İç Konuşma Hakkında

Bu konuyu uzun yıllar içinde sıkça ele aldık ve şimdi adresini verdiğim araştırma bana bunu yeniden hatırlatmış oldu:

https://curiosity.com/paths/what-causes-the-voice-in-your-head-thoughty2/?ref=shv

Burada bahsedilen “içsel konuşma” Castaneda öğretisinde aynen bu isimle en sık anılan ve üstesinden gelinmeye çalışılan bir insan edimi. Biz gezginlerin gayet iyi bildiği İKE prensibini çalıştıran iç rüyanın en büyük aracı; iç konuşmadır ve kişinin çevresindeki dünyayı yani öznel gerçekliğini sabitlemesinin tek yoludur.
İçsel konuşma yalnızca duygusal tepkiler, ya da sosyal kısıtlar sebebiyle yüksek sesle söyleyemediklerimizden oluşmaz, ertesi sabah ve sonraki tüm sabahlar yeniden doğduğumuzda kendi gerçekliğimizin halen aynı kalması için LONOmuzun bilgisi haricinde KU’muz tarafından yapılır çünkü bunu yapmaya programlanmıştır.
Nagual Don Juan, Castaneda’nın iç söyleşisini durdurmak adına pek çok alıştırma yaptırır çünkü bu programı değiştiremezse Castaneda’nın talep ettiği değişim ve dönüşümün yapılamayacağını bilir.
Kolayca anlaşılacağı gibi “İç konuşma”, insanın deneyimlerini KU’ya (beden hafızası) kaydetmek ve hatırlatmak için bir yöntemdir. Basitçe bize durmaksızın EZBER yaptırır. Son derece kullanışlı bir insan yöntemi olmasına karşın, değişim ve dönüşümün önünde duran en etkili engeldir de! Hep böyle değil midir zaten, zehir/ panzehir.
İç konuşmanın ne zamanlar durduğu ile ilgili kendinizi gözlemlemenizi öneririm. Bu size onu kontrol etmek için bazı ip uçları sunacaktır. Örneğin ben oyun oynarken (iskambil, satranç vs), etkili bir kitap okurken ve özellikle BAK uygulamasında “Bilmiyorum” konumunda iken içsel sesimin kesildiğini fark ederim. İnsana o boşluk tuhaf gelir çünkü alışık değilizdir. Doğu öğretilerindeki meditasyon ve benzeri her türlü faaliyetin kökeninde içsel konuşmanın durdurulması hedefi vardır.

Algının Konumu ve Zaman yolculuğu

“Yeni görücüler, bu tekniğin idrak olduğunu söylerler. Onlar, öncelikle bi kimse, algıladığımız dünyanın birleşim noktasının kozanın belirli bi yerde durması sonucu olduğunun farkına varmalıdır derler.( Dünyanın olması). Bu anlaşıldığında,birleşim noktası yeni alışkanlıkları takiben kendiliğinden oynar. İnsanın birleşim noktası, Kartalın buyruğuyla kozada belirli bi alan etrafında görünür. Ama kesin nokta alışkanlıkla, tekrar edilen eylemlerle belirlenir. Önce orada yer alabileceğini öğreniriz ve sonra orada olmasını buyururuz. Buyruğumuz Kartalın buyruğu olur, nokta o yerde sabitlenir. Yazının tamamı için tıklayınız.

Toltek bilgeliğinde bir çok şeyi anlamak için temel noktalardan biri “birleşim noktası” kavramıdır. Bu yazıda açıklanmaya çalışılan Birleşim noktası, LONO’muzun sabitlendiği yer olarak düşünülebilir. Böylece ilişkide olduğumuz (soyut/somut-ölü/diri) tüm kişilerin tam şu anda kendi atıl enkarnasyonlarımız olduğunu ve BEN dediğimiz mevcut enkarnasyonumuzun algımızın çengellendiği birleşim noktasından ibaret olduğunu anlarız. Rüyalarda ya da gündüz düşlerinde çengelinden kurtulan algımız, tüm atıl enkarnasyonlarımız arasında yüzer, onları anlamaya çalışır.
O halde zaman yolculuğu süper gelişmiş uzay araçlarına gereksinim duymaz, Bilincimizin bütünlüğü bu yolculuğu bize zaten sürekli yaptırabilmektedir. Aloha

