What is really Matter?

Tek kişilik Bir BAK oynayayım geldi içimden ve soruyla birlikte geldi: “What is really Matter?” Yani “gerçekten fark eden nedir?”

İçimdeki niyet dünya için şu andaki durumu öğrenmekti. Bunun zor bir hesaplama, zaman alabilecek bir bilanço-kar-zarar tablosu olacağını zannettim. Ama aklımdan kovdum. Biliyorsam neden sorayım ki, bilmiyorum dedim.

Bilmiyorum.

Sonsuzca sürermiş gibi gelen bir dinginlik hissediyorum. Hislerimi yazmak için görevlenirilmiş olan ellerim şu an yazmakta olduğum kelimelerin gerginliğini üstlenmek istemiyor ama yine de görevini yapıyor.

Aslında bir enstrüman çalmak ister gibi, ya da çalabilirmiş gibi, havada, tuşlar üzerinde bir dalgalanma halinde parmaklarım, iyi bildiği bir şey bu dalgalanma, onun bildiği benim bilmediğim. Ne tuhaf! Duymadığım ama kesinlikle hissettiğim bir müzik var ve parmaklarım onu biliyor.

Gerçekte her hangi bir konuda taraftar olmuş olanların, onlara kapalı alt planında rakipleriyle nasl sarmaş dolaş olduklarnı gösterdi şimdi bana. Bu öylesine bi resim ki bir kez dahi görmek yeter!

Zamanmış, öznelermiş, trilyonlarca isimlermiş…Bunlara kahkahalarla gülersiniz, hadi gülelim lütfen. Aksi takdirde her an ağlamaya başlayabiliriz.

Onların hepsi, salınımlarımızı ifade etme isteğimizin araçları. Eğer soru olmasaydı, “what is really matter?” dememiş olsaydım, bu benim için bir ölümmüş öyle diyor parmaklarım. Mutlu bir ölüm olurmuş, özlenen bir ölüm.

Soru ise işin mekanik olan kısmıymış, onun içeriğini niyetiniz belirlermiş. Yani ikisi birbirinden ayrılamaz bunların, eğer yaşamak diye bi şey varsa işte “really matter” buymuş!

Bilmeye geçiyorum.

Bu küçük BAK oyunundan anladım ki, böyle bir soru – bir laz fıkrası gibi- beynimize sorulursa acaip bi hesap gerekir, oysa bilmiyorum’un boşluğunda kısacık bir işlemmiş bunun cevabı. Cevap bu kez beni şaşırtmadı, ancak sadelik ve zerafet şaşırttı.

Yeni Dünya için Nöronlar

http://www.okyanusum.com/belgesel/tanri-noronlarda.html

Yirmi dakikalık bir video olduğu ve manken ya da futbolcu barındırmadığı için sabırla izlemek belki zor olabilir 🙂 Şaka yapıyorum…

Bu konu gerçekten de çok önemli; Kendin nedir? işte bu soruya oldukça yalın bir izah yapılıyor; çünkü orada burada devamlı söylenen kendini önemseme, egonu öldür gibi tembihlerin neden yapıldığına dair öncelikle  insanların ikna edilmeleri gerekir. KENDİN denen şeyin seçebildiğin bir arka plan tezine dayanıyor olması, yüceltip yere göğe koyamadığın DUYGUlarının düşünceler tarafından oluşturulduğunu anlamanın değeri çok büyük.
Hislerle duyguların bir an önce ayrılması lazım, TDK yı da göreve çağırıyorum, bu şaka değil çok hayati bir durum.

Videoda göreceksiniz ki bizler sürekli “akla yakın hale” getirmeye çalışan organizmalarız, yani yabani olanı ehlileştirmeye çabalıyoruz, eğer yapamazsak onu reddedip görüş alanımızdan atıyoruz. Dıştan ve içten sürekli ETİKETLİYORUZ. Bu ise mutluluğumuzun en büyük engelihaline geliyor. Şu anda yaşamaktan söz ederken her sözümüz eğer etiketse, anlıyoruz ki zor dostum zor. Aslında bu da şaka çünkü gerçekten zor değil.
Hiç bir şey DIŞSAL değil ve bu varsayımsal bir felsefe değil, günümüzün gerçekliği.
O halde ne yapalım:
1.Kendini gözlemle (bundan kaçış yok)
2.Kesinlik yerine olasılık kelimesini koy
3.hepimizin zincirleme bir reaksiyon olduğunu fark et

Veeee dördüncü önerim, bulabiliyorsan sık sık BAK oyna.

