İyilik ve bütünlük

Ruhun gelişiminin amacı, ahlaksal bir kusursuzluk durumundan çok, tamamlanmış bir bütünlük halidir. Dr Jung, iyiliğin, bütünlüğün yerini alabilecek bişey olmadığının farkına varmıştır.

Akıl ve bilim, insanlığın en yüksek güçlerini küçümserler.

**

Öyle bi 1500 yıl geçirdik ki, son olsun, düşmanıma bile olmasın! Önce kilise zulmü, sonra bilim yönteminin akıllara zarar yorumu ve ondan beter bağnazlığı ile, gören gözlerimize perde indirdiler. Tarihte bir çok yakın zaman aliminin mana ile ilgili çalışmaları hepimizden gizlendi. Örneğin Einstein’ın son 20 yılında ne yaptığı gizlidir! Dr. Gustav Jung’un tüm insanlığın iç dünyasını taradığı adeta o muhteşem gözleriyle çekmeyi başardığı rongenimiz saklıdır. Ailesi sırf bilim bağnazlarından korktukları için (sanırım) basılmasına izin vermez. Ama bütün bunların sonu geldi, kutlu günlere ulaştık artık.
Kafamızı kuma gömmeyeceğiz. Zaman bizden yana. Alemin ve kendimizin muhteşemliğine aydık.

Bilim yöntemine karşı olduğum gibi bir izlenim ortaya çıkmasın, ben onun hayranıyım. Benim sözüm kraldan çok kralcı olup, haddini aşan bağnaz uygulamalara karşıdır. Bu insanlar büyük bilim adamlarının isimlerinin ardına saklanarak, birçok yeni fikir- yeni algıların doğabileceği fidanlıkları tarumar eden cahillerdir.

  • Turan Erdal Aldoux Huxley “yeni cesur dünyasi” kitabinda en büyük tehlikenin herseyi serbest birakmak oldugunu ima etmisti. Karsit tezi George Orwell 1984 kitabinda söylemistir, bazi güclerin bizleri kontrol ettiklerini savunmustur. Tarih Orwell’den Huxley’e dogru ilerliyor. Ikisi de tehlikeli…

    Sibel Atasoy Tehlike yerine saplanıp kalmaktır oyun içinde. Bu korkulardan kurtulma zamanıdır

    Turan Erdal Ben de söylediklerine katiliyorum. Korkulan sey sürekli kendi kendini yenilemektir. Bu cok enerji istyior.

    Sibel Atasoy Boşuna mı enerji tasarrufundan söz ettik yıllardır

    Turan Erdal Hayir, hayir, bunu sana söylemeddim. Sen iyiki de varsin. Bize önderlik ediyorsun. Kendi kendini yenilemeyi tüm toplumdan beklemenin pek anlami olmadigini ima etmistim.

    Sibel Atasoy Estağfurullah, benim işimyanlızca kendimi eğitmek. Bu eylemimin ayrılmaz parçasıolarak kendi deneyimlerimi paylaşıyorum çünkü bu yolla hem yer boşaltıyor hem de kendi frekansımdan insanları-varlıkları arıyorum ve buluyorum da.

    Turan Erdal Cok haklisin. Ama bu bahsettigimiz sey o kadar bir iki kelime ile anlatilacak sey degil ki insanar hemen ikna olsunlar. Onlari kendilerine cekmek icin anlayacaklari basit bir kac kural anlatmak yetiyor.

    Turan Erdal Sibel, umarim sen daha cok paylasirsin. Senden cok faydalaniyorum.

    Sibel Atasoy Doğrudur ancak bu benim işim değil, kimseyi ikna etmeye ihtiyaç duymuyorum. Evrelerin gerçekliğini gözlerimle gördüm. Kimin ne evresinde olduğunu bilemeyeceğimden onları ikna etmek, eğitmek haddim değil. Sözlerimin tek hedefi var: kendim 🙂

    Turan Erdal Biliyorum, söylediklerinden de senin gibi düsünmek isteyenler ancak yararlanirlar. Digerleri ne yaparlar? Hani armut pis agzima düs meselesi. Onlar da kendilerine recete sunanlarin pesinden giderler. Fark budur iste…