Sonsuzluğun Niyeti

Sonsuzluğun niyeti bölümü, -Sonsuzluğun Etkin Yanı kitabının 51 ila 72.sayfaları- şu sözcüklerle biter:
Sonra Don Juan sustu. Uzun ve son derece etkili bir sessizlikti. “Bana ne demek istediğimi anlamadığını söyleme” dedi, “öyle ya da böyle, her birimizin kendine göre bi Vitaminol’u var.”
defalarca okumuş olsan da ağlama hissi gelir, yoğun bir hüzün

*

Castaneda’yi Don Juan’a goturen surecin hikayesi ve buna aracilik eden uc adam fevkalade onemli cunku tum bunlar don juan’a gore sonsuzlugun niyetini aciga vurdugu anlar.  Carlos’ un Sonsuzlugun niyeti tarafindan nasil avlandigini okurken belki kendimizin bilesimlerine de gidebiliriz, ola ki bu gelisimin haritasini kendimizde de yakalayabiliriz.

“Jorge Campos’ un oykusunu kendine tekrar tekrar, defalarca anlat, sonsuz bir zenginlik bulacaksin bu oykunun icinde. Her ayrinti haritanin bir parcasidir. Sonsuzlugun dogasidir bu; kendimizle yuz yuze gelecegimiz o esigi gectigimizde goruruz bunu. Jorge Camposun yapmaktan kacinamadigi tek hareket seni öbür adamla temasa gecirmekti. Bu iki adam bi eksenin iki ucu.o eksen de sensin; bi ucta yalniz kendini dusunen, acimasiz, utanmaz bir cikarci, igrenc ama dayanikli. Obur ucta ise asiri duygusal, acilar icinde bi sanatci, zayif ve savunmasiz. Bu senin yasantinin haritasi olabilirdi; eger baska bir olasilik, sen sonsuzlugun esigini astiginda beliren olasilik cikmasaydi. Beni aradin ve buldun; boylece esigi gecmis oldun. SONSUZLUGUN NIYETI, bana senin gibi bi insani aramami soylemisti. Seni buldum; boylece esigi kendim de gecmis oldum.”

Bir kez daha VK :)

“Yaşamın sırrı, ölmeden önce ölmektir. Ve böylece ölüm diye bir şey olmadığının farkına varmak.”E. Tolle
Bu minval üzere çok uyarı yapılmıştır değişik öğretilerde ancak ölmeden önce ölmenin ne demek olduğuna dair basit bilgi çoğu kez derin felsefi ya da dini çalışmaların içinde gizli kalmış. Oysa CC okuyanlar bu yöntemin hiç de gizli ya da zor olmadığını bilirler; VER KURTUL!
Neyi? Nasıl?
Duygularını, yargılarını, anlamları, sakladığın değerli bulduğun ne varsa onları ver, yani PAYLAŞ ve kurtul. Eğer onu şimdi hayattayken paylaşabilirsen (yazıyla, resimle,çiziyle, konuşmayla vs vs her yolla) öldüğünde kartal için ilginç olmayacaksın çünkü onun ilgilendiği “tüm deneyimi” zaten yaşarken paylaştın, boşaldın. O ilgilenmezse sen de özgürleşmiş olursun bu boyuttaki illüzyondan. Ha tamam başka boyuttan özgürleşmeyi sonra konuşuruz :)))) İşte böyle kolay.
Günaydın sevgili frekanslar, iyi pazarlar olsun.
*
“Kaygı ve üzüntü bize gerekli şeyler gibi gözükür fakat bir yarar sağladıkları hiçbir zaman görülmemiştir.” E.Tolle
O halde pratik bir yararı olmayan bu şeylerde fazla oyalanmaz bir pireshaman. Basıp seker 🙂
*
“Olacağı önceden mi seziyorum-kahin- yoksa ben hayal ettiğim için mi oluyor-büyücü-?”sorusu tüm zamanların üçüncü farkındalık sorusudur bence, üstelik rahatsız edicidir çünkü sorumluluk hissi oluşturur.
2.farkındalık düzeyinde yani psişik düzeyde olanlar bunun cevabını bilirler, daha doğrusu 2 seçenekle karşı karşıya olduklarının farkında değillerdir, bu sebeple rahattırlar 🙂
*
Umarım yakınlarda savaş/barış döngüsünden de çıkıp yarışma oyun eğlence parkuruna geçeriz. Tabi tekamül hızı düşer ama nereye yetişiyoruz yahu!
Kafamdaki ses derhal şöyle cevap verdi seslenişime: Zaten olan o be sibel, beşinci boyuttaki eğlence,yarışma oyun parkusu 3.cü boyutta size savaş/barış görünüyo çünkü güç konseptine takmışsınız rotayı! hahahahahahaha

