E=mc² Nedir?

Özel görelilik teorisi, uzay ve zamana dair fikirlerimizi bütünüyle değiştirmekten fazlasını yaparak, birçok başka konuyu da gündeme getirdi. Bunun nedeni, fizikteki tüm temel niceliklerinin uzay ve zaman üzerine kurulu olmasıydı. Eğer ki, göreliliğin bize gösterdiği gibi, uzay ve zaman böylesine akışkan bir durumdaysa (bir diğer ifadeyle, ışık hızına yaklaşıldıkça birbirlerine karışıyorlarsa) , o halde diğer şeyler için de aynısı geçerli demektir. Örneğin momentum ve enerji, elektrik alanları ve manyetik alanlar gibi. Uzay-zamanın kusursuz ortamında birbirlerine karışan uzay ve zaman gibi, ışık hızının değişmezliğinin korunması için diğer kavramlar da birbirlerine ayrılmaz bir şekilde bağlıdır.

Örneğin elektrik ve manyetizma. Tıpkı bir kişinin uzayının bir başkasının zamanı olması gibi, bir kişinin manyetik alanı da bir diğer kişinin elektrik alanıdır. Elektrik ve manyetik alanları, elektrik akımlarını sağlayan jeneratörler ve elektrik akımlarını harekete çeviren motorlar açısından kati bir önem ifade eder. Fizikçi Leigh Page 1940’larda şöyle yazmıştır: “İçinde bulunduğumuz elektrik çağında her bir jeneratör ve motorun dönmekte olan bobinleri, duymak isteyen herkes için görelilik teorisinin gerçekliğini bağırıyor.” Yavaş-çekim bir dünyada yaşadığımızdan dolayı, elektrik ve manyetik alanların ayrı mevcudiyetlere sahip olduğunu düşünme yanılgısı içindeyiz. Ancak tıpkı uzay ve zaman gibi, elektrik ve manyetik alanlar da aynı madalyonun farklı yüzleridir. Gerçekte var olan tek bir mevcudiyet söz konusu: elektromanyetik alanlar.

Bir madalyonun iki yüzü durumunda olan diğer unsurlar ise enerji ve momentumdur. Bu şaşırtıcı bağlantının içinde ise göreliliğin belki de en büyük sürprizi yatmaktadır: kütlenin bir enerji türü olduğu. Bu keşif bilim tarihinin en ünlü ve en az anlaşılan denklemiyle özetlenmiştir: E = mc².

Belirsizlik ve Vakum

Beyaz cüceler ve nötron yıldızları bir kenara, Heisenberg belirsizlik ilkesinin ortaya koyduğu belki de en dikkate değer sonuç, boşluğun modern resmidir. Sonuç, boşluğun boş olmamasıdır!

Heisenberg belirsizlik ilkesi, bir parçacığın aynı anda hem enerjisini hem de var olduğu zaman aralığını ölçmenin imkansız olduğunu söylemek için yeniden düzenlenebilir. Dolayısıyla çok kısa bir zaman aralığında bir boşluk parçasında neler olduğunu değerlendirmeye kalkacak olursak, bu parçanın enerji içeriğine yönelik çok ciddi bir belirsizlik oluşacaktır. Diğer bir ifadeyle, enerji kendiliğinden ortaya çıkabilir!

Kütle bir enerji biçimidir. Bunun anlamı, kütlenin de kendiliğinden ortaya çıkabileceğidir. Ancak ortaya çıktıktan kısa bir süre sonra hemen yok olmak durumundadır. Genellikle herhangi bir şeyin yoktan var olmasını engelleyen doğa kanunları, çok hızlı gerçekleşen olayları görmezden geliyor gibi. Bu açıdan doğa kanunlarının durumu, sabah olmadan yeniden garaja bırakması şartıyla, oğlunun arabayı kaçırmasını görmezden gelen bir babaya benzetilebilir.

Pratikte kütle, mikroskobik parçacıklar halinde, boşlukta kendiliğinden oluşmaktadır. Kuantum vakumu aslında birdenbire varoluşa sıçrayan ve hemen ardından yeniden yok olan elektronlar gibi mikroskobik parçacıkların kaynaştığı bir bataklıktır. Ve bu yalnızca bir teori de değildir; gözlemlenebilen sonuçları bulunmaktadır. Kuantum vakumunun çamurlu denizi atomların dışlarındaki elektronları hırpalayarak, dışa verdikleri ışık enerjisini çok hafif bir şekilde değiştirir.