    Sibel Atasoy Bu da doğru fakat bu da evre 🙂 Evrende yanlış olmaz.Yukarıdaki bildirimimde bahsettiğim zulüm bile yanlış diye yorumlanamaz, sadece tespittir. Neden dersen, ihtiyaç duyulmayan bi yola girilemez. Yasak işareti olduğundan değil o girişi görmez gözün! hahahahahahaha çok tatlı bi sistem
  • Turan Erdal Dogru, bugünün dogrulari bile yarinin yanlislari olacaktir, cünkü bugün iyi diye gördügümüz seylerin sonuclarini kestiremiyoruz. Görüslerimiz sürekli sinirlidir. Bizi yarinin insanlari degerlendireceklerdir ve onlari da onlardan sonra gelenler. Bu böyle gider, devam eder.
  • Sibel Atasoy Söylenebilecek her şey doğru ancak eksik olur demiştim biçok kez, hala aynı fikireyim.
  • İlaveten, bilimci ve dinci diye genellemeler yaparak bunları birbiriyle kıyaslamaktan da titizlikle sakınmak lazım çünkü  kmseye yarar sağlamaz. Yobazlık, kimsenin, hiç bi kurumun ve dahi hiç bi zaman diliminin tekelinde değil!
    Din kelime anlamıyla yaşam tarzı demekmiş. Kurumsallaşmış dinler ise, güç kullanma peşindedirler velakin birçok insan yine de öğretilerin içinde pırıl pırıl parlayan özü çekip almayı başarmışlardır çünkü evreleri buna müsaittir. Herkes müstehakını bulur, hangi yoldan giderse gitsin.

DUYU’lara devam

Yemek yapmak sizi uyarıyor mu? Uyarmalı. Çünkü duyusal. Duyusal. Önce her duyusal deneyimde onu koklamalı ve görmeli ve duymalısınız. Sonra yemelisiniz, ve o zaman onu saf dışı bırakabilirsiniz. Bir insan olmanın ne (harika) bir deneyimi! (Adamus)

Bakınız nasıl yemek yapıyorum (Tıklayınız)

**

Çıkıp da… “Evet, ben aydınlandım” dedikten sonra, gerçekten aydınlanıp aydınlanmadığını görmek için kapıdan çıkıp da kendini bir arabanın önüne atmazsın, çünkü bu aslında kuşku duymaktır. Güven ve huzur içinde her yere gidebileceğini sadece varsayarsın. Ama… insanların yaptığı şeylerden biri de bu. “Bunu test edeceğim. Az önce dedim ki, ‘Evet, ben aydınlandım,’ şimdi kaynar suyu alıp elime dökeceğim ki göreyim gerçekten…” diyorlar. (Adamus)

Ah ben bunu senelerdir fark ederim ve bi çok kez de konuşmalarda dile getirdim. Hatta kitaplarımdaki karakterler de söylediler hep. Aydınlanma, “ya da her istediğinin olduğunu bilmek”, bi hadi test edelim o zaman hali değildir, olamaz da çünkü test etmek gerçekten kanıt aramaktır, kanıt aramak ise şüphedir ve şüphenin şeytan olduğunu biliyoruz 🙂 Gerçi eski zamanlarda işe de yaramıştı belki ama artık hiç gerek yok bunlara.

Öyleyse nedir “her istediğim oluyor” hali?

Sadece kendiliğindenlik! An’da bütünlüğün için gereken her şey oluverir. Bu kadar basit. Zihinle filan becerilebilecek bişey değil olsaydı ben de “secret” yanılsamasını yazmazdım zaten.

Test edeyim dediğimizde neden olmaz peki? Bu bize tanrının bi cezası filan mı? Ne münasebet! Tanrı böyle işlere karışmıyor (bana söyledi). Sebep inanamayacağımız kadar basit: Çünkü o anda bütünlüğünün ihtiyacı o şeyin OLMASI değil, tam tersine olmayacağının ispat edilme isteği! :))) Gerçekten komiğiz.

**

Aynı mekanizmalar (olay örgüleri) dönüp dursa da, yaşamış ve yaşayacak tüm insanların her biri kendine özgü “biricik”olduğu için her seferinde başka bi rayiha çıkacaktır ortaya. Yaradılışın hoş ve çekici olması da bu sebeple değil mi zaten?

