Çok fonksiyonlu cihazlar ve “hortlayan hisler galerisi”

Dünyada bilinen en gelişmiş tekniklerle yapılan bir cihaz düşünün. İnsanın düşünebildiği her türlü işlev en son teknikle bu cihaza yüklenmiş ve satışa çıkmış! Onu alan insan cihazı kahve servisi yaptırmakta kullanıyorsa bu onun bileceği şeydir. Ne satıcı ne de cihazın kendisi buna itiraz etmez. Aynı tür cihaz başka bir kullanıcının elinde değişik kullanım oranlarında hatta tam kapasiteyle (tam kapasitesi sonsuz olduğundan aslında sınırları tam çizilemiyor olsa da) hizmet veriyor olabilir; öyle ki bu cihaz Asimov’un en uzun yaşayan robotu gibi kendini yenileyebilir, eski işlevleri silebilir, değiştirebilir ve/veya yeni işlevler edinebilir.
Şüphesiz cihazın en çok kullanılan işlevleri bu boyutun fonksiyonları haline gelir. Daha az ya da tek tük kullanılan işlevler bu boyutta arıza ve/veya anomali şeklinde görülebilir, çok nadir kullanılan işlevleri ise belki ve muhtemeldir ki soyut alanları ve diğer boyutları devreye sokmaktadır. kimbilir 🙂

*

Kendimiz dediğimiz her ne ise ona “hortlayan hisler galerisi” de diyebilirim doğrusu.
Sizin akrabalarınızın atalarınızın en baştan beri nötürlenmemiş tüm hisleri bir bütün olarak sizde mevcut ve bunlar ara ara hortlarlar 🙂 Ve tam o sıradaki bi olaya, o olayın aktörüne sıçrayarak fiziki dünyada görünür olurlar. Size o kadar gerçek görünürler ki o tabloya sımsıkı sarılırsınız, hem de ne sarılma, adeta aşıklar sarılması!
İşimiz kolay gelsin. Bu islerden arınmak nasip olsun. DonJuan’ın özgürleşme dediği savaşçının yolu bence tam olarak budur, hortlaklardan kurtulmak! Ho’oponopono… kışşşt kışşşt özür dilerim lütfen beni bağışla, teşekkür ediyorum, seni seviyorum.

Muhabbetimiz bol olsun

Olay basitçe şöyle gelişiyor:
1. Bir şey yaşıyorsunuz,bu şey genelde ilişkilendiğiniz biri ya da bi objeyle ilgilidir, ilişkiye geçilmediğinde siz sadece durgun bir göl gibisiniz  2.Yaşadığınız olayla ilgili bir çıkarımda bulunuyorsunuz. Şunu bi daha böyle yapmayacağım, ya da yapacağım şeklinde. Ben buna kendinizle yaptıgınız bir kontrat diyorum. Dikkat ederseniz bu konratın dili gelecek zaman ya da geniş zaman kipidir. Böylece bütünlüğünüz sizden aldıgı bu direktifi her ne olursa olsun gerçekleştirmek için can siperane çalışacaktır.Siz kontratı yapıp geleceğe gönderdikten sonra bunu yaptıgınızı unutursunuz.
3. Şimdinizde bir başka olay daha yaşadınız ve yeniden bi sonuca vardınız, bi kontrat daha yapıldı, geleceğe gönderıldi ve unutuldu! Bunlardan her gün yüzlercesini yapıyorsunuz. Ve çoğu birbirleriyle çelişen kontratlar ve hepsi bi arada geleceğinizi parsellemiş ve onu bilinen kılmıştır artık! Tabi ki bi falcı baksa geleceğinizi yüksek oranda görür, ben bile baksam görürüm çünkü ağzına kadar kontrat dolu!
4. Bunun ismin kontrat yerine düğüm de diyebilirsiniz, milyonlarca düğümle oluşturulmuş gelecek halınız emrinize amade. Peki sorun nerede? Sorun şu ki bunları yaptıgınızı anında unuttuğunuzdan geleceğinizde normalde bulunan sınırsız potansiyellerin hiç biri bu belirlenmiş halının deseni arasına giremiyor. Siz ne deneseniz, kaç yaşam koçu, ya da guruya gitseniz, çabalayıp didinseniz hayatınızda kayda değer bi yenilik, her şeyden önemlisi SEVİNÇ olmuyor, neden?
5. Çünkü sevinç, bilinmeyenden gelir, beklenmeyen şeylerin oluşumu bizim gerçekten yaşadığımızın göstergesidir. Geleceğinizi boşaltınız. Böylece sınırsız potansiyeller denizi ile karşılaşacaksınız.
6. Geleceğiniz gidin, kontratlarınızı tek tek yakalayın ve kelimelerinizle onları bozdugunuzu haykırın.Sadece boşaltın. Plana filan ihtiyacınız yok sizin  Bunun adına ister özetleme, ister bütünleme deyin fark etmez. Kontratlarınızın alanına gitmek çok kolay. Sakince oturun ve yüksek sesle, filanca konudaki kontratlarımı göster diye bağırın. Boşlukta yeterince bekleyin, aynen bilgisayar ekranı gibi alt alta dökülecekler. BAK uygulamasına katılmış olanlar bunun nasıl kolayca olabildiğini deneyip gördüler.
7. Ortaya çıkan bu kontratların geçerliğini yitirmiş olanlarını derhal yine haykırarak fesh edin. Aslında keşke hepsini fesh edebilseniz. lsun zamanla:)
8. Bir kere değil, ilk zamanlar her gün bir kez bu uygulamayı yapınız. Souçlara takılmadan, beklentiye girmeden boşalınız. Karşılıksız sevgi diye diye yoruldunuz velakin ne çok karşılık beklediğinizi bilmiyorsunuz. 10 gündür yapıyorum ama bu hafta da sayısal tutmadı, ruh eşim hala sokağın ucunda görünmedi, bir gram dahi veremedim henüz gibi şeyler, hala allaha kavuşamadım, su üstünde yürüyemedim, ışığım yeteri kadar parlamadı vs vs demeyin. Bunların hepsi, ayrım olmaksızın hepsi bir başka kontrattır geleceğe yollanmış. Biz sadece boşaltmakla ilgiliyiz, doldurmayı dert etmeyin, evren boşluk sevmediği için o zaten dolmaya mecbur 

