Teşekkür ederim.

Düşündüm de; kuantum fiziğini meslekten olmayanlar için anlaşılabilir hale getirmek için canla başla çalışan bilim insanlarına, uyuduğumu ve makina olduğumu bana ispat eden Gurdjieff ustaya, her şeyin ne olduğunu bize sayısız kitapla anlatmak için en tehlikeli gerçekliklere gitmeye cüret eden bilim insanı gönlümüzün asil beyfendisi Gustav Jung’a, ve tüm gerçeklikleri bilfiil ve kesin biçimde ziyareti bizzat deneyerek, ata deneyimlerimize ulaşmamızı sağlayan, üstat olmayı öğreten Carlos Castaneda’ya ve daha ismini sayamadığım tüm üstatlara minnettarlığımı hatırladım yeniden.

Eğer onlar olmasaydı ben bu Yaşayan  üstatları, kanal hizmetlerini kesinlikle anlayamazdım, iç acıtıcı ölçüde gerçekçiydim. Siyah beyazcıydım. Bi hayaller rüyalar vardı bir de gerçekler. Bunlar tam da Aristovari biçimde birbirleriyle göz bile kırpışmazlardı! Aldığım tüm rehberlikler için ve tabi bunları alabildiğim için kendime teşekkür ediyorum bir kez daha.

Bu güzel güne yakışır bi dua olsun bana. 🙂

Koku tattan önce gelir,

Koku tattan önce gelir, tatsa mide ağrısından önce. sa

Şimdi, yeşil sivri biberi alıyorsun, çok taze ve güzel GÖRÜNÜyor. İştahla ısırıyorsun, gerçekten güzel ve tatlı. üçüncü ısırmada bi koku gelip yalayıp geçiyor,acı biber kokusu! Bi daha ısırırsan ağzına acı tat geliyor. Devam edersen başına hoşuna gitmeyen şeyler gelmeye başlıyor. Sen bunlar konusunda şikayet edebilir veya tanrıdan geliyor diye kabul sunabilirsin, böylece sorumluluunu almayı istemeyebilirsin. Veya kokuyu ilk aldığında yönünü çevirir, kendine güvenmeyi, kendi tanrısallığını/üstatlığı takınmayı seçebilirsin.

Metaforları da biberleri de seviyorum 🙂

*

  • Turan Erdal Ama bir üstat “aci olsa da fark etmez” demeliydi diye düsünüyorum, cünkü onun icin aci-tatli kavrami duygusallik olmasi gerekir.
  • Sibel Atasoy hahahahahaha üstatlık aptallık değil. Velakin başka bi amaç için bile bile denetimli delilik yapabilir tabi, bu da dışarıdan hiç anlaşılmaz; koku mu almıyor, kendine mi güvenmiyor yoksa denetimli delilik mi yapıyor
  • Turan Erdal Tabii ki, eger “iyi” “kötü” diye tepki vermis olsaydi, degerlendirmis olacakti, o zaman da müdahale etmis olacakti
  • Sibel Atasoy evet sadece saygıyla ve doğallıkla yolunu değiştirdi.
  • Turan Erdal Bu nasil olurdu?
  • Sibel Atasoy Şunu da belirteyim (kısıtlı görümle); insanların hepsi aslında üstat fakat bunu takınmayı bir takım sebeplerle erteleyebiliyorlar, bunların başında kontratları geliyor, AN/KAN/İZAN bütünlüklerinin çeşitli aşamalarda devam eden konratları.

VAR’ım, Heyecanlıyım.

“Bilirsiniz, bir şey hakkında gerçekten heyecan duyduğunuz ve şeyler hakkında düşünmediğiniz bir gün, sadece yataktan kalkarsınız ve “Yaşıyor olmaktan dolayı heyecanlıyım! Bu gezegende, onun bütün iyilikleri ve kötülükleri ile Var-ım. Sorun yok. Ben..(derin nefes) Ben varım!” dersiniz. Bu enerjinin girdaplanarak geldiği zamandır. O ”Vaaayy!! “ anıdır. Sonunda gözlerini açıyorlar ve enerji burada, zevkinizin mutlak hizmetinde, daima hizmette. Güzel. Evet, bunlar ana hatlar, lütfen bunları unutmayın” (A)


Biz bunu zaman zaman hatta sık sık yaşıyoruz değil mi dostlar. Hele Yaşayan’ın anıları daha oldukça taze. YENİ’den Doğanlar da öyle. “Ben o ben’im süperimmm… Zıpla hopla yakala”
Yok yok yeni bi bireysel gelişim metodu keşfetmiş filan değilim. Bu çok basit,metod deyip de hakaret etmeyelim. Tek kusuru var, kolay unutulur olması.

“Biliyorsunuz, Üstat hiçbir zaman, herkese ben yükseldim diyerek etrafta dolaşmaz. Üstat, “50 yıldan beri kristal enerjilerle çalışıyordum” diyerek dolanmaz. Neden biliyor musunuz? Bu bir gözü açık birisinin, körler dünyasına gidip de, bunun neye benzediğini açıklamaya çabalaması gibi bir şey. Hiç bir zaman anlamazlar. Bu nedenle, Üstatlar bunu yapmazlar. Onlar, körlere gözlerini açmalarını söylemeye çabalamazlar. Onlar, körler dünyasına ve içinden geçtikleri deneyimlere şefkat duyarlar. Ve sonra, körler dünyasından bir ya da daha fazla kişinin gözlerini açmaya çabaladığını hissettiklerinde, hemen orada olurlar. Hemen şefkatle orada olurlar. Ama farkında olmayanlar dünyasına, farkında olanların dünyasını açıklamaya çalışmak niye? Gerçekten niye? Onlar, yalnızca sizi öldüreceklerdir. Bu İsa’dan bir alıntı.( Daha fazla kıkırdamalar)
Bu onun en favori deyişlerinden! Tam gitmeden önce söylemişti. “Ve sizi öldüreceklerdir.” Körler dünyası, herkesin kör olmasını ister. Hatta gelip de “Benim bir vizyonum var, gördüm” deseniz dahi, “Sen iblissin. Seni öldürmek zorundayız. Çünkü sen körler dünyamıza izinsiz giriyorsun. Bizim sürüp giden hoş bir dünyamız var. Biz hepimiz körüz ve hepimizin anlaştığımız, küçük kör güç noktalarımız var. Sen gelip de bize, “ Gözleriniz var mı?” diyorsun. Sen, besbelli iblissin.” Gümm. (A)


Günün kahkahası, çok hoş. Tabi İsa konumundayken çok da hoş olmamış olabilir. Sadece bi tahmin. Ben masumum.