Koku tattan önce gelir,

Koku tattan önce gelir, tatsa mide ağrısından önce. sa

Şimdi, yeşil sivri biberi alıyorsun, çok taze ve güzel GÖRÜNÜyor. İştahla ısırıyorsun, gerçekten güzel ve tatlı. üçüncü ısırmada bi koku gelip yalayıp geçiyor,acı biber kokusu! Bi daha ısırırsan ağzına acı tat geliyor. Devam edersen başına hoşuna gitmeyen şeyler gelmeye başlıyor. Sen bunlar konusunda şikayet edebilir veya tanrıdan geliyor diye kabul sunabilirsin, böylece sorumluluunu almayı istemeyebilirsin. Veya kokuyu ilk aldığında yönünü çevirir, kendine güvenmeyi, kendi tanrısallığını/üstatlığı takınmayı seçebilirsin.

Metaforları da biberleri de seviyorum 🙂

*

  • Turan Erdal Ama bir üstat “aci olsa da fark etmez” demeliydi diye düsünüyorum, cünkü onun icin aci-tatli kavrami duygusallik olmasi gerekir.
  • Sibel Atasoy hahahahahaha üstatlık aptallık değil. Velakin başka bi amaç için bile bile denetimli delilik yapabilir tabi, bu da dışarıdan hiç anlaşılmaz; koku mu almıyor, kendine mi güvenmiyor yoksa denetimli delilik mi yapıyor
  • Turan Erdal Tabii ki, eger “iyi” “kötü” diye tepki vermis olsaydi, degerlendirmis olacakti, o zaman da müdahale etmis olacakti
  • Sibel Atasoy evet sadece saygıyla ve doğallıkla yolunu değiştirdi.
  • Turan Erdal Bu nasil olurdu?
  • Sibel Atasoy Şunu da belirteyim (kısıtlı görümle); insanların hepsi aslında üstat fakat bunu takınmayı bir takım sebeplerle erteleyebiliyorlar, bunların başında kontratları geliyor, AN/KAN/İZAN bütünlüklerinin çeşitli aşamalarda devam eden konratları.

Kuş Bakışı

Insanlar tekamul yolculuklarinda yükseldikce (tabi 3b dunya sartlari uyarinca) detaya girme ve sözcükleri kullanma konusunda giderek isteksizlesiyorlar. Örnegin ben yasayan usta Mooji’ye baktigimda onu Maharaja benzetiyorum biraz, hemen her cesit sorunun cevabi aynı!! Hahahahahaha yirmi yıl önce Maharajin ben oyum kitabini okudugumda önce şaşirdim sonra kahkahayla güldüm, o kalin kitapta tüm sayfalarda aynı sey yaziyordu. Sonraki yıllarda mutlu olmayi her gereksindigimde o kitap elime geliyordu ve herhangi sayfasini acip okuyordum

Anladım ki, Maharaj usta gibi dagin doruguna cikinca görus alanin cok genisliyor, herseye esit bi uzaklik olusuyor, detaylar belirginligini kaybediyor, yargi ve ovgu yapabilmek icin tarafligini kaybediyor, tipki tanri gibi herseye esit uzaklikta, boyle bi pozisyonda sonsuz bir anlayis var, sonsuz şefkat, her şey yolunda.

Oysa diger bir yasayan usta Nithyanandaya baktigimda detaylara ne kadar hakim oldugunu goruyorum, ders veriyor o, bi gorucu ve iz surucu, bir peygamber gibi vizyon edinmis ama gercek degil tabi denetimli delilik yapiyor , onu her an takip ettigim icin bunu hissediyorum. Neden gercek degil de denetimli delilik yaptigini hissettigime gelince, nithyanandanin su andaki peygamberligi andiran rolünü kendi sanmadigini, o role yutulmadigini, muntazaman kendini rollerinden arindirdigini goruyorum. Hayran olmamak elde degil, dünya tekamulunde 2000 yilda müthis bi degisim olmus, bunu cikarsiyorum.

