Güce Tapınma-Bilgi

Diktatörlük ilginç bir olgu. Öyle bi karizması var ki, boynunu vuracak celladı mutluluktan uçarak seçersin, öyle seversin ki, baltanın keskin ucunu bile hissetmezsin!
Güce tapınma, insanlığın genlerinde var galiba.

  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Kurban olma genlerimizde var bence… :))

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü İnsanoğlu,paraya sahip olunca;olmayanlara binbir tuzak kurarak korkunun himayesi altına alıyor.Korkunun olduğu yerde de hemen teslimiyet başlıyor.Gücümüzü(erk) farkında olmadan teslim edip,güçlerine güç katıyoruz.Karanlık çağlar boşuna denmemiş.Çok şükür ki ‘it’s over!:)

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Bence de korkunun mevsimi bitiyor. Geçenlerde bahsettiğim Tüfek,çelik Mikrop kitabında,168 İspanyolun koca İNKA imparatorluğunu nerdeyse bir günde yok ettiklerinin öyküsü vardı. Bu hayretlik olgunun ardında hep bilgi var. Bilginin tüm kullanıma açık hale gelmesi internet sayesinde oldu. Şimdi bana göre önümüzdeki merhale lisandır. Çünkü total bilgiye erişmenin şu an tek engeli lisan farkları. Ne olup ne bitecek meraktayım 🙂

“Bilgi eskiden sadece belirli elit, aristokrat ve yer altı örgütlerinin elindeydi, oysa şimdi birden bire tüm kullanıma açılıverdi. Bilginin her devirde toplam bi kütlesi olduğu söylenegelmiştir. Az sayıda insan elindeyken onların birim başına düşeni çoktu ama şimdi aynı miktar bilgi birdenbire yedi milyara bölünüverince, birim insana düşen bilgi miktarı az görünüyor! Yani zenginler parayı, bazı aristokratlar bilgiyi, siyasetçiler gücü paylaşmaktan hoşlanmazlar, bu bir matematik meselesi! Aslında BİLİNENLER, matematik ve fizikle açıklanabiliyor.
Herkesin kolayca paylaşabildiği yegane şey, öbür dünyadaki servettir. Bilinmeyeni paylaşmak hep kolay gelmiştir.”sa

Elvan E Bilgiye ulaşmak hiç bir dönem bu kadar kolay olmamıştı,bilgiyi özümsemek hiç bir dönem bu kadar zor olmamıştı…..
Sibel Atasoy Doğrudur. Sebeplerden biri muhtemelen eskiden bilginin özümsenmesi metodundan başkası bilinmiyordu ))))Şimdi sahtelik dünyayı çepeçevre sardı ve özümsenme denen işlem tüm bu sahteliğin ortasında gözlerden ırak minik bi adacık gibi kaldı!
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Şu anda dünyada olan güç savaşı muhtemelen bilinçsizce de olsa hangi lisanın galip geleceği üzerine yapılıyor. Görünen o ki bu savaşta finale kalan arapça ve ingilizce oldu. Türkçe zaten osmanlılar tarafından yarışmadan çekilmişti. Fakat buna mağlup denebilir mi? hiç sanmıyorum. Çünkü osmanlılar, arapça ve farsçayı üzerine fransız sosu dökerek bi anadolu lisanı haline getirdiler. Evet biz bilgiye erişme yarışmasında elendik amaöz itibariyle zenginleşmiş de olabiliriz. Tabi tamamen yanılıyor da olabilirim 🙂

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Tamamen katılıyorum bu fikre…Osmanlı Devleti sayesinde oluşan dil “imparatorluk” diliydi..Zenginlikti..Cumhuriyet Türkçesiyle daha da zenginleşti..Moğolca kelimelerle daha evrensel oldu.;-)