Bu notu kendi bütünlüğüme hatırlatmak için yazdım, birden içimden geldi, muhabbetimiz bol olsun 🙂

Bunun şöyle bi de devam prensibi var: anda ağzınızdan çıkıveren tespitleri, örneğin “acı sevmem” veya “bi daha asla yalınayak dolaşmayacağım” gibi geniş ve gelecek zaman kipleriyle söylenmiş tespitleri (kontratları/düğümleri) kulağınıza çarptıgı anda derhal sağ elinizle havada yakalayın (sinek yakalar gibi) ve aynı cümleyi geçmiş zaman kipine dönüştürerek tekrar edin: “acı sevmezdim” veya “yalınayak dolaşmazdım” gibi, zaten düzeltilmişini söylerken muhtemelen kahkaha atacaksınız. İşte o sözü o kahkaha şifalandıracak. Böylece düğümler halı haline gelemeden çözülecekler. En azından ben yıllardır böyle yapıyorum, beni tanıyanlar herhalde hatırlayıp gülmüşlerdir:)

A bu arada düğümsüz halı da mümkün  Beş sene kadar önce yeni eve geçerken eşyasız oturmakta altı ay kadar direndikten sonra annemi kıramayıp asgari bi eşya alımına giriştim ve bu arada bi türlü halı beğenemedim bir yılın sonunda beğendiğim, eh bu olsun bari dediğim bi halıya rastladım, gri renkte uzun merserize gibi ipeksi saçaklı bi halı ve onun yavrusunu satın aldım. Neyse günler geçti bi de baktım ki elini o uzantılara atıp hafifçe çekince elinde kalıyor! Herhalde bi yanlışlık var bu işte deyip mağazayı aradım, cevap şuydu, bu halılar düğümsüz yapılmıştır! hahahahahaha bi gün sabahtan akşama kadar otur başına tek tek çek iplikleri, ortada halı diye bişey kalmaz. çok komik, şu anda aklıma gelince paylaşayım dedim belki bunu metafor dünyasına çevirirsiniz.

Bilinç dışı ve taraf olmak

Bastırılıp bilinç dışına atılan gölgelerin dış dünyaya yansıtılarak, diger insanlarda yaşatılması, her dualizmde yasanan ve fark edilebilen bir süreçtir.

**

Farkindaligin karanlik denizi henüz yakana-birlesim noktana-yapisip seni emmemisken, hala yapacak biseyler var; ÖZETLEME

**

Güvercinlerimizin tek bi yavrusu olmus, döndugumde yumurtanin kirik yarisini bulmustum. Şimdi de ancak başının tepesini gorebiliyorum, pek hareket etmiyor ve dort gündür ilk kez sesini bugün duydum, acaba hasta mı böyle mi olur? Anne ve baba artik yuvanin dibinde degil bir metre uzaginda yine sırayla nöbet tutuyorlar. Arada bebegin yanina gecip kanat cirpiyorlar, onun kanatlarini acip altini didikliyorlar, acaba bebegi serinletmek mi istiyorlar, haklarinda hic bi sey bilmiyorum oyle bi anlam veremeden iki metre uzaginda uyuyup uyaniyorum, calışıyorum, tetikte bekliyorum.

**

Olanaklarımızi kısıtlayan şey, aslında bi yorumlama sistemi olan bilişselligimizdir. Bize olasılıklarımızın parametrelerinin neler olduğunu söyleyen yorumlama sistemimizdir ve bu yorumlama sistemini tüm ömrümüzce kullanmış oldugumuz için, onun hükümlerine karşı çıkmaya hiçbir şekilde cesaret edemiyoruz. CC

**

Bireysellik gecici ve farazi ise yaşam, ölümün toplam kalitesini yükseltmeye cabalıyor diyebilir miyiz?

