Sinemada bir karakter elini kapıya sıkıştırdığında, koltuğumuzda istemsizce kıpırdanırız. Bir annenin çocuğunu kaybettiği sahnede boğazımız düğümlenir; ekranda yalnızca ışık, ses ve oyunculuk varken gözlerimiz dolar. Bu tepkiyi romantik bir tesadüf saymak kolaydır. Fakat beynimiz, başkasının deneyimini izlerken şaşırtıcı derecede aktif bir ortaklık kurar. Sinema, karanlık salonda güvenli biçimde otururken bizi başka bedenlerin, başka korkuların ve başka hayatların içine sokan olağanüstü bir duygusal simülasyon makinesidir.
Ayna nöronların cazibesi ve sınırları
Ayna nöronlar ilk olarak maymunlarda, hem bir hareket yapılırken hem de aynı hareket başka biri tarafından yapılırken etkinleşen hücreler olarak keşfedildi. Birinin fincana uzanışını izlemek, gözlemcinin beyninde o eyleme ilişkin bazı devreleri harekete geçirebiliyordu. Bu bulgu, insanın neden kolayca taklit ettiğini, jestleri neden bulaştırdığını ve başkalarının niyetlerini nasıl sezdiğini açıklamak için güçlü bir aday haline geldi.