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Moğolca kelimeler? Nedir onlar? Nasıl oldu bu ekleme?
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü imparatorluk dili de olsa sonuçta osmanlıca yarışa katılamadı, elendi. Artık kazananın ingilizce veya arapça olması bizim için hiç fark etmiyor bence )
  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Moğolca kelimeler çok eski tarihlerden bu yana Türk dilinde kullanılmaktadır…Dil aile yakınlığı ve coğrafya birliği bu etkilenmeye neden sanki…Bal,Çağ,Ordu gibi sözcükler bunlara örnektir..Çoğaltılabilir..Cumhuriyet döneminde ise M.Kemal’in “Güneş-Dil” teorisi doğrultusunda Öz Türkçecilik ile birlikte Türkçe’de bulunmayan ekler de Moğol dilinden alındı..Bunlara örnek ise “tay” ekidir…Yargıtay,Danıştay,Sayıştay gibi..”Güneş-Dil” teoreminden daha sonra yine M.Kemal döneminde vazgeçildi hatırladığım kadarıyla..Ama “tay”lar kaldı..:)

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Moğolcadan geldiğini bilmiyordum. TC döneminde ingilizce sözcüklerde epeyce geldi sanırım, aslında bilim ve kapitalizmin dilinin ingilizce oluşu da bunu hızlandırmış olabilir.

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Sonraki zamanlarda İngilizce Bilim ve Teknoloji dili ,İtalyanca ve Fransızca ise Hukuk dili olarak Türkçede yoğunluk kazandı elbette..İlerleyen zamanlarda ise Turizm sayesinde Rusçadan kelimeler ile zenginleşeceğiz…:)))))

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü ‎:) Dikte etmesin de ne olursa amenna

Antik Diller yazı dillerinin/Alfabelerin doğuşu ve titreşimler

ANTİK DİLLER YAZIDİLLERİNİN / ALFABELERİN DOĞUŞU VE TİTREŞİMLER

tonoskop 03 200x300 Cymatics | Saymatiks | Sesten Şekle | Şeklin Sırrı

Hans Jenny, Tonoskop adında bir cihaz tasarlıyor. (Cristal osccillators) İnsan sesi ile bir borunun ucundaki zar titreşiyor ve kelimeler görünür bir hal alıyor. Cihazda elektronik hiçbir parça olmadığından sesin frekansı en temiz şekilde görülebiliyor.

Bu cihazla antik dillerle özelikle Sanskrit ve Hebrew ile çalışıyor. Modern dillerden farklı olarak sözün söylenişi ile oluşan şekille görüntüde oluşan şeklin uyumunu veyazılı alfabede o kelimenin o şekilde yazıldığını görünce çok şaşırıyor. Bunun anlamı o dilin yazıdilini oluşturanların bu çeşit bir deneyi yapmış olması olabilir veya başka bir yöntem de olabilir. Böylece o eski dillerin en eski dili görüşüne de atıfta bulunuyor bu fikir ve Tibetçe, Çince, Eski Mısırca için de denenmeli… http://www.world-mysteries.com/sci_cymatics.htm

sriyantra mantra2 294x300 Cymatics | Saymatiks | Sesten Şekle | Şeklin Sırrı

Peki bu teorinin temeli var mı? Evet var. Özellikle eski zamanlardan kalma şekiler bugün bunu keşfetmemizi sağlıyor. Yukardaki örnekte Hans JHindistan’da meditasyon sırasında tekrarlanan bir kutsal kelime olan OM sesi verildiğinde bugün oluşan şekil ile binlerce yıl öncesinin sembolü şaşılacak şekilde aynı. Kutsal kadim dillerin kutsal görüntüler oluşturduğu düşünülüyordu. http://www.unitedearth.com.au/sound.html

Dikkat edin eski dillerin pek çoğunda semboller dili oluşturur. Harfler değil. En eski dillerde sanki başka bir ana dilin mirasçılarıdır. Kimilerine göre insanın nefes alış veriş sesi bile evrensel bir enerjinin formudur.

Gözle görmediğimzi enerjinin form kazanması ve görünür dünyaya ait fiziksel maddenin toparlanması atomların molekül oluşturacak şekilde biraraya gelmesi onların daha uzun dizilimleri organik maddeyi ve tüm gördüğümüz maddeyi olşturması sesin maddeyi zorlayarak biçim vermesi gibi enerjinin kafeslerinde mi oluştu.

Ses aslında oluşturulurken 3 boyutlu bir bilginin 2 boyutlu ardışın genlikler halinde saklanması ve şifrelenmesi mi?