Niyetin gücü

Niyetin gücü tartışılmaz, hem ustalar bunu anlata anlata bitirememişlerdir hem de zaten kendi deneyimlerimizle sabittir bu güç. En ufak bir şüphe taşımıyorum 🙂
Buraya kadar harika çünkü niyetinizin gücü tıpkı fantastik filmlerdeki gibi (hatta daha da etkin) fizik gerçekliği (somut ve soyut olarak) büker! Evet bizler birer bükücüyüz 🙂
Peki yolunda gitmeyen şey nedir, ağzındaki baklayı bi çıkaramadın?
Zaten baklayı sevsem de midem onu eritmekte biraz zorlanmıştır geçmişte, şimdi onu da diğer şeyler gibi allahın izniyle büküyoruz. 🙂
Hay Allah… Yani demem o ki, bu konudaki tek hassas husus; çoğu kez insanın kendi niyetinden bihaber oluşu! O sebeple ismini ne koyarsanız koyun bu konudaki yöntemlerin çoğu kullananlara kar etmiyor. Neden niyetimizden bihaberiz; çünkü bu sistem bizi beşikten mezara ihtiyacımız olmayan her neviden şey için isteklendiriyor! Ben bunlara “azmettirilmiş istekler” ismini koymuştum. Eskiden beri bu lafları gevelerim, takip edenler bilir 🙂
O halde niyetimiz her halükarda işliyor çünkü buna karşı konulamaz, velakin biz gerçek niyetimizi bilmediğimizden isteklerimiz olmuyor, yöntem başarısız zannediyoruz.
Yöntem harikulade başarılı frekanslarım. Mühendis arkadaşlar sağ olsun, süper bi sistem bu. En iyisi biz, gerçekten ihtiyacımız olmayan şeyleri elimine edelim, sadeleşelim. Geriye ne kalıyor diye hiç endişe ve merak dahi buyurmayın, o zaten her halükarda işleyen niyetinizdir. Sadeleştiğinizde bi gün bi de bakmışsınız kraliçesiniz, her bi şey emrinize amade olmuş 🙂

Niyeti nasıl duyabiliriz diye bi soru oluştuysa;

Bi şeye ulaşma arzusu, telaşı biz sıradan insanlarda farkına varmadığımız bi endişe titreşimi peydahlanmasına sebep oluyor, o sebeple ben niyeti nasıl bulacağımız nasıl duyacağımız konusunu hiç dert etmeyelim diyorum. Gönül rahatlığıyla yapacağımız tek şey gerek somut gerekse soyut alanda bize gerekmeyen mülkleri, istekleri tek tek bırakmak, tıpkı suyun yüzeyinde daha rahat kalabilmek için ağırlıkları bırakmak gibi. Bu sadeleşme işlemi hem fizik hem de zihin anlamında kararlı bir biçimde yapılırsa zaten ortada hiç bi parazit kalmayacağından niyet çırçıplak ortada kalır