Bİrleşik alan Kullanımı BAK nedir-Tıklayınız–

Rüya Kampları ve BAK

Rüya gurubumuz büyüyüp serpiliyor, bu hafta sonu aramıza Ankara’dan iki yeni rüyacı katıldı; Esra ve Özlem frekanslarımız. Gerçekten birlikte güzel ve verimli bir haftasonu geçirdik. Kampımıza üçüncü kez katılan Şenay bazı anlarda bizi aydırmaya başladı. Ayrıca kampın Cumartesi gecesi yapmayı gelenekselleştirdiğimiz BAK seansları az sayıda katılımcıyla bile bizi şaşkınlıktan şaşkınlığa düşüren sonuçlar vermeye devvam ediyor.Bu gelişmeler beni çok sevindiriyor.
Kamplar dışında yazmaya niyetlendiğim rüya ve vizyon kitabının oldukça zahmetli alt yapısıyla ilgili çalıştığım için başka hiç bi şeye fırsat bulamıyorum.
Ancak şu an itibariyle dokuz-altı bi işte çalışmayan Şenay frekansımız, Nöbetçi Görüşmeci olmaya gönüllü oldu :))) Yani rüyalarını taze taze onunla internet ya da telefon ya da karşılıklı görüşmelerle açığa çıkarmak için bir fırsatınız var.
Bu arada dün gece Brüksel’den Rüya kamplarını ve BAK uygulamasını tanıtmam için bi davet aldım. Hoş bi fikir gibi geldi bakalım nasıl olacak 🙂

Rüya Kampları ve etkinlik için tıklayınız.

*

Rüyalarda ilgimi çeken bir başka özellik de hangi rüyayı hatırlayabiliyor oluşumuzun belirgin bir sebebi olup olmadığı?
Bir çok rüyamız saniyeler içinde bozulup gidiveren bulut fallarını andırıyor. Hatta bazen örgünün ufacık bi ip ucunu bile tutamadan geri geri bilinmeyen alanına çekiliyor. Acaba bu rüyaları hatırlamaya hazır mı değiliz yoksa farkındalığımıza bi katkısı olmayan fizik alem gerilim düşürücüleri mi onlar yalnızca?
Not: gerçek bir soru olduğundan bir BAK seansı hak ediyor bence.

Rüyalarla yeniden dirilmek

Rüyaların, içindeki muazzam ve haberin dahi olmadığı sen ile buluşmanı sağlıyor, bu büyük olanağın farkında mısın?
Yoksa o muazzam senin barındıklarıyla karşılaşıp alabora olmaktan mı çekiniyorsun? Eğer öyleyse bil ki, buzdağının görünen minik ucu olarak eriyip gidersin bu hayattan fakatbu kez tamamen hiçliğe karışamamak seni zamansız gibi zamanlarda yakalar.
Korkunun ecele faydası yok der atalar, en hayırlısı hala hayattayken ölüp yeniden dirilmektir.

**

Rüya görüşmeciliği yöntemi, insanların için olağanüstü bir aydınlanma ve şifalanma fırsatı sunduğu halde, bununla neden yalnızca bi kaç insan ilgilenir?
Bu sorunun cevabı oldukça basit; çünkü insanlar doğdukları andan itibaren “öğretme” denen dıştan yükleme türü eğitime tabi tutulurlar ve sistem onları bilginin dışardan alınacağına dair hipnotize eder. Böylece aslında alıcı/verici bir sistem olan insan mekanizması sadece tek yönlü çalışmaya başlar; cevaplar hep dışarda ve hazır sunulmalıdır insanlara. Bu hayat tarzı, dünya insanını tek yönlülüğe mecbur bırakır, içsel bilgeliğe uzanan diğer yönü kullanılmaya kullanılmaya pas tutar, yaratıcılık ve ayma kapasitesi ve bunun sağladığı doğal sevinç günden güne sönen bir ateş gibi ufalır.
Kullanılmayan uzuvlar beden bilgeliğince saf dışı kalırlar ve nesilden nesile giderek kaybolurlar.
Bu tespitlerim size bir şeyler hatırlatabildi mi?