Doğa kanunlarının herhangi bir şeyin yoktan var olmasına izin veriyor olması gerçeği, evrenin kökenleri üzerine çalışan kozmologların gözünden kaçmamıştır. Günümüzde bilim adamları tüm evrenin, aslında vakumun kuantum dalgalanmasından başka bir şey olup olmadığını düşünüyor. Bu olağandışı bir düşünce.

Kundalini Kriyas Nedir? 5

Önceki bölüm için tıklayınız

Kriya, uyanmış kundalini’nin dışa dönük fiziksel ifadesidir ve spontan yoga duruşlarına benzemektedir. Uzun zaman önce, kriyas sık sık meditasyon yapan insanlara geldi ve bu yoga benzeri pozlar modern yoganın kökeni olarak kabul edildi. Kriyas kendiliğinden (spontan) hareketlerdir, çünkü gönüllü olarak bu şekilde hareket etmeye karar vermezsiniz. Bir kriya beklenmedik bir şekilde olur. Kriyas, hareketi düzenleyen yüksek benlik nedeniyle olur. Yüksek benlik düşünceyi kullanmadığı için, kendiliğinden olur gibi görünüyor.

Diğer kundalini semptomları gibi, kriyas da hayatımızın herhangi bir aşamasında ortaya çıkabilir. Herkes geceleri yatakta dönüp durmayı ve sabahları karışık bir yatak örtüsü görmeyi deneyimledi. Bu karmaşa, geceleri kendiliğinden hareket ettiğimize dair tek ipucumuzdur. Sabah uyandığımızda yine kendiliğinden gerinmelere de aşinayızdır. Böyle gerinmeye karar vermedik, oldu. İşte Kriya böyle hissediliyor.

Kriyas’ın, kasları ve iskelet pozisyonlarını kullanarak enerji bloklarını vücuttan çıkarma amacına sahip olduğunu hissediyorum. Kriya’nın spontan hareketi vücudun daha geniş alanlarını açar. Birçok kriyas yaşadıktan sonra, kriyas’ın omurgayı, kranial kemikleri ve omurgaya bağlı tüm eklemleri ayırmak için çalıştığı sonucuna varıyorum. Aynı zamanda, iskeletin en derin tabakasında tutulan enerji olan kişiliğin temelini serbest bırakırlar. Omurga vücudun temel taşıdır ve tamamen serbest bırakılmalı ve yeniden yapılmalıdır. Kundalini dönüşümü sırasında, kriyas daha sık hale gelir ve vücudun daha büyük kısımlarını içerir. O kadar güçleniyorlar ki, uyanıkken bizi yoga pozlarına taşıyabiliyorlar. Sonunda kriyas, yeni ışık bedeninde yüksek benlik hakim hale geldikçe sürekli, akıcı ve sarsıntılı bir hale gelir.

Kriya Gerinme

Kriyas enerji blokları tutan vücut bölgelerinde kasların eşleştirilmiş gruplarının inşa edilmesi esnasında oluşur. Belli bir vücut alanının kasları şarj edildikten sonra, gerinme refleksine sebep olan büzülmelerdir.. Streç kuvveti vücudun o alanını açar ve enerji verir, nöromüsküler kavşakları güçlendirir ve enerjiyi dönüştürür. Bu süreç aktif veya pasif olabilir. Aktif bir esneme vücudun hareketini içerir. Pasif bir esneme ile vücut hareket etmez, pasif gerginliği, vücutta lokalize olarak hissedersiniz, bu bölgede güçlü bir gerginlik vardır.

Devamını oku “Kundalini Kriyas Nedir? 5” →

KUNDALİNİ HAKKINDA HER ŞEY -1

MARY E. (BETSY) RABYOR’un Işık bedenimiz isimli kitabından özet tercümeler yayınlayacağım, sanırım bir yazı dizisi olacak. Hepimiz için yararlı olması dileği ile, keyifli okumalar (sa)

Kundalini Enerjisi Nedir?

Hint yogasında Kundalini, omurganın tabanında sarılmış uyuyan bir yılan olarak öngörülen vücuttaki bir enerji kaynağıdır. Kundalini, vücudunuzun hücrelerinde dağıtılan akıllı bilinçli yaşam gücü enerjisidir. Kundalini enerjisi evrimsel gelişimden ve artan bilinç ve farkındalık durumlarından sorumludur ve tüm canlı yaşam formlarında bulunur. Tüm yaşam formları artan farkındalığa doğru gelişmektedir. Kundalini enerjisinin herhangi bir özel karakteri yoktur, çünkü saf enerjidir hiçbir formu veya koşulu yoktur. Kundalini enerjisi sabit formdan salındığında, omurganın tabanı harekete geçer, kuyruk kemiğinde çırpınan bir his olarak hissedilir. Bundan sonra, kundalini enerjisi yükselen bir yılan gibiomurgayı sarar .