Günün parlakligi sizlerle olsun frekanslar.

Tanıklık hali nedir?

Aydinlanip da bizlere yardimci olan ustalar kimliklerini unutmamis oluyorlar fakat o kimlik olmadiklarini da biliyorlar. Aydinlanipta paylasimda ya da iletisimde olmayi secmeyenler icin sanirim bilebilecegimiz pek bi sey yok gibi. Don juanin 3. Dikkat dedigi alanda neler oluyor bilemiyoruz, bize soylenen yalnizca özgürleşmis olduklari. Dogrusu bunlara pek kafayi takmamayi ve su an bi savasci gibi yasamayi tercih edenlerdenim cunku ne olacaksa olacaktir bunu umuRsamiyorum

Gurdjieff ustanin her an kendini hatirlamak, uyanik olmak dedigi durum, Adamus’ un ” ben’im” olarak prezante ettigi sey, ben böyle anliyorum.

Şunu da ilave edeyim; taniklik halinde hic bi yargilama olmadigi icin, kisiligi baskilamak da olmuyor. Ornegin, ben’im i hatirladigim her durumda Sibelin yapip ettiklerine karsi da bir baskim soz konusu degil, onun ihtiyaci olani deneyimledigini biliyorum, onu bu olanak henuz varken (fiziki bir bedeni varken) oğrenmekten alikoyamam ve bu icinde oldugum sevinclilik halimi bozmaz. Tabi ben’imi unutursam Sibelin icine çekilmis olurum, onun tarafindan yutuldugumda o ne hissediyorsa ona mahkum olurum ve daha beteri o olmadigim farkindaligini da tamamen unutmus olurum, ta ki bir başka uyanma-hatirlama anina kadar, bu bazen seneler bile sürebilir. Gercekten ciddi bi oyundayiz.

Kisiligi kaybetmeden daimi TANIKLIK halinde bu hayati sürdürmenin CC ögretisindeki ismi ise Denetimli Deliliktir 🙂

Bitkinin yeteneği insanda yok mu yani?

Bir bitki dahi insanın aklından geçen şeyi hem de yalan veya samimi olduğunu ayırt ede ede biliyorsa, insan bunu yapamaz mı da, insanlar kafalarını devekuşu misali kuma gömmüşler?! Ya da önce insanları bu yeteneklerini kullanamayacak hale getirmişler, bunu yapanların bi art niyeti olmalı, öyle ya da böyle bi gizli niyetleri olmalı değil mi, yoksa neden böylesine bir yeteneğin çalışması engellenir?
Don Juan bunu yapanlara “uçucular” diyordu, bazı yerlerde de “yabancı zihin” diye geçer. Fakat DJ demiş dememiş fark etmez ki bi şey, zaten her şey ortada deil mi? Kendimiz bunu görebiliyoruz. Mesele şu bu konuda ne düşünüyoruz, ne gibi önlemler alıyoruz? Böyle gelmiş böyle gitsin mi? Neye hizmet ediyoruz? Belki de yabancı donanım kendimizi kandırdıımız kendi icadımızdır ve kendi gizli niyetimize hizmet ediyordur! Oyun içinde oyun var burada

İyi ve kötünün olmadığı bi senaryo yazamıyoruz, gerekçe şu; o zaman zevki olmaz, yavan olur, izlenmez. Sanki içinde iyi ve kötünün olmadığı bir senaryoyu daha önce gördük mü, yaşadık mı da zevksizliğine karar verdik! Burada da bi azmettirme var sanki!
Aba altından gösterdiğin sopa, gerçeğe dönüşmüş de haberimiz yok. Oysa bence herşey denetimli divanelik olarak başlamıştı ama işin ucu kaçıverdi, gerçek(!) oldu!