Birleşik Alan Kullanımı-BAK, mutabakat rüyasının lücididir diyebiliriz.

Fiziki ölüm nedir?

Geniş konu: Fiziki ölüm nedir, sonrasında ne olur?
Şüphesiz ki bunu deneyimleyen yoktur biz sadece tahminlerde bullunacağız 🙂
İçrek konu: zamAN ve mekAN nedir, bağıntısı var mıdır? Türkçeden gayrı böyle tuhaf şekilde birbirinin içine düşmüş müdür bu iki önemli kelime? Kökleri nereden gelir?
Ne kadar çok şeyi merak ediyorum. Ne yapayım ben daha bebeğim.

  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Kendinize olan samimiyetinize hayranım ….
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü zaman insandır.insan da algısının bulunduğu yerdedir.mekanıdır yani.
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü o halde zaman ve mekan insanda eşitleniyor mu
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Zaman ve mekan algısı fiziki bedenin algısıdır.
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Fizik beden öldüğünde ne zaman ne de mekan yok mu yanii?
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü olabilir. dikkat edersek biz zamandan bahsederken çoğunlukla geçmiş ya ada gelecekten bahsediyoruzdur.daha doğrusu algımız böyledir.geçmişte yaptıklarımız, gelecekte yapacaklarımız bize lineer bir zaman kavramı yaratır.hepsi bizizdir aslında.çünkü özellikle geçmişi düşünürken neredeyse tümüyle o anlardayızdır genelde. bir de şimdi ki an var tabi:)
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Yaşıyormuşuz izlenimi veren hatıra ve duyguları lineer zamana bağlanmamışmıdır zaten ?Zaman boyut algısı hissettiren bir illüzyondur…
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü hani bazen deriz ya “dalıp gittin” diye. sahiden o kişi o dalıp gitme esnasında sadece fiziksel olarak yanımızdadır.aslında bambaşka bir zamana/geçmişe ve bir anıya/mekana gitrmiştir dimi.
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Fizik beden öldüğünde kayıt makinası durur.İllüzyon donar..
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü fiziki bedenimiz öldüğünde, eğer sadece olmamış da ölmüşsek sanırsam ki mama oluruz:)
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Daha kahve içememişsiniz sanırsam :)) …. bey
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü beyi hanımı yok şurda güzel güzel sohbet ediyoruz işte..valla mama oluruz diye alınmayın gücenmeyin. hepimiz uça uça cennete gideceğiz desem hoşunuza mı gidecek:)
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü hahahahahahhhaha bu çok güzeldi. Ben rüyalarımdan bi karineyle yola çıkmak (bu konu da bi yol di mi) istiyorum. Çocukluğumdan beri neredeyse tüm rüyalarımda (neredeyse kısıtı var!) bildiğim bir mekan ve zaman yoktur. Hatta ben de yokum. Kendimi rüyada hiç göremedim, ne cinsiyetim, ne yaşım başım,ne giysilerim,ne de şeklim görülemedi. Acaba ölüm sonrası da buna mı benzer diye çıkarsıyorum
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Arkadaşlar sanki burda BAK oynuyormuşuz gibi hissettim bi an!
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü ‎”ölüm anında insanı olanaklı kılan iki bölünük parçadan anima olanı, yin’e geri döner. Yin zaten oyunun bilgisidir. Oyun bilgisi biraz daha zenginleşmiş olur. ( mama durumu ) Dünyanın animası her ölen insanla biraz daha gelişip sağlamlaşmaktadır. Dünya için bir insanın ölümü sanki insanın derisinin zamanla ölüp dökülmesi gibidir. İnsanın ölümünde diğer bölünük parça olan animus ara oyuna dahil olur. Burası TEK olanın bölünüğü yang’ların mekanıdır. Bir açıdan bakıldığında bu da yine dünyanın animusudur. Bir insan öldüğünde, ona birey bilinci kazandıran anima kendisini terk ettiğinden, animus’u dünyanın animusu arasına karışıverir.( mama olayı) ” bir kadını öldürmek kitabından alıntı-sibel atasoy