Uyanmadan önce, kundalini enerjisi vücutta sabit bir şekildedir ve düşük titreşim seviyesindedir. Büyük uyanış olaylarında müthiş miktarda kundalini enerjisi salınır. Kundalini enerjisinin sabit formdan salınmasıyla vücut titreşimi yükselir.

Doğumdan sonra, bu enerji vücudumuzda güçlüdür; vücudumuzun titreşimi yüksektir, bu da hızlı büyümemizden zaten bellidir. Yetişkinliğe geçince büyüme oranımız ve vücut titreşimimiz yavaş yavaş azalır. Bu düşüş, enerjinin gelişmekte olan bireyin kişiliği olan bir yapıya dönüşmesinden kaynaklanmaktadır. Bu beyin organizasyonu vücuda animasyonlu kişilik olarak yansır. Eşsiz titreşimimiz, iskelet hizalamamız, beyin organizasyonumuz ve epigenomumuzla güçlendirilmiş fiziksel yapımız tarafından şekillenmektedir.

Kişilik genişlemesi, mevcut beyin organizasyonumuz ve evrimsel durumumuz nedeniyle gerçekleşir ve faydalıdır. Kundalini enerji genişleyen kişilik için kullanılır.  Zihnimizi kullanmayı bıraktığımız anda, bu enerjinin bir kısmı serbest bırakılır ve daha yüksek bir bilinç durumuna geçiş için yakıt olur. Kundalini enerjisi vücutta sabittir. Enerjinin korunumu Yasası, doğadaki herhangi bir nesnenin enerjik olarak kapalı bir sistem olduğunu ve bir dönüşümde hiçbir kütle veya enerjinin kazanılmadığını veya kaybolmadığını belirtir. Kundalini enerjisi her zaman korunur ve hiçbir şey kaybolmaz. Atomlar sadece ayrılır ve yeni şekillere dönüşür.

Kundalini Uyanış Ve Dönüşüm Nedir?

Bir kundalini uyanışı, enerji kişilikten serbest bırakıldığında, sessiz zihin devam ettiğinde  (iç konuşma durdurulduğunda) ve titreşimimiz onu serbest bırakacak kadar güçlü olduğunda gerçekleşir. Enerji salınımından sonra, beyin ve sinir sistemi yeniden düzenlenir ve kundalini belirtileri ortaya çıkar. Onlar sürekli olana kadar tüm manevi yolculuk sürer. Kundalini salınımı ilk ruhsal uyanışımızın kıyısında olduğumuz aşamada saptanabilir hale gelir.

Büyük miktarda kundalini enerjisi, önceki bölümde açıklandığı gibi manevi aydınlanmamızda üç kez serbest bırakılır. Bu uyanış olayları bizi değiştirir. Büyük bir salım gerçekleştiğinde, enerji hızı, karıncalanma, hafif patlamalar, tonlar, değişmiş duyusal algı, uykuya ihtiyaç duymama, kilo kaybı ve yeni anlayışlar gibi semptomlar vardır.

İlk kez enerji salınımı sonucu bu aklımıza ulaşır ve bizi uyandırır ve böylece zihin olmadığımızı anlarız. Buna manevi uyanış ve yüksek benliğimizi keşfettiğimiz taç açılımı diyorum. İkinci kez enerji salındığında, daha güçlüdür ve kasları doldurur ve titreşim de olmadığımızı fark ederiz. Üçüncü kez enerji salındığında, tüm vücudu doldurur ve sonra vücudumuz olmadığımızı fark ederiz. Üçüncü olay, tam gelişmiş kundalini dönüşümünün başlangıcıdır. Bundan sonra,  sık kundalini belirtileri ile daha küçük miktarlarda sürekli enerji salınımları olur.

Kundalini dönüşümü, insanları aydınlanmaya doğru hareket ettiren ve vücudumuzu iyileştiren kademeli, biyolojik bir büyüme sürecidir. Yüksek benliğimiz, enerjiyi kişiliğimizden (ego olmadığımızın farkına varış) serbest bırakarak ve zihnimizi ve bedenimizi yeniden düzenlemek için kullanarak bu dönüşümü düzenler. Değişiklikler, rafine bir sinir sistemi, daha yüksek titreşim, artan farkındalık ve hafiflik adı verilen kişiliğin daha az etkisine neden olur. Kundalini dönüşümü, yeni bir beden yaratmak için eski bedenin enerjisini kullanarak yeni bir insan türüne dönüşen bir metamorfozdur. Kundalini dönüşümü insan evrimi ve metamorfoz ile eş anlamlıdır.