  • Ibrahim LifeisLife LifeisLife azmettirmek zihinde ellerinin temiz kalacağını düşünmeni sağlayan ( aslında ben yapmadım )
    Padişahların bir müslümanın kanını dökemeyeceği gibi etrafındakilerin boğdurulması da aynı tarz bir düşünce köküdür. azmetmek can almak eğer bir kötülük ise azmettirmek kötülüğün yalanımıdır acaba.
  • Sibel Atasoy Harika bi açıklama İbrahim bey, evet neden olmasın. Ben kendimle ilgili bu söylediiniz yöntemi kullandığımı ilk fark ettiimde utancımdan intihar edecek oldumdu! Fakat sonraalıştım

     

    Ibrahim LifeisLife LifeisLife insan doğası gereği gelişimini tamamlayabilmek için eksik kalan noktalarını kapatabilmek adına kendisini çevreleyen bütün etkileri alt etmek veya onlardan faydalanbilmek için kendi zıtlığını üretme gayretini gösterir. Sonunda da azmedersin yalanınla onları.

     

    Sibel Atasoy Aynen katılıyorum, birçok yerde de yazdım fakat kendi kandırıımıza tam olarak inanmış olmamız yani denetimli deliliin şartını yerine getirememiz sebebiyle şimdi bu çukurun içinde debeleniyoruz. Geçenlerde bi röportaj sırasında bana “deli” tanımlaması yapmamı isteyen kapalı bir soru yöneltildi.Deli ve akıllı konusu gerçekten karmaşık bir durum

     

    Ibrahim LifeisLife LifeisLife Kesinlikle aklı olan insanın içinden gelenleri özgür ve iradesiz bir biçimde dışa vurmasını, aklı ile yönlendirip yönettiği bir aralıkta anlamsız kalan bir değeri ancak dengesizliğinin kontrolü mümkün olmayan bir insana verilebilecek değeri aklı olana yüklememek gerekir.

     

    Sibel Atasoy biraz ağdalı bir cümle olmuş ancak anladığım kadarıyla kontrolü mümkün olmayanın -dengesizlik- akılla anlam verilemeyen bi aralık için gereğinden söz ediyorsunuz?
  • Ibrahim LifeisLife LifeisLife akıl ile yönetilebilen sınırsız özgür bir yaşamda delilik yerine sınırsız çılgınlığa terk etmiştir. Kontrol edilemez olduğu an ise dengesizlik değilmidir.

Boşluk

İçinde artık hiçbir belirli şeyin düşünülmediği, planlanmadığı, ele geçirilmesine çaba harcanmadığı, istenmediği ve beklenmediği ve özel bir yöne yönelmeyen, yine de yönü değiştirilemeyen, zengin güç kaynağından, mümkün olanı ve olmayanı sağlamayı bilen bu ruh durumu -temelinden amaçsız ve “ben”siz olan bu ruh durumu- üstat tarafından gerçekten manevî diye adlandırılır. O, nitekim, manevî bir uyanıklıkla yüklüdür ve bu nedenle de “tam ruh uyanıklığı” diye anılır. Bunun anlamı, ruhun her yerde hazır olmasıdır; çünki o hiçbir yerde, özel olan hiçbir yerde takılıp kalmaz. Ve o, hazır ve nazır kalabilir, çünki sununla veya bununla ilişkili olsa da, ona, düşünüp taşınarak bağlı kalmaz ve başlangıçtaki hareketliliğini yitirmez. Bir havuzda duran, ama her zaman akıp gitmeye hazır olan suya benzer; bazen tükenmeyen gücüyle etki gösterebilir, çünki özgürdür, her şeye açıktır ve boştur.

Yay ile Ok Atış Sanatında ZEN

Gerillimsizlik, olabilecek olanın kendiliğinden oluvermesi.

Bizim BAK (Birleşik Alan Kullanımı) yöntemindeki “bilmiyorum” haliyle geçtiğimiz durum. Amaçsız bir amaçlılık. Denetimli delilikle varılan kendiliğindenlik.