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü arkadaş yem olmaktan bu kadar korkuyorsanız siz de ölmeyin olun. bu kadar kolay dermişim:)
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü ‎”ölmeden ölünüz” derken bunu mu kastetmişler acaba?
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü ölünüz derken herhalde fiziksel anlamda değildir bu.benliğin ölmesi. benlik ölürse ne olur bu enteresan bi durum bence, öyle hissediyorum.
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Farkındalığı dünyaya bırakıyoruz..
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü ‎”ben” yoksa oyunda yok .
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Ben kartalın gagasının ucunda yitiveren farkındalık ışıltısını, mama olayını anlamakta daha şiirsel buluyorum
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü oyunu sürdürmek isteyen ölür. oyundan çıkmak isteyen olur.

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Benlik- Ego azaltılabilir ama ölmez..Fiziki beden kaydına bağlı yaşadıkça bu böyle biliyorum.

  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü ben ölmez.ama ben benden vazgeçebiliriz. burada anlatmak istediğim kendinizden sonsuza kadar vazgeçebilmek..

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü eh illa işe romantizm katıcam diyorsanız ışıltıda olur kartalda:)

  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Olmak ile ölmek arasındaki fark ?
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Meteryalist Dünya’da ölen öldü kalan sağlar bizimdir oluyor genellikle. Sonra ağlarsa anam ağlar gerisi yalan ağlar durumu da var. Bir de cenazelerde ben hep tabutu açıp kalkıp “şaka değil lan ölmüşüm” diyecek birini bekliyorum.
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Ya ben, ya o diyor.. hem sen hemi de ben demiyoor…
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Ol ile Öl arasında iki minnacık nokta var gibi görünüyor. Mesele bu noktaları çözmekte galiba
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü
    Esîr, eski stoacıların ve günümüzde teozofların “ether” dedikleri, maddenin insanın beş duyusu ile algılayamadığı; katı, sıvı ve gaz hallerine oranla yoğunluğu daha az, vibrasyonel hızı daha yüksek, daha süptil ve daha akışkan haline verdik…
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü

    Steiner; “insanın kısımlarının mükemmellik seviyeleri karşılaştırıldığında, insan kolaylıkla şimdiki haliyle fiziksel bedeninin en mükemmel, ether bedeninin daha az mükemmel, astral bedeninin bundan daha az mükemmel olduğunu ve şimdiki haliyle de “ben”in insanın en az mükemmel kısmı olduğunu kolaylıkla keşfedecektir. Bu insanın yaşadığı gezegensel gelişim süreci içinde en çok insanın fiziksel bedeni üstünde çalışımış olduğu olgusuna dayanır. İnsanın bugün fiziksel bedenolarak taşıdığı şey, Satürn, Güneş, Ay ve Dünya’nın tüm gelişimsel aşamalarından geçerek, bugünkü Dünya safhasına ulaşkıştır. Bu gezegensel cisimlein bütün kuvvetleri art arda bu beden üstünde çalışmışlardır, öyle ki kademeli olarak günümüzün mükemmellik derecesine ulaşılabilmiştir. Dolayısıyla, fiziksel beden günümüz insanının en eski kısmıdır. Bugün insanda ortaya çıktığı haliyle ether bedeni, Satürn dönemi sırasında kesinlikle mevcut değildi. Bu ancak, Güneş gelişimi sırasında eklenmişti.” diyor.

