok şaşırtıcı ve çok sade cevabı rollerin dağıtımından önce kafamın içinde 3 kez yankılandı: Işık OL
Bildiğimiz gibi kendi buluşum olarak altı yıldır uyguladığımız BAK-Birleşik Alan kullanımı uygulaması/oyunu Lemuryan bir uygulama olarak Hawaii şifacılığında zaten benzer biçimde yer alıyormuş. Hailona, kehanet için rollerin sanatı anlamına gelen, iç seziye uyumlanmayı ifade eden çok eski bir sözcüktür. Daha fazla bilgi için tıklayınız.
Şamanlar sezgiyi, geçmiş/gelecek ve şimdi hakkında, şifalandırma için bilgi toplama amaçlı kullanırlar. Oysa biz biliyoruz ki Gezgin şamanın yolunda geçmiş ve gelecek yoktur, biz sadece sonsuz bir şimdinin üyeleriyiz. O halde Hailona ile alınan cevapların hepsi -soru nasıl sorulmuş olursa olsun- şimdiye aittir.