Kundalini dönüşümü uzun insanlık tarihimiz boyunca süreklidir ve herkes bunun bir aşamasındadır. İnsan geliştikçe, kundalini dönüşümü hızlanır ve insan popülasyonunda kendini gerçekleştirme seviyeleri artar. Yükselen kendini gerçekleştirme kundalini dönüşümünden kaynaklanmaktadır. Bu biyolojik bir süreçtir ve bu nedenle kendini gerçekleştirme de vardır. Şifa ve kundalini dönüşümü arasında bir ayrım görmüyorum.

 

Kundalini hakkında her şey yazı dizisi devamı için tıklayınız

 

Eğlenceli başlıklar-Evrendeki Anti-maddeye ne oldu?

“OYUN BİR de kaza eseri olur ve ölür”

Demiştim Bir Kadını Öldürmek kitabımda. Biraz açıklamaya çabalarsam:
Oyun, tüm kapsayan ve kapsanan oyunlar, BİR olanın içinden gelir. “Bir” ise kısaca potansiyeller denizi diyebileceğimiz, kuntumsal adıyla vakum’dur. BİR amaç taşımadığından oyunların ilki kaza eseri olmuş olmalıdır. Malum kaza beklenmeyen ve istenmiyen bişeydir ancak evrime sebep olandır da aynı zamanda 🙂 Oyun olduğunda tanımlanmış olur, tanımlanan ise artık potansiyeller denizi için ölmüş sayılır. İşte fizikçilerin de yana yakıla aradıkları şey de budur 🙂 Evrendeki Anti-maddeye ne oldu?

Ben bu konuyu aşağıdaki fizik açıklamadan 15 yıl kadar önce farklı kelimelerle yapmış görünüyorum 🙂

Foto:Popular Science Dergisi

*

Daha Uzun ve Akıllı Çocukların Sırrı, Genetik Olarak Farklı Ebeveynler‏!

Daha akıllıyı anladım da niye daha UZUN bilemedim.
Görünüşe bakılırsa evleneceğiniz kişiyi uzak bir kıtadan bulmanız öneriliyor 🙂
“Çoğu insan çeşitli bir gen havuzunun iyi bir şey olduğuna inanacaktır fakat boyun çeşitliliğe bağlı olması keşfi, daha önceden bilinmiyordu.” tıklayın görün.

*

Kara deliklerin sırrını keşfetmek için yoğun çaba sürüyor.

Kara deliklerin etrafında dönen ve sonunda çekirdeğe çekilip yok olan gaz ve tozlerin oluşturduğu kuşağa akresyon(toplanma) diski deniyor.
Toplanma diski kara deliğe o kadar yaklaşıyor ki; bükülmüş uzay-zaman içinden geçerek inanılmaz bir hızla yutuluyor. Ayrıca kara deliğin yaptığı dönüş, uzay-zamanı da deliğin etrafında dönmeye zorluyor.

Henüz açıklamaya muktedir değilim ancak bu bulgu sezgisel olarak bende bir işaret yaratıyor. İlgili metaforu akıl ettiğimde yeniden yazarım.

*

İlkbahar ve yaz aylarının kabusu: DİYET

Bu konu dünyanın pek çok alanda büyük ekonomilerinden biri, özellikle obeziteye varan durumların çoğalması sebebiyle her yıl öncekinden daha fazla dikkat çekiliyor, yeni pazarlama taktikleri ve incelme yöntemleri öne çıkıyor. Oysa bu ekonomi paketinde maddi-manevi çıkarı olmayan bilimsel gruplar öne sürülen metotların hiç birini çözüme yönelik görmüyor, bir diğer değişle bunlar talebin iştahası karşılığında üreyen göz boyayıcı aldatmacalar!

Zayıflamak istiyorsak önce vücudumuzun ağırlık, iştah ve enerjisini kontrol eden ana kumandasını anlamamız gerek. Bu merkezi, otomobilin beyni sayılan Elektronik Kontrol Ünitesi (ECU) gibi düşünebiliriz.

Devamını oku “Eğlenceli başlıklar-Evrendeki Anti-maddeye ne oldu?” →