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Akaşa kayıtlarını inceleyerek kavranabilir diyor bir de… “Fiziksel ve maddi olan her şey kendi açıklamasını manevi olanın aracılığıyla bulur. Manevi olan incelendiğinde, fiziksel olanın geleceğine ışık tutulur”…………
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Bilgi ararsan çok. Velakin ben birinci ya da ikinci el deneyimden kaynaklanan bilginin peşindeyim
  • Sibel Atasoy Gidip gelen yoksa o zaman tahminler/esinler kıymet kazanıyor
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Orası salt karanlık idi, başka birşey de yok idi…
  • Sibel Atasoy DJ’ın bir öğretmen olarak yaptığı en öncelikli uygulama işte tam burada büyük anlam kazanıyor: Bildiklerini bir yana toplayıp, bilmediklerinin alanını boşaltmak! Bildiğimi varsaymayacağım, bilmiyor oduğumu itiraf etmekle yola çıkabileceğim. Bildiklerimi ise, sadeleştireceğim ki orada da yer açılsın yeniye.
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Bunu ben de deneyimledim. Adına hakikat dememiştim. Şüphesizlik haliydi. Müthiş bi ışık parlamasına benzer bi deneyim (simgesel olarak), öyle ki içimdeki tüm kuruntuları, gölgeleri ve karanlık köşeleri bir anda aydınlattı. Fakat bu sadece anlık bir şeydi, hep o halle devam edilmedi. O aydınlıkta şimdiye kadar edinilmiş tüm bilgiler olduğumu gördüm. Bu deneyimden sonra ne oldu derseniz, en bariz fark arayışın sona ermesiydi, ama hangi arayış? Onay bulmak , inanacak ve güvenecek bişey bulma arayışı, hatta açlığı kayboldu. Benimkiler ve başkalarınki gelmiş geçmiş herkesin bir hikayesi ve özgün deneyimii vardı. Bu hikayeleri dinlemek hoşuma gitmeye başladı, bir şey bulmak amacıyla dinlemek değil, onunla beraber onun filmini seyretmenin harika keyfi için dinlemek. O deneyimi geçirdiğim yıllarda farkında olmadan üçyüzaltmış derece gördüğümü söylediğimii duyardım. Bunun nasıl olduğunu anlatabilmek için basit örnekler verirdim. Bu gerçekten de pek bi ayrıcalık gibi hissedilmiyor, hatta bana oldukça külfet getirdi. O an herşeyle bir oldum diye değişim durmadı, hiç bi şey bitmedi. Çünkü bu deneyim ve yeni görümü aklileştirmem gerekiyormuş, onu ifade edebilmek için yeni yollar bulmam gerekiyormuş. Sebep? Çünkü halen fiziken yaşıyorum, o zamanlar her sabah uyanıyordum ve yine yaşadığıma şaşırıyordum, bu durum iki sene sürdü. Demek ki işlevsiz değilim hala bu dünya için. Demek ki dünya da bir an için benim gördüğümü gördü. İkinin bir olması sonra sınırsızca açılması gibi, garip süreçler geçiriyorum.
  • Rüya Güya Deneyimlerinizin, bir bilim kadını tarafından tecrübe edilmiş halini bu video da izleye bilirsiniz. Seyrettiğinizi düşünsem de, izlemeyen olabilir.http://www.ted.com/talks/lang/tr/jill_bolte_taylor_s_powerful_stroke_of_insight.html
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Ölüm sonrasına dair uzak ellerden duyduklarımızı iteleyince sanırım kendimize ait pek bir tahmin ortaya çıkmamış oldu. Bu da iyi, en azından bildiğimizi varsaymayı bırakıp, bilmediklerimizin alanını boşalttık. Yanılıyor muyum?

    Gülen D Ben rüyada gittim.Ancak yalnz değildim, beni oraya götüren varlıklar vardı.Rehber bir nevi ancak sadce seslerini duydum sanırım ben de bilinç halindeydim.Farklı yerler var , tıpkı bu dünya gibi gerçek.Kimbilir belki de bu dünya da başka dünyaların cenneti ve cehennemidir.

Not: Burada 26 kişi aynı isim altında YEN’den DOĞAnlar kimliği altında cevaplar aramaktadır.