Yani şöyle düşünün ses aslında dalgalardan oluşur. Bu dalgaların genlikleri ve frekansı vardır. Ses arka arkaya gelen titreşimleri taşırken sadece iki bilgiyi bilmek ve dizi halinde ardarda dizmek yeterlidir. (Genlik ve frekans bilgisi) Ancak bu ses bir metal plaka üzerindeki tozlara 3 boyutlu bir bilgi ile şekil verir. Ardı ardına gelen frekans dizisi notaları notalar parçaları oluşturur.

Oluşan görüntüler andan ana değişirken dikey bir ışınım gibi üst boyuttan alta doğru inen enerji frekansı her boyutta süzgeçten geçerek şekil değiştirir. Böylece evrensel bir biçimlenme başlar. Gerek titreşim frekansı gerekse fiziksel büyüklük olarak her katmanda enerji farklı biçimlere bürünse de ses bunlardan birisidir. Önce maddeye o katman kaç boyutlu ise o kadarlık biçim verir. Sonra arka arkaya gelen enerji demeti zamanı oluşturur. Zamansal değişimi ve hareketi bu enerjinin bir borudan akan su gibi ya da arka arkaya gelen ses dalgaları gibi gelişiyle oluşturur.

Madde hali hazırda bu biçimde kalışını bu akışın sürekliliğine borçludur. Burada evren için anlatılanları aynen insana uyarlarsak bünyesinin bu enerjinin indirgenerek gidişinde hangi katmandaki bilgiyi aldığı şuurunun açılığını belirleyecektir. Hatta sağlığını uyumlu çalışan bir organizma olmasına.

Öyleyse enerjinin şekillenmesi gözle görünmeyen matematik kanunlara bağlıdır. Böylece önce görüntüyü gördük. Sonra bu görüntüyü sesin oluşturduğunu anladık. Sonra sesin bu görüntüyü oluşturmasının altında yatanın enerjinin karakterinden kaynaklandığını ve sesin bir enerji türü olduğunu başka enerji şekillerinde de biçimler oluşacağını gördük.

Soru enerjinin karakterinin neden böyle olduğu. İşte şimdi matematiğe geldik. Eğer çemberi oluşturmak için sonsuz sayıda noktayı bir merkeze eşit uzaklıkta dizmemiz gerektiğini biliyorsak bu noktaların bize Pİ sayısını vermesi gibi enerjinin karakterinde sabit olmasına karşın sonsuza uzanan değerler var. Bu değerler soyut evrenin somutlaşmasını sağlıyor.

Dolayısıyla soyut kısımda henüz keşfetmediğimiz bölümler olabilir.

KRİSTALLERİN TİTREŞİM OLUŞTURMADA YERİ

Kuartz tipi kristallerin istenen frekansı sürekli tekrarlama özelliği vardır. Programlandıklarında ışıksal ve sessel olarak istenen titreşimi temizleme, koruyucu alan oluşturma sağlıklı rezonans yaratma gibi bölümlerde kullanabilirler. Hans Jenny araştırmalarında kristal osilatorler kullandı. (OSİLATÖR: Elektrik salınımlarını elde etmek için, genellikle elektron tüpleri kullanan elektrikle çalışır bir cihaz) http://www.world-mysteries.com/sci_cymatics.htm

DUALARIN ETKİSİ

Mantralar, meditasyonlar ve duaların belli bir ritemdeki özel kelimelerin tekrarı, önce zihni sonra sesi ve sonra bedeni aynı anda belli bir frekansa sokar. Bu titreşim asal bir akış ile temasa geçilebilmesini sağlar. O düzlemin titreşimlerine yaklaştıkça oradan gelen algı iş oluş ve duygusal izlenimler algılanır hale gelir. Beyin merkezlerinin doğru uyarımları insan üzerinde olumlu etkiler oluşturabilir.