**

“Ben bunu seçiyorum! Sonra geri çekildim. Aydınlanma benimle olabilsin diye, her bir küçük ayrıntı için kaygılanmak yerine, kendi yolumdan çekildim. Nereye gitmeli ki, İnternet’e mi? Hangi gruba ait olmalıyım? Ne öğrenmeliyim? Farketmez.” Bunu seçtiğiniz an, o olur. Olmaya başlar. Kendini yaratmaya başlayıverir. (Adamus)

Aydınlanma ya da “ben o ben-im” fark etmez. Bu gerçekten sadece “kendi yolundan çekilmekle ilgili”. Sadece kesin çok KESİN bi seçim yapmanız ve bunu şirksiz şüphesiz, sesli-sessiz söylemeniz yeterli. Yeni enerjinin oyuncu, yaratıcı, özgün sınırsız potansiyelini kullanmaya başlamak için, tam şu anda eğlenceye başlamak için daha ne bekliyorsunuz frekanslarımmm.

**

Biz “hisseden” varlıklarız. Üstelik bunu hangi organ-lar-ımızla yaptığımızı bilmiyoruz. Hissetmeyi sıklıkla duygularla karıştırıyor insanlar, ha tabi kalple de ikişkilendirenler var ya da üçüncü göz ile. Fakat bunlar sadece tahminler. Biz gerçekten bütünlüğümüzden bihaberiz.

**

Dengesizlik -2

Peki “dengesizler”den uzak durdum da “sabit” olanlarla mı oldum?

Dünyanın çoğunluğu “sabit” konumda olduğundan onlarla ilişki kurmak kaçınılmaz fakat benim aradığım onlar da değildi. Bu arada “sabit” olanların mantık kurallarını çok iyi kullandığını da varsaymayalım. Maalesef  hangi konumda olursa olsun biz insanların en büyük noksanı “bütünlük” kavramına erişmemişlikten kaynaklanıyor. O zaman bir de bütünlük kelimesine bakmalıyız, bunu ne anlamda kullanıyorum acaba? (aslında şu an ağzımdan çıktığı için gerçekten bilmiyorum)

Şimdi düşününce “bütünlük”le kastetmeye çalıştığımın Gurdjieff’in at-araba metaforundaki düzeneğin doğru çalışması olduğunu anladım. (iyi ki varsın günlüğüm ve okurlarım) Yani bu düzenek nedir;

Atlar (duygular) sağlıklıdır, arabaya  (fizik beden) iyi bakılmıştır, arabacı (akıl) içerdeki yolcunun (özben ya da ruh) konuştuğu lisanı öğrenmiştir ve onun talimatları uyarınca atları incitmeden usulünce kullanarak kendisine sipariş verilen hedefe doğru güvenlik içinde  arabayı götürmektedir. Evet işte sanırım bu duruma “bütünlük” diyebilirim.

Dünya insanlarının dış görüntüsü ne olursa olsun çoğunun “bütünlük” durumunda olmadığını ve bu sebeple büyük acılar çekildiğini sanmaktayım. (Bellki de rüyaların dilini bu sebeple önemsemiştim ve önemsetmek için de çabaladım)

Tekrar konuya dönecek olursam, dengesizler ve sabitleri aramıyorsam ben kimleri aradım ve buldum hayatım boyunca? Atmışbeşbin pesoluk bir soru; çünkü bunu ilk kez soruyorum kendime 🙂

Ben dünya genelinin sabitlendiği konum dışında noktalara sabitlenme becerisi göstermiş olanları aradım ve buldum. Hem de epeycesini buldum.

Bazılarının konumları oldukça uzaktı bazıları da nispeten yakındılar. Yakın konumdakilerden bazıları, önceki birkaç noktayla ilişkilerini yitirmemişti bu sebeple durumu daha geniş görme pozisyonuna sahiptiler. Uzak konumdakilerin nerdeyse hepsi dünya konumu ile ilişkisizdi! Bu sebeple burada bulunuşları hem kendileri hem yakınları hem de dünya için sıkıntı bazen de tehlikeydi.

İşte bu sebeple kendimi bu konularda isimsiz bir doktor gibi hissettim galiba. Hem birleşim noktasının kaydırılması gerektiğini biliyordum ama hem de kaybolmak istemiyordum. Bu konu oldukça hassas, ehil bir kaptan gibi davranmak gerekiyor. Ziyaret ettiğiniz birleşim noktalarını birbiriyle bağıntılamanız gerekiyor böylece kapladığınız alan genişliyor ve daha çok sayıda insana hizmet etmek mümkün olabiliyor.

Belki de devam ederiz, katkılarınızla…