**

Rüya görüsmeciligi yöntemi, özetleme konusunda en büyük yardimciniz. Sistematik bicimde bunu sürdürenlerin soyut alanlar icin zaman ve enerjisi çogaldigi gibi, kendine güvenin artisi karar verme konusundaki gücluğu de buyuk oranda elimine ediyor. On yilda izledigimiz tum rüyalar bu sonuca ulaştıran hayat örnekleri sunuyorlar.

 

ERK için ulaşılabilir olmak

Rüzgar aslında rüzgar değil, tatarcık böceği böcek değil, peyote töreninde oynaştığı köpek aslında köpek değil!

DJ, erk anlarında; sıradan işler dünyasının var olmadığını, hiç bi şeye kesin gözle bakılamayacağını, tüm o bilindiği Sanılan şeylerin içinde -içerilen- erk ya da kutsal varlığın, yaşama geçtiğini söyler.

Erk anları, peyote vs bi takım maddelerle geçilebilen yerler olmakla birlikte esasen dış yardım CC gibi aşırı gerçekçiler icin baş vurulacak bi çare gibi görünmekte, değilse iç sessizliğin sağlanması ERK anlarına geçişi kolayca sağlayabiliyor.

**

“Büyücülüğün en büyük projelerinden birine başlamanın zamanıdır” dedi
“Ne projesinden bahsediyorsun Don Juan?” diye sordum
“Ona özetleme denir” dedi. (Sonsuzluğun Etkin Yanı-Müjdeci bölümünde geniş olarak yer almaktadır)

*

Sonsuzluk bizi hep o korkunç (!) seçim yapma konumuna sokar. Sonsuzluğu isteriz ama aynı  zamanda ondan kaçmak da isteriz.CC
Sadece birini istiyor olma halini hiç düşündünüz mü? Çok komik bi his 🙂

*

Sanki sessizliğin doğasında var olan her şeyin ortak lisanı var, özetleme yapıldığında evvelce vakit olmadığından ya da senin lisanın elvermediğinden veya çok baskın olduğundan evrensel lisana tercüme edemediğin olayı, yeniden ele almış oluyorsun. Aynı olayı her özetleme girişiminde o lisana biraz daha yaklaştırıyorsun veeee sonunda yaşadığın o şyi evrensl lisana itiveriyorsun! Bitti gitti oluyor. Artık karanlığın denizi senin peşine düşmek için  bulamıyor çünkü yaşadığını onun lisanına tam olarak tercüme ettin, o da seni tercüman olarak alakoymak zorunda değil artık. Bence bu açıklama tarzım, ünlü özetleme kavramı için oldukça neşeli bir versiyon oldu, hatta tiz bi senaryoda kullanıla 🙂

 

 

Sonsuzluk, ulaşılmaz olmak ve Rüzgar

Sonsuzluğa göre bir savaşçı için tek zahmete değer girişim özgürlüktür. Başka her türlü girişim aldatıcıdır. Her şeyi bir saat içinde feshedebilir misin?

*

Büyücüler insanlara boşlukta hayranlık duymazlar. Onlarla konuşur, onları tanırlar. Başvuru noktaları saptarlar. Kıyaslama yaparlar. Senin yaptığın biraz çocukça. Uzaktan hayranlık besliyorsun (Castanedanın bilişsellik profösörü Lorca’ya duyduğu hayranlığı kast ediyor). Kadınlardan korkan adamın başına gelenlere çok benziyor bu. En sonunda er bezleri korkusuna üstün gelir ve kendine ilk merhaba diyen kadına tapınmaya başlar.

*

Büyücülerin öncülü, bi şeyi içeri almak için, onu koyacak bi alan bulunması gerektiğidir. Günlük yaşamın ayrıntıları ile tepeden tırnağa doluysan, yeni hiçbi şey için yer yoktur. O yer oluşturulmalı.  Ne demek istediğimi anlıyor musun? Eski çağların büyücüler, yaşamını “özetlemenin” o alanı oluşturduğuna inanırlardı. ÖZETLEME bunu gerçekten yapıyor ve çok daha fazlasını da elbette.

*

“Dünyasını sıkıp onun biçimini değiştirmediği için ulaşılmaz olur kişi. Hafifçe dokunuverir ona, gereksindiği sürede kalır orada, sonrabir iz filan bırakmadan tez ayrılır oradan.” CC

*

“Dünya giz dolu bir yerdir, özellikle alacakaranlıkta.” Çenesinin hareketiyle rüzgarı imledi Don Juan “Bizim peşimizden gelebilir bu. Bizi bitkin düşürebilir, hatta öldürebilir de .Günün bu saatineo yalnızca bi rüzgar olmaz, bu saatte yalnız erk olur. Oun rüzgarın içinde saklanan, fırıldak gibi dönen bir sarmal, bi bulut bi duman ya da bi yüze benzediğini  söyler DJ, belirli bir doğrultuda ilerler, ya yuvarlanıyormuşçasına ya da döne döne ilerler. Bi avcının doğru biçimde hareket edebilmesi için bütün bunları bilmesi gerek.”

Sekiz dal parçası koparıp yere o dalların altına kendini saklar ve sessizcce durabilirsen, rüzgar en çok yirmi dakika içinde kesilir. İnanmıyorsanız deneyin 🙂