CHLADNI DESENLERİ ÜRETEN PROGRAM

Bir ses kaynağı ve metal plaka olmadan da bu yapılabilir mi diyerek düşünürken olayın matematiksel modelinin mutlaka kurulmuş olması gerektiğini düşündüm.
Gerçekten de http://softwaretonoscope.com/ adresinde bir program buldum. Verilen frekansın görüntüsünü oluşturuyor. Ayrıca frekans üretici program SineGen 2.1 http://www.tucows.com/preview/502787

GEOMETRİ
http://wikicompany.org/wiki/911:Geometry

TİTREŞİMLERLE 3 BOYUTLU NESNELERİ OLUŞTURUP VARMIŞÇASINA DOKUNABİLMEK

İnanılmaz ama Japon bilimadamları bunu başardı. Bilgisayar ekranında tasarlanan nesneyi ultrasonik ses dalgaları üzerinde oluşturuyorlar. Elinizi uzatıp dokunmak istediğinizde şaşırıyorsunuz, sanki görünmez şekilde nesne orada. Düşünün bununla cilt üstünde pek çok duygu elde etmek mümkün.

Cymatics Nedir? | Saymatiks Sesten Şekle | Şeklin Sırrı

Not: Senelerdir ilk lisanların büyü etkisi taşıdıklarını ama zaman içinde birbirine karışıp bu etkilerini büyük oranda kaybetmiş olmaları gerektiğini söylüyorum. Yukardaki bilgilerden haberim yoktu. Bu konularda çalışılıyor olması heyecan verici, yazının ve adresteki araştırmanın sahibi görünen Süleyman Sönmez’e de teşekkürler.

Gönlümden geçen ÖNtürkçe lisanının yukardaki gibi bir teste tabi tutulması ve harflerin- kelimelerin hangi şekillere denk düştüğünün araştırılmasıdır doğal olarak. Konuştuğum ve beni, ülkemi bildiğim tüm gerçekliği oluşturan sesleri ve frekansı merak etmemin çok doğal olduğunu sanıyorum.

Görünmez el teorisi

Görünmez el teorisi

Bu teoriye göre dil değişimi görünmez bir elin etkisinin bir sonucu olarak kabul edilir. Bu teorinin en önemli temsilcisi Düsseldorf Üniversitesi (Heinrich-Heine) profesörlerinden Rudi Keller’dir. Bu teoride dil değişimi ne doğal bir olgu ne de insan eliyle gerçekleştirilen bir durum olarak anlaşılır, aksine bu teoride dil değişimi bireylerin kişisel eylemlerinden istem dışı ve plansız bir durum olarak ortaya çıktığı anlaşılır. Koordinasyonsuz bir davranış koordineli bir yapının bütünsel olmayan bir koordinasyona sebep olur. Kendiliğinden oluşan bir düzen olarak dil ayrıca bu görünmez elin etkisinin bir sonucudur. Rudi Keller’e göre dil, 3. türün bir olgusudur (görünmez elin), yani ne insan tarafından oluşturulmuştur ne de doğal bir olgudur; bunların tam aksine dil, bireysel ve uluslararası eylemlerin çeşitliliğinin nedensel bir sonucudur. Dil değişimi ayrıntılı olarak dilin gereksinimi doğrultusunda kendiliğinden oluşur. Dil değişiminin özel bir durumu anlam değişimidir. Rudi Keller’e göre dilin kullanım kurallarının değişmesi ile sözcüklerin anlamları değişir, çünkü Ludwig Wittgenstein’a göre bir kelimenin anlamı bir dil sistemi içerisindeki düzenli kullanımına bağlıdır. Bu teoriye göre dil değişimi esnasında dil kullanıcıları görünmez elin etkisi ile bir sözcüğün kullanım kurallarını değiştirir, böylece dil kullanıcıları daha sık kullanılan bir anlam üretirler ve bu anlam, dil toplumu içerisinde zamanla yeniden öğrenilir. Biçimsel değişim genellikle kuralların bozulması ve anlam değişimi aracılığıyla oluşur, ayrıca biçimsel değişim görünmez elin etkisi altında kurallara uygun özel dil kullanımı sayesinde anlam belirlemesi olarak ortaya çıkar. Kaynak


Yukardaki alıntıya dille ilgili bir araştırma yaparken rastlamıştım. Aslında “görünmez el” başlığı bazı arkadaşlarımın da bildiği özel bir anımı hatırlattığı için dikkatimi çekmişti.  Teorinin ne demek istediğini tam olarak açıklığa kavuşturamasam da bazı tanıdık kokular barındırdığı için günlüğüme not düşmek istedim.

Belki gelecekte bu konuda söyleyeceklerim olabilecektir.